
3ème Dimanche de l’Avent – A
3rd Sunday of Advent – A
3ª Domenica di Avvento – A
CET - Katolik Ruhani Reisler Kurulu
Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu -|- Թուրքիոյ Կաթողիկէ Եպիսկոպոսներու Համաժողով -|- Conférence Episcopale de Turquie -|- Conference of Catholic Bishops in Turkey -|- Conferenza Episcopale Turchia -|- مؤتمر الأساقفة الكاثوليك في تركيا

3ème Dimanche de l’Avent – A
3rd Sunday of Advent – A
3ª Domenica di Avvento – A
Kutsal Kitab’ın Okunması
1. Okuma Yeşaya 35,1-6.8.10 Mezmur 145 2. Okuma Yakup 5,7-10 İncil Mt 11,2-11
İsa’nın Kendisinden önce gelen, gelişine yol hazırlayan için, Yahya için, söylediği söz, dikkatimizi çekiyor: “Kadından doğanlar arasında, Vaftizci Yahya’dan üstün olanı ortaya çıkmamıştır, ama bununla birlikte Göklerin Ülkesinde en küçük olan, ondan üstündür”. Yahya’ya yöneltilen övgü, bir insan için söylenebilecek en üstün övgüdür: kimse ondan büyük olamaz, insanların “Büyük” diye hitap ettikleri kişiler bile. Fakat normal gördüklerimizle karşılaştıramayacağımız bir değer vardır: bu, Göklerin Ülkesindeki büyüklüktür! İsa acaba neyi düşünüyordu?
Vaftiz olan, ilahi yaşama bürünür, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adına batırılır. Vaftiz olan, İsa’nın Kendisinin ölümünün ve dirilişinin gizemine daldırılmıştır: bu, yeni ve bu dünyanın insanları için tanınmayan bir büyüklüktür, Allah’ın büyüklüğüdür! Yahya, İsa’nın kral olduğu göklerin hükümranlığına insanları hazırlamak için bir tövbe vaftizi ediyordu. Fakat o, bu hükümranlığa giremedi, İsa’nın öğrencileri tarafından Paskalya gizemine katılmak için vaftiz edilemedi, Mesih’in Bedeni ve Kanı ile beslenemedi. Bu sözlerle İsa, kesinlikle Yahya’yı küçük düşürmek istemedi, o mutlaka göklerdeki azizlerin arasındadır; sadece öğrencileri olma arzusunu bizde uyandırmak istedi.

Yahya hapistedir; bunun sebebi, herkese, güçlüler dahil, Allah’ın Sözünü hatırlatmak istemesiydi. O, Mesih’i müjdelediğini biliyordu, ama O’nda kendisinden beklenen işaretleri göremiyordu. Bu sebepten hata etmediğinden emin olmak isteyerek öğrencilerini İsa’ya yolladı.
İsa’nın cevabı çok güzeldir. O, ne evet ne de hayır diyor: Gözlerinle bak ve göreceksin; yaptıklarıma bak ve peygamberlerin müjdeledikleriyle karşılaştır. O zaman kendin benim kim olduğumu söyleyebileceksin.
Yahya peygamberlerin sözlerini biliyordu, Allah’ın Hizmetkarının körlerin gözlerini açacağını, dilsizleri konuşturacağını biliyordu; onun günlerinde topalın koşacağını ve felçlinin ayağa kalkacağını da biliyordu. Peygamberler bu hayret edici şeyleri bildirmişlerdi ve işte, şimdi bunlar, acı çekenlere yaklaştığında İsa vasıtasıyla gerçekleşiyor. O’nun kimliğini tanımak zor değil!
Yazılar ve eylemler çakışıyorlar; bu, tüm olayları ve zamanları doğru bir şekilde anlamak için yardımcı olur. Bundan İsa’nın Kutsal Yazıları tanımaya verdiği önemi anlıyoruz. Onlara karşı büyük bir sevgi besleseydik, Allah’a ve O’nun Oğlu’na beslenen aynı sevgiyi, gerçekleşen olayları daha kolaylıkla anlayabilecektik ve dünyadaki hizmetimiz daha verimli olacaktı!
Aziz Yakup mektubunda bize seçmeyi bilme örneğini vermektedir: Allah’ın Sözlerinin gerçekleşmesi gecikmektedir, insan Oğlu’nun gelmesi gecikmektedir. Ne yapalım?
Peygamberlere bakalım: Onlar, “sabır ve dayanma örneğidirler”, bu sebepten biz de sabrımızı canlandıralım. Doğada gerçekleşenlerden bile örnek alabiliriz: Çiftçi, ektiği andan ekin zamanına kadar uzun zaman için sabrediyor. Sözünü ekip yaşamımızı dualarla donatan bizler de, aynen sabırlı olalım, birbirimizden şikayet ederek Rab’bin hükmünden önce gelmeyelim! Sevinci uyanık tutalım, çünkü Allah’ın Sözleri gerçekleşecektir: “Cesaret! Korkmayın, işte Allah’ınız… O sizi kurtarmaya gelmektedir”.
Vaftizci Yahya’nın yorgunluğu ödüllendirilecektir, şüphesi artık çözüldü: İsa, Gelmesi Gereken, Gelen ve Gelecek Olan’dır! Artık beklemek gerekmiyor: Başka kimsenin gelmesi gerekmiyor. O’nun Hükümranlığını inşa etmek, bununla dünyayı cennete değiştirmek üzere O’na katılalım!
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it
Okuma Yar. 3,9-15.20 Mezmur 97 2.Okuma Ef. 1,3-6.11-12 İncil Lk 1,26-38
Kutsal Kitab’ın Okunması
Bugün Allah’ın sesini dinleyen Meryem’i düşünelim: o, hepimizi temsil eden kadın olan Havva’nın yapamadığını yaptı. Havva hepimizi temsil etmekte, çünkü maalesef hepimiz onun durumundayız. Allah’ın sesini dinlediğimizde ilk yaptığımız şüphe etmektir, zekamızın dışarıdan sözlere ihtiyaç olmadığını, onu; başkalarını, Allah’ı dahil dinlemeden kullanabildiğimizi düşünüyoruz. Havva aynen böyle yapmıştı. O, Allah’ın Sözünden şüphe etti ve kendisinin daha hikmetli ve bilgili olduğunu düşünüp tam da Allah’tan şüpheye iten sesine kulak asarak kandırıldı.
Allah’ın Sözünü dinlesek birçok hayal kırıklığını yaşamamış olurduk! Bugünkü bayram, Allah’ın bizim sadece iyiliğimizi istediğini ve bizim O’na daima güvenebileceğimizi anlamamıza yararsa, Meryem mutlu olur ve gerçekten kutlandığını hisseder.
İnsanları kandıran yılan cezalandırılıyor, ama onu dinleyen insanlar bu büyük hatanın sonuçlarını çekiyorlar. Sonuçlarını Adem’in bütün evlatları miras alıyor: onlar, tarihine itaatsizliğin girmesi yüzünden büyük acılar çekiyorlar. Ne çok günahlar ve bunların yüzünden çekilen ne çok acılar! Tüm ruhani, manevi ve fiziksel acılar
Bunun için yeni bir dünyayı başlatacak, itaatsizlik etmeyecek, Baba’nın devamlı olarak yankıladığı Sözünü unutmayacak, yüreğin derinliğinde Allah’ın sesini dinlemeyi öğretecek bir Annenin bize verilmesini ne kadar çokistiyoruz!
Meryem, Allah’ın meleğini dinliyor, yardım diliyor ve kendini hazır olarak sunuyor. Söz, ona sahip olarak onun aracılığıyla gerçekleşecektir. Melek ona insana imkansız bir şeyi, Allah’ın peygamberliğinin gerçekleşeceğini bildiriyor: Meryem ‘Hayır’ demiyor, sadece ne yapması gerektiğini soruyor, ne şekilde faydalı olabileceğini merak ediyor. “İşte, Rab’bin hizmetkarıyım, bende O’nun Söz’ü gerçekleşsin!”. Meryem; dünyayı değiştirecek bir cümle, dünyayı günah durumundan lütuf mabedine, egoizm yerinden sevgi bahçesine değiştiren bir cümle telaffuz ediyor.

Bugün Meryem’i kutlarken onu biz günahkarlar için kurtuluşumuzun teminatı, Allah’ın bize doğru olan iyiliğinin işareti ve O’nun sevgisinin bedava oluşunun garantisi olarak görüyoruz. Meryem’e kötülük dokunmuyorsa bu, Allah’ın bir armağanıdır. Ve de bu armağan affa ve yeni yaşama ihtiyacımız olan bizler için gerçekleşti.
Meryem’i kutlarken, daima bize yardım etmeye hazır olan Allah’ın sevgisini kutluyoruz. Meryem’i tamamen saf olarak kutluyoruz, çünkü onda beliren Allah sevgisi tamdır. O, lütuf ile doludur, çünkü Allah ona her şeyi, tüm sevgisinin güzelliği ve sadakatini bağışladı. Meryem’i onurlandırarak yüreğimiz gerçek yolu, Baba’ya doğru yönelmek için en doğru ve güvenli yolu bulmaktadır.
Meryem, alçakgönüllülüğün parladığı Anne, Allah’ın sadakatini yansıtan Anne, göksel mutluluğunda bizi hatırla! Işık sende gölgeyi bulmamaktadır, sende bizlerin mahvettiğimiz Baba’nın sevgisinin ve planının güzelliğini görürüz: bizi Kurtuluşa doğru getir, bize Kurtarıcıyı bağışla!
P. Vigilio Covi
RESPONSORİUM Mi. 4, 2; Yuh. 4, 25
¥ Birçok ulus gelecek, “Rab’bin Dağı’na, Yakup’un Allah’ın Tapınağı’na çıkalım” diyecekler. * O bize kendi yolunu öğretsin, biz de onun yolundan gidelim.
¶ Mesih denilen meshedilmiş olan gelecek, o gelince bize her şeyi bildirecek.
¥ O, bize kendi yolunu öğretsin, biz de onun yolundan gidelim.