Olağan Devre – 16. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Yar. 18, 1-10 Mezmur 14 2.Okuma Kol. 1,24-28 İncil Lk. 10,38-42

İlk okuma bizlere İbrahim’in hayatının en ilginç ve en önemli anlarından birini anlatır. O Tek ve her şeye kadir Allah ile daha önce karşılaşmış, bir antlaşma yapmıştı. O karşılaşmasında Allah, İbrahim’in, başka halkların putlarının etkisi altında olmadan, tamamen O’na iman etmesi için, İbrahim’den sosyal ve ekonomik güvencelerinden uzaklaşmasını istemişti, karşılığında da ona kalabalık ve kutsanmış bir soy verecekti.

Şimdi, bu aynı Allah, hiç bir çocuk sahibi olmadığından dolayı derin bir şekilde imanının denendiği çok seneler sonra İbrahim’in karşısına bir hacı gibi çıkar. İlk bakışta acayip gibi gelen bir özellik: İbrahim, çadırının yanında duran üç kişi görür ve sonra onlarla tek bir kişiymiş gibi konuşur ve onlara “Efendim!” der. Cömert bir misafirperverlik gösterir, karısını ve hizmetkarlarını onlara iyi bir şekilde ağırlamak için çalıştırır. Herkes hacı olarak gelen Rabbi ağırlamak için çalışır! O bu dikkati hoş karşılar, kabul eder. 

O’nun en çok istediği kendisinin verdiği vaatleri tutan sadık Allah olarak göstermektir. Özellikle insanlara imkansız olarak göründüğü anda verdiği vaatleri gerçekleştirmek ister. Hatta, İbrahim’in eşi Sara, Allah’ın verdiği sözü – nihayet – gerçekleştirme kararını vermesine, güler. Sara’nın gülmesi; bizim Rabbe – sanki O sadece bizlerin gücümüzle ve zekamızla yapabileceğimiz şeyleri gerçekleştirebilme durumundaymış gibi – yönelttiğimiz tüm azar ve şüphelerimizi çok iyi tasvir eder, İbrahim’in ve Sara’nın misafirperverliğinin değişikliği, İncil metninde de görünür. İki kız kardeş olan Marta ve Meryem insanları Baba ile barıştırma vaadini gerçekleştirmek için yürüyüşte olan İsa’yı kabul ederler. Marta daha yüzeysel, Meryem ise daha içsel bir karşılamayı gösterir. İsa her ikisini de beğenir, ama birinin ötekini yargılamasını beğenmez. 

Marta, Meryem’den şikayet edince ve Rab’bin Kendisini eleştirince O karışır. Marta’nın şikayeti Sara’nın gülmesine benzer: ona göre kendi işi ve kabiliyeti gereklidir, halbuki kardeşinin İsa’ya gösterdiği tam güveni eleştirir. İsa iki kız kardeşin davranışlarını anlatmakla yetinir: ‘sen, Marta, çok şey için kaygılanıyorsun ve huzursuzsun, Meryem ise en önemli şeyi yapmaktadır, ebedi yaşama hazırlayan ve onu tattıranı yapmaktadır. Bu şekilde ondan istediğim her ödevi gerçekleştirmeye hazırdır’.

Aziz Pavlus dersi öğrendi, hem Sara’ya verileni, hem de Marta’ya verileni! O, hem sözlerle hem de yaşamının tanıklığı ile İncil’i bildirmek için ve Allah’ın Sözünü gerçekleştirmek için kendini sunmakta! Tanıklığının sadakatli ve Kilise’ye faydalı olması için o “Mesih’in, kendi bedeni olan Kilise uğruna çektiği sıkıntılardan, eksik kalanları kendi bedeninde tamamlamakla” mutlu ve ümütlidir. 

Havari acı çekmekten çekinmiyor, hatta Rab için çektiği acılarla gururlanıyor. Onun insanlara sunabildiği en büyük sevgi, kendisine emanet edilen Sözü bildirmektir. Pavlus bu Sözü sevdi, dikkatle dinledi ve yaşamı ile ona tanıklığı yaptı. 

Allah, yemek için değil, İbrahim’in kendisini dinlemesi için ziyaretine gitmişti. Aynen İsa Marta’nın evine, beslenmek için değil, dinlenmek için girdi. Yemek ikram etmek daima hoş gelir, ve de önemlidir: gerçek bir kabul etmenin işaretidir. Fakat Sözü kabul etmek daha önemlidir: konuşan, kendisinin dolu bir şekilde kabul edimesini hisseder ve herhangi bir yardımı, zor olsun ağır olsun – bir haçı taşımak gibi – dilemeye özgür hisseder.

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan Devre – 15. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Yas. 30,10-14 Mezmur 18 2.Okuma Kol. 1,15-20 İncil Lk 10,25-37

Mesih İsa, görünmez Allah’ın görüntüsüdür”: Aziz Pavlus Rabbimizi ve Öğretmenimizi bize böyle tanıtmakta! Gerçekten İsa da kendisi hakkında şöyle demişti: “Beni gören Baba’yı görmüş olur!”. Baba’yı tanımak bizim için yaşamdır. Çünkü Baba’yı tanıyarak bizim kim olduğumuzu, hangi ruhani imkanlara sahip olduğumuzu, nereye varacağımızı anlarız. İsa boşuna şöyle demedi: “Seni tanımak Baba, … ve senin yolladığın Mesih İsa’yı tanımak, ebedi yaşamdır”. İsa’ya bakarak ve O’nu dinleyerek Baba’yı tanıyabiliriz: O insanı aynı sevgiyle, aynı kurtarma arzusuyla, aynı hikmetle sever. 

Havari ikinci okumada Baba’yı ve Oğul’u tanımaya yardımcıdır. Söyle diyor: Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratılmıştır”. Eğer Her şey O’nun aracılığıyla yaratılmış ise, her yaratılmış gerçek için minnettar olacağım, özellikle etrafımda gördüğüm her insan için: o, Oğul aracılığıyla yaratılmıştır!

Ve de Her şey O’nun için yaratılmıştır: o zaman her şeye, ilk önce her insana Allah’ın Oğlu olan İsa’yı tanıma ve tanıtma amacı ile bakacağım.

Baba’nın Sözünü bize yalansız, boş tanımlamalar olmadan açıklayan İsa’dır. Aynı şekilde bize Allah’a ve insanlara sevgimizin nasıl olması gerektiğini de somut bir şekilde gösteren O’dur. O’ndan öğrenebiliriz ve O’ndan örnek almamız için O’ndan güç alabiliriz. O’nun bize ilettiği sözler ve hayat, ilahidir: buna O’nun ölümü ve O’nun dirilişi garanti vermektedir.

(C)Stuart Whatling

Sevgi imkanlarımızı yönlendirmek için önemli sözleri O’nun ağzından alıyoruz. Her şeyden önce sevgimiz Allah’a yönelik olmalıdır. Bugün bunu söylemek; dünyanın dışında, çok uzak zamanlarda olduğunu düşündürür. Gerçekten günümüzde teneffüs ettiğimiz hava bizlere sadece kendimizi sevmeye ve düşünmeye iter. Kendi hislerimizi ve duygularımızı her şeyin üzerinde tutmaya iten, dış görünüşe, kendi fiziksel refahımıza önem veren felsefeler moda oldu. Başkalarınınsevgisini düşündüren sözler de kullanılmaktadır, ama sadece eğer bu kendi duygularımızı engellemiyorsa. Bu tür felsefeleri; kendini iyi hissetmeye, eğitimli gözükmeye, belki kendimizi başkalarından iyi hissetmeye dikkatimizi iter ve bütün bunlar Allah’a ihtiyaç hissetmeden: Allah kendi önemimizi ve iyliğimizi alırdı.

İsa’nın öğretisi Kutsal Kitap’la uyumlu olarak, Allah’ın sevgisini ilk sıraya koyar. Başkalarını da sevmek; Allah’ı sevmenin mantıklı sonucu, birinci sevginin doğruluğunu kanıtlayan iyi bir meyvedir. Kim başkalarını Allah sevgisi için seviyorsa insanların beklenmedik reaksiyonlarından hürdür, çünkü başkaları senin sevgini yersiz görebilir ve sana ilgisizlikle veya kötülükle cevap verebilir. Sen Allah’ı her şeyden çok seviyorsan sevmeye devam edeceksin! İsa iyi Samiriyeli hikayesini anlatarak gerçek sevgiyi görmemizi sağladı. Samiriyeli, yaralı İbrani’yi sevdi: Samiriyeli tarafından kendisinin tutulması belki İbrani’nin hoşuna gitmiyordu… Buna rağmen, bunu belki bilerek de Samiriyeli kendi iyi eylemini yaptı. Ayrıca yaralıya bakması ve sevmesi için hancıya iki para da verdi. Bu iki parada, daha sonra bir Kilise Babası, Allah’a sevginin ve kardeşlere sevginin sembolünü gördü. Biri ile ilgileniyorsan onu bu çift sevgiyle sevmelisin. Kim sadece Allah’ı sevmek istiyorsa hikayesindeki rahip ve tapınaktaki hizmetçi gibi yaparak yaralı adamı görmezlikten gelecekti.

Kim insanı sadece kendi sevgisiyle, Allah sevgisi olmadan sevmeye çalışırsa, sadece dışsal bir iyilik vererek insanı yarı ölü, ruhuna gerçek bir iyileşme vermeden bırakabilir. Şöyle diyen İsa’ya itaat etmek istiyoruz: “Git ve sen de aynısını yap!”. İnsanlara Allah’ın bakışı ile bakacağım, onları O’nun yüreğiyle seveceğim: bunu yapabilmek için daima Baba’nın çehresini görmeye ve Oğlu’nun Sözü’nü dinlemeye çalışacağım!

İlk okumada Musa, Allah’ın sevgisinin Söz, yani bize kendisini ileten sevgi olduğundan bize güven vermektedir. Ve bunu da söylüyor: Allah’ın sözü size çok yakındır; uymanız için ağzınızda ve yüreğinizdedir”. Bahanelerimiz yoktur, çünkü içimizde Allah’ın kendi sevgisi var olmaktadır. Onu kullanacağız!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

P. Vigilio Covi

Olağan Devre 14. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma İş. 66,10-14 Mezmur 65 2.Okuma Gal. 6,14-18 İncil Lk. 10,1-12.17-20

İlk okuma sevinç ilahisidir, Allah’ın halkına verdiği sözler için sevinmeye davettir. Peygamber Yeşaya, kölelik ve sürgün tecrübe eden halka ümit vermektedir: iyi haber, gerçek anlamıyla bir “incil”dir. Gelecekte barış, birlik ve huzur, hatta refah gibi en güzel teselliler oluşacaktır. Bu sayfa, İncil’e bir giriştir, ondan verilen sözlerin İncil’de gerçekleştiğini görüyoruz.

Gerçekten Allah’ın her Sözünü gerçekleştiren İsa’dır. Bu sefer O kımıldamıyor, öğrencilerini yolluyor, hatta yetmiş iki tane seçiyor! Bu sayı ile de, İsa’da Kutsal Yazıların birisinin gerçekleştiğine dikkatimiz çekiliyor. O, gerçek Musa, Allah’ın halkının gerçek rehberi, halkı son varacağı yere götürmekle yükümlü rehberdir. Musa’ya, halkı birlik içinde tutmak ve ona Allah’ın emirlerine itaat etmeyi öğretmek için yetmiş iki yaşlı yardımcı seçmesi sadece İsa’nın bir peygamberliğidir.

İsa da İncil’i müjdelemek için, daha doğrusu yürekleri kendisi ile kişisel karşılaşmaya hazırlamak için yetmiş iki öğrenciden yardım alıyor. Vaftizci Yahya artık konuşmamaktadır, başkaları Rabbin gelişini müjdelemeye görevlendiriliyor. Görevlendirilenlerin sadece On İki değil, bu kadar kalabalık olması Rabbin tüm Kilise’ye bu görevi vermek istediğini hissettiriyor. İsa her kişi ile doğrudan karşılaşmalı ve de bunu istiyor, çünkü O, insanın tek kurtarıcısıdır. Öğrenciler kendilerine verilen görev için yönergeleri alıyorlar.

İlk tavsiye dua durumunda kalmalarıdır. Onlar Allah’ın Hükümranlığını müjdeleyebileceklerse bu Baba’nın bir armağanı olacaktır. Başka kişiler aynı göreve katılırlarsa bu da Baba’nın armağanıdır. Onlar bakışlarını Baba’dan ayırmamalıdırlar, kendilerini beğenmeleri ve görevlerinden gurur duymaları da hatalı olacaktır. Onlar da Allah’ın Oğlu İsa’nın varlığını müjdeledikleri insanlar için Allah’ın bir armağanı olacaklardır. Dua ve alçakgönüllülük, onların kıyafetleri olmalıdır. Gittikleri her yerde “kurtların arasında kuzular gibi”olacaklardır. İsa, onların zorluk ve kin, hor görülme ve zulüm bulacaklarını biliyor. O, bu sert ve zor gerçekle cesaretini yitirmiyor: onları yine de gönderiyor. Görevlerinin meyvesi, kendi iyiliklerinden ve sağlıklarından bile değerlidir. “Kurtların arasına kuzular gibi”: İsa’nın bu sözünü hiç unutamayız. Bu sadece misyonerler için geçerli değildir, her birimiz için söylenendir. Hepimiz İsa’dan hem sevgisini ve Sözünü yaşamaya hem de vermeye yollanıyoruz. Bunu uysallıkla, kişiliğimizi değiştirmeden yapacağız. Dünyayı günahlarından kurtarmaya gelen Allah’ın kuzusu olan Ona bağlıyız. Onunla birlik içersinde, biz de sadece günahlarımızın değil de, bütün insanların günahlarının yükünü taşıyacağız. Onunla, yani İsa ile birliktelik gücümüz olacak: maddi şeylere ihtiyacımız yok! İnsanların yüreklerini İsa’ya taşıyan, zenginliklerimiz değil de, yüreğimizi sadece İsa’nın doldurduğunun ve başka hiçbir şeyin bizi mutlu etmediğinin, başka bir şeyin bizi meraklandırmadığının tanıklığı olacaktır. İsa’nın gelişi, hem hükümranlığının müjdelenmesi ile, hem de daha zayıf, yalnız, özellikle de hasta kişilere karşı sevgi eylemleri ile hazırlanır. İsa’nın öğrencileri, onlara dokunarak kirleneceklerini zanneden kişiler gibi davranmayacaklar, onlara korkmadan yaklaşacaklardır. İnsana duyulan sevgi her kaygıdan üstündür! İsa’nın başka bir tavsiyesi, zaman kaybetmemektir: birileri dinlemek istemiyorsa veya gelişi ile ilgilenmiyorsa, mutlaka kabul edilmesi için mesaj yumuşatılmamalı. O kişileri kendi özgürlüklerine ve Allah’ın sabrına bırakacaklardır. Sözlerini kabul edenler olacaksa, öğrenciler kendileriyle böbürlenmemeli, gurur duymamaları, yaptıkları işlere bakmaya durmamalıdırlar. Yaptıklarının meyvesi Allah’a aittir! Onlar daima ve sadece Baba’nın onlara duyduğu sevgiden mutlu olacaklardır: “Adlarınızın gökte yazılmış olmasına sevinin!”. Bu sevincin bir örneğini bize aziz Pavlus, Galatyalılara mektubunda veriyor: onlarla haça gerilmiş İsa’nın öğrencisi olduğu için, Onunla birlikte acı çektiği için, ve aynen Onun gibi insanlar tarafından reddedilip yargılandığı için gurur duymaktadır. İsa’ya bağlı olmakla yeni, değişik bir yaşam tecrübe ediyor. Onunla birlikte yeni yaratılış oldu, yani o, kendi yorgunluğuyla biriktireceği haklara artık ihtiyacı olmayan, İsa’nın haçta elde ettiği haklara güvenebilen bir insan oldu! Rabbin, Baba’nın sevgisinde sevinç bulmaya davetini kabul ederek bizler de Mezmur yazarı gibi şöyle diyelim:

Eserlerin ne yücedir! Tüm yeryüzü, senin önünde secde eder. Seni över ve senin adını yüceltir. Gelin ve görün Allah’ın yaptıklarını: bundan sevinç duyduk. Gelin dinleyin, ey siz, tüm Allah’tan korkanlar, size anlatayım, benim için O’nun ne yaptığını”.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

P. Vigilio Covi

Aziz Havariler Petrus ve Pavlus Bayramı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. okuma Hav. Kit. 12,1-12 Mezmur 34 2.okuma 2.Tim. 4,6-8; 17-18 İncil Mt. 16,13-19

Bu hafta, Aziz Havariler Petrus ve Pavlus Bayramı, Pazar Ayininin yerini almaktadır. Bu iki Havarinin birbirinden çok farklı yaşam ve iman yollarını inceleyelim. Onları birlikte inceliyoruz, çünkü her ikisini çağıran Rab tektir, her ikisinin hizmet ve tanıklık yaptığı Rab tektir, Rab İsa’yı vaaz ettikleri Ruh tektir ve yaşamları ile yücelttikleri Peder Allah da tektir. 

Aynı günde onları anarak, onları değişik armağanlarla zenginleştirdiği için, Allah’a şükrediyoruz. Onlara bağışladığı ve birbirlerini tamamlayan armağanlar sayesinde Kilise eğitildi ve kutsallaştırıldı.

İki Havariyi aynı günde kutlamak, Rabbin tüm Hristiyanları birliğe çağırmasını, hiç bir Hristiyan’ın mükemmel olmadığını ve kendine yetmediği pratik bir öğretisini de vurgulamak istiyor. Bazen Kilise içersinde bir rahip veya bir episkopos da birlik içersinde hareket etmeme, Rab’bin eylemini yapan bir tek kendisiymiş gibi davranma eğiliminde olmaktadır. Petrus ve Pavlus’u aynı günde kutlamak Kilisenin insanlara değil de, Rabbe ait olduğunu belirtmektir. Aynı zamanda her birimizin Allah’ın Hükümranlığına hizmet etmek için başkalarının karizmalarına ihtiyaç duyduğumuzu da vurgular.

İlk okuma bizi Rab İsa’nın havarilerinin devamlı olarak tekrarlanan bir olayına götürüyor: Havariler ret edilmeye, zulüm edilmeye ve acı çekmeye mecburlar, çünkü Rab İsa da acı çekti. Petrus hapse atıldı ve artık ölümü beklemeli. Fakat insanların kararları Herodes gibi güçlü birinden de gelseler, son değillerdir, bu sebepten de onların korkutmamaları gerekiyor. Kilise durmadan Petrus için dua ediyor ve Allah Kilise’sinin sesini duymaya karar veriyor! Allah işe bir mucize ile karışıyor. Melek Petrus’la bir annenin çocuğu ile davrandığı gibi davranıyor: emniyette oluncaya kadar yapması gereken tüm şeyleri ona söylüyor. Bu sayfa bizi sevindiriyor ve karşılaştığımız bütün zor ve imkansız durumlar için bize güven veriyor.

Zulmedilmenin acısı, aziz Pavlus’un tüm yaşamına eşlik etti. Mektuplarında bunu hatırlıyor ve bugünkü Timoteus’a ikinci mektubunda da bundan bahsediyor. Havari, İncil için çektiği acılar hakkında konuşunca bunu şikayet etmek için söylemiyor, tersine zor durumlardan faydalanıp İncil’in bütün kesimlerde, hatta emreden güçlülerin arasında bile yayılmasını sağladığı için onu kurtaran Allah’ın iyiliğini övüyor. “Rab yanımda oldu ve bana güç verdi”, “Rab beni her kötülükten kurtaracak ve beni ebedi hükümranlığı için hazırlayacak; yüzyıllar boyunca O’na şan ve şeref olsun!”. 

İki Havarinin yaşamları boyunca çektikleri acılar, tüm hayatlarını Allah’ın Hükümranlığına ve İsa’ya güvenilir bir tanıklık yapmaya adamak için yoldur.

İki Havari, ve her zaman ve her yerdeki tüm öğrenciler için de, Rab İsa her şeyin merkezi, kalkış ve varış noktasıdır. Bu günkü İncil, işte Petrus’un iman bildirisini anlatıyor. Gerçekten de Petrus, diğer kişilerin yaptığına karşı, İsa’nın Mesih olduğunu, Allah’ın Oğlu olduğunu açıklıyor! Biliyoruz ki Petrus imanda ilk başta tökezledi, ama İsa’yı inkar ettikten sonra toparlandı, İsa’ya sevgisini açıkladı ve İsa’nın ondan beklediği gibi “kuzuları gütme” görevini kabul etti. Rab gerçekten de Petrus’a “Göklerin hükümranlığının anahtarlarını vereceğine” söz vermişti. Bu görev çok önemliydi ve geriye dönüşü yoktu. Bu görev Kilise var oldukça devam edecek: “Ölümün güçleri ona (Kilise’ye) üstün gelmeyeceklerdir”.

Bu sebepten Petrus’un halefinin etrafında toplanmak istiyoruz. Çünkü ebedi sevinçlere açan, yok etmek ve mahvetmek isteyene kapatan, onun için yükü, bizim için lütfu olan o anahtarlar ondadır. Onunla birlikte Allah’ın hükümranlığının vaaz yoluyla tüm ülkelere ulaşması için dua edelim. İsa’nın adını vaaz edenlerin de bu zor vazifelerinde Pavlus’un kuvvetine ve cesaretine sahip olmaları için yalvaralım. O, her yerde Rab’bin adına yalvaranlar olsun diye, her yerde Kiliseler kurdu. Onun gibi kim “İsa tarafından ele geçirildi ise”, onun gibi herkese İsa’yı tanıtmak, sevdirmekten kendini alamaz. Çünkü İsa’yı tanımakta ve sevmekte, kurtuluş, yaşam, barış, mutluluk, kişiler arasında, halklar arasında ve tüm dünyada birlik var olmaktadır.

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Efkaristiya Bayramı – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Yar. 14,18-20 Mezmur 109 2. Okuma 1 Kor. 11,23-26 İncil Lk. 9, 11-17

Mesih İsa’ya imanımızı beslemek için Baba bize bir besin verdi. Onsuz imanımız hastalanır, sevgimiz zayıflar, ümidimiz şüphe etmeye başlar, kardeşlerle birliğimiz söner. 

Bu besin gerçek besindir, ama aynı zamanda da sadece besin değildir. Bu besin, her Efkaristiya kutlamasında böldüğümüz ekmek içimizdeki ebedi ruhani gerçekleri besleyen besindir. Onu almak için çok alçakgönüllü olmak şarttır, Allah’ın ve insanların sevdiği alçakgönüllülüğe sahip olmak gerekir. 

Biz Allah’a iman etmeye devam etmekteyiz, ekmeğine değil: O’na imanımız, bizleri verdiği ekmeğin yaşamımızın desteği olduğuna, diğer insanlarla birliğe götürdüğüne, ebediyete yürüyüşümüzde destek olduğuna emin olmamızı sağlar. Bu ekmek o kadar değerlidir ki Allah’ın Kendisi bize bunu uzun zamandan beri vermeyi düşünüyordu: İbrahim’i iman yürüyüşüne, İbrani halkı ve tüm halkları Kendisine yaklaştıran o iman yürüyüşüne kat etmeye çağırdığı zamandan beri düşünüyordu. İbrahim, Allah’ın bir rahibi ile karşılaşır: Melkisedek! Bu rahip gizemli biridir ve bir daha ona rastlanmaz; İbrahim için yüce Allah’a gizemli bir kurban sundu: ekmek ve şarap! O zamanlar herkes Allah’a hayvanlar kurban etmeye alışıktı. Bu rahip ise insan emeğinin ürünü, yaşamının ve sevincinin dayanağı olan ekmek ve şarabı sundu.

Kutsal Yazıların ilk Kitabında anlatılan bu olay, tüm imanlıların aklındadır. Allah’a ekmek ve şarap verilir, öyle ki O bize ekmek ve şarap verebilsin. Melkisedek’in İbrahim’in kutsanması için sunduğu ekmek ve şarabı, Allah, Oğlu kendini kurban edinceye dek yanında sakladı. O zaman tam da Oğul sayesinde o sunaklar bizlere tekrar verildiler. Onlar, sevgisi sayesinde Oğlunun feda edilmiş Bedenine ve dökülmüş Kanına çevirilmiş Allah’ın armağanıdır: bunlar, bizlere yaşam ve sevinç veren armağanlardır; bunlar ihtiyacımız olan Ekmek ve Şaraptır; bunlar, günahkarlar olan bizleri sevilen ve kutsallaştırılan evlatlara çevirebilirler.

Egoizmle kararmış olan zekamız için bu büyük gizemi anlamak imkansızdır. İsa bize yardım etmek için bir işaret gerçekleştirdi ve bunun sayesinde O’nun ellerinin kutsadığı ekmeği arzuluyoruz ve anlamını kavrayarak Kilise’de onu bütün insanlara sunuyoruz. Fakat herkes onu yiyemez, sadece İsa ile birlikte geç vakte kadar kalan insanlar, yani O’nun mevcudiyetinden uzaklaşma denenmelerine rağmen O’nun yanında kalanlar onunla beslenebilirler. Sadece onu Havarilerinin ellerinden- o Havariler ki hala imanda zayıf ve günahta zenginlerdir- kabul edenler bu ekmeği yiyebilirler. Havarilerin her birinde arta kalanların toplandığı bir sepetleri de var: biz bugün İsa’nın ekmeğini istiyorsak onlara yaklaşıp boş ellerimizi onların cömert ellerine uzatmalıyız.

Bugün Allah’ımıza bu ekmek için teşekkür edelim. Bu ekmek birliğimizin sırrını, karşılıklı sevgimizin gücünü, küçüklere ve acı çekenlere gösterdiğimiz dikkatin sebebidir. Biz her yorgunluk ve sadakat için yardımı o ekmekten alıyoruz. Bu besin hiç bitmez, çünkü bu ekmek İsa’nın hizmetkarları olan Episkoposlar ve onların yardımcıları rahipler aracılığıyla tekrar ettiği Sözden gelir.

İçimize Oğlun İsa’nın yaşamını veren ekmek ve şarap için Rabbimiz Allah, seni övüyoruz! O ekmek sayesinde bizleri besliyorsun ve seninle, aramızda da sevinçli birlik içersinde tutuyorsun!

P.Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Kutsal Üçlü Birlik Bayramı – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Özd. 8,22-31 Mezmur 8 2.Okuma. Rom 5,1-5 İncil Yu.16,12-15

Bugünkü okumalar, Allah’ın hikmetine bir övgüdür. Bu hikmetin meyvesinden bizler fayladanmaya ve sevinmeye devam edebiliriz. Tüm yaratılış hikmetin göstergesidir, insanlara olan sevgisiyle dolu bir hikmet! Bu hikmet Allah’ın bir danışmanı olarak anlatılır, O’nun yanında olan Biri gibi gösterilir; Allah yaratılışın şekil alması için tam da bir “mimar”dan gibi, ondan ilham almakta. Bu şekilde, daha İsa’dan önce, İsrail halkı Allah’ı tek başına, ilişkisi olmayan biri gibi değil; kişi olarak başkasıyla ilişkiye girebilen ve dolayısıyla sevgiye yaşam verebilen olarak görüyordu: Allah, dinleyebilir, sevebilir, güven alıp verebilir, alçakgönüllülük ile, kendisi için değil, başka birine sevinç vermek için yaşayabilir. 

Eğer insanlar böyle bir Allah’ı taklit ederlerse, cemaat, sosyal çevre devamlı olarak değişebilir, çünkü ona sevgi ve alçakgönüllülük verilmektedir. Allah kendisinde bu sevgi ilişkisini yaşamasa, biz onu tek başına yaşayan olarak düşünürdük, diktatör ve baskı bile yapabilen biri gibi. Onun önünde sadece korkar, O’nu taklit etmek isteyerek bizler de başkalarına baskı yapanlar olurduk. Bu davranışlarla ilişkisi olmayan tek bir Allah’a inanan bazı çevrelerle karşılaşabiliriz.

Allah’ın üçlü yaşamı, İsa’dan önceki yazılarda çekingence belirmeye başladı, O’nunla birlikte ise daha açık ve belirgin bir şekilde gösterildi. İsa bize Baba’dan bahseder, O’nunla birliğin tam ve sevgi dolu bir itaat sayesinde gerçekleştiğini söyler, bizlere Baba’nın, ve kendisinin de Ruhunun içlerimizde var olacağını vaat eder.

İsa’yı dinlerken bir ailenin içinde olduğumuz hissine kapılırız, bu ailede de karşılıklı güven, diyalog, sevgi dolu itaat, tam bir ahenk içinde birlik olma arzusu görürüz. Bu ortam o kadar güzel ki, biz de aynısını ailelerimizde, gruplarımızda, cemaatlerimizde, bütün ilişkilerimizde gerçekleştirmek isteriz. 

Ancak bu bize yorucu gelir, çünkü bencillik ile kaplıyız, kendi görüş açılarımıza bağlıyız ve kendimizi göstermek arzusuna dayanamıyoruz. Bu sebepten İsa bizleri alçakgönüllülüğe çağırır, bu alçakgönüllülük sayesinde af dileyebiliyor ve affedebiliyoruz, başkalarını bizden üstün görebiliyoruz; bu da onların bizden daha iyi oldukları için değil de Babanın onları da bizim kadar çok sevdiği içindir! Bizim Allah’ın üçlük sevgisine girebilmemiz için İsa, Kutsal Ruh’u göndereceğine söz veriyor ve O’nu yolluyor. Kutsal Ruh bizleri kutsallaştırır, yani ilahileştirir. 

Bu sözü kullanmaktan neredeyse korkuyoruz ve çekiniyoruz, ancak gerçekten korkmamalıyız. İçimizde Kutsal Ruh’u kabul ederek gerçekten de Allah’ın hayatına, yani sevgisine ortak oluyoruz, böylece O bizim aracılığımızla da kendini gösterebilir. Biz İsa’nın şanı oluruz, aynen İsa’nın Baba’nın şanı olması gibi! 

Bunu bize Aziz Pavlus da açıkça söyler: “Allah’ın yüceliğine erişmek ümidiyle de övünürüz”. Bizler için sabır şart olmakta, çünkü bizim ve kardeşlerimizin günahları yüzünden bizde sıkıntılar eksik olmamakta. Gerçekten de bizde de İsa’da olduğu gibi, Allah’ın şanı, denenmelerde gözükür. Haçta Allah’ın, insanların O’nu düşündüğünden farklı olduğunu gördük, orada İsa bize Babanın sevgisinin tamlığını gösterdi ve kurban olması ile bize bu sevgiyi bağışladı. 

Bizler de her sıkıntıda sabırlı olacağımızda Baba’nın sevgisini göstereceğiz. İsa’nın bize verdiği Kutsal Ruh bizleri Allah’ın yüceliği kılar, herkes için Baba olabilen bir Allah’ın tanıkları yapar. Yaşamımız sabırlı sevgi sayesinde Kutsal Üçlük gizemine katılabilir!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Pentekost Bayramı – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Hav.İşl. 2,1-11 Mezmur 103 2.Okuma Rom 8,8-17 İncil Yh. 14,15-16.23-26

Bekleyişi tamamlamaktayız: Kutsal Ruh’un gelmesi için dua ettik, ilahiler söyledik, gelmesi için yalvardık ve bugün Baba arzumuzu gerçekleştiriyor. Allah’ın Ruhu insanlara, İsa’yı tanımış ve sevmiş olanlara yeni bir ışık ve yaşam vermek için iniyor. Onlar tüm yaratılışı değişik bir açıdan, Allah’ın şanını belirten aydınlık bir ortam gibi görecekler!

İlk Pentekost’ta Ruh havarilerin yüreklerine İsa hakkında konuşma ve Onu herkese tanıtma arzusunu koydu. Bu aynı Ruh onlara İsa’nın sadece Öğretmen olmadığını, Onun onların yaşamı, en büyük sevgileri, tüm insanlık için gerekli armağan olduğunu belirtti. Onlar Ruh’un etkisiyle susamaz oldular. Ruh’un içlerinde var olmasıyla İsa’nın eylemini devam ettirmek için, yani dünyayı değiştirmek için, onu şeytanın etkisinde olmasından cennetsel bir yere, Baba ile birlik bahçesine, sevginin muzaffer olduğu bir alana dönüşmesi için Allah’ın araçları oldular. 

Kutsal Ruh havarileri dinleyenlerin üzerine indi ve bu insanlarda kendi yaşamlarını değiştirme arzusunu yarattı. Aynen Filippus’un yaklaştığı Samiriyelilerin ve Kornelius’un evinde Petrus’un müjdelemesine yüreklerini açan putperestlerin üzerine indi: herkes büyük bir sevinçle Allah’ı övüyordu. Bu aynı Ruh, Allah’ın Oğlunu kabul edenlerin üzerine de iniyor. İsa hakkında konuşmak yeterli, hemen bir sevinç ve yeni bir yaşam yayılıveriyor. Biz inandırıcı konuşmalara önem vermeye alışık olduğumuzdan bu durum karşısında nefesimiz tutuluyor. Sadece İsa hakkında konuşmakla nasıl her şey yenilenebiliyor? İsa hakkında konuşmak, Onu sevdiğini göstermek, dünyanın değişmesini gerçekleştirecek sırdır. Dünya değişmezse içindeki insanlar kendilerine düşman olur, onları sıkıntılı kılıp yok eder. Ama dünyada İsa’nın adı sevgiyle anıldığında beklenmeyen mucize gerçekleşir: sevinç başlar!

İsa’yı müjdeleyen sözler dünyanın tüm dillerinde anlaşılırlar. Aziz Luka orada bulunan ve Rabbin ölümünü ve dirilişini bildiren sözleri dinleyen on beş ülkenin halkını sıralar: herkes anlıyordu. Tüm halklara, tüm dinlere, tüm kültürlere Baba’nın sevgisini ve İsa’nın ilahiliğini bildiren Kutsal Ruh’tur. İsa kimse için yabancı, gereksiz, zararlı değildir. İsa kabul edildiğinde Kutsal Ruh yaşamı değiştirir, yüreği doldurur, alışkanlıkları ve kültürleri daha da güzel ve saygın gösteren sevgi hikmetiyle zenginleştirir.

Kutsal Ruh her şeyden önce İsa adını dinleyen kalplerde pişmanlık yaratır. İsa kederler ve ölüm acıları çekti, bunları sadece Hristiyanların değil bütün insanların ortak olduğu günahlar yüzünden çekti. Her şeyden önce pişmanlık! Affa ihtiyacımız olduğunu kabullenelim, İsa’ya acı çektirenlerin bizler olduğumuzu ve Kötünün eylemlerine yardım ettiğimizi kabullenelim. Bu alçakgönüllülük, Allah’ın Ruh’unun eylemlerini devam ettirebilmesi ve Allah’ın Oğlunun sevgisinde büyüyebilmemiz için değerli ortamdır.

İncil’in sözleri de her şeyin nasıl Mesih sevgisi etrafında döndüğünü göstermekte! Bu sevgi canlı olduğunda, Baba yaratıkları üzerine eğilir: “Beni seven… Babam da onu sever. Biz de ona gelir, onunla birlikte yaşayacağız!”. İsa’yı seven Allah’ın mevcudiyetinin tapınağı olur, sevgisinin yeri olur. İsa’yı seven, konuşmadan da, ilahi olarak görülen tüm diğer gerçeklerin sahte olduğunu gösterir. Onlar kandırmacadır, çünkü ne sevinç ne de sevgi verirler.

Pentekost bayramında, Kutsal Ruh’un gelişinin kutlaması bizim Baba’ya ve İsa’ya olan minnettarlığımızdan ayrı tutulamaz. Gerçekten de bize Kutsal Ruh’u gönderen Baba’dır ve İsa arzuladığı için Onu gönderiyor. İsa, acılarının amacının ve rüyasının gerçekleştiğini, ancak dünyaya ve içimize Kutsal Ruh geldiğinde, görür. Kutsal Ruh geldiğinde, İsa mutludur diyebiliriz, çünkü yaşamımızın tamamlandığını görmekte. Gerçekten de büyük Rus Azizi Sarov’lu Serafim’in dediği gibi, Hristiyan yaşamının amacı Kutsal Ruh’u almaktır: sonra da O bizden yayılıp dünyayı değiştirecektir. Bizde Kutsal Ruh etkili olmadıkça biz tam ve olgun kişiler olmayız.

Bunun için Sözü alıp yüreğimizde muhafaza ederek İsa ile birlik içersinde olmaya devam etmeliyiz. Sözü, yüreğimizi açan ve tüm mevcudiyetimizi Teselli Edicinin gelişine hazırlayan anahtardır. Bugünkü İncil’de İsa’nın Sözlerini dinlemenin ne kadar gerekli olduğu söylenmekte. Ruh bunu bize hatırlatmakla, anlatmakla ve sevdirmekle yükümlü!

Rabbimiz İsa’ya sevgi şarttır, Onu dinlememizle bu sevgi gerçekleşir. Onsuz dünya kurtulamaz. Birçok kere kendi kendime sorarım İsa niçin Petrus’a tek bir şeyi, yani Onu sevip sevmediğini sordu. Onu anladı mı, hatırlıyor mu veya kuzularını seviyor mu diye sorabilirdi. Bunlardan hiçbirini sormadı. Gerekli olan tek şey İsa’yı sevmektir. Gerçekten de İsa’yı seven Kutsal Ruh’a kavuşur, bu Ruh “kuzular” için sevgidir, hikmetli sözlerin hatırasıdır, yaşamak için ve insanların şehrini Baba’nın sevgisinin şehrine dönüştürmek için gerekli olan İsa’nın öğretilerini anlamaktır.

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

 Mesih İsa’nın Göğe Çıkışı – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Hav.İşl. 1,1-11 Mezmur 46 2.Okuma İbr. 9,24-28; 10,19-23 İncil Lk. 24,46-53

Aziz Luka İsa’nın Göğe Çıkışı ile İncil’ini tamamlamakta ve aynı olayla “Havarilerin İşleri” Kitabına başlamakta. Bu gizem İsa’nın Dirilişi ile Pentekost arasında gerçekleşmekte. Yani Rabbin ölümü yenmesi ve Kutsal Ruh armağanının gelmesi arasında İsa’nın Baba’nın sağına kabul edilmesinin gizemi gerçekleşmekte. İşte bu sebepten dolayı bize Ruh’unu yollayabilmekte! İsa böylece biz zavallı günahkarların kutsallaşmasını ve ilahlaşmasını gerçekleştirmekte. Bu Gizem, o zamanki Havarilerin ve halen günümüzde tüm Hristiyanların sorularına cevap veren bir gizemdir: “Rabbimiz, Öğretmenimiz şimdi nerede? İsa nerede? O mademki ölüler arasında değil, dirildi, niçin O’nu hiç görmüyoruz?” İşte cevap: O şimdi, Allah’ın olduğu yerde! O, Baba’nın dünyanın yaratılmadan önce olduğu şanda, O’nunla birlik içinde, çünkü O da Allah! Bu güvence bizler için sevinç ve huzur kaynağıdır. İsa’ya inanmış olmak ve iman etmek bir illüzyon değildir, yaşamımızı kutsal ve güvenli kılmaya devam etmekte, İncil gerçeğini sabitlemekte, yürüyüşümüzü haçla devamlı gölgelense de güçlü kılmakta. Hatta haç, günümüzü aydınlatan, yönlendiren, değerlendiren ışık olmaktadır.

The Ascension. From Illuminated Armenian Gospels with Eusebian canons
The Ascension. From Illuminated Armenian Gospels with Eusebian canons

İsa göğe çıkarken Havarileri kutsuyor. Onları kutsarken de onlara önemli bir görev veriyor, hatta tüm dünyaya gitmelerini emrediyor. Artık onlar İsa’yla hep birlikte tek bir yerde kalmamalılar. Her yere gidip O’nun Allah’ın yanında olduğunu bildirmeliler. Bu sebepten de herkese Baba’nın sevgisinin İsa’da gösterildiğini söyleyecekler. Böylece kin ve kötülük dolu bu dünyada yeni bir çağ başlatacaklar: Sevgi çağını ve sembolü haç olacaktır. İnsanlar Allah’ın onları sevdiklerini bildiklerinde yaşamlarının sadece severek değer kazandığını anlayacaklar, yaşamın anlamının sevgide saklı olduğunu anlayacaklar ve yaşamlarını sunmaya başlayacaklar. İsa’nın göğe çıkışı Kilisenin misyonunun başlangıcıdır, dünyanın değişmeye başlamasının başlangıcıdır. İsa’nın Sözünün vardığı yerlerde ve O’nun ilahiliğinin tapınıldığı yerlerde dünya ne kadar çok değişti. Rabbe itaat eden öğrencilerinin vardıkları yerlerde ne kadar çok acı giderildi! Göğe çıkmış İsa’nın müjdelendiği yerlerde ne kadar çok sevgi ve barış etkinlikleri gerçekleşti! 

İsa Baba’nın sağında iken de O’nu sevenleri, kendi çıkarlarından uzaklara gidip İsa’ya olan imandan gelen yeni ve ebedi yaşamı vermek için yola çıkanları, “görmeye” devam etmekte. Kilise huzursuz ve acı çeken dünyaya, hatta kötü ve başkalarının acılarından zevk alabilen dünyaya ışık, yaşam ve her küçük adımın ebedi anlamını görme kapasitesini vermekte. Kilisenin misyonu halklara zarar vermiyor, tersine mahvolmaktan kurtarıyor, üyelerinin hapsolmalarını engelliyor, onların birlik, sevinç, gelişme ve huzur cemaati olmaları için yardım ediyor.

Bugünkü gizemden mutlu olalım ve Kilise’nin sadece tamamı olarak değil İsa’yı seven her bir üyesinin görevi için sevinelim: görev, O’nu başkalarına tanıtarak yaşamalarını sağlamak ve dünyaya barışı yaymaktır! 

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya Devresi 6. Pazar Günü C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Hav.İşl. 15,1-2. 22-29 Mezmur 65 2.Okuma Vahiy 21,10-14.22-23 İncil Yh. 14,23-29

Biraz önceki okumada Allah’ın insanlara armağanı olan gökten inen, kutsal Yerulaşim’in tasvir edilmeye çalışıldığını dinledik. O, yüksek ve güçlü duvarlarla çevrili ama kapalı değil. Her tarafından içeri girilebilir, ama kapılardan geçme şartıyla. Bu kapılar meleklerce korunmakta ve İsrail halkının on iki atasına bağlıdırlar, tüm şehir ise on iki havariyi hatırlatan on iki temele dayanmakta. Bu şehrin şimdiki ve gelecekteki sakinleri, ataların Allah’a ve havarilerin Rableri İsa’ya itaatinden faydalanmaktalar. 

Bu şehre girip yaşayanlar, İsrail halkının ve Kilise’nin yaşam meyvesini alırlar. Bunun için onlar Kilise’nin açtığı kapılardan geçmeyi kabul ederler, yani, Kilise’nin, onlara barış ve sevinçli bir yaşamı, koruma ve sabitliği sağlamak için verdiği kuralları kabul ederler. Şehrin kurallarına havariler yaşamlarıyla tanıklık ettiler: İsa’ya şartsız sevgi, Baba’nın armağanı Kutsal Ruh ile birlik, karşılıklı hizmet, tüm insanlık için en gerçek ve derin sevgi göstergesi olan İncil’i devamlılıkla yaymak için çalışma. 

Bu şehrin kendi ışığı vardır, güneşe, ateşe benzer bir ışık: Kuzu, herkes yönünü bulup kendisinin ve diğerlerinin kimliğinden faydalanabilsinler diye devamlılıkla aydınlatan ışıktır.

Kuzunun ışığı; zor, ama kardeşlerin birliği için değerli seçimleri yapmakta havarilere rehberlik etmiş ışık idi. Havarilerin İşleri Kitabı bize bunun örneğini gösterir. İmana varan İbraniler ve putperestler arasında birlik içinde yaşamakla bazı sorunlar çıkmıştı. İbraniler, putperestlerin vaftizi almadan önce Musa’nın kanunlarını da kabullenmelerini istiyorlardı. Havariler Kutsal Ruh’un onları aydınlatmasıyla karar verdiler. Onlar; İsa’nın Musa’nın kanunlarını tamamladığını kabullendiklerinden dolayı, Kilise’nin birliğinin içinde yaşanan Allah’ın Oğluna imanın, kurtuluşumuzu gerçekleştirmesi için yeterli olduğuna ve başka hiçbir şeye gerek olmadığına karar verdiler. İsa tek kurtarıcımızdır: bizi ölümü ve dirilişi ile kurtarmış olan O’dur. 

Kutsal Ruh havarilerin hikmetli ve cesaretli kararlar almalarını sağladı. İsa, acı çekmeden önce Ruh armağanını göndereceğine söz verip tam da Teselli Edicinin onları gerçeğin doluluğuna, yani her zaman karşılaşacakları hep yeni durumlarda Baba’nın sevgisini tanıyabilmelerini sağlacağını söylemişti. 

Günümüzde de dünyamızın yaşamamıza zorladığı yeni ve zor durumlarda Ruh, çobanlarımızı, episkoposlarımızı gerçeği, yani Allah’ın sevgisinin gereksinimlerini söylemek için aydınlatır ve yöneltir. Kutsal Ruh’un bizlerin ve Kilise’nin içerisinde daima kalması için İsa’ya karşı devamlılıkla sade ve kararlı bir sevgiyi beslemeliyiz. Bunu bize O’nun Kendisi tembihledi: “Beni seven sözüme uyar, Babam da onu sever. Biz ona geleceğiz ve onunla birlikte yaşayacağız”. 

İsa’yı sevdiğimizde içimizde O’nun ve Baba’nın varlığını tadabileceğiz! Onlar; ışık, gerçek ve yaşamlarının tüm zenginliği ile, sevgilerinin kuvveti ile, Ruhlarının hikmeti ve gücü ile içimizde olacaklardır.

İsa’yı sevmek barışımızın ve gücümüzün sırrıdır. İsa’yı sevmek birlikte yaşamayı başarmamızın sırrıdır. İsa’yı sevmek ailelerimizin sabitliğinin garantisidir. O bize ısrarla kendisini sevmemiz gerektiğini söylemekte, çünkü bunun yaşamımızın güzelliği olduğunu bilmekte. İsa’yı sevdiğimizde Allah’ın sevgisinin gücü içimizde hareket eder ve tüm dünyanın değişmesi ve yeniden yaratılması için içimizden taşar.

Rabbim İsa, seni seviyorum! Sen benim yaşamımsın, sen insanların şehrinin temeli ve ışığısın! Benim de içine girebilmemi ve tüm imanlılarla barışı ve birliği tadabilmemi sağla!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya Devresi 5. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Hav.İşl. 14, 21-27 Mezm 1442. Okuma Vahiy 21, 1-5 İncil Yh. 13, 31-33. 34-35

Allah’ın hükümranlığına girmek için birçok sıkıntılardan geçmek gerekiyor”. Bu sözlerle Pavlus ve Barnaba kendileri tarafından oluşturup toplanan cemaatleri eğitiyorlardı. Onlar yeni Hristiyanlara güzel ve rahat bir yaşam sözü vermiyorlardı, zaten İsa da hiçbir zaman böyle bir söz vermedi. Tam da İsa açıkça şöyle dedi: “Benden nefret ettilerse sizden de edecekler” ve“sizi de kovacaklar, zülüm edecekler, yargıç ve hakimlere teslim edecekler”. Ama şunu da ekledi: “Size benim yüzümden hakaret ettiklerinde sevinin ve coşun!”. 

Sıkıntılar Hristiyanların yaşamının bir parçasıdır. Biz de imanımızı biraz ciddiyetle yaşamak istediğimizde bunu keşfediyoruz. Her gün, ciddi haberler ve eğitici eğlenceler görmek için ödediğimiz televizyon, imanımız için zararlı ne varsa yüzümüze çarpmakta, bize ve çobanlarımıza karşı incitici sözler ve hakaret duyurmakta. Evlerimize taşıdığımız ve çocuklarımızın eline de geçen gazete ve dergiler için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. 

Allah’ın hükümranlığına girmek için birçok sıkıntılardan geçmek gerekiyor”. Aziz Pavlus bunu söylerken bazı şehirlerden kovulmuştu bile, Şam’dan da kaçmak için duvarlardan bir sepet içinde indirildi ve Listra’da (Hatunsaray) taşlandı, hatta öldürüldüğü zannedildi. Daha sonra da zulüm görecekti ve hapislerde acı çekecekti ama bunu daima Rabbi Mesih İsa’ya sadık olduğundan sevinçle karşılayacaktı.

Bugünkü İncil metni İsa’nın acı çektiği özel bir anı hatırlatır: Yahuda, Paskalya yemeğinden ayrılır. Oradan çıkarak diğer havarilerle birliği, özellikle de İsa ile birliğini bozar. 

Yahuda ne yapacak şimdi? Ne olacak ona? İsa Yahuda için ve kendisi için acı çeker. Acı ve ölüm anının artık yaklaştığını hisseder. Onun için bu an en büyük sevgiyi göstermenin zamanıdır ve dolayısıyla Baba’yı ”yüceltebileceği” andır! Bu sevgisiyle kendi ilahi büyüklüğü belirecektir. 

O, ölüme girecektir: bu an ona ait olanların onu takip edecekleri an değildir, ancak her an O’nun yaptıklarını yapmak için geçerli andır, yani Baba’nın sevgisini göstermek için zaman daima uygundur. Bunu İsa’nın öğrencileri, birbirlerini İsa’nınki ile aynı sevgi yoğunluğu ile severek gerçekleştireceklerdir. 

Birbirlerini sevmek ne demektir? Sadece başkalarını sevmek değildir: bu sevgi, kendimizi iyi, hak eden, daha iyi gibi hissetmemizi sağlayan gururumuza yönelik bir dürtü olabilir. 

Birbirimizi sevmek kardeşin sevgisini kabul etmektir, ona değer vermektir, bana karşı davranışlarını sevgi olarak saymaktır. Kardeşlerimin bana yaptıkları Allah’ın bana sevgisidir, hoşuma gitmiyorsa da, bana acı veriyorsa da bu böyledir, çünkü Rab bana neyin iyi geldiğini bilmekte. Birbirini sevmek her şeyden önce kardeşlerin dikkatine ihtiyacımızın olduğunu alçakgönüllülükle kabul etmek ve onları kendimden üstün görmektir. Onları bana olan Allah’ın armağanı olarak sayıyorum. 

Mademki İsa daima herkesi sevdi, biz de O’na bakarak herkesi seviyoruz. “Niçin seviyorsun?” sorusuna da daima şöyle cevap vereceğiz: “Çünkü İsa bizi sevdi”, “Çünkü İsa seni de beni de sevdi”. Sevilmeye layık olan O’dur. 

Birbirimizi severek İsa’nın şanını göstereceğiz, bizler de onun öğrencileri sayılacağız. Bizi Rab’bin öğrencileri olarak gösteren ve başkalarından ayırt eden, sözlerimiz ve dualarımız değil, konuşma şeklinde bile, duada, özellikle de birbirimizi dinlemeye ve yardıma hazır olmamızda açıklanan birbirimize olan o bağlılıktır.

Birbirimizi sevmek elbette çok güzeldir, ama pahalıdır! Eğer denediysen bunun pahalı olduğunu bilmektesin. Bu, bizi hükümranlığına kabul etmesi için Rab’be sunduğumuz ilk sıkıntıdır. Karşılıklı sevginin getirdiği sıkıntı, bizi sevince boğacaktır, bir sevinç ki diğer bütün sıkıntılardan gelen gözyaşlarını, bize karşı kütü konuşanlardan ve imanımıza karşı haksızlıklar yapanlardan gelen gözyaşlarını da silecektir.

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it