Olağan devre – 26. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

25/09/2022 – OLAĞAN DEVRE – 26. Pazar Günü – C

İlk Okuma Amos 6,1.4-7 Mezmur 145 İkinci Okuma 1Tim. 6,11-16 İncil Luka 16,19-31

İsa öğrencileri ile birlikte zenginliğin insan kalbinde yapabileceği etki üzerinde düşünmeye devam etmektedir. O’nun düşünceleri bugün de peygamber Amos’un düşüncesiyle paralel gittiği gözlenmektedir: Sadece kendisini düşünen, güzel kokular sürmeye özen gösteren, müzik dinleyen, yemek yiyip içen ama halkını biraz olsun hiç düşünmeyen insanlar var! Günümüzün durumunun gerçek bir fotoğrafıdır bu.

Meister des Codex Aureus Epternacensis, Lazarus and Dives. Illumination from the Codex Aureus of Echternach
Meister des Codex Aureus Epternacensis, Lazarus and Dives. Illumination from the Codex Aureus of Echternach

Yarını kim düşünüyor? Tek çocuk isteyen ebeveynler, gelecekte çocuklarının yalnız, akrabasız kalacağını düşünüyorlar mı? İlerideki toplum, günümüz toplumundan daha bencil olacak, bunun için zengin insanların etkisi altında kalacaktır.

Amos şöyle diyor: “Bu yüzden şimdi bunlar sürgüne gideceklerin başını çekecekler; sona erecek sedire serilenlerin cümbüşü”. İsa’nın söyledikleri faydalı uyarılardır. O bir hikaye anlatarak birçok konuda eğitmektedir.

Allah’ın armağanı olmalarına rağmen eğer onlara kalpten bağlanırsak zenginlikler aldatıcı olabilirler. Kim zenginliği hırs ile ararsa, ne fakirlerin farkına varır ne de onların kardeşi olduğunun farkına varır. Her şeyden önce Allah’ın sözlerine dikkat etmeyenler, zenginlikleri, büyük adaletsizlik yaparak, sadece kendileri için kullanırlar. Gerçekten Allah bize armağanlarını, Kendi çocukları gibi, etrafımızdakileri sevmemiz için vermektedir. Eğer bunu yapmıyorsak, kendimize çok kötü ve ümitsiz bir gelecek hazırlamaktayız.

Cehennemin çıkışı yoktur, orada birlik ve paylaşma olmadığı için korkunç acı vardır. Modern düşünürler ne derlerse desinler, cehennem bir gerçektir. İbrahim ve Lazar mutluluk ve barış içindeler ve de bu, imanları ve Allah’a olan itaatleri sayesindedir. İbrahim’in Allah’a olan imanını ve merhametini paylaşmayı reddeden, nerede bulunmaktadır ve nerede bulunacaktır?

Biz bu dünyada geleceğimizi hazırlamaktayız: Belirleyici olan faktör bizim Allah’a olan itaatimizdir. Bu itaat, diğerlerini fark etmek ve acılarını hafifletmektir. Maalesef sadece köpekler zavallı Lazar’a yakınlaşmaktadırlar. Biliyoruz ki İsa’nın zamanında köpek sözcüğü sadece hayvanları değil, ayrıca paganları, Allah’a inanmayanları da kapsıyordu. Merhametli olmadan sırf Allah’ın halkından olduğu için kurtulacağını zannedenleri putperestler geçecektir!

Bencil zenginlerin, mahveden kendi durumları karşısında gözlerini açmaları için ne yapılabilir? Onları sarsacak mucizeler gerekli der sağduyumuz! İsa der ki, mucizeler insanı şaşırtır ama tövbe ettirmez. “Ölüler arasından biri dirilse bile ikna olmazlar”. Yahudi başkanlarının, İsa’nın hayret edici dirilişi karşısında nasıl olur da inanmadıklarını merak eden Havarilere, İsa işte böyle cevap vermektedir. Söze inanmayan, mucizelere de inanmaz. Vaazlarla tövbe etmeyenler, mucize de görseler tövbe etmezler.

Mucize arama, onları yaptığını söyleyenleri bile arama, onun yerine Allah’ın Sözünü ara ve ona itaat etmeye çalış. İşte, aziz Pavlus’un, öğrencisi Timoteus’a yaptığı acil uyarı budur. Allah’ın Söz’üne itaat yorucu olabilir ve beraberinde zorluk ve zulümler getirebilir, ama bizi, Pilatus ve tüm halk önünde, görünmez Allah’ın ışığının tanığı olan İsa’ya şimdi ve gelecekte bağlayan tek şey budur.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 25. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

18/09/2022 – OLAĞAN DEVRE – 25. Pazar Günü – C

İlk Okuma Amos 8,4-7 Mezmur 112 İkinci okuma 2Tim. 2,1-8 İncil Luka 16,1-13

Aziz Pavlus sadık öğrencisi Timoteus’a mektubunda Hristiyanların dua etmesinin çok gerekli olduğunu ısrarla yazmaktadır. Onlar “nerede olurlarsa olsunlar” onların “her çeşit dua, yakarış ve şükran dualarıyla” dua etmeleri gerekmekte olduğunu söylemektedir. Onlar özellikle “krallar ve gücü elinde olanlar için” dua etmeliler, çünkü halkların huzuru ve barışı onlardan kaynaklanmaktadır.

Marinus van Reymerswaele, The parable of the unjust steward, 1540
Marinus van Reymerswaele, The parable of the unjust steward, 1540

Ayrıca bu, imanlıların dünyadaki İncil’i yayma görevlerini devam ettirebilmeleri için de önemlidir. Dünyanın buna ihtiyacı vardır: Çünkü İncil geldiği zaman insanlar gerçek bir barış, destek, birlik, paylaşma yürüyüşüne başlarlar ve de bu herkesin gelişiminde önemlidir. Dua her iyi ve faydalı işin temelidir: Gerçekten de varlığımızı ve işimizi faydalı kılacak alçakgönüllülük, uysallık ve bilgelik Ruh’unu sadece Rab’bimizden alabiliriz.

Dünyevi şeylere bağlı olmamak, hatta onları Göklerin Hükümranlığı yararına kullanmak için gereken ışığı ve bilgeliği de Rab’bin Ruh’undan alırız. Bunu İsa bize hikayesi ile anlatır. O daha önce öğrencileri ve kalabalıkla zenginliklerin imana engel olabileceği ve ayartma olabilecek tehlikeleri ve dolayısıyla insanın yaşam ciddiyeti ve sevincini engelleyebileceği üzerinde konuşmuştu. Bu anlaşılması güç olan bir konudur, özellikle zenginlikleri arttırmayı Allah’ın bir lütfu olarak gören çevrelerin düşünce tarzı için! O zamanlarda Yahudiler’in düşünce tarzı, günümüzünkinden çok farklı değildir! İsa bunu bilmekte, bu sebepten birçok defa bu konuya değinmektedir.

Bazıları İsa’nın dürüst olmayan kahya hikayesiyle kurnazlığı ve dürüst olmamayı övdüğünü zanneder. Fakat hikayenin sonucuna dikkat edersek İsa’nın öğrencilerinden dünyevi zenginlikleri ruhani bir kurnazlıkla kullanmalarını istediğini anlıyoruz. Gereken kurnazlık, bitecek bir rahatlık için zenginlik toplamak değildir, ölümden sonraki yaşamı garantilemektir. Bizim maddi rahatımız için zenginlikleri kullandığımızda bu zenginlikleri haksız, dürüst olmayan şekilde kullanmış oluruz. Bu zenginlikler aldatıcıdır, çünkü yaşamımızdan sonra yanımızda olmayacaklardır. Bu sebepten zenginlikleri öyle bir şekilde kullanmalıyız ki daha sonra işimize yarasınlar. Eğer fakirlere, muhtaç olanlara yardım edersek ve zenginliklerden faydalanmalarını sağlarsak Göklerin Hükümranlığında onlar bizim tanıklığımızı yapacaklardır. Bizden yardım gören fakirler ebedi konutlarımızda bizlere eşlik edecek gerçek zenginliklerdir! Ayrıca, dünyevi zenginlikleri kullanmakta Allah’a sadıksak yani onları zayıflara sevgisinin bir işareti olarak kullanırsak, o zaman Allah bize hükümranlığı için önemli hizmetler verebilecektir. Biz de Kilise’de fakirliği seçmiş olan kişilere değer veriyoruz, onların söylediklerini dikkatle dinliyoruz. Peygamber Amos’un duyarlılığı gerçekten de bizim ki gibidir.

Azizleri düşündüğümüz zamanlar ilk aklımıza gelenler her şeylerini fakirlere dağıtan ve bu şekilde kendilerini somutça Baba’nın ellerine emanet eden olanlardır! Bu şekilde onlar Allah’ın babalığının, İsa’nın öneminin ve güvenilirliğinin, Kutsal Ruh’un derinliğinin tanıklığını yaparlar.

Krallar ve gücü elinde olanlar için” dua ederken Peder’e hayatımızı ve yorgunluklarımızı sunacağız öyle ki O, onların da hem kendi hem de topluluğun zenginliklerini bilgelikle kullanmalarını sağlasın.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 24. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

11/09/2022 – OLAĞAN DEVRE – 24. Pazar Günü – C

1.Okuma Çıkış 32,7-11.13-14 Mezmur 50 2.Okuma 1Tim. 1,12-17 İncil Lk 15,1-32

Bugünkü okuma metinlerin teması günah gerçeği ve bunun ciddiyetidir. İlk önce İsrail halkının günahı, sonra da Havarinin günahı, sonunda tüm insanların günahları gösterilmektedir. Günah çok ciddi bir gerçektir, ancak çaresiz değildir. İsrail halkı; kendi zevkine uygun, dolayısıyla tek gerçek Allah’ın hikmetli emirlerini terk ederek kolayca takip edilebilen sahte bir tanrı kendine seçti. Bu şekilde halk kendisinin dindar olduğunu zannediyordu, kendisini Mısır’ın köleliğinden kurtaran ve hürriyete kavuşturanı terk etmiş olmasına rağmen…

Lost Coin, from Art in the Christian Tradition, a project of the Vanderbilt Divinity
Lost Coin, from Art in the Christian Tradition.

Bu günah o kadar ciddi idi ki Allah, sadece sadık kalan Musa’yı kurtarmak isteyerek halkı tek başına bırakmaya karar veriyor. Fakat tam da Musa halkın kurtuluşu için aracı oluyor: O, Allah’tan ataları İbrahim, İshak ve Yakup’a verdiği sözü geri çekmemesi için dua ediyor. Bu şekilde Musa, kendisinin Allah’ınınkine benzer bir yüreğe sahip olduğunu ispat diyor. Ve de Allah, Musa’nın duası ve verdiği sözlerin hatırası sayesinde sadakatsiz halkına hala sevgi ile bakmaktadır.

Allah’ın iyiliği beklenmedik ve eş koşulmaz bir şekilde Pavlus’un yaşamında da belirdi. O sadece Allah’ın Oğlu’nu küfrederek inkar etmekle kalmıyor, Kilise’ye de zulüm ediyordu. Fakat Allah ona, dolayısıyla tüm Kilise’sine ve tüm dünyaya da merhamet etti. Gerçekten de Pavlus’a gösterildiği iyilik sayesinde birçok yerde büyük kalabalıklar onun ağzından İncil’i duyabildi. Kilise’ye zulmeden Pavlus, İsa’nın öğrencisi olunca O’nun tarafından, yaşamı ve sözleriyle, İsa’nın, günahkarları kurtarmak için geldiğini müjdelemekle görevlendirildi. Pavlus kendini en kötü günahkar olarak görüp kurtarılmaya en çok ihtiyaç duyan oldu.

Diğer günahkarlar kimlerdir? Gerçekten dünyada hala başka günahkarlar var mı? Allah onlar hakkında ne düşünüp onlara nasıl davranıyor?

İsa bütün bu sorulara meselleri ile cevap veriyor. Tüm insanlar günahkardır. İsa’nın gördüğü de budur. Herkes aynı şekilde günahkar değildir, ama tüm insanlar Baba’ya bakıp bütün insanları yüreğine kabul edebilme arzusunu gerçekleştireceklerine kendi arzularını ve ilgilerini gerçekleştiriyorlar.

Bazı kişiler Allah’tan ve birliğinden isteyerek ayrıldıkları için günahkarlardır, bazıları ise O’nun yanında imiş gibi gözükmelerine rağmen günahkardır.

Herkes vicdan yoklaması yapmalı, herkes Baba’nın sevgisiyle kendini mukayese etmelidir. Ve ben O’nun sevgisini kabul ediyor muyum? O’nun bana olan sevgisine cevap veriyor muyum? O’nun kardeşlerimi sevmesini kabulleniyor muyum? Başkasına verdiği sevgiye katılıyor muyum?

Baba ve iki oğul hikayesi hepimizi kapsar. Hepimizin, sevinçte yaşayabilmek ve sevinç sebebi olabilmek için, Baba’nın evine ve yüreğine dönmeye ihtiyacımız vardır. Herkes günahkardır, ama hiç kimse Allah’a dönemeyecek veya O’nun sevinci olamayacak kadar günahkar değildir!

Ben ve sen günahkarız, ama Baba kaybolan kuzusunu arayan çoban gibi, bizi bayram yapmak için beklemektedir. Fakat bizler içgüdülerimizi takip eden hayvanlar değiliz, bizlerin iradesi vardır ve isteyerek, dönüş yolunu bulmak için, alçalmalıyız. Baba’mızın evinde ekmek ve şefkatin, hürriyet ve birliğin var olduğunu bize hatırlatan hafızamız var. Allah’ın sevgisini terk ettiysek, suçlu olduğumuzu söyleyen bir vicdanımız da var. Baba hürriyetimize saygı göstermekte ve kendi hür kararımızı beklemektedir. Dönmemiz için, bayram yapmaya hazır bir yürekle bizi beklemektedir, elleri uzanmış bizleri kucaklamaya hazırdır.

Ayrıca Baba, bayramından hiç kimseyi dışlamak istememektedir. Maalesef, büyük oğul gibi, Allah’tan verilen sözlerini uygulayanlar, fakat O’ndan merhametli olmayı öğrenmeyenler de var. Allah için bir evlat olmayı isteyen, sadece O’nun için çalışmaya değil, ilk önce O’nun sevme şeklini, O’nun Baba olma şeklini öğrenmeye de çalışacaktır. O’nun yüreğine böylece giren, artık günahkar değildir ve göklerin hükümranlığını inşa etmeye başlamaktadır.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 23. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

04/09/2022 – OLAĞAN DEVRE – 23. Pazar Günü – C

1 Okuma Bilgelik 9,13-18 Mezmur 89 2 Okuma Filemon 9-10.12-17 İncil Luka 14, 25-33

Allah bize yaşam doluluğunu vererek mutluluğumuzu ister! Sadece O gerçek mutluluğun yolunu bilir, çünkü bizi O yarattı. Biz O’na hiçbir şey öğretemeyiz, özellikle bize yaşamımız için hikmetini verdiği zaman! Bizler bedenimizin arzularından ve hırslarından ağırlaşıyor ve mantığımız kapanıyor.

Tiziano (1490–1576), Christ (detail)
Tiziano (1490–1576), Christ (detail)

Bunun için sadece Baba’dan gelebilecek hikmete ihtiyacımız var. İlk okuma bu konu üzerinde ısrar eder. Bu da gerçektir: bunu etrafımıza bakarken ve bazı kişilerin tüm yaşamları için sadakat sözü verdikleri eşlerini ne kolaylıkla değiştirdiklerine bakarken, anlıyoruz. Onlar Baba Allah’tan ne tavsiye istiyorlar, ne de Onun verdiği emirleri dikkate alıyorlar. O anki arzularına bakarak, zevkten doğan bir arzuya uyarak kendileri ve başkaları için üzüntülü durumlar yaratıyorlar. Eğer Allah’ın hikmetini arama arzumuz olsa, yaşamımız barışçıl ve huzurlu bir yol kat ederdi. Emniyetli ve düz olan Allah’ın yolu, İsa’dır! Bu sebepten Kendisi’ni izlememizi arzu eder ve Onu ana ve tek yol olarak görmemizi tavsiye eder. “”Biri bana gelip de babasını, annesini, karısını, çocuklarını, kardeşlerini, hatta kendi canını bile bana üstün tutarsa, benim şakirdim olamaz”.

Birçok kişi İsa’yı izliyordu, ama O, aralarından bazılarının değişik ilgileri olduğunu ve Onun için acı çekmeye hazır olmadıklarını anlıyordu. Bu sebepten Onu başka bir amaç için izleyenleri vazgeçirmeye çalışmakta idi ve akrabalarını, hatta kendisinden vazgeçmeye hazır olmayanların Onun yanında kalmayı beceremeyeceklerini söylüyordu. Kim İsa’yı ciddiyetle seviyorsa, er geç kendi akrabaları tarafından bile anlayışsızlıkla karşılaşır. Anne, baba, eş, kardeşler, arkadaşlar ona engel koyabilirler: herkes İsa’yı sevenin düşmanı olabilir. İsa’yı seven sevimli olur, ciddi olur, cömert, dürüst, saf, gerçekçi, samimi olur. Fakat bu güzel nitelikler, kendi kötü arzu ve duygularına göre yaşamak isteyenler için veya dürüst olmayan ve mali kazançlarını elde etmek isteyenler için, dayanılmaz ve rahatsız edici olabilirler çünkü kendi kötü davranışlarına karşı sessiz bir yargılama olarak algılanabilirler. İsa ile birlikte olmak isteyenler mucizeler yapmaya devam eden bir kişi ile birlikte olmadıklarını anlamaları gerekiyor, tersine haçta ölecek ve büyükler ve herkes tarafından terk edilen biriyle birlikte olacaklardır. Sen Onun öğrencisi olmak istiyor musun? Hesaplarını iyi yap: seninkilerin şefkatinden mahrum kalmayı bilir misin? Kendi arzularından ve dünyanın zenginliklerinden vazgeçmeye hazır mısın? Hesaplarını inşaata başlayanlar gibi yap veya bir kralın ordusunu düşmana yönlendirmeye hazırlandığı gibi programlan. Düşün: Hangi raddeye kadar yalnızlığa, hor görülmeye ve sevdiklerin tarafından dışlanmaya hazırsın?İsa, yaşamdır, bütünlüktür. Onunla yaşamaya başlayan artık Ondan uzak kalamaz, Onsuz yaşayamaz. İsa ile biraz birlikte kal, Ondan öğren, o zaman da her şeyden ve herkesten mahrum kalmayı öğreneceksin, gerçek sadık bir öğrenci olacaksın. İmanda sağlam olmak için fedakârlıklar şarttır: aziz Pavlus da arkadaşından zor bir karar vermesini ve imanını belirtmesini istedi. İmanlı olmuş kölesini tekrar kabul etmesini, artık köle olarak değil kardeş olarak kabul etmesini istedi. İsa’nın sevgisi bizi değiştirir ve başkalarıyla da ilişkilerimizi değiştirir. Onunla birlikte kalmak için gerçekten Onu her şeyden çok ve her şeyin üzerinde sevmek gerekiyor!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 22. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

28/08/2022 – OLAĞAN DEVRE – 22. Pazar Günü – C

1.Okuma Sirak 3,17-18.20.28-29 Mezmur 67; 2.Okuma İbr. 12,18-19.22-24 İncil Luka 14,1.7-14

İbranilere mektup Eski Ahdin halkı ile Yeni Ahdin halkı arasındaki fark üzerine dikkatimizi çeker. İlk halk Allah’ın huzurunda bulunmaktan korkardı. O’nu tanıdıkları kadarıyla O’ndan çok korkarlardı. Biz ise, elbette İsa vasıtasıyla, Allah’a yaklaşmaktan seviniyoruz: O’nunla meleklerin ve doğru kişilerin, azizlerin ruhlarını bulmamızı, her şeyden önemlisi Ahdin Aracısı, yani Rab’bimiz Mesih İsa ile karşılaşmamızı bilmekteyiz. O bize Allah’ı Baba olarak tanıttı, bize sevgisini anlattı, hatta tatlılığını tattırdı, merhametini, küçük ve büyük, iyi ve kötü, herkese olan sevgisini gösterdi.

The Poor invited to the feast – Luke 14:15-24

Bugün anlatılan olayda da İsa’nın çevresindekilere karşı duyduğu ilgiyi görüyoruz. Gözleri daima açık, sade bakışı ile etrafındaki olayların anlamını görebiliyor. O, yemeye davetli olduğu kişilere de bilgeliğini vermek istiyor, çünkü orada da görgü kurallarının eksiklerinin altında insanın egoizmi ve gururu saklı. Hatta O, herkesi, müjdelemeye geldiği Allah’ın hükümranlığına doğru yöneltmek istiyor. Şöyle derken: “Düğüne davetli olduğunuzda…” O, Allah’ın herkesi sevincine katılmaya davetini düşünmektedir. İsa’nın düşündüğü düğün, kesinlikle yeni halka olan Allah’ın sevgisinin doluluğunun bayramıdır.

Allah seni sofrasına davet ettiğinde, bir şeyler hak ettiğini sanma, başkalarından iyi olduğunu zannetme: Eğer daha iyi isen, O elbette bunu biliyor, bu sebepten en gerideki yere oturmakla hiçbir şey kaybetmezsin! Bu sözler özellikle Ferisililere söylendi, onlar ki Allah’ın önünde birinci sırada olduklarını düşünüp emirler uymaya kendilerini çok hazır görüyorlardı. Bu sebepten kendilerini başkalarından üstün görüyor, diğerlerini hor görüyorlardı. Allah için doğru kişi tüm emirlere uyabilen kişi değildir, ama bizi sevmeye, affetmeye, kurtarmaya yollanan Oğlu’yu sevendir.

O halde İsa’yı seven, kurtuluşunun ve büyüklüğünün sebebinin İsa olduğunu bilmektedir. İsa’yı seven, kendini insanların önünde büyük gösterme ihtiyacını hissetmez, çünkü onun için herkes küçük ve muhtaç. İnsanın gerçek büyüklüğü, daha zayıf, acı çeken, muhtaç kişileri severek Allah ile işbirliği yapmaktır. Bu sebepten sen de bir davet yaptığında, Allah gibi yapacaksın, kimsenin davet etmediklerini çağıracaksın, sana karşılık verecek durumda olmayan kişileri çağıracaksın! Bizzat Allah’ın eli sana karşılık verecek.

İsa’nın sözü Sirak Kitabındaki bilgeliği yansıtıyor ve geliştiriyor, alçakgönüllülüğe bir çağrıdır! Alçakgönüllülük Allah’ın hoşuna gider, çünkü Allah’ın Kendisi alçakgönüllüdür! İsa da bizleri, kendisinden öğrenmeye çağırırken özellikle O’nun alçakgönüllülüğünü öğrenmeye çağırır. Annesi Meryem de Allah tarafından alçakgönüllülüğü için sevildiğini bilir. Alçakgönüllülük kendi saygınlığını hor görerek alçalmak değildir, elimizdeki tüm iyiliklerin Allah’tan geldiğini tanımaktır. Her şeyi O’ndan aldığını bilen bu alçakgönüllülük, minnettarlık ve O’nun gibi davranma arzusuna dönüşür. Biz, bize karşı cömert olan gibi olmak istiyoruz, bu sebepten karşılığını almayacağımızı bildiğimiz kişilere cömertlikle sevgi işaretleri vermeye çalışacağız. Bedava vereceğimiz sevgi eylemleri, karşılıksız vereceğimiz zaman ve enerjiden derin ve huzurlu bir sevinç kazanacağız, çünkü bedava vermek bizlere Allah’ın karşılıksız sevgisine katılmaya mümkün kılar!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 21. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

21/08/2022 – OLAĞAN DEVRE – 21. Pazar Günü – C

1.Okuma Yeş. 66,18-21 Mezmur 116 2.Okuma İbr. 12,5-7.11-13 İncil Luka 13,22-30

İsa Kudüs’e doğru yürüyüşüne devam etmekte. Bu yürüyüşünün öğrencileri için bir ruhani eğitim okulu olduğunu biliyor. Onlar da, Kudüs mabedindeki sunak masası üzerinde yakılan ve sunulan kurbanlar yerine, İsa ile beraber yaşamlarını Allah’a gerçek kurbanlar olarak, sunmayı öğrenmeliler. İsa öğrencilerini eğitmek için onların sordukları sorulara ve şüphelere cevap veriyor. Bu kere kaç kişinin kurtulacağını soran meraklıya verilen cevabı dinliyorlar. Bu kişi kısacası kaç kişinin cennete gideceğini merak ediyordu. Öğrenciler, cennetti, insanın mutlu olduğu ve kendi iyi eylemleri ve nitelikleriyle elde ettikleri bir durum olarak düşünüyorlardı. Onlar zamanın düşünce tarzını yansıtıyorlar, Ferisiler ve yazıcılar gibi düşünüyorlardı. İsa’nın bu sorularına cevap vermesi kolay değildi: Gerçeğe bakma şekillerini düzeltmek lazım.

He Qi,Knocking at the Door
He Qi,Knocking at the Door

Öğrenciler, Öğretmenlerinin kendilerine kaç kişinin emirlere uyabildiğini söylemesini bekliyorlardı, çünkü onlara göre sadece bu tür insanları kurtulacaktır. Halbuki O’nun, ölümüyle ve dirilişiyle kaç kişinin kurtulacağını söylemesi gerekecektir. Hiç kimse tek başına kurtulacaktır, mükemmel eylemlerine rağmen: Kendisini hayatlarının Rab’bi ve Öğretmeni olarak kabul eden herkes kurtulacaktır.

İsa onlara “dar kapıdan geçmeye çalışınız” diyor. Bu dar kapı nedir? İsa’nın haçıdır. Bu kapı vasıtasıyla Rab’bimizi tanıyabiliriz. O’nun birçok kişiye, “sizi tanımıyorum” demesi gerekecektir. Çünkü birçok kişi Allah’ın seçtiği halka ait olmasına rağmen ve iyi işler yapmış olmalarına rağmen İsa ile hiçbir zaman karşılaşmak istemedi ve hayatına, yani O’nun merhametli sevgisine katılmayı reddetti!

İsa hakkında konuşulduğunu duymuş olmak veya özel bir gruba dahil olmak, O’nun birkaç mesajını duymuş olmak, O’nu tanımak değildir. O’nun arzularını paylaşan, hayatını kabul eden, O’nun kupasından içen, O’nu gerçekten tanımaktadır! O’nun bazı olaylarına katılmış olmakla böbürlenenler, O’na ait olduklarını göstermezler: İsa onları Kendisine düşman olan dünyanın yargısında bırakmak zorunda kalacaktır. Yaşamında iş veya hastalık sebebiyle çok yorulanlar veya insanlığa hizmet etmiş olanlar bile, bu gayretleri sayesinde değil, başka bir sebepten kurtulacaklar: Sadece Allah’ın Oğlu’nu kabul edenler yeni yaşama, yani Allah’ın yaşamına kavuşacaktır! Kim O’nu kabul etmiyorsa O’ndan, bunun için gerçek Allah’tan da uzak kalır.

İsa Kendisini dinleyenleri hayal kırıklığına uğratmakta! Kurtulanların çoğu İbrani olmayacaktır, bunu daha önce peygamberler de söylemişti. Çoğu pagan halklardan gelecek!

Biz de İsa’nın bu sözlerine dikkat etmeliyiz. Hristiyan bir halk arasında büyümek, doğuştan beri Hristiyan olmak hiçbir güvence vermemekte: Her birimiz, kişisel olarak, yaşamımızda İsa’yı kabul etmelidir. Bunu yapabilmemiz ve O’nu kabulümüz, O’nun kutsallığına layık olmamız ve birçok kurtuluş meyvesi getirmemiz için yardıma muhtacız, davranışlarımızda yanlışlıklarımızın düzeltilmesi gerekir.

Hatalarının düzeltilmesini kabul eden, iyi bir Hristiyan’dır! Hatta iyi öğrenci hatalarının düzeltilmesini ister: O mükemmel olmadığını, Allah’ın Oğlu’na uygun olabilmek için yardıma muhtaç olduğunu bilir. Bu sebepten Rab’bin iyi öğrencisi imanda olgun diğer bir kişiye kendini açar ve tavsiyeler alır, zorlukları ve seçimleri için danışır, öyle ki kendi hayatını planlama aşamasında düzeltebilir.

İsa ile birlikte Kudüs’e doğru yürümekteyiz: “Dar kapı”dan geçeceğiz: Kendimizi Baba’ya sunma yolunda, bizden önce sevgi ile yürüyen birinin bize uzattığı yardım elini tutalım!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Meryem’in Göğe alınması bayramı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

15/08/2022 – MERYEM’İN GÖĞE ALINMASI BAYRAMI

1.Okuma Vahiy 11,19; 12,1-10 Mez 44 (45) 2.Okuma 1Kor. 15,20-26 İncil Lk. 1,39-56

Bugün kutladığımız gizem sevinçli, güzel, ümit doludur, çünkü gözlerimizin göklere sabit bakmasını sağlar. Göklerde de Allah’ın insanlara verdiği vaatlerin gerçekleştiğini görürüz. O zaman niçin bugünkü ilk okuma ejderhanın kadına ve karnındaki bebeğe daha doğurmadan zulüm etmesi gibi dramatik bir görünüm üzerinde takılır? Evet, bizler aydınlık ve şanlı bir varış noktasına doğru yürüyüşteyiz, ama bu yolculukta zorluk ve tehlikelerle karşılaşırız, ulaşmak istediğimiz yere gitmemizi tüm gücüyle engellemek isteyen engellere rastlarız. Kendimizi aldatmayalım, gerçekçi olalım, aynen İsa’nın dediği gibi: Güvercinler gibi sade olunuz, ama yılanlar gibi tedbirli olun! Yolculuğumuzda bize öncülük eden var ve tüm duraklarımız işaretlenmiştir.

L'Assunzione dipinta da Tiziano
L’Assunzione, Tiziano

İsa’nın annesi Meryem, Kilise’nin onunla birlikte ve halen kat ettiği yolu önceden yürüdü. Meryem’in Allah’ın Sözü’ne sadakati ve Baba’nın planlarına sevgiyle itaat etmesi, Oğlu İsa’nın haçının varlığıyla güçlendi. Doğuran kadının önüne korkunç ve tehlikeli kafalarıyla, insanlığa sadece ölüm ve zarar getiren kuyruğuyla kırmızı bir ejderha çıkmaktadır. Meryem’in Allah’a itaat ederek Oğlunu doğurması sebebiyle düşman karşısına çıkmaktadır. Aynen Kilise dünyaya İsa’nın mevcudiyetini her tattırdığında Şeytan’ın şiddetine maruz kalmaktadır.

Bugün bu anlardan birini yaşamaktayız. Kadın korkuya kapılmıyor ve Allah’a itaatte kalıyor ve çöle kaçıyor: Orada kimse onu bulamaz ve anne olmasını kimse engelleyemez. Kilise de, Allah’tan kendisine verilen birçok azizler ile birlikte, zulüm zamanlarında korkmayıp Rab’bine daha da içsel ve kararlı bir şekilde bakmaya devam etmektedir!

Meryem Kilise’dedir bunun için ikisi aynı kaderi paylaşmakta! Meryem, Kilise’nin özel bir üyesi, figürüdür. Kilise bu kadar emin, alçakgönüllü ve kutsal, zulümde bile sadakatli bir anneye sahip olmaktan çok mutludur.

Bugünkü İncil’de okuduğumuz Allah’a övgü duasında Meryem Allah’ın yanında yaşamanın dünya ile ters düşme anlamında olduğunun bilincindedir. Dünyada güçlüler, kibirliler, hırslı zenginler vardır: Meryem bunu biliyor, ama davranışlarından etkilenmiyor. Meryem bunların üzerinde, alçakgönüllü, fakir ve ezilenin yardımına gelen Allah’ın sevgisinin var olduğunu görüyor. O, Allah’ın merhametine ve sadakatine emanet edilmiş olan bu kişilerle yaşamını paylaşmaktan memnundur. O, Kendisini tüm insanlar için Baba ve dost olarak dünyaya gösteren Allah’ın hizmetinde olmaktan mutludur. İlahisinde bizlere Allah’a, Kurtarıcı bir Allah’a ait olmasının sevincini haykırmaktadır. Meryem’in yüreğinde Allah’a sevgiden başka bir şeye yer yoktur, bu sevgiyi de Allah’ın büyüklüğünü överek ve O’ndan mutlu olmakla belirtmektedir. Meryem, Allah’ın varlığından ve O’nun böyle olmasından mutlu! Meryem Allah’ın acı çeken insanlara karşı olan sevgisini – genel bir sevgiyi değil, şahsi bir sevgiyi – görüyor. Meryem’in kendisi, Allah tarafından sevildiğini ve önemsendiğini bilmektedir: Büyük ve meşhur olduğu için değil, alçakgönüllü ve sessiz, saklı bir hizmet verdiği için sevilmektedir.

Meryem ilahisiyle, imanımızın ve Rab’be sadakatimizin karşılaştığı zorluklarda yanımızdadır. Meryem’in imanından destek alarak İsa’ya hizmet etmeye, O’nu sevmeye, izlemeye devam etmekteyiz, kırmızı ejderhanın uğraşılarını görsek ve bazı pençeleri bizi acıtsa da. Meryem’in ilahisini kardeşlerimizin, ailelerinde, iş yerlerinde veya eğlencelerinde karşılaştıkları engeller için imanlarını ve İsa’ya sevgilerini kaybetmemeleri için söyleyeceğiz. Eğer imanları ve İsa’ya sevgileri zedelenirse, kardeşlik birliği de zarar görür ve onların ve bizlerin sevinci azalır. Meryem’e bakacağız: O tüm Azizlerin üzerinde bir şana şimdiden sahiptir ve vaftizle başladığımız yürüyüşe sebatla devam etmeye bizi çağırmaktadır!

Meryem, sen artık bizleri yaşadığın zulümleri atlatmış olarak beklemektesin, Oğluna dua et ki bizleri affetsin ve bizlere alçakgönüllülük Ruh’unu versin. Bizlerin yüreğimizin sevinci ve ruhumuzun mutluluğu ile O’nun tanıkları olmamız için şefaatte bulun. Seninle birlikte O’na her şan ve şeref vereceğiz!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 20. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

14/08/2022 – OLAĞAN DEVRE – 20. Pazar Günü – C

1.Okuma Yer. 38,4-6.8-10 Mezmur 39 2.Okuma İbr. 12,1-4 İncil Lk. 12,49-57

Francisco Goya (1746-1828), Incendio, fuego de noche - Fire at Night
Francisco Goya (1746-1828), Incendio, fuego de noche – Fire at Night

Gözümüzü, imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya dikelimBugün bize yöneltilen tavsiye budur. Yürüyüşümüze devam ederken bakışlarımızı İsa’ya çevrili tutalım; yürüyüşümüz yorucu, çünkü bizim, kardeşlerimizin ve tüm dünyanın günahları tarafından ağırlaştı. Her gün işimizle, başkalarıyla olan ilişkilerimizle, sağlık sorunlarımızla, değişik sorunlarla meşgulüz ve bütün bunlar dikkatimizi dağıtır. Sakin zamanlarda aklımıza gelen sorulara açıklıkla cevap vermekte zorlanıyoruz: Niçin buradayım? Koşuşumun anlamı nedir? Nereye varacağım? “Gözümüzü, imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya dikelim”! Bu bakış sayesinde sabitliği ve tüm sorularımızın cevaplarını bulacağız. İsa, “imanımızın kaynağı ve tamamlayıcısıdır”: Hayatımız tam olması için gereken armağan imandır ve imanımızın daima İsa’ya ihtiyacı vardır. Bakışımızı O’na yönelik tutarsak, özellikle O’nun, şikayet etmeden hatta arzulayarak, yaşadığı acılar dikkatimizi çeker. İsa acıları bir iyilikmiş gibi arzulamadı, fakat Baba’ya itaatin bu yoldan geçmesi gerektiğini biliyordu. O, Kendisinin tüm peygamberlikleri gerçekleştirmesi gerektiğini biliyordu.

Biz özellikle Yeşaya peygamberin, günahlarımız için ölen Allah’ın Hizmetkarı’nın acılarını bildirdiğini biliyoruz. Yeremya ise değişik zamanlarda kendi yaşadığı acılarla peygamberlik yaptı. İlk okuma onun zulüm edildiği anlardan birini anlatır. Onun bildirmesi gereken Allah’ın Sözü, Kudüs şehrinin büyüklerinin, ekonomik ve diplomatik inanışlarına ters düşüyordu. Bu sebepten hapse düştü ve kralın bir hizmetkarı aracı olmasaydı, orada açlık ve yokluktan ölecekti.

İsa bu peygamberlikleri tanıyor ve Kendisinin onları gerçekleştirmesi gerektiğinin bilincindedir. Bu sebepten şöyle diyor: “Katlanmam gereken bir vaftiz var. Bu vaftiz gerçekleşinceye kadar nasıl bir sıkıntı çekiyorum”. İsa vaftizi, ret edilmenin ve şiddetli bir ölümün korkunç acısından geçmek olarak düşünüyor. O, bunun olması gerektiğini biliyor ve beklemek onu neredeyse sabırsızlandırıyor. O an, zor bir zaman olacak, arındırıcı bir ateş gibi. Dünyanın yargısı O’nun ölümü olacak: Ateşe benzetilen bir yargı. O’nunla birlikte olan, ışığı, sevinci ve barışı görecek, aynen iyi haydut gibi; O’ndan utanan veya O’nu hor gören, İsa’nın bir benzetmede anlattığı zengin adam ile birlikte alevler arasında bulunacak.

İsa’yı kurtarıcı olarak kabullenen kurtulacak, kim ise kendi kendini dini uygulamalar veya varsayılan kendi şahsi iyiliği ile kurtarmak istiyorsa, kurtulmamış halde, dünyanınki ile aynı halde kalacak. Herkes İsa’nın karşısında durumunu belirlemeli: Bu hiçbir zaman kolay olmayacak, çünkü kendi evinde bile anlayışsızlık ve düşmanlık olacak.

Böylece Hristiyan kişi, İsa’nın acı çekmesi ve ölmesiyle dünyayı kurtarma misyonuna katılır ve İsa’nın yeryüzünde yaktığı ateşten geçer. İsa bizi uyanık olmaya, yaşadığımız zamanları ayırt etmeye çağırır. Bizim zamanımız da O’nun ateşi ve vaftizi zamanlarıdır. İmanımız açıkça hor görülmekte ve imanlıların kendilerini İsa’nın öğrencisi olarak göstermeleri, engellenmektedir. Eğer yaparlarsa Yeremya’nın ve Rab’bin durumunu hemen anlıyorlar.İmanımız için acı çekmeye hazırlanmaktayız, bunu kardeşlerimizle birliği yaşayarak, duayı ve Allah’ın Sözünü paylaşarak, bakışlarımızı daima İsa’ya çevrili tutarak yapacağız!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 19. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

07/08/2022 – OLAĞAN DEVRE – 19.Pazar Günü – C

1.Okuma Bilg. 18,6-9 Mezmur 32 2.Okuma İbr. 11,1-2.8-19 İncil Lk. 12,32-48

İbrani halkı, Allah’larına ve Rab’lerine tapınmak üzere hürriyete doğru yürüyüşlerinde onları aydınlatan ateş sütununu unutamamaktadır. O halk tanımadığı tehlikelerle dolu çölü aşması gerektiğinde Allah’ın elini, onları karanlıklarda yönelten, ateş sütununda tanıdılar. O zamandan beri halk, Allah’ın yardımını hem düşmanlardan korunmak hem de hayatı neşelendirmek için değişik şekillerde tanıdı. Sevgi ile dolu, devamlılıkla yanımızda olan bu ilahi varlık, hayat kaynağıdır! Kim onu tecrübe ettiyse, artık şüphe edemez, onu inkar edemez, yoksa bizzat hayatı hor görmüş olacaktı.

God as Architect (the Frontispiece of Bible Moralisee - Codex Vindobonensis 2554 - approximately 1250
God as Architect (the Frontispiece of Bible Moralisee – Codex Vindobonensis 2554 – approximately 1250

İman, Allah’ın var olduğuna tam, devamlı ve samimiyetle dolu bir bağ olarak gösterilmektedir: Bize yakın, bizimle birlikte yürüyen, gecelerimizi aydınlatan, zorluklarda bize yardımcı olan, varış noktasında bizi bekleyen bir Allah’a güvenmektir. İbrahim gerçek imanlının en klasik örneğidir. İbraniler’e Mektup bize onu şöyle tanıtır: Her adımı bir iman adımıdır. İman için itaat etti…acı çekti… oturdu…tek oğlu İshak’ı sundu. İbrahim’in tüm yaşamı ve tüm seçimleri iman doludur ve imanla kaplıdır. İbrahim’i bir an bile Allah’tan ayrı düşünemeyiz. İbrahim’e bakıyorsun ve Allah’ın planlarının gerçekleştiğini görüyorsun. İman, İbrahim’in yaşadığı ortamdır, o kadar ki onunla birlikte yaşayanlar da bundan etkilenmektedirler. Başlangıçta zorluklar geçtiği rağmen Sara da imanını paylaşıyor. Ve Allah’ın somut, gizli, devamlı ve her şey ile önceden ilgilenen varlığının hissedildiği bu iman ortamında oğlu doğdu.

İsa öğrencileri için de, yani, Sözü’nden ve Ruhu’ndan doğacak yeni halkı olan Kilise için de aynı şeyin gerçekleşmesini isterdi. O, Kilise’sine sevgi ile her ihtiyaçları ile ilgilenen Baba’yı gösterecek şekilde yaşamayı öğütlüyor, hatta emrediyor. İsa’nın öğrencisi bu dünyanın zenginliklerini biriktirerek geleceğini garanti altına almaya çalışmayacaktır: Yapmayacaktır çünkü bugünkü ve yarınki tüm tarihi elinde tutan bir Baba’ya sahip olduğunu bilmektedir! Onun dikkati, Allah’ın yüreğinde hazineler biriktirmek olacaktır. Allah’ın yüreğindeki hazinelerimiz, fakirlere yaptığımız cömertliklerdir: Bunlar İbrahim’in olduğu yere vardıklarında acılarında onlara yardım etmiş olanlar için şefaatte bulunacaklardır.

İsa’nın öğrencileri dünya insanlarından farklıdırlar, çünkü hep gelecek olan Birini beklemektedirler ve tüm yaptıkları bu gelecek Olanın iyi karşılanması ve sevilmesi içindir. Onlar birbirlerine hizmet etmeyi emreden bir “sahibin” hizmetkarlarıdır. O gelince sadece şunu soracak: Hayatlarını birlik bayramına çeviren bu görevlerine sadık kaldılar mı? O’nun Kendisi onların hizmetkarı olacaktır: Önlüğü takıp onlara hizmet edecektir!

İsa’nın öğrencisinin, her insanın da gerçek büyüklüğü, hiç bırakılmayan o önlükten gelir. Bizler sadece hizmetkar olursak ve hiç emretmeyi düşünmezsek, bu dünyanın insanları gibi büyük olmak istemiyorsak, Allah’ın evlatları ve gerçek dini insanlar olacağız. Biz dünyaya şu yeniliği getirmekle yükümlüyüz: Hizmet eden büyüktür, daima hizmet eden daha büyüktür, hizmet etmekten vazgeçmeyen, Allah’a yakındır. Hizmette sadık olan daha da ağır görevler alacaktır, daha çok sorumluluk, daha çok yorgunluk gerektiren görevler alacaktır! Bunu İsa, insanlar arasında büyüklük gösterecek bir görev hayal eden Petrus’a söylemektedir. İnsanlar, İsa’nın öğrencilerinin hizmet eden sevgilerinde Allah’ın mevcudiyetini bulacaklar. Bu yaşanılan sevgi sayesinde Allah insanları kurtuluşa yönlendirmeye devam edecek: İsa’nın öğrencileri hizmet ederek herkese imanın ışığını, yani Allah’ın onları sevdiğine, onların yanında olduğuna ve onları beklediğine dair emin olmalarını sağlayacaktır.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 18. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

31/07/2022 – OLAĞAN DEVRE – 18. Pazar Günü – C

1.Okuma Vaiz 1,2; 2,21-23 Mez. 94 2.Okuma Kol. 3,1-5. 9-11 İncil Lk. 12,13-21

Aziz Pavlus Koloslu Cemaatin imanlıları ile büyük sevgi ve hikmetle ilgilenir. İsa’nın adına vaftiz olanların hepsi; imanın hayatına yürekle ve akılla bağlı olmaları ve imanın sonuçlarını iyi anlamış olmaları gerekiyor, fakat bazıları anlamamışlar. Bazıları yalan, hırsızlık, ahlaksızlık, pis konuşma, dedikodu ve başka kötü alışkanlıklarla devam edebileceklerini zannetmektedirler. Ama Havari, hayır demekte: Şimdi Mesih İsa’yla yaşamaya niyetlendiysen, hayatınla O’na tanıklık etmeye, O’nun kutsallığını göstermeye çalışacaksın.

Rembrandt (1606–1669), The Parable of the Rich Fool
Rembrandt (1606–1669), The Parable of the Rich Fool

O seni afetti, O senin için öldü, sen ise putperestken yaptığın gibi, hiçbir şey değişmemiş gibi mi yaşamaya devam edeceksin? Bu seni onurlandırmıyor, hatta Rab’binin hor görülmesine sebep oluyor! Konuşma şeklinizden, cinsel yaşamınızdan, dünyevi şeyleri ve zenginlikleri görme şeklinizden, arzularınızdan bu dünyaya ait olmadığınız, İsa’ya ait olduğunuz anlaşılmalı. Davranışınızdan herkesin, O’nu tanımayanların dahil Baba’ları olan Allah’ın iyiliği tahmin edilmeli.

Hristiyan saf bir hayat, zenginliklerden özgür, acı çekme pahasıyla da başkalarını suçlamak veya yargılamak istemeyen bir hayat yaşamaktadır: Hristiyan, Allah’ın insanları sevdiğini göstermek ister, İsa’nın onlar için öldüğünü ve dirilişinde herkesi beklediğine tanıklık yapar. Hristiyan; Allah’ın kutsallığına tanıklık yapar; o, insanlara, kardeşlerine ve Allah hakkında yalan, yanlış bilgilere sahip olanlara gerçek Allah’ı gösterendir. Yaşamımızı Allah’ın bir şanı olarak görmeye alışmalıyız, aksi halde her şeyi bir zorlama olarak yaparız, yorgunluğumuz çok olur, bazen da dayanılmaz. Birçok kişi niçin iffetli, dürüst olmamız gerektiğini anlayamaz. Hristiyan oluşumuzu dinlerden birine mensupmuşuz gibi görürsek veya emirlere uymak için bir şekil olarak görüyorsak İncil’den hiçbir şey anlamadık demektir. Böyle ise, “kendisi için mal biriktiren, ama Allah’ın katında zengin olmayana” benzemekteyiz.

İncil’i biraz anlayabilmek ve Allah’ın hikmetine göre yaşamaya başlayabilmek için bugünkü zengin adamın hikayesinde anlatılan İsa’nın düşüncesini tamamıyla benimseyeceğiz. Bu adam geçmişte yaşamış bir adam değil, o her birimizi temsil eden biridir. O adam gibi, bizler de daima daha fazla imkan, daha fazla iş, daha güçlü ekonomik şartlar, eğlence, geziler isteyenleriz. İsa, o adamın akılsız olduğunu söylüyor. Allah’ın babamız olduğunu, O’nun var olduğunu hesaplamadığımızda bizler de akılsızız. Dünyevi malların bizi hiçbir zaman mutlu etmeyeceklerini ve son yargılamada bize tanıklık yapmayacaklarını unuttuğumuzda da akılsızız. Zenginliklerin bize dünyaya cömert sevgiyi göstermek, fakirlerin acılarını azaltmak, ellerinde hiçbir şeyleri olmayanlara Allah’ın sevgi olduğunu göstermek için verildiğini unuttuğumuzda da akılsızız. Ellerimizden geçenlere sahip değil, sadece yöneticiler olduğumuzu anlamadığımızda da akılsızız: Yarın halen burada olup olmayacağımızı bile bilmiyoruz!

Vaiz Kitabının yazarı, her şeyin boş, her şeyin geçici olduğunu söylediğinde haklı. Tek gerçek Allah’tır, bu yüzden yaşamımızın tek amacı da O’nun yaşamına katılmaktır. Aziz Pavlus’un özendirmesine daha çok dikkat edeceğiz: Dünyevi şeylerden etkilenmeyerek bakışlarımızı daima yukarı doğru çevireceğiz. Bu şekilde tüm hayatımız aydınlık olacaktır, bizler yalancı ve kardeşleri aldatıcı insanlar olmayacağız, bunun yerine herkesin Baba’nın sevgisinin gerçeğini tatmasına yardımcı olacağız.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 17. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

24/07/2022 – OLAĞAN DEVRE – 17. Pazar Günü – C

İbrahim’in Allah ile diyaloğunu anlatan Yaratılış Kitabı’nın sayfası Kutsal Kitab’ın en güzellerinden biridir! İbrahim Allah ile konuşarak samimiyet ve cesaret gösterir, O’na merhametli teklifler de yapar: İbrahim bize çok benziyor, bizler de Allah’a tavsiyeler verebileceğimizi düşünürüz! Açıkça söylemesek de kendimizi Allah’tan daha iyi ve hikmetli sanırız! İbrahim de Allah’a tavsiyeler vermesi, yani Allah’a sevgisinin ve sabrının nereye kadar ulaşması gerektiğini söylemesi gerektiğini sanmakta idi.

William Holman Hunt (1827–1910), The Importunate Neighbour
William Holman Hunt (1827–1910), The Importunate Neighbour

Allah tavsiyeleri dinliyor, insani tavsiyeleri kabul ediyor, fakat İbrahim’in cömertliğini çok aşıyor. Hayret edici! İbrahim, ve onun gibi her insan, bir noktada duruyor, kendisinden teklif edilen daha büyük bir sabır ve merhametin olabileceğini düşünemiyor! Halbuki Allah insanı gerçek ve cömert bir şekilde seven olarak Kendini gösteriyor.

Allah on kişinin sadakati sayesinde tüm bir halkı affetmeye hazırdır, fakat bundan daha büyük, İbrahim’in o anda henüz anlayamadığı bir planı var. Bizler ise bu planı bilmekteyiz: Allah tek bir insanı, günahsız bir insanı yollayacak; bu insan hayatını sadece bir şehir için değil, tüm dünya için sunacaktır. Bu insan, Oğul’dur, İsa’dır: Bugün aziz Pavlus O’nun hakkında konuşmaktadır.

Dünyada doğru kimse yoktur, hepimiz günahkarız. İsa, bizim tüm günahlarımızı affetti: O’nu kabul eden herkes Allah’ın gözünde doğru olur. Bu yüzden O’nun sayesinde dünyada birçok doğru insan var, her şehirde ve her ülkede! O halde O’nun sayesinde Allah dünyayı kurtarmaktadır. Biz açıkça dünyada ne kadar günahkarların, ne kadar Allah’a karşı itaatsiz insanların olduklarını görmekteyiz; günahlarımız çok büyük ve şehirlerimiz, ülkelerimiz cinsel sapıklıklarla Sodom’a çok benzemekte. Buna üzülüp cesaretimizi kaybetmeyelim: Allah’ın sevgisi daima hazır, İsa’da ve Kilise’sinde daima somuttur. Kilise, günahla etkilenmiş her kişiye kurtuluşu teminat etmek için İsa’yla birlikte haçını taşımaya devam etmektedir.

Elbette insan, İbrahim gibi Allah’a duayı sunmalıdır. Fakat insanın şimdi sunduğu dua, İbrahim’in birçok kere çıkarı ile hareket eden kendi aklı ve arzularıyla sunduğu dua değildir. Biz Baba’ya İsa’nın duasını, yüreğimize ve dudaklarımıza İsa’nın koyduğu duayı sunarız. Bu dua ile Baba’nın yüreğini değil, kendi yüreğimizi değiştirmeye çalışıyoruz!

İsa’nın öğrencileri, iyi birer Yahudi gibi dua etmeyi biliyorlardı. Fakat İsa’nın dua etme şeklini görerek O’nun duasının değişik olduğunu anladılar ve O’ndan dua etmeyi öğrenmek istediler. O zaman İsa, onlara Kendini Allah’ın önüne nasıl koyduğunu gösterdi. O; Kendini bir evlat gibi, babasının büyüklüğünü ve hikmetinden sevinen itaatkar bir evlat gibi göstererek dua ediyor.

İsa, Baba’nın arzuları ve istekleriyle, O’nun için önemli olanla ilgileniyor, Baba’nın her insan için ve tüm dünya için olan projesini benimsiyor.

O, Baba’dan ekmeği diliyor: Bizi tek bir yürek ve tek bir ruh kılan, içimize Kutsal Ruh’u getiren Efkaristiya ekmeğini diliyor.

Aynı zamanda, bizim kurtarılmaya ihtiyacımız olduğunu bilerek, bizim için affı da diliyor.

Ayrıca bizi daima tehdit eden ayartmaları reddedebilmemiz için, Baba’nın gücünü ve bizi korumasını da diliyor. En büyük denenmeler, kendi köşemize çekilmemiz, cemaatten uzaklaşmamız, Allah’a ve vekillerine itaatsizlik etmemizdir: O zamanlarda ayrılık egemen olmaktadır, bu durum da insanın ve Allah’ın düşmanı için çok faydalıdır. Allah bir Baba’dır, bizi seven ve yaşamımız için gerekli olanı vermeyi ret etmeyen, biz evlatlarına derin sevinç ve barış, hayat ve birlik kaynağı Kutsal Ruh’unu vermekten sakınmayan bir Baba’dır!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Vatikan’ın Liberya’ya Büyükelçi Ataması

Mons. Walter Erbì

Papa Hazretleri, Vatikan’ın Ankara Büyükelçiği’nde Müsteşar olarak görev yapan Walter Erbì’yi Nepi Başepiskoposu ünvanı ile Başepiskoposluk mertebesine yükseltip Liberia Büyükelçisi olarak atamıştır.

Özgeçmişi

Ekselans Monsenyör Walter Erbì, İtalya’nın Torino şehrinde 8 Ocak 1968’de doğdu. 10 Mayıs 1992 tarihinde Iglesias Diosezi’nde pederlik resametini aldı. 

Kanonik Hukuk alanında tahsilini tamamladı.

1 Temmuz 2001’de Vatikan’ın diplomatik hizmetine girdi ve Filipinler’deki Vatikan Büyükelçiliği’nde, Vatikan Dış İşleri Genel Hizmetler Bölümü’nde, İtalya’daki Papalık Temsilcilik Birimlerinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Türkiye’de görev aldı.

İspanyolca, İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

OLAĞAN DEVRE – 16. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

17/07/2022 – OLAĞAN DEVRE – 16. Pazar Günü – C

1.Okuma Yar. 18, 1-10 Mezmur 14 2.Okuma Kol. 1,24-28 İncil Lk. 10,38-42

İlk okuma bizlere İbrahim’in hayatının en ilginç ve önemli anlarından birini anlatır. O, tek ve her şeye kadir Allah ile daha önce karşılaşmış, bir antlaşma yapmıştı. O karşılaşmasında Allah, İbrahim’in, başka halkların putlarının etkisi altında olmadan, tamamen O’na iman etmesi için, İbrahim’den sosyal ve ekonomik güvencelerinden uzaklaşmasını istemişti, karşılığında da ona güvenli bir gelecek ve kalabalık bir soy verecekti! Şimdi, bu aynı Allah, ona evlat vermeyerek imanını yıllarca denedikten sonra karşısına bir hacı gibi çıkar.

Martha and Mary (JESUS MAFA project)
Martha and Mary (JESUS MAFA project)

İlk bakışta acayip gibi gelen bir özellik: İbrahim, çadırının yanında duran üç kişi görür, sonra onlarla tek bir kişiymiş gibi konuşur ve onlara “Efendim!” der. Cömert bir misafirperverlik gösterir: Karısını ve hizmetkarlarını onlara iyi bir şekilde ağırlamak için çalıştırır. Herkes hacı olarak gelen Rab’bi ağırlamak için çalışmaktadır! Allah, bu dikkati hoş karşılar, kabul eder. Fakat isteği, Kendisini verdiği vaatleri tutan sadık Allah olarak göstermektir. Verdiği vaatleri tam da insanlara, İbrahim’e ve Sara’ya imkansız olarak göründüğü anda gerçekleştirmek ister. Sara, İbrahim’in eşi, Allah’ın verdiği sözü gerçekleştirme kararını vermesine, güler. Sara’nın gülmesi bizim Rab’be yönelttiğimiz tüm azar ve şüphelerimizi – sanki O sadece bizlerin gücümüzle ve zekâmızla yapabileceğimiz şeyleri gerçekleştirebilme durumundaymış gibi! – çok iyi tasvir eder.

İbrahim’in ve Sara’nın misafirperverliğinin değişik bir şekli İncil metninde gözümüze ilişir. İki kız kardeş olan Marta ve Meryem de insanları Baba ile barıştırma vaadini gerçekleştirmek için yolculukta olan İsa’yı kabul ederler. Marta maddi bir karşılamayı, Meryem ise daha içsel bir karşılaşmayı gösterir. İsa her ikisini de beğenir, ama birinin ötekini yargılamasını beğenmez. Marta, Meryem’den şikayet edince ve Kendisini eleştirince İsa işe karışmak zorundadır. Marta, gerçek kız kardeş olarak, onu Allah’ın armağanı olarak kabul ederek ondan öğrenmeyecekti.

Marta’nın sözleri, Sara’nın gülmesine benzer: Ona göre kendi işi ve yeteneği gerekli, Rab’bin Söz’ünden daha önemlidir. Kardeşinin İsa’ya gösterdiği tam güveni eleştirir. İsa iki kız kardeşin davranışının arasında farklılığı gözetmektedir: «Marta, Marta, sen çok şey için kaygılanıp telaşlanıyorsun», Meryem ise en önemli şeyi, ebedi yaşama hazırlayan ve onu tattıran şeyi yapmaktadır.

Aziz Pavlus hem Sara’ya hem de Marta’ya verilen dersi öğrendi. O; İncil’i bildirmek için, Allah’ın Sözünü gerçekleştirmek için ve hem sözlerle hem de hayatı ile onu sunmak için kendini sunmaktadır! Tanıklığının sadakatli, Kilise’ye faydalı olması için o “Mesih’in, kendi bedeni olan Kilise uğruna çektiği sıkıntılardan, eksik kalanları kendi bedeninde tamamlıyor”. Havari acı çekmeye üzülmüyor, hatta Rab için çektiği, O’na sunduğu acılarla gururlanıyor. O’nun insanlara göstermiş olduğu en büyük sevgi; kendisine emanet edilen Söz’ü bildirmektir. Pavlus bu Söz’ü, hayat veren bu Söz’ü sevdi ve ona davranışları ile tanıklığı verebilmek için onu dikkatle dinledi. Pavlus’un hayatı, o Söz’le değiştirilmiş, ona bu Söz’den güç ve sadakat verilmişti.

Alllah, yemek yemek için değil, İbrahim’in kendisini dinlemesi için ziyaretine gitmişti. Aynen İsa Marta’nın evine, beslenmek için değil, dinlenmek için girdi. Yemek ikram etmek önemlidir, ama gerçek iman ile kendi hayatının değiştirilmesine izin vermek için Söz’ü kabul etmek daha önemlidir!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 15. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

10/07/2022 – OLAĞAN DEVRE 15. Pazar Günü – C –

1.Okuma Yas. 30,10-14 Mezmur 18 2.Okuma Kol. 1,15-20 İncil Lk 10,25-37

Mesih İsa, görünmez Allah’ın görüntüsüdür”: Aziz Pavlus, Rab’bimizi ve Öğretmen’imizi bize böyle tanıtmaktadır! Gerçekten de bizzat İsa Kendisi hakkında şöyle demişti: “Beni gören Baba’yı görmüş olur!”. Baba’yı tanımak, bizim için hayattır. Çünkü Baba’yı tanıyarak bizim kim olduğumuzu, hangi ruhani imkanlara sahip olduğumuzu, neye doğru ilerlememiz gerektiğini anlarız. İsa boşuna şöyle demedi: “Seni tanımak, Baba, … ve senin yolladığın Mesih İsa’yı tanımak, ebedi hayattır.

He, Qi, Good Samaritan, 2001
He, Qi, Good Samaritan, 2001

İsa’ya bakarak ve O’nu dinleyerek Baba’yı tanıyabiliriz: Gerçekten de İsa, insanı Baba’nınkiyle aynı sevgiyle, aynı kurtarma arzusuyla, aynı hikmetle sever. Baba’nın Sözünü bize yalansız, boş yorumlamalar olmadan açıklayan İsa’dır. Aynı şekilde bize Allah’a ve insanlara sevgimizin nasıl olması gerektiğini de somut bir şekilde gösteren O’dur.

Bu şekilde imanımız, insani hayallere bırakılmamaktadır: Aramızda İsa’nın somut bir şekilde var olması, O’nun karşılaştırabildiğimiz sözleri ve davranışları var. Bu şekilde O’ndan öğrenebiliriz, O’ndan Kendisini taklit etmek için güç alabiliriz.

Bugün sevgi imkanlarımızı yönlendirmek için önemli sözler tam da İsa’nın ağzından verilmektedir. Her şeyden önce sevgimiz Allah’a yönelik olmalıdır. Bugün bunu söylemek, dünyanın dışında, çok uzak zamanlarda olduğunu düşündürür. Halbuki Allah’ı sevmek; herkes için, imansız olarak kendini tanımlayanlar için de, huzur, mutluluk ve gerçeğin ilk kaynağıdır. Nitekim Allah’ın Söz’ü “Size çok yakındır; uymanız için ağzınızda ve yüreğinizdedir”, yani dünyaya gelen her insanın ağzında ve yüreğindedir. Kutsal Kitap’ta bu şekilde söylenmektedir. Fakat günümüzde teneffüs ettiğimiz hava, bizleri sadece kendimizi sevmeye ve düşünmeye iter. Kendi hislerine, ihtiyaçlarına, dış görünüşe önem veren felsefeler moda oldu. Başkalarını sevmek de bazen akla gelir, ama bu kendi duygularımızı engellemiyorsa, kendimizi iyi hissetmek, eğitimli gözükmek, belki kendimizi başkalarından iyi görmek için ve Allah’ı hiç düşünmeden bunu yaparız.

İsa’nın öğretişi Kutsal Kitap’la uyumlu olarak, Allah’ın sevgisini ilk sıraya koyar. Ve de insanları sevmek; Allah’ı sevmenin mantıklı bir sonucu, birinci sevginin doğruluğunu kanıtlayan bir meyvedir. Kim insanları Allah sevgisi için seviyorsa, insanların beklenmemiş reaksiyonlarından hürdür: İnsanlar, senin sevgini yersiz görebilir ve sana ilgisizlikle veya kötülükle cevap verebilir. Sen Allah’ı her şeyden çok seviyorsan, senin sevgini anlamayan kişiyi de sevmeye devam edeceksin!

İsa, İyi Samiriyeli hikayesini anlatarak gerçek, ilahi sevgiyi görmemizi sağladı. Samiriyeli; Yahudi olan yaralı zavallı insanı sevdi: Belki Samiriyeli, yaralı insanın Yahudi olduğu için onun tarafından tutulmasının hoşuna gitmeyeceğini de biliyordu – çünkü Yahudiler, Samiriyeliler’i sapık, gerçek imanın dışında gibi görmekte idiler. Ayrıca Samiriyeli, yaralıya bakması ve sevmesi için lokantacıya iki para da verdi. Bu iki parayı bir Kilise Babası, Allah’a sevginin ve kardeşlere sevginin sembolü olarak gördü. Biri ile ilgileniyorsan onu bu çift sevgiyle sevmelisin.

Kim sadece Allah’ı sevmek istiyorsa mabedin rahibi bile olsa, hikayenin rahibi gibi yaparak yaralı adamı görmezlikten gelip yanından gecebilir. Her kim insanı Allah’ı sevmeden sevmeye çalışırsa, sadece dışsal, maddi bir iyilik verme riskine girebilir. Yaralı insanı kendi kendisine, yani ölüme bırakma riskine de girebilir. Sadece fiziksel bir iyileşme sunan, gerçek ve tam bir iyileşme imkanını sunmaz. Şöyle diyen İsa’ya itaat etmek istiyoruz: “Git ve sen de aynısını yap!”. İnsanlara Allah’ın bakışı ile bakacağız, onları O’nun yüreğiyle seveceğiz. Bunu yapabilmek için, hem beden hastalıklarından hem de gerçek, karşılıksız, yani özellikle ruha dikkat eden Allah’ın sevgisinin eksikliğinden acı çeken insanlar ile karşılaştığımızda Baba’nın yüzünü görmeye, İsa’nın Sözü’nü dinlemeye çalışacağız. Bunu yapmayı özellikle İsa’dan ve O’nun Azizlerinden öğreneceğiz.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 14. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

03/07/2022 – OLAĞAN DEVRE 14. Pazar Günü – C –

1. Okuma İş. 66,10-14 Mezmur 65 2.Okuma Gal. 6,14-18 İncil Lk. 10,1-12.17-20

İlk okuma sevinç ilahisidir, Allah’ın halkına verdiği sözler için sevinmeye davettir. Peygamber Yeşaya, kölelikte ve sürgünde, bu durumların yarattığı sorunlarda ve acılarda kesin bir ümit vermektedir: İyi bir haberi, gerçek anlamıyla bir “İncil’i” duyurmaktadır. Gelecekte barış, birlik ve huzur gibi en güzel teselliler gelmek üzeredir.

Vincent van Gogh (1853–1890), Harvest in Provence
Vincent van Gogh (1853–1890), Harvest in Provence

Yeşaya’nın bu sayfası, vaat edilmiş o sözleri gerçekleştirdiği İncil’in olayına hazırlamaktadır. Allah’ın Sözünü gerçekleştiren gerçekten İsa’dır. Bu defa İsa kımıldamıyor, öğrencilerini yolluyor, hatta yetmiş iki kişi seçiyor! Bu sayı ile de, İsa’da Kutsal Yazıların gerçekleştiğine dikkatimiz çekiliyor. İsa, gerçek Musa, Allah’ın gerçek rehberi, halkı son varacağı yere götürmekle yükümlü rehberdir. Musa, halkı birlik içinde tutmak ve ona Allah’ın emirlerine itaat etmeyi öğretmek için yetmiş iki yaşlı adamdan yardım dilemişti. Ve İsa da, İncil’i müjdelemek için, daha doğrusu yürekleri Kendisi ile kişisel karşılaşmaya hazırlamak için yetmiş iki öğrencisinden yardım alıyor. Şimdi vaftizci Yahya yok, başka kişiler Rab’bin gelişini müjdelemeye görevlendiriliyor. Görevlendirilenlerin bu kadar kalabalık olması, Rab’bin tüm Kilise’ye bu görevi vermek istediğini bize hissettiriyor. Gerçekten de İsa her kişi ile doğrudan karşılaşmak istiyor çünkü Kendisi, insanın tek kurtarıcısıdır.

Öğrenciler kendilerine verilen görevi yapmak için direktifleri alıyorlar. İlk tavsiye dua durumunda kalmalarıdır. Onlar Allah’ın Hükümranlığını müjdeleyebileceklerse bu Allah’ın bir armağanı olacaktır. Başka kişiler de aynı niyetle onlara katılırlarsa bu da Baba’nın armağanıdır. Onlar kendilerini beğenip görevlerinden gurur duymadan bakışlarını Baba’dan ayırmamalıdırlar. Onlar da Allah’ın Oğlu İsa’nın varlığını müjdeledikleri insanlar için Allah’ın bir armağanı olacaklar. Dua ve alçakgönüllülük, onların kıyafetleri olacaklar.

Gittikleri her yerde “kurtların arasına kuzular gibi” olacaklardır. İsa, onların zorluk ve kin, hor görülme ve zulüm bulacaklarını biliyor. Fakat O, bu sert ve zor gerçekle cesaretini yitirmiyor: Öğrencilerini gönderiyor. Görevlerinin meyvesi, kendi iyiliklerinden ve sağlıklarından değerlidir. “Kurtların arasına kuzular gibi”: İsa’nın bu sözünü hiç unutamayız. Bu sadece misyonerler için değil, her birimiz için de geçerlidir. İsa hepimizi, sevgisini ve Sözü’nü yaşamaya ve vermeye yolluyor. Bunu uysallıkla, kişiliğimizi değiştirmeden yapacağız. Dünyayı günahlarından kurtarmaya gelen Allah’ın kuzusudur, biz O’na bağlıyız. O’nunla birlik içerisinde, biz de kendimizin ve herkesin günahının yükünü taşımaktayız. O’nunla, yani İsa ile birliktelik, gücümüz olacaktır: Maddi şeylere ihtiyacımız yok! Her şeyimizin olması insanların yüreklerini İsa’ya taşımaz, bunun yerine yüreğimizi sadece İsa’nın doldurduğunun ve başka hiçbir şeyin bizi mutlu etmediğinin, başka bir şeyin bizi meraklandırmadığının tanıklığı insanların yüreğini İsa’ya götürür.

İsa’nın gelişi; hükümranlığının müjdelenmesi ile, aynı zamanda da daha zayıf, yalnız, özellikle de hasta kişilere karşı sevgi eylemleri ile hazırlanır. İsa’nın öğrencileri, onları tutarak kirleneceklerini, ‘murdar’ olduklarını zanneden kişiler gibi yapmayacak, onları tutmaktan korkmayacaklar. İnsana sevgi her korkudan üstündür. İsa’nın başka bir tavsiyesi, zaman kaybetmemektir: Birileri dinlemek istemiyorsa veya İsa’nın gelişi ile ilgilenmiyorsa, kabul edilmesi için mesaj yumuşatılmamalı. O kişiler hür bırakılıp Allah’ın sabrına teslim edilecekler.

Öğrencilerin sözlerini kabul edenlerse kendileriyle böbürlenmeyecek, gurur duymayacak, yaptıkları işlere bakmayacaklar. Bütün yaptıkları, Allah’a aittir! Onlar sadece Baba’nın onlara duyduğu sevgiden mutlu olacaklar: “Adlarınızın gökte yazılmış olmasına sevinin!”.

Bu sevincin örneğini bize aziz Pavlus, Galatyalılar’a mektubunda veriyor: Kendisinin haça gerilmiş İsa’nın öğrencisi olması, O’nunla birlikte acı çekmesi, aynen O’nun gibi insanlar tarafından ret edilip yargılanması ile gurur duymaktadır. İsa’ya bağlı olmakla yeni, değişik bir hayat tecrübe ediyor. O’nunla birlikte kendi yorgunluğuyla biriktireceği haklara artık ihtiyacı olmayıp İsa’nın haçta elde ettiği haklara güvenebilen yeni yaratılış oldu!

Rab’bin, Baba’nın sevgisinde sevinç bulmaya davetini kabul ederek Mezmur yazarı ile şöyle diyeceğiz: “Eserlerin ne yücedir! Tüm yeryüzü, senin önünde secde eder. Seni över ve senin adını yüceltir. Gelin ve görün Allah’ın yaptıklarını: Bundan sevinç duyduk!”.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

OLAĞAN DEVRE – 13. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

26/06/2022 – OLAĞAN DEVRE – 13. Pazar Günü – C

  1. Okuma 1Kr.19,16.19-21 Mezmur 15 2. Okuma Gal. 5, 1.13-18 İncil Lk. 9, 51-62 

Bugünkü İncil’de son bildirilen sözlerle başlayalım: “Sabana el atıp da, geriye bakan hiç kimse Allah’ın Hükümranlığına layık değildir”. İsa halkın kullandığı bir sözü tekrarlayarak yapacağımız seçimlere ve O’na karşı sadakatimizde karar vermek için düşünmemize yardım eder. Öküzlerin çektiği sabanı tutan, saban izinin düz ve derin olması için tüm dikkatini vermelidir: Gözünü yapılan işten ayıramaz, yaptığı iş güzel oldu mu diye geriye bile bakamaz. Bu, çok anlamlı bir örnektir: İsa’yı mı takip ediyorsun? Başka yere bakma, yaptıklarınla kendini beğenmeye bile çalışma, elde ettiğin sonuçlara ve yaptığın iyiliklere bakmak için durma. Sadece, daima ve devamlı olarak, İsa’ya bak: O, senin sevincin, övgün ve varacağın noktadır; O, senin bütün yaptıklarının tek sebebidir.

The prophet Elijah, 17th century icon, provenance − Weremień. Now in the Historic Museum in Sanok, Poland

Bunu O’nunla birlikte kalmaya karar veren herkes, her Hristiyan, bilmelidir; aksi takdirde o, zaman kaybedecek ya da yol dışına çıkacaktır. Her öğrenci, İsa ile birlikte kalmak isteyen üç kişiye O’nun verdiği tavsiyelere dikkat edecektir.

İsa’nın dünyevi malları yoktur, “başını dayayacak bir yeri bile yoktur”: O’nun öğrencisi, İsa’dan zenginliğini artırmasını beklemeyecek, imanını ve Kilise’ye ait olmasını ekonomik güveni için veya maddi huzura kavuşmak için kullanmayacaktır. Kim bu yanlış niyetlerle dua ediyor veya Kilise’nin Gizemlerine katılıyorsa kendini ve diğerlerini aldatmaktadır ve çok yakın zamanda ruhani kurtuluş yolunu bırakıp dünyanın her çeşit putunun arkasından koşacaktır.

Kim İsa ile birlikte kalmak istiyorsa insani duygularını kontrol altında tutabilmeli ve yönlendirebilmelidir. Bu, akrabaları ile var olan kutsal sevgi bağları için de geçerlidir. İsa’nın öğrencisi bunları bilmelidir: İsa’nın kral olduğu Allah’ın hükümranlığı, her şeyden, sosyal ve kültürel geleneklerden, akrabalardan ve onların beklentilerinden de, önemlidir. İsa ile kalmak isteyen eski alışkanlıkları bırakıp O’na itaat etmeye hazır olmalıdır. Her yaptığını evindekilerinin ne düşündüğü ve söylediği ile etkilenmeden Rab’bin Sözü’ne itaat ederek yapacaktır.

İsa’yı takip eden, Kutsal Kitap’ın üzerindeki kendi yorumlamalarını ve fikirlerini de takip etmez. Bunu grubun iki ”en yaşlı” havarisi de öğrenmelidir. Bunlar, yani Yakup ve Yuhanna, İlyas’ın putlara tapınanlara davrandığından örnek alarak İsa’yı Kudüs’e giderken köylerine misafir etmek istemeyen Samiriyeliler için Allah’tan bir ceza isterler. Fakat kendileri de İsa’yı Kudüs’e isteksizce takip etmektedirler. Çünkü Öğretmenleri olan İsa’ya orada zülüm edileceğini bilmekteler. Ama İsa onları azarlar: Onlar halen İsa’dan Allah’ın sevgisini ve merhametini öğrenmediler, halen O’nun tatlılığını ve sabrını örnek almadılar, halen O’nun hastaların hekimi, günahkarların kurtarıcısı olmak için geldiğini anlamadılar.

İsa ise, Baba’nın isteğini gerçekleşmekte kararlı, hayatını sunması gerekse de. Kararlılıkla kutsal şehir Kudüs’e doğru yola çıkar. O’ndan öğrenip kararlığından sadakatimiz için cesaret, iman ve huzur alıyoruz.

İsa’yı izlemeye karar vererek Elişa’nın sevincini anlayıp paylaşacağız. Elişa, İlyas’ın kendisini peygamberlik görevine katılmaya çağırdığı zaman, İlyas’ın işaretini anladı ve kendi itaatinin sevincini göstermek üzere evinde hizmetkarları için büyük bir sofra hazırladı. Her şeyi aceleyle bırakmaya hazırdı, çünkü aldığı görev halkının imanı için önemliydi.

Büyük ve güzel örnekler; onlar bizlerin Aziz Pavlus’un tavsiyesini kabul etmeye yardım ederler: “Siz, özgür olmaya çağrıldınız, ama özgürlüğünüz doğal benliğinizi gidermek için bir fırsat olmasın. Birbirinize sevgiyle hizmet edin”. Gerçekten büyük bir özgürlüğe çağrıldık, ama onu kendi güzelliğinde saklamak için onu bir çağrı gibi yaşayacağız. Bizi bu özgürlüğe, kaçmaya çalışan kölelerinki değil, seven ve hizmet eden evlatların olan bu özgürlüğe çağıran, Allah’tır. Seven ve sevilen evlatların bu özgürlüğü, bizleri Allah’ın ve O’nun dünyaya olan sevgisinin emrine koyarak İsa’yı takip etmemize bizleri hazırlıyor.

İsa’yı takip eden ve O’na hizmet eden birinden daha özgür bir kişi var mı? Mümkünse bana İsa’yı takip edenden daha mutlu bir kişiyi göster! Dünyevi şeyleri istemeyip insanların duygularından etkilenmeyen İsa’ya aşık kişiler, yeni ve gerçek özgürlüğü tadar, bundan dolayı hiç kimsenin hiçbir şeyin yok edemeyeceği sevince kavuşurlar.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Efkarestiya Bayramı – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

19/06/2022 – EFKARESTİYA BAYRAMI – C

1. Okuma Yar. 14,18-20 Mezmur 109 2. Okuma 1 Kor. 11,23-26 İncil Lk. 9, 11-17

Mesih İsa’ya imanımızı beslemek için Baba bize bir besin verdi. Onsuz imanımız hastalanır, sevgimiz zayıflar, ümidimiz şüphe etmeye başlar, kardeşlerle birliğimiz azalır. Bu besin gerçek besindir, ama aynı zamanda da sadece besin değildir. Bu besin, her Efkaristiya kutlamasında böldüğümüz ekmek, içimizdeki ebedi ruhani gerçekleri besleyen besindir.

Gebhard Fugel, Miraculous Multiplication of Bread (1926 - Church of St. Stephan in Moggast, Ebermannstadt - Ceiling Painting)
Gebhard Fugel, Miraculous Multiplication of Bread (1926)

Onu kabul etmek için Allah’ın ve insanların sevdiği alçakgönüllülüğe sahip olmak gerekir. Biz ekmeğine değil, Allah’a iman etmeye devam etmekteyiz fakat O’na iman etmemiz; O’ndan verilen ekmeğin yaşamımızın, diğer insanlarla birliğin, ebediyete yürüyüşümüzün desteği olduğuna emin olmamızı sağlar. Bu ekmek o kadar değerlidir ki Allah’ın Kendisi bunu uzun zamandan beri bize vermeyi düşünüyordu: İlk olarak İbrani halkını, sonra da tüm halkları Kendisine yaklaştıracak o iman yürüyüşüne başlamak için İbrahim’i çağırdığından beri! İbrahim ile Allah’ın kahini karşılaştı: Melkisedek! Bu, gizemli bir kahin idi, bir daha ona rastlanmaz. Yüce Allah’a gizemli bir kurban sundu: Ekmek ve şarap! O zamanlar herkes Allah’a hayvanlar kurban etmeye alışıktı. Bu kahin ise insan emeğinin ürünü, yaşamının ve sevincinin dayanağı olan ekmek ve şarabı sundu.

Kutsal Yazılar’ın ilk Kitabı’nda anlatılan bu olay, tüm imanlıların hafızasında saklanmaktadır. Allah’a ekmek ve şarap sunarız, öyle ki O da bize ekmek ve şarap verebilsin. Melkisedek’in İbrahim’in kutsanması için sunduğu ekmek ve şarabı Allah, Oğlu Kendini kurban edinceye dek yanında sakladı. O zaman o sunuşlar tam olarak Oğul’un ellerinden bizlere tekrar bağışlandılar. Onlar, bağışlanmış Beden ve dökülmüş Kan olan Allah’ın armağanıdır: Bunlar, bizlere hayat ve sevinç veren armağanlar, ihtiyacımız olan ekmek ve şaraptır; bunlar, günahkar insan olan bizlerin hayatımızı sevilen ve kutsallaştırılmış evlat hayatına çevirebilirler!

Egoizmle kararmış olan zekamız için bu büyük gizemi anlamak imkansızdır. İsa bize yardım etmek için bir işaret gerçekleştirdi: Bunun sayesinde O’nun ellerinin kutsadığı ekmeği arzuluyoruz ve anlamını kavrayarak Kilise’de onu insanlara sunuyoruz. Herkes onu yiyemez, sadece İsa ile birlikte geç vakte kadar kalanlar, yani O’nun mevcudiyetinden uzaklaşma denenmelerine rağmen O’nun yanında kalanlar bu ekmekle beslenebilirler. Onu sadece İsa’nın Havarilerinin ellerinden, hala imanları zayıf ve daima günahlarla zengin öğrenciler olan o Havarilerinin ellerinden almayı kabul edenler yiyebilirler. O Havarilerin her birisinde arta kalanların toplandığı bir sepet var: Biz bugün İsa’nın ekmeğini istiyorsak onlara yaklaşıp ellerimizi uzatmalıyız.

Bugün Allah’ımıza bu ekmek için teşekkür etmekteyiz. Bu ekmek; birliğimizin, birbirimizde olan sevgimizin gücünün, küçüklere ve acı çekenlere gösterdiğimiz dikkatin sırrıdır. Biz her yorgunluk ve sadakat için o ekmekten güç ve sebep alıyoruz; Bu ekmek hiç tükenmez, çünkü İsa’nın hizmetkarları olan rahiplerin ağzından telaffuz edilen İsa’nın Söz’ünden gelir.

İçimize Oğlun İsa’nın hayatını getiren ekmek ve şarap için Rab’bimiz Allah, Seni övüyoruz: O ekmek sayesinde bizleri aramızda ve Seninle olan birlik içerisinde tutmaktasın!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Kutsal Üçlük Bayramı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

12/06/2022 – KUTSAL ÜÇLÜK BAYRAMI – C

1.Okuma Özd. 8,22-31 Mezmur 8 2.Okuma. Rom 5,1-5 İncil Yh.16,12-15

Bugünkü okumalar, Allah’ın hikmetine bir övgüdür. Bu hikmetin meyvelerine bizler sürekli olarak hayretle bakıp tatmaya devam edebiliriz. Tüm yaratılış hikmetin göstergesidir, insanların sevgisiyle dolu bir hikmet! Bu hikmet; Allah’ın bir danışmanı olarak anlatılır, O’nun yanında olan Biri, yaratılışa şekil vermek için sanki tavsiyelerinden ilham alabilen bir “mimar” gibi gösterilir. Bu şekilde, İsa’nın müjdesinden daha önceden, İsrail halkı Allah’ı tek başına, ilişkisi olmayan biri gibi değil, bir Kişi olarak, Kendi içerisinde başka bir Kişi ile ilişkiye girebilen ve dolayısıyla sevgi ile yaşayabilen bir Kişi olarak görülüyordu: Böylece O, dinleyebilir, sevebilir, güven alıp verebilir ve alçakgönüllülükte yaşayabilir.

Andrei Rublev (1360–1430), The Holy Trinity - Rublev
Andrei Rublev (1360–1430), The Holy Trinity – Rublev

Eğer insanlar böyle bir Allah”ı taklit ederlerse toplum devamlı olarak değiştirilmektedir, çünkü ona sevgi ve alçakgönüllülük dökülmektedir. Allah Kendisinde bu sevgi ilişkisini yaşamasa, biz O’nu tek başına yaşayan olarak görüp düşünürdük, diktatör ve baskı yapabilen biri gibi. O’nun önünde sadece korkar, O’nu taklit etmek isterken de bizler de diktatör ve baskı yapanlar olurduk. Bu davranışlara ilişkisi olmayan tek bir Allah’a inanan bazı çevrelerde karşılaşabiliriz.

İsa’dan önceki yazılarda çekingence belirmeye başlayan Allah’ın üçlü hayatının açıklanması, İsa sayesinde daha açık ve belirgin olmaya devam etmektedir. İsa bize Baba’dan konuşur, O’nunla birliğin tam ve sevgi dolu bir itaat olduğunu, bizlere de Baba’nın Ruh’unun yardıma geleceğine söz verir. İsa’yı dinlerken bir ailenin içinde olduğumuz hissine kapılırız, bu ailede de karşılıklı güven, diyalog, sevgi dolu itaat, tam bir ahenk içinde birlik olma arzusu görürüz. Bu ortam o kadar güzeldir ki, biz de aynısını ailelerimizde, gruplarımızda, cemaatlerimizde gerçekleştirmeye çekilmekteyiz. Fakat bu karşılıklı ilişkilerin hayatını yaşamak, bize biraz yorucu ve zor gelir, çünkü egoizmle kaplıyız, kendi görüş açılarımıza bağlıyız ve kendimizi göstermek arzusuna dayanamıyoruz. Bu sebepten İsa bizleri alçakgönüllülüğe çağırır, bu alçakgönüllülük sayesinde af dileyebiliyor ve affedebiliyoruz, başkalarını bizden üstün görebiliyoruz; bu da, onların bizden daha iyi oldukları için değil de, Baba’nın onları da bizim kadar çok sevdiği içindir! Bizim Allah’ın üçlük sevgisine girebilmemiz için İsa, Kutsal Ruh’u göndereceğine söz veriyor ve O’nu yolluyor. Kutsal Ruh’un sayesinde, sadece İsa’nın tek emrini: “Birbirinizi sevin” uygularak yaşayabilmekteyiz, bu şekilde de sevinç, huzur ve doluluk, yani gerçek bir hayat tatmaktayız.

Kutsal Ruh bizleri kutsallaştırır, yani ilahileştirir. Bu sözü kullanmaktan neredeyse korkuyoruz ve çekiniyoruz, fakat hakikatten korkmamalıyız. İçimizde Kutsal Ruh’u kabul ederek gerçekten de Allah’ın sevgisine ortak oluyoruz, böylece O bizim aracılığımızla da Kendini gösterebilir. Biz İsa’nın şanı oluruz, aynen İsa’nın Baba’nın şanı olduğu gibi.

Bunu bize Aziz Pavlus da açıkça söyler: “Allah’ın yüceliğine erişmek ümidiyle de övünürüz”. Bizler için sabır şart olmakta, çünkü bizim ve kardeşlerimizin günahlarından gelen sıkıntılar daima çoktur. Gerçekten bizde de, İsa’da olduğu gibi, Allah’ın şanı, denenmelerde gösterilmektedir. Haçta Allah’ın, insanların O’nu düşündüğünden farklı olduğunu gördük: Orada İsa bize Baba’nın sevgisinin tamlığını gösterdi ve Kendisinin kurban olması ile bu sevgiyi bize bağışladı. Bizler de her sıkıntıda sabırlı olduğumuzda Baba’nın sevgisini göstereceğiz: Gerçekten İsa’nın bize verdiği Kutsal Ruh bizleri Allah’ın şanı kılar, herkesin Babası olabilen bir Allah’ın tanıkları yapar. Hayatımız, sabırlı sevgi sayesinde Kutsal Üçlük gizemine katılabilir!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Pentekost Bayramı – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

05/06/2022 – Pentekost Bayramı – C

1.Oku Hav.İşl. 2,1-11 Mezmur 103 2.Oku Rom 8,8-17 İncil Yh. 14,15-16.23-26

Bekleyişi tamamlamaktayız: Kutsal Ruh’un gelmesi için dua ettik, ilahiler söyledik, gelmesi için yalvardık ve bugün Baba arzumuzu gerçekleştiriyor. Allah’ın Ruh’u insanlara, İsa’yı tanımış ve sevmiş olanlara yeni bir ışık ve yaşam vermek için geliyor. Onlar tüm yaratılışı değişik bir açıdan görecekler, Allah’ın şanını belirten aydınlık bir ortam görecekler!

Duccio, di Buoninsegna, Pentecost. Panel from the Maestà Altarpiece of Siena (1308-1311, Museo dell’Opera del Duomo Siena, Italy)
Duccio, di Buoninsegna, Pentecost.
Panel from the Maestà Altarpiece of Siena (1308-1311)

İlk Pentekost’ta Ruh havarilerin yüreklerine İsa hakkında konuşma ve O’nu herkese tanıtma arzusunu koydu. Bu aynı Ruh onlara İsa’nın sadece Öğretmen olmadığını, O’nun onların yaşamı, en büyük sevgileri, tüm insanlık için gerekli armağan olduğunu açıkladı. Onlar Ruh’un etkisiyle susamıyordular. Ruh’un içlerinde var olmasından dolayı İsa’nın eylemini devam ettirmek için, yani dünyayı değiştirmek için, Allah’ın araçları oldular. Dünyanın, şeytanın etkisinden kurtularak cennete dönüşmesi için, Baba ile birlik bahçesi ve sevginin muzaffer olduğu bir alan olması için çalışmaya başladılar.

Kutsal Ruh, havarileri dinleyenleri hayrete düşürüp içlerinde hayatı deyiştirme arzusunu uyandırarak indi. Filipus’un yaklaştığı Samiriyeliler, Kornelius’un evinde Petrus’un müjdelemesine yüreklerini açan putperestler üzerine de indi: Hepsi büyük bir sevinçle Allah’ı övüyordu. Bu aynı Ruh, Allah’ın Oğlu’nun adının ilan edilmesini kabul edenlerin üzerine de iniyor. Peygamberlik etmek, yani İsa’dan konuşmak, yeterlidir, hemen bir sevinç, yeni bir hayat yayılıveriyor. Biz inandırıcı konuşmalara önem vermeye alışık olduğumuzdan bu durum karşısında nefesimiz tutuluyor. Sadece İsa’dan konuşmakla nasıl her şey yenilenebiliyor? İsa’dan konuşmak, O’nu sevdiğini göstermek, dünyanın değişmesini gerçekleştirecek sırdır. Dünya değişmezse içindeki insanlara düşman olur, onları yok eder. Ama dünyada İsa’nın adı sevgiyle yankınlığında beklenmeyen bir mucize gerçekleşir: Sevinç başlar, coşkunluk devam eder!

İsa’yı müjdeleyen sözler dünyanın tüm dillerinde anlaşılırlar. Aziz Luka orada bulunan ve Rab’bin ölümünü ve dirilişini bildiren sözleri dinleyen on beş ülkenin halkını sıralar: Herkes anlıyordu. Tüm halklara, tüm dinlere, tüm kültürlere Baba’nın sevgisini ve İsa’nın ilahiliğini bildiren Kutsal Ruh’tur. İsa kimse için yabancı, gereksiz, zararlı değildir. O kabul edildiğinde Kutsal Ruh yaşamı değiştirir, yüreği doldurur, alışkanlıkları ve kültürleri sevgi hikmetiyle zenginleştirir.

Kutsal Ruh her şeyden önce İsa adını dinleyen kalplerde pişmanlık yaratır. İsa ıstırapları ve ölümü çekti, bunları sadece Hristiyanlar’ın değil, bütün insanların ortak olduğu günahlar yüzünden çekti. Her şeyden önce pişmanlık! Affa ihtiyacımız olduğunu, İsa’ya acı çektirenlerin bizler olduğunu ve şeytanın eylemlerini desteklediğimizi kabullenelim. Bu alçakgönüllülük, Allah’ın Ruh’unun eylemlerini devam ettirebilmesi ve Allah’ın Oğlu’nun sevgisinde büyüyebilmemiz için değerli ortamdır.

İncil’in sözleri de her şeyin nasıl Mesih sevgisi etrafında döndüğünü göstermektedir! Bu sevgi canlı olduğunda, Baba yaratıkları üzerine eğilir: “Beni seven… Babam da onu sever. Biz de ona gelir, onunla birlikte yaşayacağız!”. İsa’yı seven Allah’ın mevcudiyetinin tapınağı olur, sevgisinin yeri olur. İsa’yı seven, konuşmadan da, ilahi olarak görülen tüm diğer gerçeklerin sahte olduğunu gösterir. Onlar kandırmacadır, çünkü ne sevinç ne de sevgi verirler.

Pentekost Bayramı, Kutsal Ruh’un gelişinin kutlamasıdır, fakat bu Bayram Baba’ya ve İsa’ya olan minnettarlığımızı da kapsamaktadır. Gerçekten de bize Kutsal Ruh’u gönderen Baba’dır ve Baba, İsa’nın duası sayesinde O’nu gönderiyor. İsa, acılarının amacının ve rüyasının gerçekleştiğini, sadece dünyaya ve içimize Kutsal Ruh geldiğinde görür. Kutsal Ruh geldiğinde, İsa mutludur diyebiliriz, çünkü yaşamımızın tamamlandığını görmektedir. Gerçekten de, büyük Rus Azizi Sarov’lu Serafim’in dediği gibi, Hristiyan yaşamının amacı Kutsal Ruh’u almaktır: Sonra da O bizden yayılıp dünyayı değiştirecektir. Gerçekten de sadece Kutsal Ruh bizde etkili olunca biz tam ve olgun kişiler oluruz. Bunun için Sözü alıp yüreğimizde muhafaza ederek İsa ile birlik içerisinde olmaya devam etmeliyiz. Sözü, yüreğimizi açan ve tüm mevcudiyetimizi Teselli Edici’nin gelişine hazırlayan anahtardır. Bugünkü İncil’de İsa’nın Sözlerini dinlemenin ne kadar gerekli olduğu söylenmektedir. Ruh’un Kendisi bunu bize hatırlatmakla, anlatmakla ve sevdirmekle yükümlüdür!

Onu dinlememizle gerçekleşen Rab’bimiz İsa’ya sevgi şarttır. O olmadan dünya kurtulamaz. Birçok kere kendi kendime sorarım, İsa niçin Petrus’a tek bir şeyi, yani O’nu sevip sevmediğini sordu. Ona; anladı mı, hatırlıyor mu veya kuzularını seviyor mu diye sorabilirdi. Bunlardan hiç birini sormadı. Gerekli olan tek şey İsa’yı sevmektir. Gerçekten de İsa’yı seven Kutsal Ruh’a kavuşur, bu Ruh “kuzular” için sevgidir, hikmetli sözlerin hatırasıdır, yaşamak için ve insanların şehrini Baba’nın sevgisinin şehrine dönüştürmek için gerekli İsa’nın öğretilerini anlamaktır.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Mesih İsa’nın Göğe Çıkışı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

29/05/2022 – Mesih İsa’nın Göğe Çıkışı – C

  1. Oku Hav.İşl. 1,1-11 Mezmur 46 2.Oku İbr. 9,24-28; 10,19-23 İncil Lk. 24,46-53

Aziz Luka İsa’nın Göğe Çıkışı ile İncil’ini tamamlamakta ve aynı olayla “Havarilerin İşleri” Kitabına başlamaktadır. Bu gizem İsa’nın Dirilişi ile Pentekost, Rab’bin ölümü yenmesi ve Kutsal Ruh armağanının gelmesi arasında gerçekleşmektedir. Bu gizem, Baba’nın sağına oturduğu kabul edilen, bunun için de bize vaat edilmiş Ruh’u yollayabilen İsa’nın şanını gösteren gizemdir. İsa böylece günahkar olan bizlerin kutsallaşmasını ve ilahlaşmasını gerçekleştirmektedir.

The Ascension. From Illuminated Armenian Gospels with Eusebian canons
The Ascension. From Illuminated Armenian Gospels with Eusebian canons

Bu gizem, o zamanki öğrencilerin ve halen günümüzde tüm Hristiyanların sorularına cevap veren bir gizemdir: “Rabbimiz, Öğretmenimiz şimdi nerede? İsa nerede? O mademki ölüler arasında değil, dirildi, niçin O’nu hiç görmüyoruz?” İşte cevap: O şimdi, Allah’ın olduğu yerdedir! O, Baba’nın dünyanın yaratılmadan önce olduğu şandadır, çünkü O’nunla birdir, O’nunla tek bir Allah’tır! Emin olduğumuz bu gerçek bizler için sevinç ve huzur kaynağıdır. İsa’ya inanmış olmak ve iman etmek bir yanılsama değildir, yaşamımızı kutsal ve güvenli kılmaya devam etmekte, İncil gerçeğini sabitlemekte, yürüyüşümüzü haçla devamlı gölgelense de güçlü kılmaktadır. Hatta haç karanlık bir şey olarak değil, günlerimizin her birini aydınlatan, yönlendiren, değerlendiren bir fener olarak gösterilmektedir.

İsa göğe çıkarken Havarilerini kutsuyor. Onları kutsarken de onlara önemli bir görev veriyor: Tüm dünyaya gitmelerini emrediyor. Artık onlar İsa’yla hep birlikte tek bir yerde kalmamalılar. Her yere gidip O’nun Allah’ın yanında olduğunu bildireceklerdir. Bu sebepten de herkese Baba’nın İsa’da gösterdiği sevgiyi anlatacaklar. Böylece kin ve kötülük dolu bu dünyada yeni bir çağ başlatacaklar: sembolü haç olan Sevgi çağını.

İnsanlar; Allah’ın onları sevdiğini bildiklerinde yaşamlarının sadece severek değer kazandığını, yaşamın anlamının sevgide saklı olduğunu anlayacaklar ve kendilerini sunarak yaşamaya başlayacaklar.

İsa’nın göğe çıkışı Kilise’nin misyonunun, aynı zamanda dünyanın değişmesinin de başlangıcıdır. İsa’nın Sözü’nün ulaştığı ve O’nun ilahiliğine tapınıldığı yerlerde dünya ne kadar çok değişti! Rab’be itaat eden öğrencilerinin vardıkları yerlerde ne kadar çok acı giderildi! Gökte saklı İsa’nın müjdelendiği ve sevildiği yerlerde ne kadar çok sevgi ve barış etkinlikleri gerçekleşti!

Baba’nın sağında olan İsa; Kendini seven, Kendine olan imandan fışkıran yeni ve ebedi hayatı bağışlamak üzere kendilerinden ve kendi dünyasından çıkan öğrencilerini ‘görmeye’ devam etmektedir. Kilise; huzursuz ve acı çeken dünyaya, hatta kötü ve başkalarının acılarından zevk alabilen dünyaya ışık, yaşam ve her küçük adımın ebedi anlamını görme kapasitesini vermektedir. Kilise’nin misyonu; halklara zarar vermiyor, tersine onları mahvolmaktan kurtarıyor, üyelerinin hapis olmalarını engelliyor, onların birlik, sevinç, gelişme ve huzur alanlar olmaları için yardım ediyor.

Bugünkü gizemden mutlu olalım ve Kilise’nin sadece tamamı için değil de, İsa’yı seven her bir üyesinin görevi için sevinelim: Görev, İsa’yı başkalarına tanıtarak onlara hayatı sağlamak ve dünyaya barışı yaymaktır!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Paskalya Devresi – 6. Pazar Günü

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

22/05/2022 – Paskalya Devresi 6. Pazar Günü

1.Oku. Hav 15,1-2.22-29 * Mezmur 65 * 2. Okuma Vahiy 21,10-14.22-23 * İncil Yh 14,23-29

Önceki Pazar Gününde Allah’ın insanlara armağanı olan gökten inen, kutsal Yerulaşim’in tasvir edilmeye çalışıldığını dinledik. Bugün onu, yüksek ve güçlü, fakat kapalı olmayan duvarlarla çevrili olarak görmekteyiz. Her tarafından içeri girilebilir, ama kapılardan geçme şartıyla. Bu kapılar melekler tarafından korunmakta ve İsrail halkının atalarını ima etmektedirler, tüm şehir ise on iki havariyi hatırlatan on iki temel üzerine kuruludur. Bu şehirde şimdi ve gelecekte ikamet edenler, ataların Allah’a ve havarilerin Rableri İsa’ya itaatinden mutludurlar.

The New Jerusalem (Tapestry of the Apocalypse)
The New Jerusalem (Tapestry of the Apocalypse)

Bu şehre girip yaşayanlar İsrail halkının ve Kilise’nin hayatının meyvesini alırlar. Bunun için onlar Kilise’nın açtığı kapılardan geçmeyi kabul ederler, yani, Kilise’nin, onlara barış ve sevinçli bir yaşamı, koruma ve sabit bir durum sağlamak için verdiği kuralları kabul ederler. Bunlar, havarilerin yaşamlarıyla tanıklık yaptıklarıdır: İsa’ya şartsız sevgi, İsa’nın duası sayesinde yapılan Baba’nın armağanı Kutsal Ruh içinde birlik, karşılıklı hizmet, tüm insanlık için en gerçek ve derin sevgi göstergesi olan İncil’i devamlı yaymak için çalışma. Bu şehrin içinde güneşe, ateşe benzer bir ışık vardır: Kuzu sürekli aydınlatan ışıktır, öyle ki herkes yönünü bulup kendisinin ve başkasının kimliğinden mutlu olabilsin!

Kuzunun ışığı, havarileri kendileri için zor, ama kardeşlerin birliği için değerli seçimler yapmaya yöneltendir. Bugünkü Havarilerin İşleri’nin okuması bize bunun örneğini gösterir. İmana varan ve artık imanlarını birlik içinde yaşayan Yahudiler ve putperestler arasında bazı anlayışsızlıklar ve sorunlar çıkmıştı. Yahudiler, putperestlerin vaftizi almadan önce Musa’nın kanunlarını da kabullenmelerini istiyorlardı. Havariler Kutsal Ruh’un onları aydınlatmasıyla karar vermek zorunda bulundular. Onlar, İsa’nın Musa’nın kanunlarını tamamladığını kabullendiklerinden dolayı Allah’ın Oğlu’na, Kilise ile birlikte iman etmenin kurtuluşumuzu gerçekleştirmesi için yeterli olduğuna ve başka hiçbir şeye gerek olmadığına karar verdiler.

İsa tek kurtarıcımızdır: Bizi ölümü ve dirilişi ile kurtaran O’dur. Kutsal Ruh havarilerin hikmetli ve cesaretli kararlar almalarını sağladı. İsa, acı çekmeden önce Ruh armağanını göndereceğine, tam da Teselli Edicinin onları gerçeğin mükemmelliğine götüreceğine, yani karşılaşacakları her yeni durumda Baba’nın sevgisinin daima yeni boyutlarını tanıyacaklarına söz vermişti. Günümüzde de Ruh, çobanlarımızı, yani episkoposları gerçeği, yani dünyamızın yaşamamıza zorladığı yeni ve zor durumlarda Allah’ın sevgisinin gereksinimlerini söylemek için aydınlatır ve yöneltir. Kutsal Ruh’un daima bizimle ve Kilise ile kalması için İsa’ya doğru devamlılıkla sade ve kararlı bir sevgi beslemeliyiz. Bunu bize İsa’nın Kendisi tembihledi: Beni seven sözüme uyar, Babam da onu sever. Biz ona geleceğiz ve onunla birlikte yaşayacağızİsa’yı severek içimizde O’nun ve Baba’nın varlığını tadabileceğiz! Onlar ışık, gerçek ve yaşamlarının tüm aydınlığı, sevgilerinin gücü ve ruhun hikmetiyle içimizde olacaklardır.

İsa’yı sevmek barışımızın ve gücümüzün sırrıdır. İsa’yı sevmek birlikte yaşamayı, iç, gerçek ve kutsal ışığı olan yeni şehre ait olmayı başarmamızın sırrıdır. İsa’yı sevmek ailelerimizin sabitliğinin garantisidir. O bize ısrarla Kendisini sevmemiz gerektiğini söylemekte, çünkü bunun yaşamımızın güzelliği olduğunu bilmekte. İsa’yı sevdiğimizde Allah’ın sevgisinin gücü içimizde hareket eder ve tüm dünyanın değişmesi ve yeniden yaratılması için içimizden taşar.

Rab’bim İsa, seni seviyorum! Sen benim hayatımsın, sen insanların şehrinin temeli ve ışığısın! Bu şehrine benim de içine girebilmemi, tüm imanlılarla barışı ve birliği tadabilmemi de sağla!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Paskalya Devresi – 5. Pazar Günü

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

15/05/2022 Paskalya Devresi 5. Pazar Günü – C

1.Oku. Hav. İşl. 14, 21-27 Mezmur 144 2. Oku. Vahiy 21, 1-5 İncil Yh. 13, 31-33. 34-35

Allah’ın hükümranlığına girmek için birçok sıkıntılardan geçmek gerekiyor”. Bu sözlerle Pavlus ve Barnabas toplandıkları cemaatleri eğitiyorlardı. Onlar yeni Hristiyanlara güzel ve rahat bir yaşam sözü vermiyorlardı, zaten İsa da hiçbir zaman böyle bir söz vermedi. Hatta İsa açıkça şöyle dedi: “benden nefret ettilerse sizden de edecekler”, “sizi de kovacaklar, zülüm edecekler, yargıç ve hakimlere teslim edecekler”. Ama şunu da ekledi: “Size benim yüzümden hakaret ettiklerinde sevinin ve coşun!”. Sıkıntılar Hristiyanların yaşamının bir parçasıdır. Biz de imanımızı biraz ciddiyetle yaşamak istediğimizde bunu keşfediyoruz. Her gün, ciddi haberler ve eğitici eğlenceler görmek için ödediğimiz televizyon, imanımız için zararlı ne varsa yüzümüze çarpmakta: Bize ve çobanlarımıza karşı incitici sözler ve hakaret dolu konuşmaları sunuyor. Evlerimize taşıdığımız ve çocuklarımızın eline de geçen gazete ve dergiler için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. “Allah’ın hükümranlığına girmek için birçok sıkıntılardan geçmek gerekiyor”. Aziz Pavlus bunu söylerken bazı şehirlerden kovulmuştu bile, Şam’dan kaçmak için duvarlardan bir sepet içinde indirildi ve Listra’da (Hatunsaray) taşlandı, hatta öldürüldüğü zannedildi. Daha sonra da zülüm ve hapislerden acı çekti: Fakat bütün bunları sevinçle yaşadı, çünkü bunun Rab’bi İsa’ya sadakatinden dolayı olduğunu bilmekte idi.

Matthias Gerung, John's Vision of Heaven, Ottheinrich-Bibel, Bayerische Staatsbibliothek.
Matthias Gerung, John’s Vision of Heaven, Ottheinrich-Bibel, Bayerische Staatsbibliothek.

Bugünkü İncil metni İsa’nın acı çektiği özel bir anı hatırlatır: Yahuda Paskalya yemeğinden çıkar. Oradan çıkarak diğer havarilerle birlikten, özellikle de İsa ile birlikten çıkar. Yahuda ne yapacak şimdi? Ne olacak ona? İsa, Yahuda için ve Kendisi için acı çeker. Bununla birlikte onu özgür bırakır, onu ikna etmek ya da onu geri çağırmak için hiç kimseyi göndermiyor. Kendisi için ıstırap ve ölüm anının yaklaştığını sezer. Onun için bu an, en büyük sevgiyi gösterebilmesinin saatidir, dolayısıyla Baba’yı yücelteceği andır! Bu sevgisiyle, kendi ilahi büyüklüğü, kendi şanı belirecektir. İsa ölüme girecektir: Bu an O’na ait olanların O’nu izledikleri an değildir, fakat her an O’nun yaptığını yapmak için, yani Baba’nın sevgisini göstermek için uygun andır. İsa’nın öğrencileri bunu İsa’nınki ile aynı yoğunlukla birbirlerini severek gerçekleştireceklerdir.

Birbirlerini sevmek ne demektir? Sadece başkalarını sevmek değildir: Bu sevgi kendimizi iyi, hak eden, daha iyi gibi hissetmemizi sağlayan gururumuza yönelik bir dürtü olabilirdi. Birbirimizi sevmek kardeşin sevgisini kabul etmektir, ona değer vermektir, bana karşı davranışlarını sevgi olarak algılamaktır. Kardeşlerimin bana yaptıkları Allah’ın bana sevgisidir, hoşuma gitmiyorsa da, bana acı veriyorsa da: Rab bana neyin iyi geldiğini bilmektedir. Birbirini sevmek her şeyden önce kardeşlerin dikkatine ihtiyacımızın olduğunu alçakgönüllülükle kabul etmeyi ve onları kendimizden üstün, Baba’nın bir armağanı olarak görmeyi gerektirir. Ve de mademki İsa daima herkesi sevdi, biz de O’na bakarak herkesi seveceğiz.

“Niçin seviyorsun?” sorusuna daima şu cevabı vereceğiz: “Çünkü İsa bizi sevdi”, “Çünkü İsa seni ve beni sevdi”. Oysa esas sevilmeye layık O’dur! Birbirimizi böylece severek İsa’nın şanını göstereceğiz, bizler de O’nun öğrencileri sayılacağız. Rab’bin öğrencilerinin özelliği, sözler ya da dualar değiller, birbirimize olan bağlılıktır, duada, konuşma şeklinde, özellikle de birbirimizi dinlemeye, katlanmaya ve yardıma hazır olmaya dikkatte gösterilen birliktir. Birbirimizi sevmek elbette çok güzeldir, ama pahalıdır! Eğer bunu denemişsen, bunun pahalı olduğunu bilmektesin! Bu, bizi hükümranlığına kabul edebilmesi için Rab’be sunduğumuz ilk sıkıntıdır.

Karşılıklı sevginin getirdiği sıkıntıları bizi sevince boğacaktır, bu sevinç diğer bütün sıkıntılardan gelen gözyaşlarını silecektir, bize ve imanımıza karşı işlenen haksızlıkların sıkıntılarını da silecektir. Bu şekilde kendimizin gökten inen, Patmos adasında kendisine zulmedilen Yuhanna’ya bir görümde İsa’nın söz ettiği yeni bir gökle yeni bir yeryüzünü gerçekleştiren o şehrin sakinleri olduğumuzu fark edeceğiz.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Paskalya Devresi – 4. Pazar Günü

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

08/05/2022 – Paskalya Devresi – 4. Pazar Günü – C

Çağrı için dua günü

1. Oku. Hav.İş. 13, 14. 43-52 Mez 99 2. Oku Vahiy 7,9.14-17 İncil Yh. 10, 27-30

“Allah’ın sözünü ilk önce size bildirmek gerekiyordu. Mademki siz onu reddediyorsunuz ve kendinizi ebedi hayata layık görmüyorsunuz, biz şimdi putperest milletlere gidiyoruz”. Bu sözlerle Pavlus ve Barnabas Antakya’daki (Yalvaç) Yahudileri azarlıyorlar. Bunlar, ağır sözlerdir, ama Allah’ın Sözünü dinlememenin, Mesih İsa’nın ve İncil’inin bildirimini ciddiye almamanın da ne kadar kötü olduğunu göstermektedirler. Bu ilgisizlik veya ret, ebedi yaşamdan, Allah ile birliktelikten vazgeçme, O’nun şimdiden verilen armağanlarından yararlanmama anlamını taşır; bugünkü İncil metnini okuduktan sonra, İyi Çoban’ın yönlendirmesinden veya otlatmasından vaz geçmek, O’ndan gelen yaşamı ve kurtuluşu kabul etmemek olduğunu söyleyebiliriz.

The Good Shepherd, Mosaic in the Mausoleum of Galla Placidia, Ravenna, Italy, c. 425
The Good Shepherd, Mosaic in the Mausoleum of Galla Placidia, Ravenna, Italy, c. 425

Biz elbette Vahiy Kitabının bahsettiği iyiliklerden mahrum olmak istemiyoruz: “Artık onlar acıkmayacak, artık onlar susamayacaklar. Ne güneş, ne de kavurucu bir sıcaklık onları çarpacak. Tahtın ortasında bulunan Kuzu, onları güdecek ve yaşam sularının kaynaklarına götürecektir. Allah onların gözlerinden bütün gözyaşlarını silecektir”. Ebedi teselliden faydalananlar, sadakatleri için acı çeken kişilerdir: “Bunlar büyük sınavdan geçip gelmişler” ama İsa’nın kanına yani O’nun kurbanına ve Baba’ya itaatine tamamen güvendiler. İsa’ya güvenmeleri onları güçlü, O’na sadık kalmak için acı çekmeye kabiliyetli kıldı. Bu dünyada şimdiden büyük bir huzur ve güç ile mükafatlandırıldılar ve öteki dünyada tahta oturan kuzu olan Allah’ın Oğlu’nun şanını tatmaktadırlar.

Kuzu ve çoban Rabbimiz İsa’dır. O, hayatını sunmuş kuzudur ve Allah, O’nu iyiliğini tüm insanlara gösteren ve ileten çoban kıldı.

Peygamberler Allah’ı çoban gibi tarif ettiler: Mezmur şöyle der: “Rab çobanımdır” ve Peygamber Hezekyel: “Kuzularımı ben otlatacağım ve ben dinlendireceğim. Kaybolan kuzuyu arayacağım ve ağıla geri getireceğim; yaralı olanı saracağım, hasta olanını tedavi edeceğim; şişman ve güçlü olanı yönelteceğim, adaletle onları güdeceğim”. İşte İsa’nın görevi şudur: Baba’nın bize olan sevgisini ve şefkatini somutlaştırarak Baba’ya hizmet etmek! O, Baba’yı severek bizi sevmektedir. Bu aynı göreve İsa’nın adı ile vaftiz olan tüm Hristiyanlar da çağrılmaktadırlar.

Bunun için ‘çağrılar’dan bahsetmekteyiz: Çoban İsa’nın cemaat içerisinde vekilliğini yapmaya, O’nun kuzulara ve koyunlara olan sevgisinin tüm yüzlerini somut kılmaya olan çağrılar. Bunlar, rahipliğe ve Adanmış Yaşama yani rahibeliğe, keşişliğe ve tarikat kardeşliğine olan çağrılardır: Kutsayan ve dua eden, İncil’i duyuran, acı çekenleri, hastaları ve küçükleri kabul eden İsa’nın sevgisini canlı göstermek için; Allah’a adanmış bir hayata olan çağrılardır: Tek ve bölünmemiş, insani hayatın bütün ihtiyaçlarını tatmin eden Allah’ın sevgisini göstermek için; tam ve devamlı bir birliği gerçekleştirerek, sadakatsiz olmaya hiç bir zaman, öteki eş sadakatsiz olduğunda dahil izin verilmediği – çünkü kendisinin Allah’ı gösteren bir sevgi olduğunu bilmektedir-, sevginin hayat verdiği, Hristiyan bir aileyi kurmaya olan çağrılar.

Bugün Kilise içindeki bütün çağrılar için dua etmekteyiz: Allah’ın sevgisinin değişik yüzlerini, ailede, dünyada veya cemaatte göstermek için daima kendini Allah’a sunan kişilerin olması için dua etmekteyiz. Ve dua ederek kendimizi sunmaktayız: Her birimiz her zaman Peder, Oğul ve Kutsal Ruh’un arasındaki birliği göstermek için çağrıldığımızı bilmekteyiz. O halde önümüzde sadık ve emin bir çoban gibi yürüyen İsa’dan bakışlarımızı ayırmayacağız.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Paskalya Devresi – 3. Pazar Günü

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması
  1. Ok Hav. Kit. 5,27-32.40 Mez 30 (29) 2. Ok Vahiy 5,11-14 İncil Yh. 21,1-19

“O, kurban edilmiş Kuzudur, gücü ve zenginliği, hikmeti ve kudreti, yüceliği ve övgüyü almaya layıktır!”. Bu sözlerle tüm yaratıklar Rabbimiz ve Kurtarıcımız İsa’ya taparlar. Biz bu şanlı ilahiye katılarak sadece tüm insanlarla birlik olmakla kalmıyoruz, tüm yaşayanlarla birlikte kurban edilmiş Kuzu’nun kardeşlerle ve tüm dünya ile olabilecek birliğin yaşam ve sevinç kaynağı olduğunu kabulleniyoruz. İsa’nın kendini Allah’a kurban olarak sunduğu ölüm, harikulade diriliş ışığını hazırlayan gecedir. Mesih İsa canlıdır ve Allah’ın yanında oturmakta, O’nunla birlikte sevgiyle hükmetmektedir ve bunun için biz O’nu överiz, durmadan yüceltiriz ve yorulmadan yaşamımızı, düşüncelerimizi, arzularımızı, arkadaşlıklarımızı, projelerimizi ve küçük, büyük seçimlerimizi yönlendirmesini isteriz!

ἰχθύς, ichthýs

Petrus ve havariler çektikleri acılara, iftira ve cezalara sevinçle katlandılar, çünkü Rab’lerine yücelik ve övgü vermek istiyorlardı, insanların tehditlerine kanmayarak sevinçle tanıklıklarını vermeye devam ettiler. Onlar bizim için örnek teşkil etmektedirler: İsa’ya iman etmeye karşı çok sık rastlanan düşmanlığı ve karşıtlığı gördüğümüzde onların örneği gözümüzün önüne gelmeli.

Havariler Rab’leri için acı çekmekten mutlu idiler; bu güç ve bu alçakgönüllülük, kulaklarında devamlı olarak yankılanan “Beni seviyor musun?” diye İsa’nın sorusuna Petrus’un cevabına kendilerini bağlı hissetmelerinden geliyordu. Bu soruya tek bir cevap mümkündür, ancak soru tekrar tekrar sorulduğunda bizi düşündürmeye başlar: ‘Evet’ demenin gereksinmelerini kabul eder miyiz? Sevgimiz gerçekten gerçek midir? Soru üçüncü kez sorulduğunda daha önce ne oldu, sevgisiz bir şey mi yaptık, Rab’bin sevgisine karşı mı geldik diye düşünürüz.

İsa mutlaka sorusunu sormaya devam etmekte; biz cevap vermek için bekliyoruz: Önce niyetlerimizi yokluyoruz, yönelme noktasını değiştiriyoruz, farkına bile varmadan bize hükmeden egoizmimizi yok etmeye çalışıyoruz, sonra da sevinçle şöyle söyleyeceğiz: “Evet, İsa, seni seviyorum”. O’na bunu söyleyebiliriz, ama daima alçakgönüllülükle, sevgide büyümeye ve olgunlaşmaya ihtiyacı olduğunu, yöneltilmeye ve eğitilmeye ihtiyacı olduğunu bilen birinin alçakgönüllülüğü ile bunu söyleyeceğiz. “Evet, İsa, seni seviyorum. Ama, lütfen, sadece sözlerle değil, eylemlerimle de nasıl seni sevebileceğimi, göster bana! Sen duygularımı düzelt ki dünyanın boş şeylerine, gurura, birinci olmak isteme arzusuna sürüklenmeyeyim. Rab’bim İsa, seni seviyorum, ama sen de sevgimi gözleme ki o azalmasın, zayıflamasın ve tam ve devamlı olduğu kanısına kapılmayayım”.

İsa, mükemmel olmasalar da cevaplarımızdan mutlu oluyor. Onu sevdiğimizi söylediğimiz her defasında bize inanmakta ve Kilise içinde bize bir görev vermekte. Kilise içinde kimse seyirci kalamaz. Kilise içerisinde seyirci olarak kalan, kardeşlerinin kusurlarına bakar, tembel olur, kimseyi, hatta İsa’yı sevmeyen birine dönüşür. İsa, Petrus’a kuzularını gütme görevini verdi, yani onları yöneltme, besleme, tehlike karşısında uyarma ve koruma, birlik içerisinde tutma ve diğer kuzularla dinlendirme görevini verdi. Bize de onunla işbirliği yapma görevinden başka ne görev verebilir ki? Sen de İsa’nın seni yöneltmek için görevlendirdiği kişileri dinlemekle başla ve Rab’bin sesi, senin de enerjini Hükümdarlığı ve kutsal Kilise’si yararına harcaman için, sana da ulaşacaktır! Ve boğazlanmış Kuzu’ya övgü ilahisi git gide artıp bütün dünyayı saracaktır.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Paskalya Devresi – 2. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

Merhametli İsa Pazarı

1.Okuma Hav. Kit. 5, 12-16 Mez. 117 2.Oku. Vahiy 1, 9-11.12-13.17.19 İncil Yh. 19-31

Bugün İsa’nın dirilişinin sekizinci günüdür! O, Kendisini havarilerine ikinci bir defa göstermek için bu günü bekledi. Böylece havariler Pazar toplanma ritmine başladılar. Ve bizler halen her pazar günü toplanarak buna devam etmekteyiz.

The Incredulity of Saint Thomas by Caravaggio
Michelangelo Merisi da Caravaggio (1571-1610)

Dirilmiş İsa’nın korkulu ve zayıf imanlı havarileriyle ilk karşılaşması, “Esenlik sizinle olsun” selamı ile simgelendi. Bu selam ile İsa, Kendisinin Babasından aldığı armağanı bizimle paylaşmak istemekte: Bu armağan, şanlı hayattır ve bundan önce dünyaya gelip onu kurtarmak ve değiştirmek görevidir. Gerçekten de İsa, “Baba’nın beni gönderdiği gibi, ben de sizleri gönderiyorum” diyerek ikinci selamını tamamlamaktadır. Baba, İsa’yı Allah’ın iyiliğini ve merhametini her insana göstermesi için yolladı, böylece her birimiz çok büyük, mükemmel, şefkatli, eşsiz, sadık bir sevgi ile sevildiğimizi bilelim. Bunu bilen gerçek sevinci tadacak ve herkes için birlik ve barış aracı olabilecektir. Sonra İsa havarilerinin üzerine Kutsal Ruh’u üfledi. Bunu yapmakla onların aynı gücüne ve aynı yaşamına katılmalarını sağladı. Böylece de dediklerinin bir rüya olarak kalmayıp her gün gerçekleşmesini sağladı.

Sekizinci gün İsa “Esenlik sizinle olsun” selamını yenilemekte. Sanki bize dirilişinin hatırasını kutladığımız her defa aynı sözleri ve aynı hareketleri kullanabileceğimizi göstermek istiyor. Ama bu sefer İsa özellikle Tomas’ın varlığını fark ediyor. Fark etmesinin sebebi de, bu havarinin üzüntülü, yüzünün koyu olmasıdır, bu da diğer havarilere inanmamaya karar verdiği içindir. Her şeyden önce İsa onu iman ve birliğe kazandırmak istiyor. Bizler de fark etmekteyiz ki, eğer Efkaristiya cemaatinde biri iman etmiyorsa veya birlik içinde değilse, İsa’nın varlığından faydalanamaz ve O’nu sevinçle dinleyemez. Belki de bunun için cemaatlerimiz hevessiz, sevinçsiz, imanımızın güzelliğini göstermek için güçsüz… Acaba bunun için mi birçok kişi Pazar Ayini’nde saatine bakmakta ve İsa’nın varlığını tatmamakta? Belki de bunun için vaaz veren birçok rahip kendilerini frenlenmiş gibi hissediyorlar ve Allah’ın gizemlerinin güzelliğinden açıkça konuşamayacak durumdalar?

Tüm Hristiyanlara sık sık günahlarını itiraf etmeleri tavsiye etmek iyidir, böylece cemaatin Pazar kutlamasından büyük bir yük kalkabilir ve onların kutlamaları etkili olabilir! İsa dirilmiş olarak havarilerine gözükünce tam bunu yaptı: Havarilerine kardeşleri affedebilme yetkisini verdi. Bu sebepten bellidir ki, İsa’nın arzusu ve ümidi Hristiyanların bundan faydalanmalarıdır!

Dirilmiş İsa’ya iman, imanlıların yaşamını değiştirmekte. Onlar artık sadece birçok problem ve dünyevi sorunların içerisinde gömülü değil, daha üstün, yeni, güzel ve kutsal bir boyutta yaşamaktadırlar. İlk Okuma bize Petrus’u tanıtmakta: Petrus’un tek sorunu ve ilgisi İncil’i bildirmek ve İsa’yı tanıtmaktı, çünkü insan için İsa’dan başka hayat yoktur. Tıpkı İsa’nın huzurunda olduğu gibi, Petrus’un huzurunda da mucizeler gerçekleşmektedirler: Hatta, Rab’bin vaat ettiği gibi, daha fazlaca! İlk havarinin gölgesi bile olağanüstü şeyler ve iyileştirmeler yapmaktadır. Tabii ki bu, gölgenin yeteneği değil de, insanların imanı Baba’nın yüreğini duygulandırmak ve el atması üzerine O’nu ikna etmek için gölgeden de faydalanmaktadır.

Vahiy Kitabından alınan ikinci okuma ise bize Yuhanna’nın görümlerini anlatır. Yuhanna zindanda olmasının verdiği acıya rağmen Rab İsa’ya tapmaya, itaat etmeye devam etmekte ve bundan mutlu olmakta. Ve tam da bir pazar gününde, o zamandan beri “Rabbin günü” olarak adlandırılan bir pazar gününde İsa, Yuhanna’yı ziyaret etti. Biz de bu değerli günü, pazar gününü, Rab’bimizi sevmeye, O’na hizmet etmeye, O’nu dinlemeye adamak istiyoruz, tıpkı havarinin çevresinde toplanmış ilk cemaatin olduğu gibi. Böylece sevinçle dolu kılan işaretleri ve mucizeleri görme lütfu bize de verilecektir.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Paskalya Bayramı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

17/04/2022 – Paskalya Bayramı – C

İlk okuma Hav. İş. 10,34. 37-43 Mezmur 117 İkinci okuma Kol 3, 1-4 İncil Yh. 20, 1-9

Bugün her okumada sevinçten konuşulur. Öyle bir sevinç ki sadece birkaç tatmini değil, tüm dünyanın dahil olduğu ve yaşamı etkileyen, beklenmeyen bir yeniliği ifade etmektedir. Gerçekten de bugün her gerçeğe anlam ve değer veren o olayı kutlamaktayız. İsa dirilmemiş olsa dünya ne olurdu? Sadece kocaman bir mezarlık olmaz mıydı? Güçlü insanların bencilliklerinin karşılaştığı ve herkesin kötü güçlerin etkisinde olduğu, merhametsizce gelen ölüm korkusunun tehdit ettiği bir yer olmaz mıydı? Her insanın yaşamı değersiz ve ümitsiz bir karınca gibi olmaz mıydı? Acılarımız ve sıkıntılarımız ne anlam taşırdı? Bizlerin barış ve birlik arzuları dinlenmezdi, düşünecek cesaretimiz olmayacak ütopyalar olurdu.

Icon of Women at the grave (Anonymous - 17th century)
Icon of Women at the grave (Anonymous – 17th century)

Bugün sevinç ilahisini, sonsuz Alleluya’yı söylemekteyiz: Güçlülerin ölmesini istedikleri kişi dirildi, anlamsız bir köyden gelen O kişi dirildi, sadece basit marangozluk işini yapmayı bilen O dirildi. Ölüm O’nu durduramadı; O’nu yutan ölüm, O’nu tutamadı, O’nu tekrar dünyaya iade etmek zorunda idi. Ve de O, dünyaya döndü, ama artık dünya O’nu etkileyemeyecek durumdadır! Ağır mezar taşı yana atıldı, insanların koyduğu damgalar, O’nun için düşünülmüş tedbirler boşuna. Artık kokular gereksiz, mezar gereksiz… Artık mezar sadece ölümün yenildiğinin, yeni bir dönemin başlangıcının tanığı olarak kalabilmektedir. Şimdi insan düşleyebilir, en güzel şeyleri arzulayabilir, korkuyu kendinden uzaklaştırabilir. Allah hakkında; Baba, sevgi dolu olan o Allah hakkında konuşmayı tek beceren İsa, daima canlıdır. Sözü yankılanmaya, çehresi ümit vermeye, elleri bizim hasta, boş ve okşamayı bilmeyen ellerimize dokunmaya devam edecektir.

Bizler “yukarıdaki şeyleri” düşünmeye başlamaktayız. Çünkü bunlar, tek gerçek, tek insana layık şeylerdir. Kendimizi yeni, Allah’ın sevgisi ile başlayıp son olarak şanına kavuşan yeni bir yaşama sahip olarak hissediyoruz. Bu yaşam Allah’ın sevgisi ile başlar ve son olarak şanına kavuşur. Şimdi artık yaşamımız bir karıncanınki gibi değildir, çünkü içimizde Allah’ın Oğlu’nun yaşamını taşımaktayız: O; bizim için gıda oluyor, böylece değerimizi gösteriyor, yaşamımızın her saatine anlam kazandırıyor.

Şimdiye kadar işlediğimiz günahlar ne olacak? Seyirci olarak kalmadığımız, ortak olduğumuz tüm kötülükler, Allah’ın ve insanların düşmanı şeytana uyarak ektiğimiz kötülük ne olacak? İşte, havari Petrus bizi emin kılıyor: Dirilen, canlıların ve ölülerin yargıcıdır! O, Kendisine iman eden herkese günahların affını bağışlıyor. Mademki O bugün diriliyor, biz de “O’na” iman edebiliriz!

Bugün Allah’a olan imanımızı, severek ölen ve sonsuzca sevmeye devam etmek üzere dirilen İsa’yı göz önünde tutarak belirtiyoruz. Bugün Allah’a imanımız yeni bir temele kavuşuyor: Artık bizden üstün ve her şeye kadir, korkutucu bir dünyanın yaratıcısı olan bir Allah’a inanmıyoruz, sevildiğimize, istenildiğimize, çok değerli olduğumuza bizi bilinçli kılmak için dünyaya Oğlu’nu yollayan bir Allah’a inanıyoruz.

Bugün Petrus ile Yuhanna’nın İsa’yı saran bantları gördüklerinde, yüreklerinde doğan köklü değişikliğe katılıyoruz. Hayal kırıklığı ve acıyla, üzüntülü ve korku içinde önce sessiz ve düşünceli kaldılar, sonra sevinç dolu ve hiçbir şeyden korkmayan, bu nur gününde dünyada göründüğü yeni yaşamın cesaretli tanıkları oldular! Alleluya!

İlahimiz, tüm insanların ve tüm yaratılışın ilahisidir. Nihayet bugün dünyamız Allah’ın dünyası, ölüm korkusunun hükmetmediği, günahın artık insanın yüreğini tek yöneten olmadığı yeni bir dünya oluyor. Yeni bir ümit; kendini güvenli ellerden ve şefkatli bir yürekten sevildiğini bilen bir çocuğun sevinci ve huzuru ile hayatı yaşamamızı sağlamaktadır.

Alleluya!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it