Meryem’in Göğe Alınması Bayramı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

15/08/2023- MERYEM’İN GÖĞE ALINMASI BAYRAMI

1.Okuma Vahiy 12,1-6.10; Mezmur 44; 2.Okuma 1Kor 15,20-26; İncil Lk 1,39-56

Her şeye kadir ve ebedi Allah, Oğlunun Annesi, günahsız doğmuş Bakire Meryem’i bedeni ve ruhuyla birlikte göklerin şanına kavuşturdun. Onun mutluluğunu paylaşabilmemiz için, bu dünyada devamlı olarak gökteki nimetlere bağlı kalmamızı sağla”. Bugünkü Kutsal Ayinin bu duası bizleri Sözü dinlemeye ve bugün kutladığımız olayı anmamıza yöneltiyor.

Assunzione della Vergine (Tiziano Vecellio, 1535)
Duomo (Verona) – Assunzione della Vergine (Tiziano Vecellio, 1535)

Allah’ın yaptıklarını izleyelim, bunun sonuçlarını düşünerek, yaşamımıza yön verelim ve ümidimizi besleyelim! Allah, Mesih İsa’nın bakire annesi Meryem’i göklerin şanına yükseltti. Göklerin şanı nedir? Meryem bunu nasıl hak etti? Göklerin şanına yükseltilmek demektir ki, Meryem’de ve Meryem aracılığıyla Allah’ın sevgisinin ve bilgeliğinin güzelliği belirir. Meryem bu şanı hak etmedi, çünkü bu, Baba’nın bedava armağanıdır: Baba, Meryem aracılığıyla sadık ve kutsal sevgisinin bedava olduğunu göstermek istedi.

Vahiy kitabı göklerde beliren görkemli belirtiden bahseder. Bu belirti, güneşle kuşanmış, ayakları altında ay ve başında on iki yıldızdan oluşmuş bir tacı olan bir Kadındır. Belki de kitabın yazarı Meryem’den değil, Kilise’den bahsetmektedir. Ama niçin Kilise’yi bir oğlan doğuran kadına benzetmektedir? Mutlaka Kilise’den bahsetmek için İsa’nın annesinin imgesini kullanmaktadır.

Güneşle kuşanmış Kilise’dir, çünkü Kutsal Ruh’un lütfuyla parlamaktadır, İncil’in ışığıyla parlamaktadır ve “yükseklerden doğan güneşin”, yani İsa’nın mevcudiyetinden parlamaktadır. Fakat Kilise’de Meryem’in yeri çok özeldir, çünkü Meryem havarilerin ilk birlik ve dua tecrübelerinde onlara yardımcı oldu. İlahi ışık tüm gücüyle Meryem’de parlar, çünkü Meryem Allah’tan hiç uzaklaşmadı! Bizlerde ise ilahi ışık, günahın ve egoizmin lekelerini gün ışığına çıkarır.

Ay ise, gururla şişmiş olan zenginler ve güçlüler tarafından hükmedilen insanlığın uğradığı değişiklikleri göstermek için konmuştur. İşte, ay Kadın’ın ayaklarının altındadır! Bu kadın Kilise’dir ve Kilise aziz Meryem’in mevcudiyetiyle, onun kutsallığıyla, gururu ve gücü reddeden ilahisiyle gururlanabilir.

Yıldızlı taç Kilise’nin krallığını gösterir. Meryem bu krallığı tam olarak yaşadı, çünkü o, İsa’nın gerçek hizmetkarı oldu. O kadar hizmetkar oldu ki, vaatlere göre İsa’yla birlikte hükmedebiliyor!

Meryem ve Kilise, Kilise ve Meryem karşılıklı olarak birbirlerini desteklemektedirler ve birbirlerinin niteliklerini göstermektedirler. İkisinin de aynı amacı ve aynı varış noktası var. Meryem bizlerin, İsa’ya itaat ettiğini görmek ister, Kilise itaat eder ve üyelerinin itaat etmesine yardım eder. Meryem, İsa’nın bulunduğu yere varmaktadır, Kilise de bu varış noktasına ulaşmak için, Meryem’den öğrendiği ilahiyle Allah’ın büyüklüğünü överek, oraya doğru yürümektedir. Meryem, tüm Kilise’nin kabul edileceği yere kabul edildi. Orada ebedi nimetlere kavuşacak ve İsa’nın şanını paylaşabilecek, yani Allah’ın sevgisinin büyüklüğünü ve güzelliğini gösterebilecek.

Bu dünyada devamlı olarak ebedi nimetlere bağlı olarak yaşamaktayız: Bugünkü bayramla Meryem bize bunda yardımcı olur. Şimdi yaz mevsimindeyiz ve yüzeyselliğe kolayca düşebiliriz. Sadece eğlenceyi ve kendimizi tatmin etmeyi aramayalım! Yaşamın kutsal ve derin amaçlarını unutmayalım! Allah’n ışığını yansıtan Meryem’e bakarak gerçekten gerekli ve önemli olan ebedi yaşama, sevginin Allah’ının yaşadığı o yaşama ulaşmak için birbirimize destek olalım ve yürümeye devam edelim.

Bugün Meryem’in kabul edildiği göğe bakarak, bu dünyada kutsal bir yaşama şekline, yani içsel huzura ve insanlar arasındaki ahenkli ilişkiye, mal mülkten hür olmaya, Allah’ın içimizdeki ve aramızdaki mevcudiyetine dikkat etmeyi öğrenelim!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan devre – 19. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

13/08/2023 – OLAĞAN DEVRE – 19. Pazar Günü – A

1.Okuma 1Kr 19,9.11-13 Mezmur 84 2.Okuma Rom 9,1-5 İncil Mt 14,22-33

Aziz Pavlus acısını anlatmak için çok önemli bir açıklama yapmaktadır. Özellikle vaaz verip kabul edilmediği yerlerde çektiği acıyı veya uzun yolculukları sırasında yaşadığı zorlukları ya da birçok şehirde zulüm görmesinin sonundaki acılarını ve hapisteki küçük düşürülmelerini dinlemeyi bekliyoruz. Hayır, en büyük acısı kendi soydaşlarının, yani İsraillilerin Allah tarafından seçilmiş olmalarına rağmen ve onların Allah’ın vaatlerinden faydalanmalarına rağmen, İncil’i kabul etmemelerinden kaynaklanıyor.

Ilyas Basim Khuri Bazzi Rahib, Jesus Walks on Water - adapted from a folio dated 1684
Ilyas Basim Khuri Bazzi Rahib, Jesus Walks on Water – adapted from a folio dated 1684

İsa o halktan geliyor, ama onlar İsa’yı Mesih olarak, Allah’ın Oğlu olarak, Baba’nın vaatlerinin gerçekleştiricisi olarak kabul etmediler. Pavlus bunun için acı çekiyor, ama kimseyi suçlamıyor, çünkü kendisi de İsa’yı ve Kilise’sine zulmetmişti, kendisi de İsa vasıtasıyla bize ulaşan Allah’ın bedava sevgisini kabul etmekte zorlandı; fakat bu iyi müjdeyi kabul ettikten sonra, O’nun lütfuna kavuştu.

İsa’yı kabul etmek hep bir iman eylemidir, büyük bir imandır ve sadece alçakgönüllü ve zenginliğe bağlı olmayan insanlara mümkündür. Bugünkü İncil, Petrus ve Onikilerin, Rab’bin ilahi tabiatını tanıyabilmelerine yardım eden bir anı anlatmaktadır. Onlara ekmeklerin ve balıkların çoğaldığını görmek yetmemişti. O mucizenin sonucunda hevesli kalabalığın etkisi altında kalmamaları için İsa neredeyse havarileri tek başlarına kayığa yollamaya mecbur olmuştu, yoksa onlar İsa’yı kolay bir Mesih, insani şan kaynağı olarak göreceklerdi.

İsa ise kalabalığı bırakıp tepede tek başına dua etmeye çıkıyor. Bu sırada öğrenciler rüzgar yüzünden gölde zorluklar çekmektedirler. İsa onları tek başına bırakmıyor ve onlara yardımcı olmak için su üstünde yürüyerek yanlarına gidiyor. Onlar onu tanımakta zorlanıyorlar: Su üzerinde yürümek fazla garip bir olaydır, bir insan için imkansızdır. Korkuyorlar, İsa’nın var olduğunu hiç düşünmüyorlar: Onlara göre bir hayalettir ve de onun ne yapabileceği belli değildir.

İsa bunu fark ediyor ve Kendisini Allah’ın adı ile tanıtıyor: ”Ben’im!” Bu, yeterli olmayacaktı, çünkü artık onlar bu adını tanıyıp Mezmurlar’ın söyledikleri gibi Allah’ın su üzerinde yürüyebilmesini bilmektedirler Ayrıca O, Allah’a özgü sözü de ekliyor: ”Korkmayın!”

Biraz rahatlatılmışlar fakat Petrus emin olmak için aynı şeyi yapmak, Öğretmeni gibi su üstünde yürümek istiyor. O’ndan buyruğu almayı diliyor, çünkü Rab’bine itaat etmeyi istiyor. Ve İsa kabul ediyor!

Bu raddede ilk olarak Petrus ve sonra diğerleri, iman etmenin ne kadar zor olduğunu fark ediyorlar. Petrus su üzerinde birkaç adım atıyorfakat biraz rüzgar, Petrus’un yüreğindeki imanı yok etmek için yeterlidir. Hemen İsa’yı unutuyor, bakışını O’nun üzerinde sabit tutmuyor. İman olmayınca Petrus tek bir adım bile atamaz, hemen batmaya başlıyor. İsa’ya iman yaşamın güvenliğidir, ayaklar altındaki sağlam topraktır.

İman olmayınca sadece öğrencinin yaşamı değil, tüm sosyal ilişkileri de tehlikededir, tüm toplum yaşayamıyor, üyelerine yardımcı olamıyor; İsa’ya iman yok olunca tüm güvenceler yıkılır, kimseye güvenilemez, iyiyi ve kötüyü ayırt etmek için hiçbir kaynak kalmaz. Bu, dünyamızın şu anki durumudur. Hatta, Kilise’nin bir çok üyesinin de durumudur.

Rab ile tekrar karşılaşmak için uygun zaman ve yerlere ihtiyacımız vardır, aynen İlyas’ın dağa çıkışı gibi. Yüreğimize girecek, onu değiştirecek, korku, imansızlık rüzgarları esince güçlü ve sabit bir imana kabiliyetli kılacak, Allah’ın sesini duyabilmek için sessiz yerlere ve zamana ihtiyaç vardır.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Mesih İsa’nın nurlu görünüşü

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

06/08/2023 – MESİH İSA’NIN NURLU GÖRÜNÜŞÜ – A

1.Okuma Daniel 7,9-10.13-14 * Mez 97/96 * 2.Okuma 2Petrus 1,16-19 * İncil Mt 17,1-9

Bugün neredeyse gizemli bir olayı kutlamaktayız: Üç tanık onu kardeşlerine ve dostlarına açıklamadan önce üç ay, belki de üç sene saklı tuttular. İsa’nın Kendisi buyurmuştu: «İnsanoğlu ölümden dirilmeden önce, gördüklerinizi kimseye söylemeyin». Hayatımızın, daha iyisi imanımızın bazı olayları saklı, sadece içimizde mevcut olmalıdırlar.

Onları başkalarına açıklamak; onların değerlerini küçültmek, ayrıca bizim onları anlamamızı ve onların meyve vermelerini engellemek olacaktı. Olaya, Rab’bin Kendisi tarafından ”görünüş” denildi, çünkü üç havari, Petrus, Yakup ve Yuhanna, gözleri ile normal olarak görülmeyen gerçekleri gördüler.

Onlar İsa ile, İbrahim gibi, Musa gibi, İlyas gibi, yüksek bir dağa” çıkmıştılar. Bu çıkışı istemiş olan, İsa idi. O’nun bir kenara çıktığında, bunu dua için yaptığını bilmekteyiz. Ve ne oldu? Üç havari İsa’yı farklı gördüler, O’nun yüzü, dağdan inen Musa’nınkinden daha ışıklı, elbiseleri bembeyaz oldular. Tamamen farklı bir İsa’yı gördüler. Yeniden bu şekilde O’nu görmek için, O’nun dirilişini, O’nun artık bu dünyada değilkenki zamanı beklemeleri gerekecektir.

Üç havari; İsa’nın dua ederken, Baba’nın ışığına ve O’nun hayatına dalmış nasıl olduğunu gördüler. Allah’ın nurunun birazcığını gördüler! Bunu anlatmak imkansız olacaktı! Hiç kimse anlamayacaktı, onların kendileri de bunu nasıl söyleyebileceklerini bilmeyecektiler.

Ve gördükleri şeyin tamamen yeni, fakat gerçek olduğuna dair onlara güven vermek için, işte iki tanık, Musa ve İlyas! Bunlar, halka olan Allah’ın sevgisinin temsilci tanıklarıdır. Hayatları, görevleri ile birlikte, gelmesi gerekli Olanın, vaat edilmiş Mesih’in peygamberliği idi.

Onlar konuşmakta, İsa ile sohbet etmektedirler. O’na yaşıt olmaya dönüşmektedirler. Aynı ilgileri, aynı görevleri, aynı kaderleri vardır. Musa, halkın rehberidir, İlyas, ruhsal rehberidir ve İsa, Musa gibi, kalabalıklar tarafından izlenmektedir ve onların imanlarını yenilemektedir. İsa onların izlerini takip edecektir: Onlar Kendisi için peygamberlerdir. Onlar hemen hemen öldürülmeye kadar acı çektiler, İsa gerçekten öldürülecektir. Ve tıpkı İlyas’ın bedeninin gömüldüğü yerin bilinmemesi ile aynı şekilde İsa’nın bedenini de hiç kimse bulmayacaktır. Ve İlyas’ın Elişa’nın gördüğü ateşten arabası üzerinde göğe alındığı gibi, aynı şekilde İsa da bütün öğrencilerin gözleri önünde göğe çıkmak üzere ölümden koparıldı.

Musa, gök gürültüsü ve borazan sesleri ile kendisine konuşan Allah’ı dinliyordu ve İlyas O’nu hafif esen rüzgarın sessizliğinde duyuyordu, İsa’da ise üç havari, Allah’ı dinlerken O’nu dinliyordu: «Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!». Gizemli buluttan çıkan sözler, bir babanın sözleridir. Bunlar, daha önce duyulmuş sözlerdir: Mezmurlar, İshak’ın babası İbrahim’in hayatı ve peygamberlerin açıklamaları çok sevinçli ve güven verici bu cümleden özetlenmektedirler. Son söz, öğrenciler içindir: «O’nu dinleyin!». İşte, Allah’ın hoşuna gitmeleri için yapmaları gereken tek şey.

Musa’nın yazıları ve İlyas’ın sözleri aralıksızca Allah’ı dinlemeye çağırmakta idiler. Allah sürekli, «Dinle, ey İsrail!», «Eğer beni dinleseydin»,«Beni dilemediniz’» diye söylüyordu. Şimdi Allah’ın Kendisi, «O’nu dinleyin!» diyor, yani O’nu, Oğlu, Sevileni dinleyin! Şimdi öğrenciler, İsa’nın önüne O’nun Sözünün Allah’ın Sözü olduğundan emin olarak kendilerini koymaları gereklidir. Buna özel bir dikkat göstereceklerdir ve bundan sonraki öğrencilere örnek vermeleri gerekecektir.

Kendi kendimize şunu da sormaktayız: Ne için İsa dağa Kendisi ile birlikte sadece üç öğrenciyi aldı? Ya öteki dokuzu? Ne için onları tek başına bıraktı? Bazı güç tecrübelerin sadece az kişilere ayrıldıklarını düşünebiliriz; bu kişiler bu tecrübeleri sonra başkalarına iletecekler. Ayrıca havariler şunu öğrenecekler: Onların arasından bazılarına farklı görevler verilecekler, farklı tecrübeleri yapacaklar ve herkes birbirine güvenmeye hazırlanacaktır. Herkes Rab’lerinin Sözünü bir başkasından alacaktır!

Daniel Kitabından alınan birinci okuma, rahiplik kıyafetleri giyinmiş, Kendisini kral olarak, hatta tamamen ilahi özellikleri ile gösteren İsa’ya hayranlık içinde bakmaya bizi hazırladı. Ve de Aziz Petrus, ikinci mektubunda, kendisini çok etkileyen dağdaki görümü anlatmaktadır: Petrus için o an çok önemli idi ve havarisel ödevi için, bize emin bir şekilde İsa hakkında konuşması için ve şüphe etmeden peygamberlerin ve ataların tanıklıklarına dayanması için kendisine cesaret vermeye devam etmektedir. İsa’nın yanında Musa’yı ve İlyas’ı görmesi, sonra da onların İsa’yı tamamen tek başına bırakmalarını görmek de Petrus için önemlidir. Şimdi yüreğinde, bizim yüreğimizde de, «İsa’dan başka kimse» yok!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan devre – 17. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

30/07/2023 – OLAĞAN DEVRE – 17 Pazar Günü – A

1.Okuma 1 Kr. 3,5.7-12 Mezmur 118 2.Okuma Rom. 8,28-30 İncil Mat. 13,44-52

Süleyman’ın duası Allah’ın hoşuna gitmektedir. O kendisi için hiçbir şey istememekte, ne sağlık, ne zenginlik ne de düşmanlarına karşı zafer; sadece yönetmek için hikmet arzulamaktadır. Bununla halkı için Allah’ın bir işareti ve armağanı olacaktır.

Malnazar (1637-1638), Solomon writing
Malnazar (1637-1638), Solomon writing

Yani Süleyman, sevgi için araç olmak istemektedir: Bu arzu, Allah’ın yüreği ile karşılaşabilen tek arzudur. Allah sevgidir ve insanlar için sevgi aracı olmak istediğimizde O, gerçekten evlatları olduğumuzu bilip duamızı dinler ve gerçekleştirir!

Aziz Pavlus da aynı şeyleri başka sözlerle tekrar eder: “Allah’ı sevenlere… her şeyin iyilik için yöneltildiğini biliriz”. Bu cümleyi okurken birçok anlam çıkarabiliriz: İlk önce Allah Kendisini sevenlere özel bir ilgiyle bakar. Ayrıca her şey, her olay, hatta her terslik bile Allah tarafından bizim iyiliğimiz için kullanılmaktadır. Allah’ın Sözü olduğu için bu cümleyi ciddiye alanların – aralarında biz de olalım! – kızmak için ya da huzuru kaybetmek için sebepleri olmayacaktır. Tersine Allah’ın Oğluna “benzer” olacağız: Davranışlarımızla Peder’in aynı sevgisini yaşayan İsa’ya benzerliğimiz gözükecektir! Bizim bu benzerliğe ulaşmamız yaşamımızın tam olarak gerçekleşmesidir. Bunu İsa da bu günkü hikayeleriyle bize öğretmektedir.

Tarlada saklanmış hazineyi ve değerli inciyi arayan kimdir? İsa’yı arayıp yaşamının merkezi olarak yapandır, çünkü O’nda Allah’ın sevgisinin tamlığını bulur. Saklı hazineyi ve değerli inciyi bulan, başkalarının o tarla hakkında veya inci hakkında düşündüğüne bakmaz. O, Rab’bin mevcudiyetinin büyük değerini tanımakta ve artık onu kaybetmek istememektedir. Rab İsa her seçimi ve her kararı için bir kıstas olmaktadır: Ağıyla kıyıya her çeşit balık çeken, hepsini evine götürmez, aralarından sadece “iyi” olanları seçer! İyiyi ve kötüyü ayırt etmek için güvenli bir kıstası vardır! Bizim güvenli kıstasımız İsa ile karşılaştırmadır, O tek hazinedir; yüreğimiz ve zamanımızı meşgul etmeye layık tek değerli inci.

Ara sıra kendi kendime şunu soruyorum: Dağılmış ve zarar görmüş bir dünyada yaşayan bir Hristiyan nasıl güvenli kıstaslara sahip olabilir, nasıl incilerin değerini bilebilir ve değersiz tarlalarda saklı hazineyi nasıl bulabilir?

Yüreğimden gelen cevap budur: Alçakgönüllülüğe ve kendilerini Allah’ın Sözü ile karşılaştırmaya alışan Hristiyanlar güvenli kıstaslara sahipler, bu sebepten dıştan gelen etkenlerden etkilenmezler. En güzel ve güvenli alışkanlıksa sık sık ve düzenli olarak Tövbe Gizemine yaklaşmaktır. Moda akımlarından ve zamanın düşüncelerinden etkilenmeyen ailelerde, düzenli olarak Tövbe Gizemine yaklaşanların olduğuna dikkat ettim. Aynı zamanda bu gizeme sadık olanlar depresyona daha zor girerler. Tövbe Gizemine sadık olanlar Mesih İsa’ya yönelirler ve içsel bir huzura, bir barışa ulaşırlar; bundan sevgi ve sevinç alırlar.

İsa gerçek bir hazinedir, gerçek bir incidir: O’nu bulmak ve O’na bağlı kalmak için gösterdiğimiz küçük çabanın karşılığı bereketlidir.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan devre – 15. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

16/07/2008 OLAĞAN DEVRE – 15. Pazar Günü – A

1.Okuma Yeş 55,10-11 Mezmur 64 2.Okuma Rom 8,18-23 İncil Mt 13,1-23

Yeşaya peygamber yukarıdan inen yağmuru inceledi ve tarlalarda büyüyen buğdayı, insanların yaşamaları için kullanılan o buğdayı gördü. Fakat aklı, Allah’ın ona yönelttiği ve tüm İsrail halkına duyurmakla görevlendirildiği Sözdeydi. O Söz de yukarıdan geliyor, o da boşuna gelmiyor, o da meyve vermeye, Allah’ın arzularını ve projelerini gerçekleştirmeye gelmektedir!

The Sower went out to Sow (From a mural in Brasov, Romania - original artist unknown)
The Sower went out to Sow (From a mural in Brasov, Romania – original artist unknown)

İsa bugün Yeşaya’nın bu düşüncelerinden yola çıkarak bizi düşünmeye çağırır. Tohum yukarıdan tarlaya iner. O cömertlikle ve güvenle eken bir çiftçinin sayesinde iner. Tarla homojen değildir: Onda küçük yollar ve taşlar var, bazen dikenler yetişir. Toplanacak meyve sadece iyi topraktan gelecektir. İsa’yı dinleyen kişi maddi incelemeyi ruhani yaşama çevirmeye alışık değildir. Bu sebepten İsa’nın kendisi yardımcı olur. Bazen insanlar anlamak istemez, çünkü Allah’ı dinlemek istemez çünkü O elbette yaşama ve düşünme şekillerinde değişiklikler teklif eder. Kim Allah’ı sevmek için kendini O’na sunmak istiyorsa eken çiftçinin işi, İsa’nın işi olduğunu anlasın. Herkese, günahkarlara ve kanunlara itaat edemeyenlere bile, toprağa değil, tohuma güvenerek Sözü dağıtan O’dur. İsa, insanın iyiliğine değil, Sözün gücüne güvenir. O, insanın Allah’a sevinç ve teselli veremeyeceğini bilir; bunu, sadece insanın yüreğinde canlı kalan Söz gerçekleştirecektir!

İsa ekiyor, herkese konuşuyor. Daha sonra iyi toprağın hangisi olduğu belli olacaktır. Bu önceden görülemez. Gerçekten bazen iyi gördüğün insanlar İsa’nın Sözünü dinlemez, çünkü başka türlü düşüncelere güvenirler; halbuki kötü ve beceriksiz gibi gördüğün kişilerse İsa’nın Sözüne beklenmedik bir itaat gösterirler; bu itaat, yaşamlarını değiştirerek, onları Allah’ın ruhani binasının canlı taşlarına çevirir.

Anlatılan masalın merkezi İsa’dır: O kendini bize tanıtmak istiyor, kendini göstermek ve özellikle de bizim O’nu tanıyarak O’na güvenmemizi ve Sözünü ciddiye almamızı istiyor, hatta kendisini yüreklerimize ekilmiş Babanın Sözü olarak tanımamızı istiyor. Ve iyi toprağa düşen tohum kaybolmanın karşılığını verir.

Ekici her yerde eker. Dikenler ve taşların arasında da biraz iyi toprak bulunabilir! Bu sadece sonra görünecektir. O güvenle doludur ve engellerden korkmaz. Aç olanlar ve ekmek bekleyenler çok. Ve iyi toprağa düşen tohum, kaybolmanın karşılığını verir.

Tohumun meyve vermek için sadece toprağa ihtiyacı yoktur, aynı anda uzun bir zamana, bekleyiş zamanına ihtiyacı vardır. İsa’nın Sözü de böyledir: Sözün meyvesini bekleme zamanı, acı ve inleme zamanıdır. Bunu bize aziz Pavlus söyler. “ilk nimetlerine kavuşmuş olan bizler de evlatlığa alınmayı ve bedenimizin kurtulmasını özlemle bekleyerek içimizden inliyoruz”. Bu bekleyiş esnasında köleliğin ağırlığını hissediyoruz. Kendimizi Allah’ın evlatları olarak hissetmemizi ve bilmemizi sağlayan sevinci kaybetmemize sebep olan günahın köleliği! Bu kölelik bizleri korkuya ve güvensizliğe itti. Fakat Baba’nın, Oğlu İsa’ya itaatimizi meyve verici kıldığını fark ettiğimizde bekleyişimizin karşılığı çok büyük olacaktır.

Bizim yüreklerimize ve eylemlerimize kabul ettiğimiz İsa’dan gelen Söz, Kendisi ile birlikte evlatlar olduğumuzun, Baba tarafından sevildiğimizin ve Hükümranlığında faydalı olduğumuzun tadına varmamızı sağlayacak. Bugün yaşadığımız ve her gün bize eşlik eden acı, kesinlikle bir gün yok olacaktır, çünkü ilahi sevginin yaşamımızda gözükeceğini göreceğiz: Bizde Allah’ın şanı belirecektir!

İçimize ekilen Sözün, yani, içimizde yaşayan İsa’nın meyve vereceğinden emin olmamız bizi teselli eder, bekleyiş ağırlığını, günahlı olmamızdan gelen acının ağırlığını taşımakta iken de bize ümit ve sevinç verir.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan devre – 14. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

09/07/2023 – OLAĞAN DEVRE – 14. Pazar Günü – A

1.Okuma Zek 9,9-10 Mezmur 144 2.Okuma Rom 8,9.11-13 İncil Mt 11,25-30

Aziz Pavlus, bize de verilen, Allah’ın Ruh’unun eserini övmeye, yüceltmeye devam ediyor. Bizler Ruh sayesinde eskisi gibi değiliz, artık “bedenin etkisi altında değiliz”, sadece maddi şeylerle ilgilenmiyoruz, çünkü dikkatimiz sadece geçici, kendine çekip hayal kırıklarına sebep olan gerçeklere yönelmemektedir. İmana ulaşmadan önceki gibi davransak kaderimiz sadece ölüm, bunun için ölümden korkmak da olacaktı. Ama Ruh sayesinde önümüzde yaşam, dolu ve ebedi yaşam geleceği var!

Beato Angelico, Cappella Niccolina (1447/1449)
Beato Angelico, Cappella Niccolina (1447/1449)

”Bedenin kötü işlerini Ruh’la öldürürseniz, yaşayacaksınız”: Havarinin tavsiyesi, Ruh tarafından yardım edilmeyi kabul ederek, gerçekten yaşamak için bedenin kötü işlerini yok etmektir! Bedenimizden yok etmemiz gereken işler egoizmimizden kaynaklanan bütün işlerdir: Gurur, kendini beğenmişlik, şehvet, paraya düşkünlük, kötülük, kavgacı olmadır. Ruhun yardımı olmadan Allah’ın evlatları gerçeğini göstermemize ve kutsal olmaya doğru yürümemize izin vermeyen bu davranışları yok edemeyiz.

Gerçekten de Allah’ımız, büyüklüğünde, uysal ve iyi, saf ve alçakgönüllüdür. İsa bize O’nu tanıtmış olmasaydı, O’nun hakkında hiç bir şeyi söyleyemezdik. İsa bize O’nu gösterir ve bizler, madem ki küçük ve fakir, sade ve alçakgönüllüyüz, O’nun açıklamasını kabul edebiliriz. Gururlu ve sahte bir bilgelik ile davranırsak Allah’ın tanınması, özellikle de O’nunla olan iletişim bize kapalı olacaktı! İsa’nın bize söylemek istediği, işte budur. İsa’nın kendisi peygamberin dediği gibi uysal, alçakgönüllüdür, basit ve alçakgönüllü, yorulmayı bilen ve başkalarından hiçbir şey talep etmeyen kişilerin kullandıkları hayvan üstünde bize geldi.

Allah’ın gerçek çehresini göstermek için, işte böyle geldi. Biz bu Allah ile gururlanıyoruz, mutluyuz, O bizi korkutan bir Allah değil, O’na evlatları olarak benzeyebiliriz ve benzemek isteriz; O’nun kendisi bizi sevilen evlatlar olarak sayar. İsa bize şöyle diyebilir: “Ey bütün yorgun olan ve yük altında ezilen hepiniz! Bana gelin, ben sizi rahatlatırım”.

Dünyanın günahı ve kendi günahımızla yorulan ve acı çeken bizler, O’nunla karşılaşmaya sevinçle gidiyoruz. O kraldır, çünkü tüm güvenimize layıktır, fakat O, dost bir kraldır, sadece sevincimizin tam olmasını isteyen bir kraldır. Peygamber O’nu kral diye çağırıyor, ama O kendini yumuşak ve iyi huylu olarak tanıtıyor.

Biz sevinçle O’na boyun eğiyoruz: O’nun yükü hafif ve kolaydır. Sen de zor anlarda, ne yapacağını bilmediğin zamanlarda, acıda ve zorlukta, benim de yaptığım gibi ve İsa’nın istediği gibi O’na yaklaşmayı, O’nu çağırmayı denedin. O da bize gerçekten huzur ve barış verdi.

O’na yaklaşmaya devam edeceğim, benden yardım dilediğinde veya acıda olduğunu gördüğümde, O’na doğru sana da eşlik edeceğim. O’ndan başka kimse yüreğimize yaşam ve barış veremez!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan devre 13. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

02/07/2023 OLAĞAN DEVRE – 13. PAZAR – A YILI

1. Okuma 2.Krallar Kit. 4,8-10;14-16 Mezmur 89 2. Okuma Rom 6-3-11 İncil Mt 10,37-42

İlk okumada okuduğumuz olay duygulandırıcıdır. Peygamber Elişa bir evli çiftin konuğu olur ve oradan her geçtiğinde yemek yemek için gelmeye davet edilir. Ayrıca Allah’ın adamı olduğu için, kadının cömertliği ve nazikliği göze çarpar: Kocasından onun için bir oda hazırlamasını ister, böylece adam oralarda olunca kalacak bir yeri de olacaktır.

Gerbrand van den Eeckhout (1621–1674), Elisha and the Shunammite woman
Gerbrand van den Eeckhout (1621–1674), Elisha and the Shunammite woman

O kadın bütün bunları karşılıksız yapıyor, Allah’ın bir peygamberine hizmet etmekten mutludur! Allah da onun en büyük arzusunu gerçekleştirerek, mükafatlandırır. Peygamber ilahi düşünceleri söyler ve kadının bir oğul doğuracağını müjdeler.

Bu cömertlik örneği İsa’nın sözlerini dinlerken aklımıza gelir; havarilerini eğitirken belki O’nun da aklında bu örnek vardı: “Bir peygamberi, peygamber olduğu için kabul eden, peygambere yaraşan bir karşılık alacak. Doğru bir adamı, doğru olduğu için kabul eden, doğru adama yaraşan bir karşılık alacaktır”.

Bu sözler Allah’ın adamlarını ciddiye almamız için bize güç verirler ve yardım ederler, çünkü Allah Kendisini bize somut kişiler vasıtasıyla gösterir ve karşılaştırır. Böylece bu sözler kalbimizi, İsa’ya açmamıza hazırlar: İsa; Peder’in yolladığı, Mesih, Allah’ın Oğlu, insani bedeninde ilahiyi getirendir. İsa havarilerine ödüllendirme prensibini uygular: Kim onları kabul ederse, onları yollayanı, yani Kendisini kabul etmiş olur. Bu şekilde öğrenciler kendileri Allah’ın koruması altında hissederler ve O’nun iyiliğinden yardım görerek görevleri için cesaret alırlar. Ama onlar gerçek öğrenciler olmalıdırlar. Gerçek öğrenci olmak nedir?

Kim İsa’nın gerçek öğrencisidir? Rab’bin öğretisi yarım terimlerle veya yarım ölçülerle değildir. Biz öğretisini tatlılaştırmak, kolaylaştırarak açıklamak isteriz, ama O ilk bakışta cesaret kıracak kelimeler kullanmaktan korkmuyor! Kim annesini ve babasını benden çok seviyorsa bana layık değildir!

Allah’ın Oğlu yanımızda iken kutsal bağların önemi azdır. En büyük sevgimiz genelde anne ve babamız veya çocuklarımız içindir. Bu sevgiyi herkes bilir. İsa bir anne, bir baba, bir evlat gibi sevilebilir, hatta onlardan daha çok tercih edilebilir ve edilmelidir. Herkes İsa’yı diğer tüm büyük sevgilerin önüne koymayı anlamaz ve kabul etmez. Fakat Hristiyan ebeveynler, çocuklarında İsa sevgisi görmedikleri zaman üzülürler: Aralarında gerçek bir birlik olmadığını da fark ederler!

İsa’yı kendi yaşamımızdan da çok sevmeliyiz. Bunu havariler ve din şehitleri anlamışlardır ve bize bunun örneğini vermişlerdir. Biz de İsa’ya olan sevgimizden dolayı fedakarlıklar yapmazsak veya O’nun adına hor görülmeye veya alay edilmeye katlanmazsak, imanımız kaybolabilir ve yaşamımız en güzel ve en gerçek anlamını kaybeder! İsa, insan kalbinin hazinesidir. İsa içimizde ise, biz daha olgun, daha cömert, sevmeye ve yaşamaya, küçük veya büyük haçlar taşımaya hazır oluruz. Eğer bizde İsa varsa, bizim aynı sevgimizi paylaşan birçok kişi ile kendimizi birlik içinde hissederiz. Bu birlik gerçekten büyüktür, kalbimizi ve yaşamımızı dolduran bir mutluluğu paylaşmaktır!

İkinci okumada Aziz Pavlus bize İsa ile bağlı yaşamdan bahseder! Kim Mesih İsa’da vaftiz edildi ise, bu dünyaya, gereksiz şeylerine ve yalancı güvenliklerine ölmüş gibidir. Kim İsa’nın ölümünü reddetmeden O’nunla birleşmişse, O’nunla yaşıyor, Allah için yaşıyor, artık yaşayan Allah’ınkine bağlı olduğu için ebedi diyebileceğimiz yeni bir yaşam yaşıyor. Biz de yeni bir yaşamda yaşayabiliriz”. Kim İsa’yı bulursa, en güzel ve en gerçek hayatı bulur! Ben de bunu söylüyorum, fakat İsa’yı ebeveynlerimden çok, dostlarımdan çok, kendimden çok, zenginlikten ve onurlardan çok sevmeye başladığım zaman bunu anladım.

Sana da yeni bir yaşama başlamayı bağışlaması için Rab’be dua ediyorum. O zaman sadece anlamakla kalmayacaksın, en güzel ve en kalıcı mutlulukları da tadacaksın!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

OLAĞAN DEVRE 12. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

25/06/2023 – OLAĞAN DEVRE 12. Pazar Günü – A

Birinci okuma Yer 20,10-13 Mezmur 68 İkinci okuma Rom 5,12-15 İncil Mt 10,26-33

Ara sıra, zulüm gören Hristiyanların haberi bize ulaşır. Birçok kardeşimiz sadece Hristiyan oldukları için zulme maruz kalırlar veya dışlanırlar. Bu genelde yurttaşların çoğunluğunun Hristiyan olmadığı yerlerde olur. Ancak aynı durum “Hristiyan” denilen ülkelerde de olabilir, çünkü Hristiyan olduğunu bildirmesi halinde hor görülebilir, susturulabilir.

Giovanni da Udine (1487-1564), Study of a Flying Sparrow
Giovanni da Udine (1487-1564), Study of a Flying Sparrow

Mutlaka sen de İsa’ya iman ettiğin için bazen alay edildin veya seninle dost olmak istemeyen oldu. Belki bazı durumlarda sen sadece Rab’bine olan sevgiyi yaşamak ve çevrendekileri O’nun meyveleriyle zenginleştirmek isteyecektin, fakat fanatik, yobaz, geri sayılmamak için sustun ve gerçek kimliğini sakladın… Evet, bu durumlara hiç şaşmamaktayız. Zaten Rab’bin Kendisi bize haber vermişti. O, Kutsal Yazılardan doğru kişinin, davranışından ötürü azarlanmış hisseden insanlar tarafından haksızca suçlandığını ve denendiğini biliyordu. Bunu bugünkü ilk okuma da söylemekte ve aynen kurtuluş tarihinin birçok olayı bunu göstermekte.

Habil; Allah’ın dostu olduğu için ağabeyi tarafından kıskanıldı, reddedildi ve öldürüldü. Yakup’un oğulları da küçük kardeşleri Yusuf’u kıskandılar ve babalarının çekeceği acıyı hiç düşünmeden onu sattılar. Saul, Davut’tan iyilik görmüş olmasına ve onun Allah’ın ayrıcalığına sahip olduğunu bilmesine rağmen onu öldürmeye çalışıyordu.

Allah’a sadık olan kişi, insanların kendisine karşı yapabileceklerinden korkmamalıdır. O, sadakatli olmaya devam etmelidir, çünkü bu herkesin faydası içindir. Aynen kardeşleri tarafından satılan Yusuf’un Allah’a gösterdiği sadakatin sonucunda, onların ve birçoklarının kurtuluşunun gerçekleştirmesi, gibi.

Zulme maruz kalınca sadakatli olmak kolay değildir, hiç kolay değildir! Bu sebepten İsa bu konu hakkında açıkça ve kararlılıkla konuşur. Zulüm görme ve reddedilme kendini hep takip eder: Bize de öyle davranılıyorsa sebep İsa’dır, O’ndan aldığımız o hayat ve kutsallıktır.

İsa, Baba’nın sevgisine güvenimizi kuvvetlendirdikten sonra korkmamamızın gerektiğini söylüyor. Çünkü kuşları bile unutmayan Baba’mız, evlatlarını unutamaz, hatta önemsiz olan saçımızın her teline karşı bile dikkatlidir. Bizi zulüm edenler bedenimizi öldürse de ruhumuza sahip olamazlar ve onu öldüremezler.

Sevgimiz ölümden güçlüdür, İsa’ya gösterdiğimiz bağlılık da öyle! İsa’yı kurtarıcımız olarak kabul edersek ve bunu insanların önünde yaparsak, yani açıkça kabullenirsek, kurtuluşumuz garantidir. O’nun tanıkları olmamız, O’nun hayatının zenginliğini ve mevcudiyetinin hikmetini saklamamız önemlidir. O herkese ilan edilmelidir, çünkü O, Baba’nın bütün dünyaya olan sevgisidir!

İsa sayesinde Allah’ın lütfu, Adem’in itaatsizliğinin yolunda doğmuş olduklarından dolayı günahkar olan bütün insanlara yayılır. O olmadan kimse günahtan ve günahın sonucundan olan ölümden kurtulamaz. Bu sebepten sevinçle dünyanın Rab’bi ve Kurtarıcı’sı İsa’yı müjdeliyoruz: Bu, haksızlık ve üzüntü sebebi olacaksa da, ilan ediyoruz; bu, hayatımızı tamlıkla gerçekleştirmenin, dünyaya sevgimizi göstermenin de tek yoludur!

Birinci okuma, Yeremya’nın bu daveti ile sona eriyor: ”Ezgiler okuyun RAB’be! Övün RAB’bi! Çünkü yoksulun canını kötülerin elinden O kurtardı”. Biz kendimiz bu kurtuluşun tanıklarıyız. Rab’bimiz İsa’nın dirilişi sayesinde ölüm korkusundan kurtulduk. İsa’nın övgüsü ile dolu sözlerimizi dinleyenler ve sevincimizi gören birçok kardeşlerimiz için kurtuluş araçları da oluruz. Yeremya’yı dinleyenler, imanı ve Allah’a olan itaatinden dolayı onun ne kadar acı çektiğini bilmekte idiler. Yeremya; Rab’be sevinçle ilahi söylemiş, O’na övgüyü sunmuş ise de daha ne kadar çok ben de hepimizle birlikte bunu yapacağız! Çünkü insanların hakaretlerine katlanarak zaferimizden eminiz. Sabrımız sayesinde bu insanlar da kendilerini düzeltebilecek ve kardeşlerimize dönebileceklerdir.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

OLAĞAN DEVRE – 11. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

18/06/2023 – OLAĞAN DEVRE – 11. Pazar Günü – A

1.Okuma Çıkş. 19,2-6 Mezmur 99 2.Okuma Rom. 5,6-11 İncil Mt 9,36-10,8

Caravaggio (1573–1610), St Matthew and the Angel
Caravaggio (1573–1610), St Matthew and the Angel

Allah halka Musa aracılığıyla konuşmaya devam ediyor. Dağa çıkan Musa’dır, Allah’ın Sözünü dinleyip halka anlatan da o’dur. Allah, Musa’nın ağzından, zekasından, iyiyi ve kötüyü ayırt etme kabiliyetinden faydalanıyor. Musa da, Allah’ın emirlerini halka anlatmak için uygun sözleri, zamanı ve yeri seçmelidir. Musa’nın sözlerine itaat edenler Allah’a itaat etmiş olacaktır, mükafat olarak da Allah’ın mirası olacaklardır, yani diğer milletler için Allah’ın varlığının ve sevgisinin belirtisi olacaklardır.

İsa geldiği zaman, büyük vaatleri alan halkın bulunduğu zayıflığın farkına varıyor. Halk, önderleri yüzünden artık Allah’ın Sözünü dinlemiyor ve dolayısıyla Baba’nın sevgisini gösteremiyor! İsa gördüklerini öğrencilerine söylüyor: Çobanlarını kaybetmiş kuzular gibi yolu şaşırmış insanlar, rehberleri yok, gıdaları yok, huzurları yok. Bu durumda İsa ne yapabilir?

Her şeyden önce öğrencileri duaya çağırıyor: Onlar; birilerinin, halka ebedi yaşam için gerekli ruhani gıdayı vermek için, Allah’ın hizmetine girmelerini sağlamak için dua etmeliler! Dua etmek; kendilerinde büyük bir arzunun olmasıdır ve bu arzunun gerçekleşmesi için kendini hür olarak ve sevgi ile sunmaktır. On ikilerin yüreklerini böyle hazırladıktan sonra, İsa onları rehber, çoban olmaya çağırıyor. Onlar halka gerçek Allah’ı tanıtacak ve O’nun yakın olduğunu belirtecekler. Bu on iki kişiyi İsa, tek tek olarak, adlarıyla çağırıyor ve onlara vereceği vazife için gereken yetenekleri de veriyor. Onlara “kötü ruhları kovma ve her çeşit hastalığı iyileştirme” gücünü veriyor. Bu şekilde dünyaya girmiş olan kötülüğü, hem bedenin hem de ruhun kötülüğünü yenmiş olacaklardır. İnsanların acı çekmesine sebep olan kötülük, daima düşman şeytan tarafından gelmektedir. O, insanların yüreklerini Allah’tan uzakta tutarak onları mutsuz, memnuniyetsiz kılar, yüreklerini egoist, yalancı, aldatıcı duygularla doldurur ve kendini kötü hissetmeye ve hastalıklara sebep olur. Hükümranlığın “işçileri” bu kötülükle kökünden savaşmaları gerekir ve bu sebepten insan yüreğinden kötü ruhları kovacaklardır. Onlar İsa’yı müjdeleyerek insanlara gururdan, kıskançlıktan, ahlaksızlıklardan, zenginliğe bağlılıktan, başkalarından üstün olma arzusundan, kendini beğenmişlikten, aile ve iş hayatındaki sadakatsizliklerden, yalancı dindarlıktan, yüzeysellikten, Allah’ın arzusunun dışında alınan kararlardan kurtulmak için yardımcı olacaklardır. İsa onlara bu ruhları yenecek gücü veriyor, onların varlığını ve tehlikesini anlama, dolayısıyla yüreklerden kendi adına, Baba’nın her birimize ve hepimize olan sevgisi ile dolu kendi adına onları uzaklaştırma kabiliyetini veriyor. Baba’nın sevgisinin bildirilmesiyle ne kadar çok psikolojik ve dolayısıyla psikosomatik hastalık iyileşecektir!

Öğrenciler sadece Rabbin onlara dediklerini yapmaları gerekecek: Onlar sadece “İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına” gideceklerdir. Şimdilik onların çalışma alanı sınırlıdır, fakat daha sonra genişleyecektir.

Her şeyden önce Allah’ı tanıyan halkı iyileştirmeye çalışacaklardır, İsa dünya için yaşamını verdikten sonra onları bütün halklara yollayacak. Gidecekleri her yerde Allah’ın hükümranlığını vaaz edeceklerdir, yani sevgisini ve İsa’nın kendisi olan Kral’ın varlığını bildirecekler! Bu iyileştirici, yaşam veren ve şeytandan, yani Allah ile ve insanlar ile olan birliği engelleyen davranışlar ve hislerden hür kılan sevginin meyvelerini verecekler, Allah ve insanlar ile birliği engelleyen davranışları yok edecekler.

Öğrenciler, kendilerinin kimsenin kurtarıcısı olmadıklarının bilincinde olacaklar, çünkü tek kurtarıcı daima ve yalnız İsa’dır. Aziz Pavlus’un söylediği gibi, “biz daha günahkarken”, bize Baba’nın sevgisini vermeye gelen, O’dur.

Düşmandık, bizleri Kedisi ile barıştırdı. O halde bizler Allah ve Oğlu ile gururlanıyoruz, çünkü O yaşamımızı ilahi kata yükselterek bizleri kendisi ile beraber tüm dünyanın kurtuluşu için işbirlikçi yapar.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Efkaristiya Bayramı – A

11/06/2023 – Rabbimiz Mesih İsa’nın Bedeni ve Kanı olan Kutsal Efkaristiya Görkemli Bayramı – A

1.Okuma Yas 8,2-3.14-16 Mezmur 147 2.Okuma 1 Kor 10,16-17 İncil Yh 6,51-58

Bugün Allah’ın Sözü bize üçlü bir davet teklif ediyor: Her şeyden önce Allah’ın eserini hatırlamaya, Allah’ın evlatlarının yaşamlarına uygun beslenmeye ve bunu bizleri İsa ile birliğe ulaştıran, ekmek ve şarap ile yapmaya çağırıyor.

Unknown, from the Maciejowski Bible circa 1250, Manna reigning from heaven on the Israelites
Unknown, from the Maciejowski Bible circa 1250, Manna reigning from heaven on the Israelites

Musa, halka, çölde Allah’ın onlara kat etmeye çağırdığı ruhani yürüyüşü hatırlatıyor. Ruhani yürüyüş yüreğin gerçek alçakgönüllülüğüne doğru bir yürüyüş oldu, böyle bir alçakgönüllülük kendini Allah’ın önüne koyarak O’ndan bizim hoşumuza gideni değil, O’nun yaşamımız için gerekli gördüğünü istemektir. Allah, halkı bu alçakgönüllülüğe vardırmak için onu değişik acılar, açlık, susuzluk ve yılanların zehri ile denemeliydi. Her seferinde de halkı kurtaran O idi: Manna, et, kayadan fışkıran su, tunç yılan; alçakgönüllülüklerinin faydasını gösteren Allah’ın sevgisinin mucizevi işaretleriydi. Manna ve kuş eti Musa’nın alçakgönüllü duasından sonra, kayadan fışkıran su ise onun itaati sayesinde geldi; yılanların zehrinden kurtarılmaları değnek üzerindeki yılana bakan her bir kişiye alçakgönüllülüğünün mükafatı olarak verildi. Böylece, yaşamımız için gerekli olanı O’ndan alabilmek için, herkes Allah’a yönelmenin gereğini anlayacaktı. Herkes Allah’ın Sözünün bizler için yaşam, zaruri besin olduğunun garantisini aldı. Bu Söz olmadan bizler Mısır’daki millet gibi köle veya çöldeki halk gibi ölümün pençesi altında olacaktık.

Allah’ın bize verdiği besin, İsa’nın bize söylediği “gökten inen canlı ekmektir”. Bu ekmek, O’dur, kendisidir. Allah’ın ağzından çıkan Söz, hayatımıza sonsuz anlamı ve yetkiyi kazandıran Armağan; O’dur. İsa’nın bedenini yiyen ve kanını içen, yani kim kendinde O’nu kabul ederse hayat denebilen, “ebedi” niteliği taşıyan bir hayatı tatmaktadır. Bu, Adem’in aradığı hayattır. Bu hayat, ancak ve ancak Allah’tan gelebilen doluluk, barış ve sevinçtir; bunları bulmak için tüm servetimizi de harcasak, tek başımıza elde edemeyiz, uzaklara da gitsek bulamayız. Bir genç tanıdım, barış ve mutluluk, gerçek hayat arıyordu. Dünyanın birçok yerini dolaştı ve Hindistan’a kadar vardı. Kim bilir Hindu ve Budist mabetlerinin gölgesinde neler bulmayı umut ediyordu! Bana aradığını gerçekten bulduğunu anlatıyordu, fakat bunu bazı rahibelerin çadırının altında bulmuş. Bu rahibeler, İsa’nın sevgisiyle, kimsesiz çocuklara bakıyorlardı. Onların yardımıyla İsa’yı buldu, yaşamının geri kalan zamanı için İsa onun yaşam ekmeği oldu. Halen bugün o, İsa ile yaşıyor, hayatını O’na emanet ve teslim etti.

İsa, Allah’ın bize vermeyi düşündüğü ekmektir. O, O’na ve sadece O’na, ihtiyacımızın var olduğunu biliyordu. Ben kalıcı sevinci sadece O’nun huzurunda bulurum. İçimde O’nsuz hiçbir şey yok. Ne zaman ki mutsuz bir kişi ile karşılaşıyorum, bu da sıkça oluyor, yüreğimde İsa olmasa o üzüntüden etkilenirdim, o kişinin sıkıntılarını dinledikten sonra, onu hiç teselli edemeyip, ona hiç yardımcı olamazdım. İsa’nın “bedenini” yiyerek, ve mümkün olan her yolla O’nunla birlik içinde kalarak, (yani Sözü, Efkaristiya, dua ile…), benimle karşılaşacaklara yardımcı olabiliyorum: Onlar göksel mutlulukları biraz tadabileceklerdir.

Aziz Pavlus Allah’ın armağanının bir üçüncü yönünü hatırlatmakta: Komünyon! Birlik! Bize onu bölüştüğümüz kupa ve ekmek aracılığıyla verir, Mesih’in kanının kupası ve anısına böldüğümüz ekmek aracılığıyla! Bu armağanlar, bizleri Mesih İsa ile birlik içinde kılarak, bizleri tek bir beden yapar. Onun sayesinde artık, birbirimize yabancı olmayız ve kendimizi kardeş hissederiz.

Bu gerçekleri her Pazar, hatta her gün, her Efkaristiya’ya katıldığımızda yaşarız. Bugün ise bu duyguları özellikle hissediyoruz, çünkü bugün tüm Kilise bu konuyu düşünüyor, tüm Kilise bu kutsal gizeme tapıyor ve mümkün olduğu yerlerde de, kiliselerden dışarı çıkarak, İsa’ya sevgisini ve Baba’ya minnettarlığını, ilahiler söyleyerek dünyaya tanıklığını yapıyor. Herkese, iman etmeyenlere bile, bizim göklerden, yani Allah’ın sevgisinden gelen o Ekmek sayesinde, yani Allah’ın sevgisi sayesinde yaşadığımızı söyleriz. İlahiler söyleyerek yollarda bizimle birlikte o Ekmeği taşıyarak dünyaya barış ve birlik arzumuzu gösteririz ve barış, birlik ve kardeşliğin sadece İsa’dan, Allah’ın bizi sevmesi için yolladığı Oğul’dan gelebilecek olduğunun eminliğini bildiriyoruz.