Olağan Devre 5. Pazar Günü – A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Yeşaya 58,7-10 Mezmur 111 2. Okuma 1 Kor 2,1-5 İncil Matta 5,13-16

Işığınız tan gibi ağaracak, çabucak şifa bulacaksınız”, Allah’ın, yoksullara yardım ederek, her türlü acıyı teselli ederek, adaleti yaşamaya ve böylece ezilenleri ayağa kaldırmaya başlayarak, tövbe eden halka verdiği sözdür. Bu, Allah’ın yüreğini etkileyen ve dünyayı cennete dönüştürmeye başlayan insanların yaşam tarzıdır. İsa, bu yeni krallığı dağda önünde toplanan öğrencilerine ve kalabalığa duyurmuştu. Neler olacağını ve O’nun sözlerine uygun bir yaşam sürerlerse hayatlarının ne kadar güzel olacağını anlamalarına yardımcı olmak için onlara Söz’ü hitap etmeye devam ediyor.

Onlar; ruh’un dilencisi, kalbi temiz, barışçı, alçakgönüllülük ve yumuşak huyluluk ile, merhamet bağışlayacı olarak yaşadıklarında, tüm dünya için büyük bir armağan olacaklardır. İsa, onların yeryüzünün tuzu” bile olacaklarını söylüyor. Tuz değerlidir: yiyeceklere tat katarak onları yenilebilir ve lezzetli hale getirir, ayrıca onları uzun süre muhafaza etmek için kullanılır. “Sizler yeryüzünün tuzusunuz” demek, “sizler vazgeçilmezsiniz” demekle eşdeğerdir: sizler olmadan yeryüzü yaşanabilir olmaz, sizler olmadan insanların yaşadığı ortamlar kaçmak istenen yerler haline gelir. İslam çoğunluklu ülkelerin devlet başkanlarının Hristiyanlardan kaçmamalarını, onları terk etmemelerini, aralarında kalmalarını istediklerinde bunu şaşkınlıkla anladık.

Thomas Gainsborough (1727-1788)

İsa, Kendisine iman edenlerin hayatının ne kadar önemli olduğunu, insanların yaşadığı ortamlarda onların varlığının ne kadar değerli olduğunu anlamamıza yardımcı olmak için başka bir benzetme daha ekliyor. “Sizler dünyanın ışığısınız”: öğrencilerin varlığı; insanların birbirlerini görmelerine, kendilerini Baba’nın sevdiği kardeşler olarak görmelerine, iyiyi kötüden ayırt etmelerine, görünür ve görünmez her şeyin gerçek değerini görmelerine yardımcı olur. Hristiyanların herhangi bir yerde varlığı, “göklerin krallığının” varlığıdır.

İsa, Kendisini dinleyen öğrencilerini takdir etmekle kalmıyor, onları ağır bir tehlikeye karşı da uyarıyor. Onlar, sadece Hristiyan olarak çağırıldıklarından dolayı tuz ve ışık değildirler. Onlar, hayatlarında İsa var olduğu sürece “tuz ve ışık”tırlar. Onlar, kendilerinde – zihinlerinde, arzularında ve eylemlerinde – İsa’nın hayatını taşıdıkları için tuz gibi yararlıdırlar. Eğer İsa artık onların içinde bulunmazsa, onlar tüm iyi niteliklerini yitirir, kendileri ve başkaları için yararsız hale gelirler. Bu nedenle, kendilerine her zaman dikkat edecekler ki, kalplerinden ve zihinlerinden Rab’bin varlığını zorla elde edilmesin. Aksi takdirde, tatsız tuz haline gelirler. Tuzun tadı ve muhafa etme özelliği, İsa’nın içinde bulunmasından kaynaklanır. Başka bir İncil metninde İsa şöyle diyor: “Bensiz hiçbir şey yapamazsınız” ve “Bende kalan çok meyve verir”.

Aynı şey “ışık” imgesi için de geçerlidir. İsa, Noel’de duyduğumuz gibi, “her insanı aydınlatan” dünyanın ışığıdır. Öğrenciler, bir odada veya başka bir odada ışığı tutan şamdanlar gibidir. Şamdanın üzerinde alev, yani İsa olmalı! Aydınlatan O’dur, öğrenciler O’nu karanlıkta mevcut kılarlar. Alevin yanık olmasına dikkat ederler: o zaman yüksekte duran şamdan, alevin aydınlatmasına izin verir. Onu saklamayacak ve de örtmeyecekler.

Metaforik imgelerden çıkalım mı? Havari Pavlus bize yardımcı oluyor. O, Korintoslulara, onların tek kurtarıcısı olan İsa’nın adıyla ve O’nun adında kendini tanıttı. İsa suçluymuş gibi çarmıha gerilmiş olsa da, Pavlus O’ndan bahsetmekten utanmadı. Aksine, tam da O’nun haçı havari olan kendisinin şerefidir.

Peki ya biz? Biz öğreniriz, ve cesaretle ve güvenle İsa’yı kalbimizde, arzularımızda, zihnimizde ve eylemlerimizde tutmaya devam ederiz. Bunu, O’nun sözüye, O’nun her esiniyle, O’nun her öğüdüyle içimizde işlemesine izin vererek yapacağız – bunların gerçekleşmeleri bize zor görünse de.

Noel’de “her şey O’nun aracılığıyla yaratıldı” diye öğrendik: bu demek ki her şey, bedenimiz ve yetenekleri ile ruhumuz dahil, O’nun izini taşıyor. Allah Baba’nın O’na, yani Oğlu’na aktardığı aynı sevgiyle yoğrulmuşuz. Allah’ın aynı özünden, yani gerçek ve karşılıksız sevgiden yapılmışız. Bizi ilgilendiren çıkarcı sevgi değildir: böyle olsaydı, kendimizi ve başkalarını aldatacaktı. İlahi sevgi; talep etmeyen, övünmeyen, kötülüğe kötülükle karşılık vermeyen, iyiliksever, kıskançlık duymayan, aksine “gerçeğe sevinen” sevgidir. Aziz Pavlus bunu tam da Korintoslulara söylüyor: onlara, “imanınız insanların bilgeliğine değil, Allah‘ın gücüne dayanması için” duyurusunu Ruh’un lütfu üzerine kurduğunu, söylüyor. Bunun için hayatımız Allah’ın ve tüm insanların gözünde değerlidir. Yeryüzü için tuz, dünya için ışık olmaktan gurur duyuyoruz: O’nun içinde kalalım! 

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it