Olağan Devre 6. Pazar Günü – A yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Sir 15,15-20 Mezmur 118 2. Okuma 1Kor 2,6-10 İncil Mt 5,17-37

Sirak kitabından duyduğumuz ilk cümle şudur: «Eğer O’nun emirlerine uymak istiyorsan, onlar seni koruyacaktır; eğer O’na güveniyorsan, sen de yaşayacaksın». Bu sözler bize doğru bakış açısını veriyor: Allah’ın emirleri O’nun kaprisleri değil, büyük bir bilgeliğidir. Onlar bizi korur ve düşmanımızın bencilliklerinin ve yalanlarının aldatmacalarından savunur. «Rab’bin bilgeliği büyüktür; güçlü ve kudretlidir, O, her şeyi görür»: gerçekten O sadece geçmişi değil, geleceği de görür; bizim nasıl olduğumuzu, gerçekte neye ihtiyacımız olduğunu bilir, çünkü bizi yaratan O’dur. Bu nedenle O’na, O’nun her sözüne güvenebiliriz. O’nun bizi aldatmak gibi bir çıkarı yoktur, çünkü bizi sevgisiyle yarattı!

Maalesef Allah’ın bilgeliği insanlar tarafından, hatta onu sıradan insanlara tanıtmak ve açıklamakla görevli olanlar tarafından bile saptırıldı. İsa, ortaya çıkan zor ve aldatıcı durumu bilip buna çare bulmaya çalışmaktadır. Bunu, “dağdaki” vaazından anlıyoruz. İsa bu konuşmaya mutluluklar ilanı ile başlamıştı ve öğrencilerin, yani Kendini izleyenlerin dünya için ne kadar değerli olduklarını söyleyerek devam etmişti: gerçekten tam da öğrencileri göklerin krallığını oluşturacaklar.

Bugün okuduğumuz uzun metinde İsa, herkesin alıştığı çarpıtmaları ve değişiklikleri düzeltmek için Allah’ın bazı emirlerini gözden geçiriyor. Öncelikle, kuralları kesinlikle değiştirmek istemediğini, aksine onları Allah’ın Kendisinin demek istediği gibi anlayabileyelim diye tam olarak aydınlatmak istediğini söyleyerek başlamaktadır. Gerçekten şöyle diyor: Kutsal Yasa’yı ye peygamberleri, yani bildiğimiz Allah’ın Sözünü tamamlamaya geldim”. Pekı tamamlamaya geldim” ne anlama geliyor? Öncelikle, Baba’nın isteğini sevgi isteği olarak bilmemizi ve onu, aldığımız sevgiye sevgiyle karşılık olarak yaşamamızı sağlamak anlamına geliyor. İsa, “göklerin krallığı” olarak yaşamayı öğrenmemizi istiyor. Bu söz, öğretilerinde sık sık geçiyor. Her zaman, dünyada, ama yabancılar olarak yaşadığımızı hatırlamalıyız: yaşam tarzımız, göklerin krallığında yaşamak olarak ayırt edilip tanımlanıyor. Bunun içindir ki, bizim doğruluğumuz din bilginleri ve Ferisilerinkinden farklı ve onlarınkinden üstündür: onlar bu krallığı henüz tanımıyorlar ve onun kralını kabul etmedikleri için onu yaşamıyorlar.

İsa’nın bugünkü sayfada ele aldığı sözler, on emirden bazılarıyla ilgilidir. Öncelikle, bizim beşinci emir olarak bildiğimiz: “Öldürmeyeceksin”! Peder Allah bu sözü Musa’ya verdiğinde, Kayin’den başka kimi düşünmüştü ki? Kayin ne yapmalıydı? Mademki kardeşi Habil’in sunduğu kurban Alllah’ın hoşuna gitmişti, kardeşini kendinden daha çok saymalıydı değil mi? Ve de ondan sevmeyi ve alçakgönüllülükle yaşamayı da öğrenebilirdi!

Ve altıncı emri okuduğumuzda: “Zina etmeyeceksin”, bunu düşüncelerimizde yaşamaya başlamamız gerekmez mi? Zina; başkalarının suçu yüzünden değil, Allah’ın erkeğin yanına koyduğu kadın armağanına sadık kalmaya dikkat etmediğimiz için oluyor. Allah’ı tanımayan halklar bile zina yapmaktan tiksinmektedirler: Mısır firavununun, karısı Sara’yı zina yapabilecek duruma düşüren İbrahim’i azarladığını yeniden okumak yeterlidir. Bu sözü tamamlamaya kadar yaşamak için gözümüz, elimiz ve ayağımız ile kararlılıkla davranmamız gerekecektir. Bakışlarımızın, işimizin, ilişkilerimizin ve seyahatlerimizin, sevgi sözünün anlamını değiştirmemize neden olmasına izin vermeyeceğiz. Dünyada birçok bencil davranış sevgi olarak adlandırılır. Göklerin krallığında bu olamaz!

İnsanlarla ilişkilerimizde kelimeleri nasıl kullanıyoruz? Dünyada yeminler aldatmak ve zarar vermek için kullanılır; doğrulamalar ve yadsımalar, gerçekliği bencil çıkarlarımıza göre değiştirmek için kullanılır. Evet ve hayır, Baba’nın sevgisini tanıtmak için değil, kendimizi yüceltmek veya başkalarına itiraf etmek için kullanılır. Göklerin krallığında bu olmaz, olmamalıdır. 

Tüm emirleri, göklerin krallığını tamamlamak” için yaşayacağız; bu krallık geliyor, hatta şimdi de aramızda ve Baba’nın gönderdiği kralı, Davut’a vaat edilen, melek tarafından Meryem’e, Anne’ye, ve rüyada Yusuf’a da duyurulan o kralı çevreliyor. 

Aziz Pavlus bize, bu krallıkta, tüm insanları seven ve hepsini insanın düşmanından kurtarmak isteyen Allah’ın mükemmel bilgeliği ile konuştuğumuzu söylüyor. İsa’yı dinleyen ve seven bizlere de Allah, “her şeyi, hatta Allah‘ın derinliklerini bile iyi bilen Ruh” olan Ruhunu veriyor. Öyleyse, Allah’ın değerli emirlerini tamamlamak bizim için zor olmayacaktır!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it