Présence

Türkiye’deki Katolik Kilisesi’nin Aylık Kültür ve Haber Dergisi

“Présence” dergisi Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu’nun resmi organıdır. Ana dili Fransızca’dır, ancak İtalyanca ve Türkçe makaleler de okuyabilirsiniz. Bu nedenle Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu üyelerinden duyurular, görüşler ve düşünceler içerir. Başyazı şu anda İzmir Piskoposu olan Mgr Mgr Martin Kmetec tarafından sağlanmaktadır.
Evrensel Kilise’ye açılan ve Türkiye’deki Hıristiyan Katoliklerin eğitimi ile ilgili olarak, Vatikan’dan aylık resmi metinler veya bu metinler hakkında yayın kurulu tarafından seçilen tema ile ilgili yorumlar sunulmaktadır. Çift sayfalı bu alan temayla ilgili tanıklık için ayrılmıştır. Her şeyden önce Türkiye’deki Katolik Kilisesi’nin yaşamını yansıtması amaçlanmıştır ve farklı Episkoposlukların ana olayları ve vurguları arasındaki ilişkiyi içermektedir. Ekümenik ve dinler arası ilişkiler de önemlidir, bu da Doğu Kiliseleri ve İslam’la olan ilişkileri ayrıcalıklı kılar. Son olarak, okuyucularına bu ülkenin Hıristiyan geçmişinin zenginliğini göstermeyi ve bu yerlerin tarihini belirleyen olayların ve kişilerin anılarına katılmalarını istemektedir.

Yazı işleri müdürü:
Nathalie Ritzmann


Geçmiş yıllara ait yayınlar

Paskalya Devresi – 3. Pazar Günü – A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Elçilerin İşleri 2,14.22-33; Mezmur 15 2. Okuma 1Petrus 1,17-21 İncil Luka 24,13-35

Aziz Petrus, havarilerin az önce Kutsal Ruh’u aldıkları evin önünde toplanan insanlara açık sözlü bir şekilde konuşur. Büyük bir gürültü duymuşlar ve koşarak gelmişlerdir. Şimdi tam da Rab’bi üç kez inkar etmiş havarinin cesaretle duyurduğu sözleri dinliyorlar. Tam da o, onları çarmıha gererek O’nu öldürdükleri için suçluyor. Onları bundan tövbe etmeye davet edecek, ama sonra onlara, O’nu dirilten, göklerde sağ elinde karşılayan ve O’nunsayesinde, şimdi bu haberi dinlemelerini sağlayan Kutsal Ruh’u döken Allah’ın eserini duyuracaktır. 

Petrus, uzun konuşmasında Kutsal Yazılara atıfta bulunur, onları geniş ve kesin bir şekilde alıntılar. Kimden öğrenmiştir? İsa’dan öğrendi, hem O’ndan doğrudan, herkese hitap ettiği konuşmalardan, hem de Emmaus’tan dönen iki öğrencinin anlattıklarından. Uzun yürüyüşleri boyunca, kimliği bilinmeyen yolcu, Kutsal Yazılar’dan sanki günlük ekmeğiymiş gibi bahsediyordu. Ve bunlar, Rab’bin ıstırıplarını ve ölümünü, ayrıca henüz anlamadıkları ve kabul etmedikleri dirilişini anlamak için tam da yerindeydi. 

Bugünün İncil sayfası bizi tam da bu olaya ortak ediyor. İsa’dan hayal kırıklığına uğramış ve diğer dostları ve kardeşleri tarafından da aldatıldıklarına ikna olmuş, üzgün ve cesaretsiz iki öğrenci, on iki kilometrelik yolu kat ederek Emmaus adlı köye varıyorlar. Yol boyunca birbirlerine ne diyorlar? İncilci bunu bizim hayal etmemiz için bırakır, ta ki başka bir yolcu onlarla konuşmaya çalışana kadar. Ona, birkaç gün önce tam da orada, Kudüs’te yaşanan olayların ardından gelen hayal kırıklığını anlatırlar. Yeni ve tanımadıkları bu yol dostu her şeyi bilmektedir: yavaş yavaş bunun farkına varırlar, çünkü o, olanların olması gerektiğini, hatta hepsinin önceden belirlenmiş ve Allah’ın isteğinin bir ifadesi olduğunu bile bilmektedir. Kutsal Yazılar yalan söylemez ve peygamberlik sözleri aldatmayan Allah’a aittir. 

Bu yolcunun, ikisine söylemeye cesareti var: «Sizi akılsızlar! Peygamberlerin tüm söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!» Bunlar sert ve ağır sözlerdir. Onlar; «akılsızlar!», yani ne önemli ve kati şeyleri, ne de Kutsal Yazılar ve İsa’nın onlara söylediği sözleri dikkate almazlar, ve «inanmakta ağır davranan kişiler» çünkü bildiklerinden sonuç çıkarmazlar. Sonra da onlara Mesih’in ıstıraplarına ve ölümüne dair kehanetlerden bahseder, Musa ve diğer peygamberlerin kehanetlerinden başlayarak.

İkili, her şeyi bilen bu yabancının sıradan bir kişi, bir Ferisi ya da din bilginlerinden biri olamayacağının henüz farkında değildir. Gerçekten «inanmakta ağır davranan» kişilerdir. Yine de onu dinlemekten memnunlardır, söylediklerinin doğru olduğunu hissederler: kendilerini endişelendiren ve hayal kırıklığına uğratan tüm olayların anlamını bile açıklıyor.

O, onların kalıp onlarla yemek yeme davetini kabul eden alçakgönüllü bir adamdır. 

Tam da sofrada beklenmedik bir şey gerçekleşiyor. O, ekmeği eline alır ve onların Öğretmenleri ve Rablerinin, Şabat Gününden önceki gün Aramatyalı Yusuf tarafından gömülmüş olan kişinin ellerinden gördükleri hareketleri tekrarlar.

Artık kim olduğunu biliyorlar. Daha önce fark etmemiş olmalarına kendileri de şaşırıyorlar. Ama artık O’nu görmiyorlar. O idi, peki şimdi nerede?

Yüreklerinde. Gözlerinden yüreklerine: sadece biraz yer değiştirdi. Yürek alev alev yanıyor. O’nun açıkladığı Kutsal Yazılar yavaş yavaş göğüslerinde kömürler yakmış, şimdi yanıyorlar.

Gece, ama içlerindeki ateş karanlık yolu aydınlatıyor: işte karanlıkta, sessizlikte, hızlı adımlarla yokuş yukarı yürüyorlar, o kadar hızlı ki ayaklarını hareket ettirdiklerini neredeyse fark etmiyorlar. Kudüs’te doğrudan eve gidiyorlar, orada herkesi buluyorlar. Anlatmak zorundalar ve anlatmak istiyorlar, ama diğerlerinin anlatımları onlardan önce geliyor. Hikayeler kesişiyor ve O’nun, bizzat O’nun ortaya çıkmasıyla ve sesiyle sönüyor: «Esenlik sizinle olsun

O gün ne oldu? Dünya artık eskisi gibi değil. Karanlık yok oldu. Sevinmek mümkün, hatta sevinmek ve bu sevinci sürdürmek gerekiyor. Yüzyıllar boyunca canlı kalan bir sevinç: hala burada, evlerimizi aydınlatıyor, acılarımızı örtüyor, günahlarımızın yol açtığı acıyı siliyor. O günün sevinci dünyadan hiç kaçmadı, aksine, onu sevme kabiliyeti ile doldurdu. O sevincin meyvesi, kurtuluştur: artık kimse kaybolmuş değildir. Herkes anlamıyor, ama umut herkesin yüreğinin derinliklerindedir.

P.Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Pavlos III (Emil Shimoun Nona), Keldani Patriği seçildi

Pavlos III, Keldani Patriği

Büyük bir sevinç ve derin bir şükranla duyuruyoruz:

Kutsal Ruh’un rehberliğinde toplanan Sinod’un kararıyla, Keldani Katolik Kilisesi’nin yeni Patriği olarak Kadasetli ve Mutlu Dünya Keldanileri Patriği Pavlos III (Emil Shimoun Nona) seçilmiştir.

Bu mübarek ve tarihi anda Rabbimize hamd ediyor; yeni Patrik’imizin Kilisemizi iman, bilgelik ve sevgiyle yönetmesi için dua ediyoruz. Tüm imanlılara birleştirici bir baba ve sadık bir çoban olmasını diliyoruz. Keldani Katolik Kilisesi olarak, bağlılığımızı arz eder, dualarımızla yanında olduğumuzu bildiririz.

Rab kendisini korusun ve hizmetini bereketlendirsin.

PASKALYA DEVRESİ – 2. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

İlahi Merhamet Günü

«Sekiz gün sonra» İsa yeniden aralarında beliriyor. İsa neden sekiz gün bekliyor? Bunu tahmin edebiliriz: Bu ikinci karşılaşmadan sonra öğrenciler her sekiz günde bir, yani her hafta, bundan böyle “Rab’bin günü” = Dominika dies (bizde: Pazar günü) adlandırdıkları günde bir araya gelmeye sadık kaldılar!

Böylece İsa’nın Kendisi Rab’bin gününün ve Hristiyanların bu günde bir araya gelmesinin geleneğini başlattı. Onlar, bunun kendi seçimleri değil, Rab’lerinin açık isteği ve daveti olduğunun bilincindeydiler. Pazar günü Ayine gidenler, sadece Kilise’nin çobanlarının bir talimatını yerine getirmekle kalmayıp, Rab İsa’nın bir arzusunu yerine getirdiklerini bilirler. Yüzyıllar boyunca, İsa’ya olan bu “itaat”, müminler tarafından bir mecburiyet olarak algılandı ve bu, onların, kendileri için ölmüş ve dirilmiş Olan’a bir sevgi eylemi yaşadıklarının bilincini ve bu eylemin neşeli niteliğini ortadan kaldırdı. Bu kutsal alışkanlığın talimatının İsa’nın Kendisi tarafından verildiğini bilenler, evet, onu bir yükümlülük olarak da yaşayabilirler, fakat aynı zamanda, bizi çeken her sevgi eylemi gibi, özgür bir yükümlülük olarak. Kilise çobanları deneyimlerinden, düzenli olmayanlarda imanın ve kardeşçe birliğin, ve onların birlikte tanıklık etme yeteneğinin de zayıfladığını gördüler: bunun için, bu günün kutlanmasının Hristiyan yaşamı için gerekli olduğunu öğretmekte ısrar ettiler.

Havarilerin İşleri kitabındaki bugünkü kısa metin, İsa’nın dirilişinden ve Kutsal Ruh’u aldıktan sonra, İsa’nın öğrencilerinin hayatının nasıl değiştiğini bize gösteriyor. Yeni alışkanlıkları kendilerine kabul ettirmektedirler. «Havarilerin öğretisinde ve paydaşlıkta, ekmeği bölmede ve dualarda sebat ediyorlardı»: Vaftiz edilmişlerdi ve bu nedenle, kazanç ve iş, zevk ve eğlenceler için endişeli alışık oldukları yaşamlarına devam etmiyorlardı. Vaftiz olmuş kişinin hayatı, içlerindeki dirilmiş İsa’nın varlığından hareketle başlar. Bu sırayla sıralanan dört eylem, imanlıların arzuladığı ve gerçekleştirdiği yeni uğraşlardır. Bunları yaşamak için sık sık bir araya gelmeleri gerekiyordu!

Havarilerin öğretilerini dinlemek, imanların zihniyetini ve vicdanını şekillendirir. Ortak bir düşünce biçimi olmasaydı, “birlik” içinde yaşamak imkansız olurdu. Ve de birlik içinde yaşamak, sevinçleri ve acıları paylaşmak için bir arada bulunmak, deneyimleri ve maddi varlıkları da paylaşmak için zamanları ayırmak, kardeşler, Baba’nın çocukları olarak birbirimizi tanımak için gerekli olan bir sevinçtir. Birlik ve paylaşım, İsa’nın Sözüne itaatle tamamlanır: «Beni anmak için bunu yapın». Aralarında yaşam ekmeğini, Mesih’in Bedenini bölerler. Bu, onları sonsuzluğa hazırlayan birliklerinin en güçlü anıdır! Bu an boyunca birlikte Rab’bi övmeye, Baba’ya dua etmeye başlarlar ve sonra, diğer anlarda ve zamanlarda da, duaya devam ederler.

Sekizinci gün, dostlarına ve kardeşlerine güvenmeyen öğrenci Tomas’ın da hazır bulunduğu gündür. Ve İsa, onu görür görmez, tam da ona seslenir. İmanı olmayanlara özgü kasvetli yüzü, Rab’bin merhametini çeker; Rab, onun isteklerine boyun eğerek, parmaklarının ve elinin Kendisine dokunmasına izin verir. Bu sınırsız merhameti gören Tomas, gururunu yenerek alçakgönüllülükle İsa’yı «Rab» ve «Allah» olarak çağırır. İmana ulaşmıştır. Artık o da diğer havarilerin sekiz gün önce aldıkları armağanların tadını çıkarmaya başlayabilir. Yoluna huzur girer, diğer On Havari’nin Peder’den aldığı aynı göreve katılır ve Allah’tan af dileyenleri bağışlamaya uygun kılan kutsal Esinini alır. 

Ona karşı Rab’bin hafif bir azarı kalır; Rab, onun gibi davranmayanları kutsar: «Görmeden iman edenlere ne mutlu!». Petrus bu sözleri uzun süre hatırladı ve bunlar hafızasına kazındı. Mektubunda, İsa’yı hiç görme ve işitme fırsatı bulamamış, ama yine de, kim bilir neden, O’na iman eden, O’nun Rab ve Allah olduğuna iman eden Hristiyanlar için bu sözleri tekrarlar! Petrus’un kendisi de, Tomas gibi, gördükten sonra iman etmişti. Bu nedenle, İsa’yı görmeden O’na iman etmemize şaşırmaktadır. Bu, Baba’nın büyük bir armağanıdır! İmanımızı ve bize pek çok şekilde merhamet gösteren O’na olan sevgi dolu yanıtımızı derinleştirmek için, Tomas’ın hayranlık dolu sözlerini söylemeye devam edeceğiz: “Rab’bim ve Allah’ım!”.

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Diriliş Paskalyası – A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Havariler Kit. 10,37-44 Mezmur 117 2. Okuma Kol 3,14 İncil Yh 20,1-9

Rab’bin dirilişini kutlayan bizlere, senin Ruh’unla yenilenerek yaşam ışığında yeniden doğmamızı sağla” diye dua ettik. Peki, “Rab’bin dirilişini kutlamak” ne demektir? Bunu yapıyoruz, bundan sevinç ve mutluluk duyuyoruz ve yenilenen yaşamın meyvelerini hissediyoruz. Yine de bu söz bizim için gizemli kalıyor ve her yıl onu anlamaya çalışıyoruz. Fakat onu konuşmalardan değil, kiliselerde dinlediğimiz vaazlardan da değil. deneyimlerden anlıyoruz.

Aziz Petrus, insanların eliyle öldürüldüğünü duyurduktan sonra, İsa’nın dirilişinden bahsediyor. Allah’ın Kendisi’nin O’na yeniden hayat verdiğini ve bu nedenle O’nun ölümünü onaylamadığını bilerek, herkes şimdi bu cinayeti kınardı. 

İşte sorun da bu: Peder Allah, O’na ne tür bir hayat yeniden verdi? Önceki hayatının aynısı değil, fakat İsa, en azından öğrencilerinin O’nun gerçekten yaşadığına inanmalarına yardımcı olmak için, yeni hayatında bizim hayatımızda yaptığımız şeylerin aynısını yaptı: onlarla birlikte yedi ve içti! O’nunhayatındaki yenilik, sürekli tekrarlanan ve bizim de deneyimleyebileceğimiz bir mucizedir. Gerçekten, tövbe eden, dirilmiş ve yaşayan İsa’ya iman eden günahkar, Kilise’nin O’nun adına yakarması sayesinde gerçekten affedilmiş bulur kendini; ve aldığı bağışlanma için büyük sevinç duyabilir. Aziz Petrus ilk okumada bize bunu garanti eder. Hatta Aziz Pavlus, İsa’nın adıyla vaftiz edildiğimiz için, biz de O’nun aynı dirilişini yaşadığımızı söylüyor. 

Gerçekten, arzularımız değişti: gözlerimizi yukarıdaki şeylere yöneltiyoruz. Bizim için göksel gerçekler, göklerin krallığını oluşturabilecek ve güzelleştirebilecek her şey bizim için önemli oldu. Dünyevi şeyler artık bizi sevindirmiyor: bu dünya için ölmüş gibiyiz, çünkü yeni bir hayat yaşamaya başladık. Şairin dizeleri, Paskalya olaylarını Yaşam ve Ölüm arasındaki olağanüstü bir düelloyu, – ”Ölüm ve Hayat birbiriyle savaştı” – olarak anlatır: önce İsa’yı, sonra da imanlıları kazanmak için, birbiriyle yarışan iki ideal karakter. Elbette kazanan, öldürülen kişidir, çünkü O şimdi yaşıyor: Hayat, O’dur! Ve Meryem bunun tanığıdır: tam da Mecdelli Meryem, olayı üç kez cesedin çalınması olarak anlatmış, hatta bu suçtan dolayı doğrudan Rab’bi suçlamış olan Mecdelli Meryem! Aslında O’nu mezarda ortadan kaldıran tam da O’dur, ama nasıl? Bunu kimseye açıklamadı, ama şimdi herkes, O’nun ölü bedeninin ne olduğunu bilmeseler de, O’nun yaşadığına, bedeninde hala yaşadığına, önceki yaşamından çok daha özgür, daha somut, daha gerçek ve sürekli bir yaşam sürdüğüne inanıyor. Önceki yaşamı gerçekten ölmüş, ya da daha doğrusu, dönüşmüş durumda. Meryem’den haber almış Petrus ve Yuhanna koşarak gelirler. Koşarlar, önce Yuhanna, sonra Petrus varırlar. Yuhanna, alçakgönüllülüğüyle, Petrus’a yol verir ve Petrus mezara girerek ne olduğunu veya ne olmuş olabileceğini kontrol eder. Doğru, beden yoktur, ama bedeni saran bezlerin varlığı ve konumu, bedenin çalınmış olamayacağını kanıtlamaktadır. Bizim deneyimlerimizle tamamen yeni ve anlaşılmaz bir şey oldu.

Yuhanna da aynı şeyi gördüğünde, hiç şüphe duymaz: iman etmeye başlar. Allah’ın ve onların huzurunda tamamen yeni bir şekilde bulunan İsa’ya teslim olmaya başlar. Öğrenci iman ettı. Kutsal Yazıların en küçük ayrıntısına kadar gerçekleştiğine iman etmeye başlar, ve sadece Kutsal Yazılar değil, İsa’nın onlara birçok kez söylediği, üçüncü gün ölümden dirileceği sözlerine de iman eder. 

Anlatılanlar bunlar. Peki biz ne yapıyoruz? Nasıl yaşıyoruz? İsa’nın ölümden sonra yaşadığını bilerek coşmaktayız çünkü Öğretmen’imiz ve Rab’bimizhala bize konuşabilir ve bizi dinleyebilir. Bizlerin önünde O’nu bulan bizler, O’nu beden gözlerimizle görmesek de, O’nunla ilişki kurabiliriz. Bunu yaptığımızda, biz de O’nun yeni yaşamına katıldığımızı anlıyoruz, aksi takdirde O’nu ne dinleyebiliriz ne de O’na cevap verebiliriz. Tüm havarilerin dediği gibi, biz de dirildik. Yani, O’nun sonsuz yaşamına, O’nun Allah gibi olmasına, O’nun Allah olmasına katılmaktayız, O’nun yeni yaşamının tüm göstergelerinin ve ifadelerinin tadını çıkarmamıza kadar.

Hala ölümden ve ölüm korkusundan etkilenen bu dünyada yaşıyoruz, ama bu dünyada yabancılar gibi yaşıyoruz. Artık ölüm dünyasına değil, yaşam dünyasına aitiz: İsa’nın bizi sevdiğini hatırladığımızda ve bunu birlikte anarken duyduğumuz sevinç, kendimiz ve başkaları için bir tanıklıktır: O sonsuza dek yaşamaktadır!

Dirilmiş Rab’bimiz İsa’nın adında takdis! P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Türkiye Katolik Kiliseleri 2026 Kutsal Hafta ve Paskalya Ayin Programları

İStanbul Papalık Vekilliği Latin Katolik Kiliseleri 2026 Kutsal Hafta ve Paskalya Ayin Programları

Süryan Katolik Kilisesi Sacre Coeur Kilisesi 2026 Kutsal Hafta ve Paskalya Ayin Programı

Keldani Kilisesi 2026 Kutsal Hafta ve Paskalya Kutsal Ayin Programı

İzmir Başepsikoposluğu Aziz Yuhanna Katedrali Kutsal Hafta ve Paskalya Programı

İstanbul ve Türkiye Ermeni Katolik Patrikliği 2026 Paskalya Programı

Anadolu Havarisel Vekilliği Kutsal Hafta ve Paskalya Ayin Programları

Présence Février 2026

Février 2026

Febbraio 2026

February 2026

Şubat 2026

Présence: https://presence.org.tr/sample-page/home/

e-book : https://online.fliphtml5.com/nujev/Fevrier/#p=1

FR/IT : https://presence.org.tr/60-anni-di-presenza-dei-frati-cappuccini-a-meryem-ana-evi/

TR : https://presencet.com.tr/meryem-ana-evinde-60-yil/

Dossier: FR/IT Editorial: https://presence.org.tr/60-anni-di-presenza-dei-frati-cappuccini-a-meryem-ana-evi/