Kutsal Kitab’ın Okunması
1.Okuma: Yeşaya 22,19-23 Mezmur 137; 2.Okuma: Romalılar 11,33-36; İncil:
Matta 16,13-20
Baş uşak Sebna, halkın içinde bulunduğu tehlikeler için tövbe edip dua etmek yerine, zenginlik ve sefahat içinde bir hayat sürerek kendisini bol ziyafetlere veriyordu. O ve önderler tövbe etmeye davet edilmişti,
fakat bunun yerine sadece kendi zevklerini ve eğlencelerini düşünüyorlardı. Bu nedenle Allah peygamber Yeşaya’ya şöyle der: Böyle bir adamın yeri, sadakati kanıtlanmış başka biriyle doldurulmalıdır. Bu
kişi Elyakim’dir; o, komuta cüppesini ve kemerini alacak ve anahtarlar ona teslim edilecektir: “O açarsa, kimse kapatamaz; o kapatırsa, kimse açamaz”. Bu olay, İsa’nın Simun Petrus’a söylediği sözleri anlamamıza yardımcı olabilir. İsa, Simun Petrus’a “göklerin krallığının anahtarlarını” vaat eder. Şimdiye kadar bu anahtarlar kimin elindeydi? Onları, tüm halkı yönetme hakkına sahip olduklarını düşünen baş kahinler ve din bilginleri elinde tutuyordu. Bunlar kendilerinin Allah’ın isteğini bildiklerinden ve öğretebileceklerinden emindiler. Kendilerini Allah’ın aracıları olarak görüyorlardı, fakat İsa geldiğinden beri O’nu tanıyamadıklarını
ve kabul edemediklerini gösterdiler. İsa, peygamberlerin öngördüğü mucizeleri gerçekleştirerek kimliğinin kesin işaretlerini veriyordu. Simun bunu biliyordu ve İsa’nın “Ya siz, benim kim olduğumu söylüyorsunuz?” sorusuna cevap vererek bunu herkesin önünde açıklamıştı. O, emin bir şekilde şöyle demişti: «Sen, yaşayan Allah’ın Oğlu Mesih’sin». Bu cevaba karşılık İsa, öğrencisinin krallığının anahtarlarını omuzlarında taşıyabileceğini anladı.

Din bilginleri ve önderler İsa’yı engellemekten başka bir şey yapamıyorlardı ve bunu da yapıyorlardı; hatta O’nu Beelzebul’un yardımıyla hareket eden biri olarak göstererek halkı O’na düşman etmeye çalışıyorlardı. Bu önderler ve dini otoriteler artık Allah ile işbirliği yapanlar değil de, aksine, Peder’in gönderdiği kişiyi reddederek O’nun düşmanları olmuştu. Göklerin krallığının anahtarlarını elinde tutmak, bu krallığın kralının bir numaralı yardımcısı olmak anlamına gelir. İsa henüz bu anahtarları Simun’a teslim etmez, fakat ona söz verir: Kutsal Ruh geldiğinde anahtarları alacaktır. O zaman bu anahtarları gerçek bir ayırt etme yeteneğiyle kullanabilecektir: Kapıları açabilmeli, ama aynı zamanda kapatabilmelidir; yani, İsa’yı gerçekten dinleyen ve kendi kralına itaat edildiği gibi O’na itaat edenleri, O’nu izleyenlermiş gibi davranan,
fakat kendi çıkarlarını elde etmek için ya da ikiyüzlülükle O’nu izleyenlerden ayırt edebilmelidir. Petrus, bu ayırt etme yeteneğine sadece kendisine verilecek olan Allah’ın Ruhu sayesinde sahip olacaktır; bu Ruh, diğer havarilere de verilecektir. Petrus’un söylediği sözler – ifade ettikleri imanın güvenliği ve istikrarı nedeniyle ona bu lakabı (Petrus, ”kaya” demek) kazandıran sözler – o kadar doğrudur ki, İsa bunları, Allah’ın Kendisi, Peder tarafından öğrencisine ilham verilmiş sözler olarak kabul eder. Bu sözlerin içeriği üzerine sağlam, ebedi bir yapı kurulabilir: bu, sonsuza dek kalacak olan Kilise olacaktır. Bu sözler yerini başka sözlere bırakmayacaktır: bunlar, kesin gerçektir. O, İsa, sevgili Oğlu olan Allah tarafından gönderilmiştir; tıpkı Baba’nın Kendisinin, İsa Yahya tarafından Ürdün Nehri’nde vaftiz edilirken açıkladığı gibi. Petrus, söylediği gerçeğin sonuçlarını henüz çıkaramayacağını gösterecektir. Peygamberlerin İsa için müjdeledikleri her şeyi bilmiyor, daha doğrusu İsa’ya atfetmiyor: hatta Allah’ın Oğlu için peygamberliklerin gerçekleşmesini istemiyor. Yeniden tövbe etmeli, Allah’ın Oğlu için isteğini öğrenmeli, Mesih’in haçını ve dolayısıyla kendi haçını kabul etmelidir. Sözlerinin vahyi, onu söyleyen kişinin tüm gerçeği ve tüm sonuçlarını bilmemesine rağmen, derinden doğrudur. Allah’ın tasarıları ve yolları öngörülemez ve insan aklıyla anlaşılamaz. Aziz Pavlus, başka nedenlerle de olsa, şöyle derken bunu ifade eder: “Ey Allah’ın zenginliğinin, bilgeliğinin ve bilgisinin derinliği! Onun yargıları ne kadar da anlaşılmaz, yolları ne kadar da ulaşılmaz!”. Bizler, “Rab’bin düşüncesini” öğrenmeye hayranlık ve istekle bakıyoruz; her ne kadar bu, bizim akıl yürütme ve kavrama imkanlarımızın çok ötesinde olsa da. Ve şimdi havarilerin ellerinde bulunan anahtarların, İsa’ya yaklaşmamız için kapıyı açtığını bilmekten, ve bunu deneyimlemekten de mutluluk duyuyoruz. Ve kapılar kapandığında da minnettarız, çünkü içimizden ya da dışımızdan bizi rahatsız eden ayartmalardan korunuyoruz: kapıların bazı akıl yürütmeler ya da inançlar yüzünden kapalı olduğunu bilirsek, bunları bir kenara bırakırız. Her
zaman Allahımızın krallığına, İsa’nın tek kralı olduğu ve bizi kendi özgürlüğü içinde kabul ettiği o krallığın girişini serbest bulmayı arzuluyoruz.
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it
