
Sermon on the Mount
4ª Domenica del Tempo Ordinario – A
4th Sunday of Ordinary Time – A
4ème Semaine du Temps Ordinaire – A
CET - Katolik Ruhani Reisler Kurulu
Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu -|- Թուրքիոյ Կաթողիկէ Եպիսկոպոսներու Համաժողով -|- Conférence Episcopale de Turquie -|- Conference of Catholic Bishops in Turkey -|- Conferenza Episcopale Turchia -|- مؤتمر الأساقفة الكاثوليك في تركيا

4ª Domenica del Tempo Ordinario – A
4th Sunday of Ordinary Time – A
4ème Semaine du Temps Ordinaire – A
Kutsal Kitab’ın Okunması
1. Okuma Sof 2,3; 3,12-13 Mezmur 145 2. Okuma 1Kor 1,26-31 İncil Mt 5,1-12
Peygamber Sefanya, düşüncelerini ve öğütlerini paylaşmak için yoksullara sesleniyor. Onun zamanında da zenginlere veya güçlülere seslenmenin bir yararı yok muydu? Allah’ın sözleri yoksullara ulaşır, yoksullar tarafından dinlenir, yoksullar bu sözleri itaat ve sevinçle, ve en önemlisi, meyve vererek yaşarlar. İsa dünyaya geldiğinde de, melekler geçici işleri, yaşamları ve konutları olan çobanları çağırdı, evlerinde ve işlerinde kendilerini güvende hisseden şehirlileri değil. Allah’ın tarzı, Nasıra’da gizlenmiş olan Meryem ile başladığı gibi, gizli kişilerle aramızda işlerini başlatmak. Ve aynen, son yüzyıllarda da, ilahi gösteriler yoksul köylü kızlarına, cahil çocuklara, üniversite diploması olmayan gençlere, hatta Kilise’nin açık düşmanlarına yönelmiştir.
Sefanya ne tavsiye ediyor? “Ülkedeki bütün alçakgönüllüler, Rab’be yönelin. Doğruluğu ve alçakgönüllülüğü amaç edinin.” Yoksullara zenginlik, güvenlik, hele ki güç ve otorite aramaları söylenmez. Rab’bi, adaleti, alçakgönüllülüğü arayacaklar: Rab adildir ve alçakgönüllüdür, alçakgönüllülüğü arayan Rab’bi bulur, adaleti arayan O’nun kalbinde bulur kendini.

Bu kısa sayfa, İncil’deki metnin güzel bir önsözüdür: İsa’nın öğrencileri tarafından yönlendirilen bir kalabalık dağa çıkmaktadır. Neden? İsa’yı arıyorlar ve onu bulmak için çaba sarf ediyorlar. Konforlarını, günlük işlerini bırakıp, dinlemelerinin rahatsız edilmeyeceği, arayışlarının başka şeylerden dağılmayacağı ıssız bir yere gidiyorlar.
Peki İsa ne yapıyor? Konuşmaya başlıyor, ağzını açıyor, sözleri tek tek dışarı çıkarıyor. Hepsi değerlidir, çünkü bu sözler O’nun sonsuzluğundan, Nasıra’da geçirdiği otuz yıllık sessizlikten, birliktelik, barış ve gerçekleşen umutlarla dolu bir gelecek vizyonundan geliyorlar.
İsa’nın söylediği sözler artık hafızamızda yer almaktadır. Artık düşünme ve arzu etme biçimimizin bir parçasıdırlar. Yine de, bu sözler yenidir. Onları daha önce duyduğumuzda, şimdi fark ediyoruz ki dikkatimiz dağılmıştı. Onları, alışkanlıklarımızı değiştiremeyeceklerini ve değiştirmemeleri gerektiğini düşünerek dinlemiştik. Bizimle İsa arasında; anladığımız, bildiğimiz, zaten Rab’bin istediği gibi olduğumuz yanılsamasını yaratan bir cam duvar olmaya izin verdik.
“Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Göklerin Egemenliği onlarındır”: yoksullar kimlerdir? Sadece yoksullar mı, yoksa dilenciler de mi? Ruhta dilenciye ne mutlu: yoksulluk, normalde anlaşıldığı şekliyle, ikinci planda kalıyor. Allah’ın Ruhunu, yani sevgi dolu yaşamını arzulayan, mutludur, yani Alllah’ın dostu ve müttefikidir. Bu şekilde o, İsa’nın sevilen ve seven kral olduğu göklerin krallığına katılıyor!
“Ne mutlu yaslı olanlara! Onlar teselli edilecekler.” Kimler ağlıyor? İsa’nın Kutsal Şehir için ağlamasını, Lazar’ın mezarı başında ağlamasını, Kudüs’ün kadınları ve çocukları için ağlamasını paylaşanlar. İsa’nın reddedilmesi, O’na olan imansızlık, O’nun acıları için ağlayanlara ne mutlu! Bu ağlama, Baba’nın tesellisiyle karşılanıyor.
“Bana olan bağlılığınızdan ötürü insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size!”. İsa’nın adı senin içinde o kadar güçlü bir şekilde mevcut ki, O’ndan nefret edenlerin nefretini çekiyorsan, Baba’nın kalbinde olursun. Korkmayacaksın; İsa’nın önceden tüm bunlara katlandığını bilerek, iftira yüzünden çektiğin utancı ve acıyı sunacaksın.
İsa’nın diğer sözleriyle devam edebiliriz, ama şimdi Aziz Pavlus’un Korintos cemaatinde, soyluların ve güçlülerin olmadığı yoksulların bir cemaatinde bu İncil’in sayfasını nasıl dinlediğine bakalım. Eğer tüm imalılar ya da çoğu, başkaları tarafından aptal olarak yargılanıyorsa, utanmamalıdırlar: onlar Allah tarafından seviliyor ve bu nedenle O’nun tarafından korunuyor ve kutsanıyor. Yoksul olabilir ve hor görülebiliriz, ama gurur duyuyoruz, çünkü aramızda, “Bizim için ilahi bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş olduğu” İsa var. O’nunla övünürüz ve başka bir şey aramayız. Dünya, gerçek bilgeliğin sevgiyle dolu olduğunu, gerçek adaletin insanları Kötünün adaletsizliğinden kurtaran adalet olduğunu ve kurtarılmış ve kutsanmış dünyanın göklerin krallığı haline geldiğini fark edecektir. Orada herkes yaşam, sevinç ve özgürlük bulur. Sefanya’nınbizi davet ettiği gibi, dünyayı değiştirmeye biz başlayacağız, çünkü şimdi aramızda İsa var!
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it
Papa XIV. Leo, İznik Konsili’nin 1700. yıldönümü vesilesi ile Türkiye’yi ziyaret etti. • Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeler gerçekleştiren Papa 14. Leo, görüşmelerin ardından, Millet Kütüphanesi’ndeki Cihannüma Salonu’nda davetlilere hitap etti.
• İstanbul’da ilk olarak Harbiye’deki Saint Esprit Katolik Kilisesi’nde (Kutsal Ruh Katedrali) episkoposlar, rahipler, diyakonlar ve ruhani görevlilerle bir araya gelen Papa 14. Leo, ardından helikopterle Bursa’nın İznik ilçesine geçti ve Birinci İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümüne ilişkin Hristiyan mezhepleri arasındaki ayine katıldı.
• Sultanahmet Camisi’ne ziyarette bulunan Papa 14. Leo, Mor Efrem Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi’ni ziyaret ederek yerel kiliseler ve Hıristiyan toplulukların liderleriyle toplantı gerçekleştirdi..
• Papa 14. Leo, Aya Yorgi Kilisesi ve Fener Rum Patrikhanesi’nde Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüşerek ortak bildiri imzaladı.
• Volkswagen Arena’da ayin düzenleyen Papa 14. Leo, Ermeni Apostolik Katedraline dua ziyareti yaptı. Ziyareti byounca vaazları, hitapları, ortak açıklamalar ve Fener Rum Patrikhanesindeki deklarasyon ile Patrik Bartholomeos Hazretleri le birlikte yapılan ortak açıklama metinlerini paylaşıyoruz:
Hristiyanların Birliği için Dua Haftası: son gün
Allah’ın Sözü Pazar Günü1. Okuma Yeş 8,23b – 9,3 * Mezmur 26/27 * 2. Okuma 1Kor 1,10-13.17 * İncil Mt 4,12-23
Kutsal Kitab’ın Okunması
Kilise hayatında özel bir dönemi yaşamaktayız: Yüzyıllardan beri imanlıların yaşamını rahatsız eden özel bir sorunu Allah Baba’nın önüne getirmek için bir araya geldik. Bu sorun, imanı yaşarken tutarlı olmamanın, Rab İsa’nın emirlerini uygulamada ciddiyet eksikliğinin, her gün haçı taşımada sebat eksikliğinin sonucudur. Tüm bunlar, Kilise’nin yaşamından kutsallığı sildi, uyumsuzlukları, bölünmeleri, hizipçilikleri teşvik etti ve Allah’ın büyük eserlerini mahvetmeye ve yok etmeye her zaman hazır olan Bölücü, Kötü Olan’ı rahatlattı.
Aziz Pavlus, ikinci okumada duyduğumuz gibi, bazı Hristiyan cemaatlerine, özellikle Korintoslulara karşı sert bir ses kullanmak zorunda kalmıştı. Bölünmeler, Hristiyanların bir müjdeciden çok başkasına sempati duymalarından kaynaklanıyordu. Böylece, İsa’ya aşık olmadıklarını, özden çok biçime, Rab’bin Sözünden çok kendi eğilimlerine önem verdiklerini gösteriyorlardı. Havari onlara şöyle demelidir: Hiçbir müjdeci sizin için çarmıha gerilmedi. Bizi çarmıhıyla kurtaran yalnızca İsa’dır.
Müjdeciler, O’nu tanımamıza ve sevmemize yardımcı olurlar. İsa’yı takip ederek, sempatilerimizi aşabilir ve birbirimize bağlı kalabiliriz, Rab’bin Kilisesi’nin birliğini parlatmak için kendimizi inkar edebiliriz. Rab, bu birlik için Baba’ya dua etti. O’na minnettar olmak istiyorsak, birbirimize karşı sevgi içinde kalmak için çabalayalım. Şüphe veya zorluk anlarında, cemaatte otorite sahibi olanların rehberliğine alçakgönüllü bir itaatle kendimizi bırakalım. İsa’nın Kendisi şöyle demişti: “Sizi dinleyen beni dinler, sizi hor gören beni hor görür.”
Bugünün İncil metni, ilk okumada hatırlatılan Yeşaya’nın peygamberliğini tekrarlıyor. İsa, Zabulon ve Neftali kabilelerine tahsis edilen Celile’de müjdeyi ilan etmeyebaşlıyor. Bu bölge, Yahudilerin Mezopotamya’ya sürülmesinden bu yana uzaklardan gelen farklı halkların büyük ölçüde yaşadığı bir bölgedir. Dolayısıyla, bu bölge Allah’ın Sözünün çok az bilindiği ve çok az uygulandığı bir bölgedir. Bu nedenle, bu halkların “ölümün gölgelediği ülkede yaşadıkları” söylenir. İsa, Yahya hapse atıldıktan sonra İncil’i ilan etmeye başladığında, “karanlıkta yaşayan halk büyük bir ışık gördü” tam da bu bölgede.

Öyleyse, İncilci tarafından özetlendiği şekliyle İsa’nın Sözünü dinleyelim. İsa, Yahya’nın duyurusunu tekrarlayarak başlıyor: “Tövbe edin, çünkü göklerin krallığı yaklaştı.”Bu, derin ve kesin anlamları olan güçlü bir sözdür. Davet, tövbe etmeye, yani dönüşmeye, düşünme biçimlerini değiştirmeye yöneliktir. Düşünce ve akıl yürütme biçimindeki değişimin nedeni göklerin krallığının yaklaşmasıysa, işte, bunu anlayabilir ve hemen sevinçle kabul edebiliriz.
Göklerin krallığı yaklaştıysa, bu, kralın geldiği ve Kendisine itaat edecekleri bir araya toplamayı beklediği anlamına geliyor. Kralın isteklerini, arzularını; alçakgönüllü, mütevazı, merhametli, bu dünyada yaygın olan ve herkese önerilen, herkesten kabul edilen tutkularından hür olan Kralın davranışlarını benimsemek için Kralı gözlemleyerekdüşüneceğiz.
Bunu nasıl yapacağız? İncil’in bu sayfası bize somut örnekler sunuyor. Göklerin krallığının yaklaştığı için dönüşenlerin dönüşümü nasıldır? Simun ve Andreas’a, Yakub ve Yuhanna’ya bakalım. Dört adam, dördü de işlerine ciddi bir şekilde bağlı. Göklerin krallığının kralı olan İsa’yı gördüklerinde ve sesini duyduklarında, artık işlerini ve iş aletlerini, kazancını, akrabalarını memnun ederek yaşamayı düşünmüyorlar. İsa’nın düşüncelerini, isteklerini ve davranışlarını gerçekten benimsiyorlar: O’nu izliyorlar.
O’nu fiziksel olarak adımlarıyla izliyorlar, ama yavaş yavaş, sabırla ve birçok zorlukla, içsel dürtülerini, sempatileri ve antipatileri, öne çıkma arzusunu, üstünlük hayallerini, hatta yorgunluktan ve haçlardan kaçınma çabalarını yenerek O’nu izlemeyi öğreniyorlar. Bu alçakgönüllülük ve uysallık tavırlarıyla O’nu izlemek hemen olmaz, zaman alıyor: bunu en iyi bilen Petrus olarak adlandırılan Simun’dur.
İsa’yı izleyen, kendisinin “Zabulon ve Neftali toprakları” olduğunu, “karanlıkta yürüyen bir halk”ın parçası olduğunu fark ediyor ve de “bir ışık doğduğunu” ve bu ışığın, kendisine büyük bir sevinç vererek ulaştığını hissediyor. Allah’ın Sözü, adımlarına ışık olmaya devam ediyor!
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Novembre – Décembre 2025
Novembre – Dicembre 2025
November – December 2025
Kasım – Aralık 2025
Presence: https://presence.org.tr/
Presence TR: https://presencet.com.tr/
Online Okuma ve İndirme:

2nd Sunday of Ordinary Time – A
2ème Semaine du Temps Ordinaire – A
2ª Domenica del Tempo Ordinario – A
Kutsal Kitab’ın Okunması
Hristiyanların Birliği için Sekiz Günlük dua: ilk gün
1. Okuma Yeşaya 49,3.5-6 * Mezmur 39 * 2. Okuma 1 Korintliler 1,1-3 * İncil Yuhanna 1,29-34
“Yakup’un oymaklarını canlandırmak, sağ kalan İsrailliler’i geri getirmek için kulum olman yeterli değil.“
Seni uluslar için ışık da yapacağım.” Peygamber Yeşaya halka böyle sesleniyor. O, halkın Allah’ın sevdiği tek halk olmadığını, küçük ve zayıf olmasına rağmen, diğer tüm halklar için ilahi bir görev aldığını anlamasına yardımcı olmak istiyor. Bunun en bariz sonucu, İsrail halkının üyeleri, başta liderleri olmak üzere, Allah’tan aldıkları tüm Sözlere itaat etmeleri ve büyük bir alçakgönüllülükle diğer halklara karşı sevgi beslemeleri olacaktır: çünkü Allah, merhametini herkese ulaştırmak istemektedir. Aksi takdirde, bu halk kendisine verilen görevi yerine getiremeyecektir. Bu nedenle, tüm üyelerinin gerçekten kendi yüreğinin ve eylemlerinin dönüşmesi arzusunu beslemeleri gerekmektedir: dönüşmek, yani Allah’ın arzularını, planlarını, isteğini, nihayetinde merhametini içlerinde kabul etmek.
Maalesef halkın ve tapınağın kahinlerinin liderleri tarafından reddedilen İsa, kendilerine verilen görevin başkalarına verilmesi gerektiğini söylemek zorunda kalacaktır. Bildiğimiz gibi, bu başkaları, O’nun Kilisesi, O’nunla yakınlık içinde yaşayan öğrencileridir. O zamandan bu yana geçen yirmi yüzyıl boyunca, bu sözler sık sık tekrarlanmıştır: Hristiyanlarda, özellikle de Kiliselerin sorumlu üyelerinde, sürekli bir değişme arzusu, yaygın bir kutsallık arzusu uyandırmalıydılar, ancak bu her zaman gerçekleşmedi.
Tam da bugün, dünyanın dört bir yanındaki birçok Kilise ve Hristiyan toplulukla birlikte, Baba’dan tövbe etme lütfunu elde etmek için sekiz günlük bir dua dönemine başlıyoruz. Hepimizin, İsa’nın sözleriyle bize gösterdiği isteğinden hareket ederek yeniden başlamaya sürekli ihtiyacımız var. Hepimizin herkesi sevme görevi var. Hiç kimse ayrıcalıklı değildir, ama hepimiz tüm halklara, tüm dinlerin mensuplarına, Hristiyanları bölen bütün mezheplere ve hatta Allah’ın varlığını inkar edenlere, Baba’nın İsa’nın kurbanı aracılığıyla üzerimize dökmeye devam ettiği sadakat, merhamet zenginliğini ve kutsallığı gösterme ve verme görevinle üstlenmiş oluruz.

Bugün öncü Yahya bize İsa’dan bahsediyor: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Allah Kuzusu!” O, kurban sunağında Allah’a sunulan kuzu gibi kendi hayatını, kendi kanını sunuyor. Ve bu sevgi sayesinde, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını kazanıyor. Dünyada başka hiç kimse insanların kalplerindeki ve yaşamlarındaki günahları ortadan kaldıramaz. Günah var olduğu için, sadece başkalarınınkinde, sadece hala inanmayanların yaşamında değil de, bizim irademizde, uzuvlarımızda, düşüncelerimizde günah var olduğu için her zaman pişmanlık duyacağız.
İnanmayanlar, birliğimizin mucizesini gördüklerinde imana gelecekler. Bize egemen olan ve bizi yok eden kusurlarımıza ve günahlarımıza rağmen birbirimizi sevdiğimizi gördüklerinde, Babamız olan Allah’a iman edeceklerdir. Herkese, tüm dünyaya karşı Hristiyan olan bizlerin büyük bir misyonumuz var.
Yahya, kendisine şöyle söylendiğini aktarıyor: “Ruh’un üzerine indiğini ve üzerinde kaldığını gördüğün kişi, Kutsal Ruh’la vaftiz eden O’dur.” İsa; sadece bizim arınmamız için değil, bizim kutsallaştırılmamız için de Kendini feda Edendir. Bizi Kutsal Ruh’a, yani tek ve üçlü Allahımızın birliktelik yaşamına daldıran, O’dur. O’nun yaşamına dalmış olarak, O’nu özümseriz, O’nunla dolup taşarız, öyle ki, yaşayacağımız dünyayı değiştiririz. Baba’nın Oğul’a ve Oğul’un Baba’ya olan sevgisiyle doyduğumuzda, farkında olmadan da, bulunduğumuz her yerde onu yayacağız. Karşılaştığımız tüm insanlara, Allah’ımızın iyiliğinin, güzelliğinin, sadakatinin, bilgeliğinin ve sabrının tadını tattıracağız.
Bu görev sadece birkaç kişiye mahsus değildir. Aziz Pavlus, Korintoslu Hristiyanlara yazdığı mektupta, onlara şöyle belirtiyor: “Mesih İsa’da kutsal kılınmış ve kutsal olmaya çağrılmış… Rabbi İsa Mesih’in adını her yerde çağıran”. “Kutsal olmaya çağrılmış ”, işte bizim kimliğimiz budur. Bunu unuttuğumuzda, sadece iman kardeşlerimiz için değil, tüm dünya için de skandal oluruz. Öyleyse, bugün mektubu yazan havari ve sekreteri Sostene’nin yaptığı gibi, bunu birbirimize tekrar edeceğiz. Sen kutsalsın! Sen Rabbimiz İsa Mesih’in adını çağırıyorsun: biz de Babamızın kutsallığını ortaya koymak için birbirimize yardım edeceğiz!
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Battesimo del Signore – A
Le Baptême du Seigneur – A
The Baptism of the Lord – A
Kutsal Kitab’ın Okunması
I. Okuma Yeşaya 42,1-4.6-7 Mezmur 28 II. Okuma Elçilerin İşleri 10,34-38 İncil Matta 3,13-17
«Yahya’nın vaftiz çağrısından sonra Celile’den başlayarak tüm Yahudiye’de meydana gelen olayları, Allah‘ın, Nasıralı İsa’yı nasıl Kutsal Ruh’la ve kudretle meshettiğini biliyorsunuz» böylece Petrus, İsa’nın Ürdün Nehri’nde aldığı vaftizin anlamını anladı.
Yahya’nın önünde nehre girenler günahkarlardı. Peygamber herkesten günahlarını itiraf etmelerini istiyordu, böylece dünyanın günahlarını ortadan kaldıracak ve sonra Kutsal Ruh ile vaftiz edecek olanı kabul edip dinleyebileceklerdi. Hepsi günahkardı, ama İsa’nın kendisi karşısına çıktığında, Yahya O’nun günahkar olmadığını anladı. O da diğerlerinin arasında neden vardı? Onu vaftiz etmeyi reddetmeye çalıştı. Ama İsa’nın şu sözleriyle ikna oldu: “Doğruluğun her gereğini yerine getirmemiz için uygun olan budur.”
Ne tür bir doğruluğu yerine getirmeleri gerekiyordu? Bunu daha sonra, başka bir vesileyle, Kendisinin suçlular arasında sayılması gerektiğini söylediğinde anlayacağız.
Burada, Kudüs’ten uzakta yaşanan bu an, İsa’nın insanlar tarafından mahkum edileceği anın bir kehanetidir. O zaman insanlar O’nu günahkar olarak göreceklerdir, ama O, bu mahkumiyeti bir zorlama olarak kabul etmek istememektedir: burada, şimdi, kötü adamın durumunu, onun yerine ölüm cezasına çarptırılmaya kadar, Kendisi için kabul etmek istediğini beyan etmektedir. İsa kendi ölümünü günahının cezası olarak görmüyor, aksine, şu anda aralarında bulunduğu günahkarları ve Kendisinin aralarında bulunmasını kabul eden herkesi kurtarmak için onu görüp kabul ediyor.
“Doğruluk”, insanları Adem’in günahının onları soktuğu durumdan kurtarmak ve Baba olarak onları sevmek için çabalayan Allah’ın isteğidir. Şimdi bu “Doğruluk” gerçekleşiyor. Yahya, İsa’nın önerisini kabul ediyor ve herkesin İsa’nın da kendileri gibi bir insan olduğuna inanmasına izin veriyor.

İsa’nın sevgisini, şimdiden “sonuna kadar” sevgi olarak ortaya çıkan İsa’nın sevgisini gören Baba Allah’ın Kendisi, bu sevginin kendi sevgisi, aşırı alçakgönüllülükle yaşanan ilahi sevgi olduğunu, herkese açıklıyor: «Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum.»
Ürdün Nehri’nde yaşanan olay, İsa’ya yeni bir bakış açısıyla bakmamıza hazırlıyor. O bizi her zaman şaşırtmaya devam edecek. Ama bu olayla hazırlanan bizler, O’nun “Düşmanlarınızı sevin”, “Diğer yanağınızı çevirin”, “Yetmiş kere yedi kez affedin” dediğinde artık şaşırmayacağız. Bunları sadece güzel sözler olarak görmeyeceğiz, çünkü O’nun bunlara katlandığını değil, kabul ettiğini, bizi günahkarları kurtarmak için kendi isteğiyle önceden öngördüğünü göreceğiz.
Bu bayramı, kendimizin de çağrıldığı ve İsa’nın öğrencileri olarak yaşamak istediğimiz hizmeti anlatan bir bayram olarak yaşayalım. Kardeşlerimizi, dostlarımız olsundüşmanlarımız olsun, hak ettikleri cezadan kurtarmak için, işlemediğimiz bir suçtan suçlu sayılmaktan kaçınmayacak kadar sevgiyi yaşayacağız.
Birçok azizin hayatında, İsa’nın bu sevgisinin parladığı olaylar anlatılır: bunlar, bizi cesaretlendiren ve bize de gökteki Babamızın “adaletini” gösterebileceğimizi garanti eden olaylardır. Gözümüz her gün, Allah Babamız tarafından “Kutsal Ruh ve güçle” kutsanmış İsa’ya bakacak!
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it
