İDENTE TOPLULUĞU KURUCUSU FERNANDO RIELO’NUN DOĞUMUNUN 100. YILI KUTLAMASI 22 Ocak 2023

22 Ocak 2022 tarihinde İStanbul KAtedrali’nde, İdente Erkek ve Kadın Topluluğu Kurucusu Fernando Rielo PArdal’ın doğumunun yüzüncü yıldönümü kutlamaları başlangıcı için görkemli ayin kutlandı.

Ayine Türkiye Katolik Ermenileri Başepiskoposu Levon Boghos ZEKİYAN başkanlık etti.

CET Başkanı İzmir Başepiskoposu Martin KMETEC bir mesaj gönderdi,

Ayinin vaazını İstanbul Havarisel Vekili Mons. Massimiliano PALINURO verdi. İdente Gençlik’te Fernando Rielo’nun öğretisi ile Mesih’i tanımış olan her yaştan onlarca genç ayine katıldı.

Ayine katılanlara, Idente Topluluğunu tanıtan, Fernando Rielo’nun yaşam öyküsü ve kuruluşlarınn yer aldığı bir kitapçık ile trisagio dağıtıldı. Kitapçıkta Meryem’in Trisagiosu ile birlikte Yusuf’un Trisagiosu da ye alıyor.

Olağan devre – 4. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

29/01/2023 – OLAĞAN DEVRE – 4. Pazar Günü – A

I. Okuma Sof. 2,3;3,2-13 Mezmur 145 2. Okuma 1Kor.1,26-31 İncil Mt.5,1-12

Peygamber Sefenya Allah’ın adına konuşarak şöyle diyor: “Aranızda, geriye kalanlardan ancak yoksul ve alçakgönüllü bir halk bırakacağım”. Böylece Allah’ın kime karşı sempati duyduğunu söylemektedir! Yüreği daima alçakgönüllülere doğru, fakirlere ve acı çekenlere doğru eğilir!

Henrik Olrik (1830-1890), Sermon on the Mount - detail
Henrik Olrik (1830-1890), Sermon on the Mount – detail

Allah’ın lütfünde olmak istiyor musun? “Doğruluğu arayın; alçakgönüllülüğü arayın. Rabbin öfkesinin gününde bir sığınak bulacaksınız”. İnsanlar arasında büyük sayılmak isteyen halk, kilbirli bir yüreği kabullenen kişiler, hiçbir zaman Allah’a hoş görünmezler, çünkü Kendisi alçakgönüllüdür. Allah’ın alçakgönüllülüğünü İsa’yı bize yollamış olmasından görüyoruz; İsa, O’nu tanımamız ve iyiliğini göstermek için geldi: Tüm hayatı, fakirlik ve alçakgönüllülük bir tanıklıktır. doğumundan ölümüne kadar!

O halde Havari Pavlus’un bizleri teselli etmek için şöyle demesine şaşırmıyoruz: “Allah, bilgeleri utandırmak için dünyanın cahil saydıklarını seçti; güçlüleri utandırmak için, güçsüz olanları seçti. Allah dünyanın önemli gördüklerini hiçe saymak için, dünyanın önemsiz, soysuz ve değersiz gördüklerini seçti. Öyle ki, Allah’ın önünde hiç kimse övünemesin”. Bizler zayıflığımızın ve cahilliğimizin farkındayız, özellikle de dünyanın bizleri imanımız için cahil gördüğünün ve haça gerilmiş bir adamı sevdiğimiz için hor gördüğünün farkındayız, fakat biz Allah’ın bu şekilde davranmasından mutluyuz. Yaşadığımız dünyada değerli görülmememiz, yüzümüzü kızartmamaktadır; hor görüldüğümüzde korkuya kapılmıyoruz, yana atılmaktan şaşırmıyoruz, tersine tüm bunların gerçekleşmesini bekliyoruz ve normal görüyoruz.

Aziz Pavlus, İsa’nın sözlerini dinlediği için bu şekilde konuştu! İsa, gerçekten de insanlara, öğrencilerine ve kalabalığa meşhur olan bu sözleriyle konuşmaya başladı: “Ne mutlu yüreği zenginliğe bağlı olmayanlara! Çünkü Göklerin Hükümranlığı onlarındır”. Bugün bu sözlerini mutlulukla tekrar dinlemekteyiz, aynı zamanda onları biraz daha iyi anlamak istiyoruz ve İsa’nın “yüreği zenginliğe bağlı olmayan”, “yüreği temiz olan”, “doğruluk uğruna zulüm gören” olarak tanıdığı kişilerin arasında bulunmayı arzuluyoruz.

Birçok Hristiyan, “yüreği zenginliğe bağlı olmayanlar” deyimin, yani bu “ruhsal fakirliğin” ne olduğunu merak etti. Ben bu cümleyi şöyle telaffuz edenler tarafından yardım gördüm: “Fakir olmaya karar verenlere; Allah’ın sevgisi uğruna, hayatlarında O, gerçek ve tek zenginlik, sevinç ve sevgi kaynağı olarak görülsün diye fakirlikte yaşamayı seçenlere, ne mutlu!”.

İsa bu öğretisiyle daha önce peygamberlerin söylediği ile tam bir uyum içerisindedir, ayrıca Kendi hayat tarzını anlamamıza ve görmemize yardımcı olmaktadır. Böylece bizler de fakirlik kararımızda teselli buluyoruz ve kuvvetleniyoruz. Biz; fakirleri sevdiğimiz için değil, Allah sevgisi için yoksul olmayı seçiyoruz; böylece O, içimizde güzelliğini ve büyüklüğünü gösterecektir; aynı zamanda bunu İsa sevgisi için yapıyoruz, çünkü O, “O’nun yoksulluğuyla siz zengin olasınız diye, zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu” (2 Kor. 8,9).

Allah için fakir olmayı seçmek, bizleri içsel olarak zenginleştirir, başkalarına hizmet etmeye açık, kardeşlerimize karşı sevgi ve anlayış dolu olmamızı sağlar, sade, sevinçli, alçakgönüllü, yaşam zengini kılar!

İsa bizlere “Ne mutlu yüreği zenginliğe bağlı olmayanlara” demeye devam etmektedir ve bu mutluluğu anlamaya ve sevmeye yardım etmek için bize diğer mutlulukları da söylemektedir. Bizler arzularımızı değiştirmek için yüreklerimizi açıyoruz; geçici, aldatıcı şeylerden içsel, görünmez ve ebedi olan değerlere doğru yöneliyoruz: Onlar bizleri “Göklerin Hükümranlığına” layık kılacaklardır! Mutlu, yani Baba’ya yakın, hatta O’nun yüreğine dalmış olacağız!

Bu gerçekleşsin diye, fakirliği ve saflığı, merhameti ve mütevazılığı seviyoruz. Bu şekilde nihayet barışın, Allah’ın zenginliklerinden bizleri paydaş kılan o gerçek barışın inşaatçıları olacağız.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 3. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

22/01/2023 – OLAĞAN DEVRE – 3. Pazar Günü – A

1.Okuma Yeş. 8,23 – 9,2 Mezmur 26 2.Okuma 1 Kor. 1,10-13.17 İncil Mt. 4,12-23

Hristiyanların birliği için dua haftası sona ermektedir, ama yaşadığımız ortamda bu birliğin gerçekleşmesi için çalışmamız sona ermeyecektir. Aziz Pavlus birliğimizle daima İsa’nın tanıkları olmamıza teşvik ediyor. Hiç kimse; bütün diğer insanlar gibi Hristiyan cemaatlerin kardeşlerinin de egoizm ve kibirle denenmelerinden şaşmamalıdır. Aramızdaki duygusal farklılıklara, Kilise’de rehberlik ya da başka hizmetleri edenlere karşı doğabilecek az çok ilgiye de şaşırmıyoruz. Fakat duygusal farklılıkların bölünmelere sebep olmasına izin vermemeliyiz.

Artist Unknown, Jesus Christ Light of the World, Rio Calle
Artist Unknown, Jesus Christ Light of the World, Rio Calle

İsa tektir ve bizler, zor olduğunda ve hatta O bize haç ile gösterildiğinde de, O’nu takip edeceğiz. Bugün O, bizleri tövbe etmeye çağırmaktadır. “Tövbe edin, çünkü Göklerin Hükümranlığı yaklaştı”. Tövbeye davet; değişmeye çağrıdır, düşüncelerimizi ve arzularımızı aşarak Allah’ınkilerine katılmaya çağrıdır. İsa bunu her karşılaştığı kişiye söylüyor, çünkü herkes Adem’in evladıdır, yani Baba’dan uzaklaşan yolun üzerindedir.

Tövbe edin, yön değiştirin: Tutkularınızı, arzularınızı gerçekleştirmeyi düşünmeyin, Baba’nın istediğine bakıp onu gerçekleştirmeye çalışın, çünkü bu size yaşam ve barış verecektir!

İsa, insanların tövbe etmesinin bir anlık bir şey olmadığını ve tüm zamanların tüm insanlarını tövbe etmeye çağırmak gerektiğini bilmektedir. Bu sebepten hemen Kendisine yardım edecek, bu hizmeti dünyanın her köşesinde, bütün zamanlardaki insanlık için yaymak üzere birilerini çağırmaktadır. O biliyor ki çağırdıkları diğerleri gibidir, yani günahkar ve tövbeye muhtaç, ama cesaretini kaybetmiyor. Onları Kendi eğitecek, sabırla, devamlılıkla, kararlılıkla gerçek bir tövbe tecrübe etmelerine sebep olacaktır.

Bugün İsa’nın çağırdığını ve nasıl çağırdığını görmekteyiz. O, normal insanları, iş sorumlulukları ve sosyal yaşamda olan insanları çağırıyor. Bu kişilerin, Kendisi ile kalmak için her şeyden: İnsanlardan, özellikle de kendi kendilerinden, kendi alışkanlıklarından, güvencelerinden kopmaları gerekiyor. Bu ne anlama gelir?

İsa bizim için ve tüm dünya için hür insanları, Baba’ya itaat eden sevgisini öğrenmek için her türlü bağlardan hür insanları hazırlamak istiyor: Bunlar, Söz’ünü müjdeleyecek ve dünyaya Allah’ın sevgisini yayacaklar. İsa ilk çağırdığı dört kişiye Kendisi’nin “Göklerin Hükümranlığının güzel müjdesini” bildirmek için nasıl çalıştığını, insanların hastalıklarına karşı ilgisini de hemen göstermeye başlamaktadır. Bu dört kişi, daha önce birbirlerini sevmeye ve iş birliği etmeye alışmış, ikiye iki kardeşlerdir. Onların yanına gelecek olan herkes; kardeşlik, karşılıklı sevginin bir yaşama biçimini öğrenecekler.

Dünyada “karanlıkta… ve ölüm gölgesinde yaşayan” birçok insan ve halklar hala var: Onlar İsa’yı beklemekte ve İsa, Kilise’nin Söz’ü ve kardeş sevgisiyle onların yanlarına gelmektedir. Kilise tarihi, yaşamını günahkarlara ve engellilere, fiziksel ve ruhsal hastalara adamış adamlar ve kadınlarla doludur. Onlar bu kişilerin ruhani ve fiziki iyilikleri için yaşamlarını harcamışlardır. Biz bu Kilise’nin üyeleri olmaktan gurur duyuyoruz, daha doğrusu, misyonuna devam etmek ve her insana konuşan, yaralarına eğilen sevgisini somutlaştırmak için kararlılıkla kendimizi Rab’be sunuyoruz.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

C.E.T. 115. OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISI

Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu 115. Olağan Genel Kurul Toplantısı 9-12 Ocak 2023 tarihleri arasında İskenderun’da yapıldı.

İlk gün, Allah’ın Sözü’nü düşünmeye ayrıldı. Episkoposlar, toplantılarının başlangıcını Mons. Paolo Bizzzeti’nin rehberliğinde Kutsal Yazılar üzerine meditasyona ayırdılar.  

Sonraki iki gün boyunca toplantılar Türkiye Apostolik Büyükelçi S. E. Mons. Marek Solczynski huzurunda Anadolu Havarisel Temsilciliği toplantı salonunda yapıldı. Toplantının başlangıcında son toplantıdan bu yana geçen zamanda yaşanan sevinçli ve üzücü olaylarla, zorlukların ve geleceğe dair fikirler kardeşçe paylaşıldı.

5-12 Şubat 2023 tarihinde Prag’da yapılacak Episkoposlar Sinodu’nun Kıta sürecinde CET temsilcisi olarak Mons. Martin KMETEC belirlenirken, Roma’daki final aşamasında Mons. Massimiliano PALİNURO’nun temsilci olarak gitmesine karar verildi.

Ulusal Gençlik Komisyonu Temsilcisi P. Antuan Ilgıt, 1-6 Ağustos 2023 tarihinde Lizbon, Portekiz’de yapılacak Uluslararası Dünya Gençlik Günü toplantısına katılım hakkında kendi önerilerini sundu. Bu etkinliğe katılacak gençleri organize etmek için yerel sorumluların kendisi ile iletişime geçmeleri gerekmektedir.

Mahalli ve evrensel kilise seviyesinde bazı etkinliklerin planlaması yapıldı ve bu girişimlere aktif olarak katılmaya davet edilecek temsilciler seçildi. Bu önemli buluşmalar arasında “Çobanlar ve Laikler, Birlikte Yürümeye Çağrı” Laikler, Aile ve Yaşam Bakanlığı (Vatikan, 16-18 Şubat, 2023); CCEE Katekez Oturum Toplantısı, Lubiana, Slovenya (25-27 Nisan 2023); Jubile Yılı 2025 Efkaristiya Kongresi, İznik Konsili Jübilesi (2025).

Kilise Mahkemesi hakkında, Apostolik Signatura Yüce Mahkemesi teklifi ile ilgilenen tüm ruhbanlara açık sorumlu diyosezanlar için yargı eğitimi için bir yıllık toplantı yapılması kararı alındı.

Latin Ayin düzeni için ayin kitaplarının yeniden tercüme işi hızla ilerliyor ve iyi sonuçlar alınıyor. Komisyon İstanbul Apostolik Temsilciliğinde çalışmalarını sürdürmektedir. Nihai basım işleminden önce teolojik ve linguistik bir konferans ve ad experimentum bir baskı yapılması öngörülmektedir. Episkoposlar, daha karmaşık bir çalışma ve derin düşünme gerektiren sözcüklerin çevirileri hakkında kısa bir süre fikir alış verişinde bulundular.

Présence dergisi, Türkiye Kilisesinin yaşamı ve maneviyatını ifade edip paylaşmak ve tüm yreekl kilise gerçekleri için imanda müjdeleme ve eğitim aracı olacak şekilde tekrar düzenlenecektir. Suor Enza Ricciardi tüm episkoposluk bölgeleri temsilcileri içe işbirliği kurarak çalışmak üzere  dergi direktörü ve redaksiyon koordinatörü olarak seçildi.

Katekez Komisyonu, Türkiye’deki Hristiyanların eğitim ve öğretimini daha iyi hale getirmek, yararlı konuları tartışmak ve derinleşmek üzere bu yıl içinde bir sempozyum düzenlenmesini teklif etti. İçerik ve organizasyon ayrıntıları en kısa sürede paylaşılacaktır.

CET sekretaryası tarafından sunulan bir hizmet olan basın bülteninin, Episkoposlar Konferansı’nın değil ülkedeki medyanın görüşlerinin iletildiği bir bülten olduğu belirtildi.

Bir sonraki toplantının 9-11 Temmuz 2023 tarihlerinde, İstanbul, Büyükada’da Apostolik Büyükelçilik mülkünde yapılması kararlaştırıldı.

Olağan devre – 2. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

15/01/2023 – OLAĞAN DEVRE – 2. Pazar Günü – A –

1.Okuma Yeş. 49,3.5-6 Mezmur 39 2.Okuma 1 Kor. 1,1-3 İncil Yh. 1,29-34

 

Bugünkü litürji İsa’ya ve Yahya üzerine yansıttığı ışığa bakmaya devam etmemizi öneriyor. Yahya öğrencilerine ve kalabalığa herkesin beklediği ve kendisinin gördüğü, tanıdığı kişi hakkında konuşuyor, O Kişi’ye herkesin ihtiyacı var: O; “dünyanın günahlarını kaldıran Allah’ın kurbanıdır”, O’nun “üzerine Kutsal Ruh bir güvercin şeklinde indi”. O, “Kutsal Ruh” ile vaftiz ediyor, O’nun adı “Allah’ın Oğlu’dur”! İsa’yı tarif eden tüm bu sıfatlar daha derinlemesine açıklama gerektiriyor. Fakat bu sıfatları İbraniler elbette iyi anlıyordu. Çünkü onların her biri Kutsal Kitap’ta yazılı olan halkın yaşadığı olayları hatırlıyor, Allah’ın mevcudiyeti ile dolu ve kurtuluş sözünü yansıtıyorlar.

John the Baptist Identifies Jesus as the Lamb of God (Relief sculpture in Cathédrale d'Amiens, 1508-1519)
John the Baptist Identifies Jesus as the Lamb of God (Relief sculpture in Cathédrale d’Amiens, 1508-1519)

Allah’ın Kurbanı, Paskalya Kurbanıdır: Kanı sayesinde Mısır’da olan halkı, ilk doğanları öldüren ölüm meleğinden kurtarmıştı. Aynı zamanda her sene halkın tüm günahlarının yüklendiği ve çöle ölüme yollanan kuzu idi. Yine sunak masasında her şahsın günahının silinmesi için kurban edilen kuzuydu. Daima halkın ölümden kurtarıcısı ve onun arındırıcısı oldu. Ölümüyle kuzu herkes için değerli oluyor. Yahya, İsa’yı “Allah’ın kurbanı” diye çağırarak öldürüleceğini bize söylüyor ve ölümüyle bizim için çok önemli olacağını da belirtiyor.

Üzerine Kutsal Ruh’un güvercin şeklinde indiğini söylerken dünyanın yaratılışını hatırlatıyor: Ruh’un sular üzerinde yüzdüğü ve baştaki karışıklığı düzene soktuğu zamanı! İsa, vaftiz olduğu Ürdün nehrinden çıkarken, dünyaya Allah’ın istediği gibi bir başlangıç veriyor. Yeni bir dünya olacak, orada artık insan Allah’tan kaçmayacak tersine O’nu arayacak, sevecek ve itaat edecektir, O’na güven verecektir.

Yahya bize İsa’nın “Kutsal Ruh’ta vaftiz eden” olduğunu söylerken peygamber Hezekiyel’in de peygamberliğini gerçekleştirdiğini söylüyor: Bu peygamber, Allah tarafından yeni bir yaşam, yeni bir yürek sözü veriyor, bu da içimize yerleştirilen Allah’ın Ruh’u aracılığıyla gerçekleşecektir: Vaftiz, arınma gerçekleştirmekte ve yaşamı değiştirmekte. İsa içimizi temizliyor ve Allah’ın yüreğini hareket ettiren aynı Ruh’u içimize veriyor. İsa’nın insan için gerçekleştirdiği eylem tamamen yenidir, çünkü bizlerin ilahi yaşama katılmasını sağlıyor!

İsa’nın Allah’ın Oğlu olduğunu söylerken Yahya, ikinci Mezmur’u düşünmemizi sağlamaktadır. O Mezmur Allah’ın Oğlu’na tüm insanların üzerine hükmetmeye izin verildiğini söylemektedir; O, Davut’a bildirildiği ve Daniel’in haber verdiği Allah’ın hükümranlığını gerçekleştirir. O halde İsa kraldır, Allah’ın dünyada gerçekleştirmeye söz verdiği hükümranlığın kralıdır: O; insanları çobanın kuzularını sevdiği gibi sevecek, özellikle hasta ve yaralanmış olanlara bakacak, dağıldıkları yerlerden onları toplayacaktır. Allah’ın Oğlu unvanı, O’na bakarak Allah’ı görebileceğimizi aklımıza getiriyor, çünkü her oğul babasının doğasındadır.

Yahya’nın tanıklığını kabul edelim ve onunla bakışlarımızı İsa’ya doğru çevirelim, böylece O’nu seveceğiz, özellikle de O’nunla karşılaşmak ve O’nu tüm sevgimizle takip etmek için koşacağız. Bu arzu Havarinin ve peygamberin de arzusudur, onlar bugün bize Baba’nın yolladığını kabul etmemiz için bize yardım etmektedirler.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Papa Emeritus Bendiktus için 7 Ocak 2023’te Dinî Merasim yapıldı

St. Esprit Katedrali’nde yapılan ayine Türkiye’deki dinî cemaat temsilcileri katıldı. (Photo Credit: Alfonso Zamuner)

Türkiye Vatikan Büyükelçisi S.E. Mons. Mareck Solcyzinski’nin Başkanlık ettiği ayine Ekümenik Patrik Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patriği Kadasetli Sahak Maşalyan, Süryani Ortodoks Cemaati Başepiskoposu Mor Filüksinos Yusuf Çetin, Trükiye Ermeni Katolikleri Başepiskoposu S. E. Mons. Levon Boghos Zekiyan, Süryani Katolik Cemaati Patrik Vekili Mons. Orhan Çanlı, Keldani Cemaati Patriği Ramzi Garmou ve İstanbul Havarisel Temsilcisi S.E. Mons. Massimiliano Palinuro katıldılar.

İstanbul Katolik cemaatinin kalabalık bir şekilde iştirak ettiği ayinin başlangıcında kısa bir konuşma yapan İstanbul Havarisel Temsilcisi Mons. Massiimiliano Palinuro şunları söyledi:

(Photo Credit: Alfonso Zamuner)

“Büyük Papa XVI. Benediktus’un iman tanıklığı ve Kilise’ye sunduğu cömert hizmeti için, Türkiye’deki Katolik Cemaati’nin Rab’be şükranlarını göstermek üzere bu Efkaristiya kutlamasında toplanmış bulunuyoruz.

“Rab, kendi kutsal isteğine uygun olarak son yüzyılların büyük teoloğu Joseph Ratzinger’i Katolik Kilisesi’ne Havari Petrus’un 265. Halefi olmak üzere çağırdı. Kendisi Zor bir dönemde Aziz II. Jean Paul’ün büyük mirasını üstlendi.  Güçlü rehberliği ve açık doktrini ile temel bir referans noktası oldu ve olmaya devam edecektir.

“Öğretileri ve yazdıkları gelecek nesillere bıraktığı büyük bir hazinedir. O, İncil’in yolundan giderek uzaklaşan bir dünyada, Hristiyan imanının güzelliğini tanıtmayı biliyordu.  Hristiyanlığın etkisinin azalmasına bağlı olarak, Batı dünyasını özellikle etkileyen manevi kuraklıkla yüzleşti ve Kilise’yi İncil’in ana kaynaklarına; bizzat yaşayan İsa’ya yönelmesi için cesaretlendirdi. 

“Papalığın programlı Genelgesi Deus Caritas est’te “Hristiyan olmanın başlangıcı bir etik karar ya da yüce bir fikir değildir, bu bir karşılaşma durumudur: Hristiyan olmanın başlangıcı, bir Kişi ile  – yaşama yeni bir ufuk veren İsa’nın şahsı ile karşılaşmaktır.” (Enciclica Deus caritas est, §1).

“Gerçekten de onun hayatı Rab İsa’ya ve O’nun kilisesine bir sevgi ilahisi oldu. Görevden ayrılması bile Kilise’nin yararına olan her şeyi, kendi hayatından daha önemli tuttuğunu bize gösteriyor: “Kilise, Rab’bin kilisesidir, başka kimseye ait değildir.” Papa’nın öğrettiği son şey budur.

“Ne yazık ki o yanlış anlaşıldı ve pek çok kişi tarafından kullanıldı. Küçük ideolojik hedeflerle hareket eden muhafazakâr kesimler onu kullandı ve ilericiler de onu bir düşman olarak gördü. Muazzam etkisini ve otoritesini sarsmak için saçma sapan iftiralar yayıldı. Şeytani bir mantığa uyan, Kilisenin iç ve dış düşmanları Papa Benediktus’un Papa Franciskus’a karşı olduğunu ilan ederken, Papa Emeritus daima alçakgönüllülükle tek Papa’ya mutlak itaat gösterdi. Sessizliği ve alçakgönüllülüğü ile bu iftiraların saçmalığını gösterdi ve Kilise birliğini korudu.

“Uzun ve acı dolu bir hastalık döneminden sonra burada, yeryüzünde söylediği son sözler: “Rab, seni seviyorum” oldu. Bu sözler gerçekten de doktrin ve öğretisinin derin kaynağını, yani Rab İsa ile sevgi ilişkisini bize gösteriyor.

“Bizlere bıraktığı ve bu kitapçığın son sayfasında bulunan Manevi Vasiyeti, bize bir kez daha Papa XVI. Benediktus’un yüreğine bakma imkânı veriyor. O’nun vasiyeti asla unutulmamalı, hatırası takdis edilmelidir.  “

(Photo Credit: Alfonso Zamuner)

Vatikan’ın Türkiye Büyükelçisi s. Mons. Mareck Solcyzinski, vaazında Papa Emeritus XVI. Benediktus’un Manevi Vasiyetine değindi :

Pek Kutsal Patrik Hazretleri,

Kadasetli Patrik Hazretleri,

Sevgili Epsikopos Kardeşlerim,

Ekselansları ve Saygıdeğer Diplomatik Kurum Temsilcileri,

Sevgili Kardeşlerim,

            Papa Emeritus XVI. Benediktus Hazretlerinin ebedi istirahati için kutladığımız bu Ayin’de ona hürmetlerimizi sunuyor ve Kilise’nin bu büyük Çobanı ve iman hocasını anıyoruz.

1.        Gerçekten de Papa Franciskus’un dediği gibi, : O’nun keskin ve ince düşüncesi kendisine atıf vermiyordu, fakat kiliseye aitti, çünkü daima İsa ile karşılaşmamızda bize eşlik etmeyi istedi. Papa Benediktus’un bizi elimizden tutup götürdüğü kişi, Çarmıha Gerilmiş, Dirilmiş, Yaşayan ve Rab Olan İsa idi.

            Papa Benediktus’un en son kendi Manevi Vasiyeti’nde de belirttiği gibi Kilise’yi ve her erkek ve her kadını İsa ile karşılaşmaya götürmek, onun arzusu idi. Bu Vasiyet’te bizden imanda sağlam durmamızı istiyor: Kilise’de benim hizmetime emanet edilen herkese şimdi diyorum ki: Kafanız karışmasın… Hakikaten Mesih İsa Yol, Gerçek ve Yaşam’dır – ve Kilise de tüm kusurlarıyla birlikte gerçekten O’nun bedenidir. Bu sözler, ikinci okumada Aziz Petrus’un bize verdiği teminat ile ne kadar da örtüşüyor! Zaman sona ererken açığa çıkarılmaya hazır olan kurtuluşa kavuşasınız diye iman sayesinde Allah’ın gücü ile korunuyorsunuz.

2.         Gerçekten de Papa Benediktus, Haça Gerilen ve Dirilen, Yaşayan Rab Olan Mesih İsa’ya tamamen inandığı gibi, O’nun Bedeni olan Kilise’ye de inanıyordu. Bu imanını, rahip, episkopos ve Papa olarak kendi hayatı ile kanıtlamıştır. Yine bir teolog olarak Kilise’nin gerçek öğretisini açıklayıp savunarak, Katolik imanına aykırı hiç bir şeyi onaylamadı. Manevi Vasiyeti’nde şöyle yazıyor: 60 yıl boyunca teolojinin özellikle Kutsal Kitap araştırmalarının yolunu takip ettim. Sarsılmaz görülen tezlerin, değişen nesillerle çöktüğünü gördüm – ki bunların sadece hipotez olduğu ortaya çıktı… Tüm bu karmakarışık hipotezler arasından imanın makullüğünün nasıl ortaya çıkmış olduğunu ve çıkmaya devam ettiğini gördüm ve görüyorum.

3.         Fakat Papa Benediktus, sarsılmaz imanının en büyük kanıtını son sözlerini söylerken verdi: İsa, seni seviyorum. İmanını bu şekilde açıklarken, aynı zamanda Allah’ın hizmetkârı olarak yaşadığı hayatını da özetlemiş oldu:

                        Tamamen karşılıksız bir armağan için duyulan şükrandan doğan, Rab’be ve O’nun halkına hizmet için minnettar bir bağlılık;  

                        Rab’be hizmet eden herkesin Rab’bin ‘kuzularımı otlat’ diyerek verdiği buyruğa güvenli bir itaat demek olan dayanıklılık ve zorluklar ortasında sessizce şekillenip arınmış, dua dolu bir bağlılık;

                        Müjde’nin güzelliği ve sevincini iletmek için tutkulu çabasında, Allah’ın hizmetkârı olarak görevinde her zaman Kutsal Ruh’un tesellisi ile desteklenen bir bağlılık;

        Meryem gibi Haç’ın altında, çeşitli şekillerde yer alan herkesin verimli tanıklığında; ne saldıran ne de zorlayan, acı veren ama kararlı bir dinginlikte; Rab’bin atalarımıza ve onların torunlarına verdiği söze sonsuza dek sadık kalacağına dair inatçı ama sabırlı bir umut.  (cf. Papa Francesko’ Vaaz, Cenaze Ayini).

4.         Manevi Vasiyeti’nin sonunda Papa Benediktus tevazu ile: “benim için dua etmenizi istiyorum. Tüm günahlarıma ve kusurlarıma rağmen Rab beni ebedi konutuna kabul etsin” diyor.          

İstanbul Havarisel Temsilciliğinin Katedral Kilisesinde Papa Benediktus’un ebedi istirahati için dua etmek üzere bir araya gelen bizler de bir kilise topluluğu olarak bugünkü İncil okumasının bize hatırlattığı Rab’bin son sözlerine sımsıkı sarılıyor ve  Kardeşimizi Rab’bin ellerine emanet ediyoruz. O merhametli eller hayatı boyunca yaydığı ve tanıklık ettiği İncil’in yağıyla kandilini yaksın (bk. Vaaz, Cenaze Ayini).

            Bugün İkinci Okuma’da Aziz Petrus bizi Rab’bin kurtuluşumuza ilişkin vaadine sımsıkı sarılmamız için teşvik ediyor: Mesih’i görmemiş olsanız da O’nu seviyorsunuz. Şu anda O’nu görmediğiniz halde O’na iman ediyor, sözle anlatılmaz yüce bir sevinçle coşuyorsunuz. Çünkü imanınızın sonucu olarak canlarınızın kurtuluşuna seviniyorsunuz.

            Bu sözlerden cesaret alarak, Kardeşimiz Papa Benediktus’un şimdiden üç büyük Aziz Selefi XXII. Yuhanna, VI. Pavlus ve II. Jean Paul ile buluşmuş olduğunu ve tarif edilemez bir sevinç ile dolduğunu ümit ettiğimizi ifade etmek isteriz. Tüm dünyada Allah’a iman edenler gibi bizler de Katedral Kilisesine, asla ölmeyen sevgiyi göstermek üzere şükran kokusu ve umut merhemi ile geldik. Bunu O’nun bize yıllar boyunca bahşettiği aynı bilgelik, şefkat ve özveri ile yapmak istiyoruz. Ve Papa Franciskus’un izinden giderek şu sözlerle dua ediyoruz Güvey’in sadık dostu Benediktus, şimdi ve sonsuza dek O’nun sesini işittiğin için, sevincin de tam olsun! (bk. Vaaz, Cenaze Ayini).

5.         Son olarak, Papa Beneditus’un Manevi Vasiyeti’ndeki son sözleri hatırlatmak istiyorum: Bana emanet ettiklerinin hepsi için gün be gün en içten dualarımı sunuyorum.

            Dediğin gibi olsun!  Teşekkür ederiz, Kutsal Baba! Âmin.

Ekümenik Patrik Bartholomeos Hazretleri de anma konuşmasında Papa Emeritus XVI. Bendiktus ile uzun yıllar öncesine dayanan tanışıklığından söz etti:

(Photo Credit: Alfonso Zamuner)

Merhum Papa XVI. Benediktus için saygı, minnet ve sevginin kardeşçe ve alçakgönüllü takdirini göstermek bizim için ayrı bir şeref vesilesidir.

Papa XVI. Benediktus ile ilk yakın tanışmam ve kişisel görüşmem; merhum Papa II. John Paul’un başlattığı Dünya Dua Günü’nde, 2002 yılında oldu. Merhum Papa II. John Paul, dinî önderlerin hep birlikte Assisi’ye trenle yolculuk yapmasını teklif etmişti. Böylece dinî anlayışın yanı sıra hac yolculuğuyla birlikte manevî farkındalığın içsel yolculuğunu da tecrübe edeceklerdi. O sırada Kardinal Joseph Ratzinger’i tren yolculuğunda aynı kompartımanda yanıma oturması için davet etme fırsatı buldum. Bu vesileyle yirmi yıl sürecek olan karşılıklı bir sevgi ve pastoral ittifakın tohumları atılmış oldu. 

Assisi’ye giden yolculukta gerçekleşen bu buluşma benim için tesadüfî ya da gayri resmi bir birlik ve dayanışma ifadesinden çok daha fazlasıydı. Aslında ikimizin de birbirine yakınlaşması için çok fazla bir çaba gerekmiyordu. Her ikimiz de aynı düzlemde olduğumuzu, aynı diyalog ilkelerine değer verdiğimizi ve bu nedenle de Mesih İsa’da birlik ve birliktelik için aynı ortak hedefi paylaştığımızı, kısa sürede fark ettik.  Bu derin ve kişisel buluşma anı, nihayetinde Papa Benediktus’un görev süresi boyunca ilişkimizi şekillendirdi. Bu yolculuk, sekülerleşmiş bir dünyada imanı savunmak ve aynı zamanda bölünmüş Hristiyanlar arasında birliği geliştirmek için hem bir çağrı hem de bir yükümlülük olan sorumluluğumuz hakkında paylaştığımız güven ve kanaati mühürlemiş oldu.

O dönem Kardinal Ratzinger, zaten çok tanınmış bir teoloji alimiydi. Bana söylediğine göre, kitaplardan çok kendisini etkileyen bazı Ortodoks öğrencilerden Doğu teolojisi ve geleneğini öğrenmiş ve sevmişti.  Bu öğrenciler arasında İsviçre Metropolitanı Damaskinos ve Avustralya Başepiskoposu Stylianos da bulunuyordu. Bunlardan Metropolitan Damaskinos 2016’da Girit’te toplanan Ortodoks Kilisesinin Kutsal ve Büyük Konsili’nin hazırlanmasında ve dinler arası diyalogun desteklenmesinde çok önemli bir görev üstlenmiştir.  Avustralya Stylianos Başepiskoposu da ikili ve çok taraflı ekümenik diyaloglarda kritik görevler üstlendi, hatta 1980’de başlayan Katolik – Ortodoks Teolojik Diyalog’un kurucu eş başkanı olarak görev yaptı. 

Böylece 19 Nisan 2005’te seçilmesi vesilesiyle, selefimiz Patrik Demetrios’un 16 Ekim 1978’de Papa John Paul’un papa olarak seçilmesini takiben Ekümenik Patrikhane Makamına yaptığı ziyareti hatırlamak amacıyla sembolik bir jestle, hemen Papa Benediktus’u Fener’e davet ettim. Papa II. John Paul, papalık görevine başladıktan sonra Roma Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi arasında Teolojik Diyalog için Karma Komisyon’un resmen açıklandığı 30 Kasım 1979’da,  Konstantinopolis Kilisesi Tahtının Bayramına bizzat katılmıştı.

Papa XVI. Benediktus da seçildikten on sekiz ay sonra 20 Kasım 2006’da Ekümenik Patrikhane Festivali’ne bizzat katıldı, ki bu da kiliselerimiz arasındaki resmi teolojik diyalogun yeniden başladığını ve yenilendiğini işaret etmektedir. 30 Kasım 2006’da ortak bir deklarasyonda “çeşitli zorluklar yüzünden birkaç yıl kesintiye uğrayan fakat artık  taze bir dostluk ve iş birliği ruhu içinde tekrar çalışabilecek Komisyon’un ve teolojik diyalogun yeniden başlamasından duyduğumuz derin sevinci ifade ettik.” Aramizdaki kişisel dostluk tohumları ve Papa Benediktus’un ısrarlı çabalarının sonucunda 2006’da kiliselerimiz arasındaki diyalog nihayet Sırbistan’ın Belgrad şehrinde tekrar başladı. Ortak komisyonun teolojik gündemine geri dönerek yeni ilerlemeler kat etmesinde Papa Benediktus’un ve bizim Pergamon Metropolitimiz John’un teolojik hünerleri büyük paya sahiptir.

Kasım 2006’daki aynı belgede “dünya karşısında iş birliğimizi ve ortak tanıklığımızı güçlendirmeliyiz” diyerek ortak düşüncemizi de belirtmiştik. Üstelik kendimizi insanlığa hizmet, insan yaşamını, her insanın yaşamını savunmaya adayarak; Hristiyanlar arasında yakın ilişki kurulmasını ve her tür şiddet ve ayrımcılıkla mücadele amacıyla gerçek ve dürüst bir dinler arası diyalog kurulmasını teşvik etmeliyiz.”  Nihayet “dinî önderler olarak Allah’ın yarattıklarını korumak ve gelecek nesillere içinde yaşayabilecekleri bir dünya bırakmak için yapılan tüm çabaları teşvik etmeyi ve desteklemeyi görevlerimizden biri olarak görüyoruz” diyerek bitirdik.

İki yıldan kısa bir süre sonra, 2008 yılı Ekim ayında Papa Benediktus bizi Roma Katolik Kilisesi Episkoposlar Sinodu Olağan 1. Genel Kurul Toplantısında 400’den fazla kardinal ve episkopos huzurunda “Kilise Yaşamı ve Görevinde Allah’ın Kelamı” hakkında resmi ve merkezi bir tanıtım için davet etti. Bu tarihi olay, muhteşem Sistine Şapeli’nde görkemli bir akşam ayininden sonra gerçekleşti. Olayı tarihi kılan ise bir Roma’da bir Papa’nın bir Ortodoks Patriğinden küresel episkoposlar sinodunda açılış konuşması yapmasını istiyor olmasıydı. Bu, kalbimin derinliklerinde ve Kilise tarihinde değerini koruyacak muazzam bir armağan ve paha biçilemez bir şereftir.

Patrik olarak görev yaptığım otuz bir yıl boyunca Roma’da görev yapan üç Papa ile çalışma ayrıcalığına sahip oldum. 29 Haziran 2008’de Vatikan’ın koruyucu azizleri Aziz Petrus ve Pavlus Bayramı’na katıldığım üç seferden birinde Papa Benediktus’a: “Papa Hazretlerinin On sekiz  ay önce İlk Çağrılan Havari ve Aziz Petrus’un ağabeyi, Yeni Roma’nın Kadim Makamının Kurucusu ve Koruyucusu Aziz Andreas’ın Tahtının Bayramı’nda bizzat hazır bulunmasına samimi şükran duygularımızın saygılı bir ifadesi” olarak mevcudiyetimin işaret ettiği kesinliği belirttim.

Aziz Petrus Bazilikasındaki Görkemli ayinden sonra öğle yemeğinde şunları da söyledim:  “Bu tür ziyaretler tarihsel bağlamda teolojik diyalog yoluyla daha büyük iletişimin somut ifadesi ve Mesih’in bedeninde kutsal sırların tam bir birlikteliği için dua beklentisi ile iki Kilise arasında önemli alış verişleri içermektedir.” Bu toplantı, Havari Pavlus’un iki bin yıl önceki doğuşundan beri Pauline Yılı’nın resmi açılışını göstermektedir ve her ikimiz de birbirimizin bayramlarını destekleme sözü verdik.

Papa Benediktus ile mütevazı ama tarihi önem taşıyan istifasından çok sonra bile yazışmaya ve iletişim kurmaya devam ettik. Onunla sık sık yıllar boyunca kişisel görüşlerimizi paylaştık,  hatta onu nisan aylarında üç yıldönümü için – Papa  seçilmesi, Papalık makamına çıkması ve doğum günü için tebrik ederdim. Onu mütevazı manastırında ziyaret edişimi her zaman anlamlı buldu, orada toplantılarımızı hatırladı ve ona vermiş olduğum çeşitli hediyeleri gururla gösterdi.

Bir keresinde şöyle yazmıştı: “Bu nesneler sadece kişisel dostluğumuzun değerli işaretleri değil, aynı zamanda Konstantinopolis ve Roma arasındaki birliğe giden işaret levhaları, birliğe doğru ilerlediğimize dair umut işaretleridir.”

Sevgili kardeşim Papa 16. Benedict’in incelikli ruhu, ebediyen huzur içinde yatsın. Hayatının ve işlerinin çok önemli katkısı ebedi hatıradaki yerini korusun.  

Türkiye Ermenileri Patriği Kadasetli Patrik Sahak Maşalyan da Papa Emeritus XVI. Benediktus’un vefatı ve gıyabi cenaze merasimi münaseetiyle bir konuşma yaptı:

PAPA XVI. BENEDICTUS ANISINA

Mesih’in Kilisesi’ne hizmet edenler hakkında konuşurken Davut Peygamber’in Mezmurlar Kitabındaki ayeti hatırlıyoruz: “Kahinlerin doğruluğu kuşansın. Sadık kulların sevinç çığlıkları atsın” (132.9). Bugün kardeş kilise önderleri olarak bu kutsal çatı altında bu ayeti kendine şiar edinmiş, “Rabbin hizmetkarlarının bir hizmetkarini” anıyor, ruhunun esenligi için dua ediyoruz. Emeritus Papa XVI. Benedictus’un vefatıyla Rab Isa Mesih’in evrensel Kilisesi önemli bir değerini kaybetmiştir. Ruhanilik andina sadık kalarak Kiliseye hizmet ettiği her konumda, üstlenmiş olduğu her görevde doğrulukla ve sadakatle gerçekleştirdiği çalışmaları kilisenin sadık evlatları için hep bir övünç vesilesi olmuştur.

Bugün ebediyete uğurlanan Emeritus Papa Benedictus’un kaybı, özellikle Katolik dünyasında gerçekten bir üzüntüye neden olmuştur. Ancak bu üzüntü içinde teselli bulmak için O’nun yaşamına bakmak yeterli olacaktır. Kendisini tanıyanlar onun geride bırakmış olduğu değerli eserlerin ve hizmetlerin bilinciyle, örnek bir ruhani önder bahsettiği için Tanrı’ya şükretmektedirler. İşte bu şükran duygusu ölüm acısını anlamlı kılmakta ve hatta acıyı kutsal bir sevince dönüştürmektedir. Papa Benedictus’u tanıyanlar Kilisenin önemli bir önderini yitirmenin acısının yanı sıra, böylesi yüksek vasıflarla donanmış bir ruhani babaya sahip olmanın tesellisini yaşıyorlar. Katolik kardeşlerimizin O’nun aziz hatırasıyla övünmeye fazlasıyla hakları var. Kuşaktan kuşağa taşınacak bu hakli övünç Papa Benedictus’un anısını yaşatacaktır.

Hepimizce bilinen bir gerçek var: Pek Muhterem Emeritus Papa’nın vefatı sadece Roma Katolik Kilisesi için değil, aynı zamanda Mesih’in Bedeni olan Kutsal Kilise ailesi ve insanlık için bir kayıptır. O’nun şahsında kilise büyük bir teoloğu, derin bir ruhaniyata sahip örnek bir önderi kaybetmiştir. Sadece Kilise için değil, Rahmetli Emeritus Papa insanlık hafızasında da bir düşünür olarak çok önemli bir yer edinmiştir. Hatırası, Rabbin görkemine adanmış hizmetlerinde ve kaleme aldığı kalıcı eserlerde yaşayacaktır. Şahsen ben, rahiplik öğrenim yıllarında onun kitaplarından yararlandığımı ve teoloji bilgimi zenginleştirdiğimi söyleyebilirim.

Emeritus Papa Benedictus’un Patrikliğimizle olan hatırasını burada paylaşmak isteriz. Kendisinin tahta çıkış törenine Rahmetli selefimiz Patrik Mesrob II Hazretleri PatriklikMakamını temsilen katılmıştı. 2006 yılında ise Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret esnasında Patriklik Katedralimiz’de Rahmetli Patrik Hazretleri tarafindan karşılanmıştı. Bizler için çok önemli ve büyük değer taşıyan bu hatıralar Patrikliğimiz tarihinde yaşayacaktır. Patriklik Katedraline yaptığı bu tarihi ziyaret katedralin girişindeki bir kitabede, kendisinden önce katedralimize yapılmış Papal ziyaretler arasındaki yerini almıştır.

Dünya barışına, kardeşliğe ve kiliseler arası ilişkilerin geliştirilmesine hizmet etmiş bir ruhani lideri kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bu vesileyle Patriklik Makami, Ruhani Meclisimiz, ruhanilerimiz, cemaat kurumlarımız ve cemaatimiz adına taziyelerimizi sunuyor, ruhunun esenliği için dua ediyoruz. Tanrı dualarımızı kabul etsin. Amen.

Ayin sonunda, cemaate anı olarak Papa Emeritus XVI. Benediktus’un fotoğrafının bulunduğu kartlar dağıtıldı.

(Photo Credit: Alfonso Zamuner)

Katedral Korosu, Don Nicola MASEDU (SDB) şefliğinde ilahilerle ayine eşlik etti.

 

İSA’NIN VAFTİZİ – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

08/01/2023 – İSA’NIN VAFTİZİ – A –

1.Okuma Yeş. 42,1-4.6-7 Mezmur 28 2.Okuma Elç. 10,34-38 İncil Mt. 3,13-17

Noel devresini Rab’bin başka bir gösterilmesi olan İsa’nın Vaftizi Bayramını kutlayarak bitiriyoruz: Vaftizci Yahya’nın müjdelediğini doğrulamak için Allah’ın Kendisi sesini duyurtuyor. Bu görkemli doğrulama İsa’nın herkesin önünde alçakgönüllülüğü yaşadığı anda gerçekleşiyor. O, tüm günahkarların yaptığını yaptı. Onlarla günahlarından, yani kendilerini Allah’a karşı tutan davranışlardan ve eylemlerden arınmak için girdikleri suya girdi. O; günahsızdı, çünkü hiçbir zaman Baba’ya karşı gelmedi, O’ndan hiç şüphe etmedi, daima O’nun arzusunu gerçekleştirmek istedi.

Nelkenmeister, Berner. John the Baptist in the Wilderness
Nelkenmeister, Berner. John the Baptist in the Wilderness

İsa’nın Kendisini diğer günahkarlarla birlikte göstermek istemesine, Yahya itiraz etti: Bunun abartılı olduğunu düşünüyordu. Ama İsa şöyle diyor: “Şimdi izin ver bana, çünkü doğru olan her şeyi bu şekilde yerine getirmemiz gerekir”. Bu cümleyi anlamamız zor. Anlayabilmek için peygamberlerin dediklerine danışmalıyız. İsa, Allah’ın isteğinin “dürüst kuluna” haydut gibi davranılması olduğunu biliyordu. Yeşaya gerçekten de şöyle diyor: “Başkaldıranlarla bir sayıldı. Pek çoklarının günahlarını O üzerine aldı. Başkaldıranlar için yalvardı” ( Yeşaya 53,11-12).

İsa doğru olan her şeyi yerine getirmek istiyor, yani bütün insanları, günahkar olan bütün insanları kurtarabilmek için Allah’ın bu Söz’ünü de gerçekleştirmek istiyor. Yukarıdan duyulan Söz, İsa’nın bu davranışının onaylanmasıdır, peygamber de şöyle onaylamıştı: “Kulum başarılı olacak; üstün olacak, el üstünde tutulup alabildiğine yüceltilecek ( Yeşaya 52,13)Gerçekten de Allah O’nu, “Sevgili Oğlum” diye çağırarak O’nu yüceltmektedir. İbraniler’e Mektup, hiçbir meleğe böyle güzel bir söz söylenmediğini söylüyor.

En Sevgili Oğlum” bize İsa’nın büyüklüğünü anlamamıza yardımcı olan çifte bir deyimdir. Oğlum, tüm halklar üzerinde gücü olan kral için ikinci Mezmur’da kullanılan bir sözdü. “En sevgili oğul” ise; Allah’ın verdiği söz ve katkısı sayesinde doğmuş, kalabalık bir neslin atası ve tüm halklar için bir lütuf kaynağı olacak İbrahim’in oğludur. “Ondan hoşnudum”: Üçüncü bir tasvir şekli; bunun sayesinde tüm vaatleri gerçekleşen Allah’ın Kul’unu tanıyabilmekteyiz.

İsa’nın üzerinde bir güvercin uçarken gökten gelen Söz, üç kere O’nu Mesih, dünyayı günahlardan kurtarmak ve insanlara umut vermek için gönderilen Allah’ın kutsanmış kişisi olarak ilan eden Söz’dür. Bugünkü okumada Yeşaya O’nun hakkında şunu da söylemekte: “İşte seçtiğim benim kulum, onu destekledim. İşte sevdiğim benim kulum! Milletlere adaleti versin diye ona Ruh’umu verdim”. Yahya’nın gördüğü olay, bu peygamberliğin de gerçekleşmesidir.

Şimdi İsa’ya yanılmaktan korkmadan, O’na tam bir güvenle bakabiliriz: O, Allah’ın güvenine sahiptir, O gerçekten her doğru olanı gerçekleştirmektedir. Üzerine tüm günahkarların bıraktıkları günahları alarak bizleri dürüst, Allah’ın hoşuna giden, hak ettiğimiz cezaları alma korkusundan hür kişileri yapıyor.

Aziz Petrus, Kornelius’un ailesinin önünde yaptığı konuşmasında Allah’ın kutsanmış, O’nu bütün insanlara gösterebilme şeklinde yaşamış olan İsa’ya doğru bakışlarımızı çevirebilmemize yardım ediyor. İsa geçerken, Allah’ın sevgisi somut olarak görülebilmekte ve tutulabilmekte idi.

İsa’yı içimize kabul edelim öyle ki O, iyilik etmeye ve kutsallaştırmaya, hayat vermeye ve hayata anlam vermeye devam edebilsin. İsa’ya bakarak Baba Allah’ın sevincine katılmaktayız! Gerçekten de İsa, insanları sevgi içinde yeniden sabit koymakta, onları yeniden Allah’ın evlatları kılmaktadır!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

EPİFANYA BAYRAMI

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

06/01/2023 – EPİFANYA BAYRAMI

1. Okuma Yeş. 60,1-6 Mezmur 71 2.Okuma Ef. 3,2-3.5-6 İncil Mt. 2,1-12

Bugün dikkatimizi çeken olay, Allah’ın sevgisinin gizeminin tüm insanlara yönelmiş olması. Başta sadece Yahudiler Allah’ı tanıyordu, bunu Mezmurdan anlıyoruz ve aynısını İsa da Samiriyeli kadınla konuşurken belirtmişti. Fakat bütün diğer halklara da Allah’ı tanıtsınlar diye, onların tanımaları lütfedildi. Baba Allah tüm insanları, onları terk etmek için değil, yanında olsunlar diye yarattı. İşte, bugün bu gizem, İsa’nın tüm halkların temsilcilerine gösterilmesiyle açıklanıyor.

Fra Angelico and Filippo Lippi, Adoration of the Magi

Fırsat bilginlerin araştırmasından geliyor. Onlar, pagan halkların temsilcileridir; bunlar, emin oldukları bir bilim aracılığıyla hayatlarına yön verirler, fakat girişimleri değerli bir sonuca varamıyorlar. Görüyoruz ki yıldızların hareketlerini okumak onları doğru yola götürüyor ama ulaşmaları gereken yere varmalarını sağlamıyor. Hatta onlar en yanlış kişiye, dürüstlüğün ve her gerçeğin, aradıkları kişinin düşmanı, Herodes’e varıyorlar.

Burada, Herodes’in evinde, İsrail’in bilginleri yabancılara varmak istedikleri yere ulaşmaları için yardım ediyorlar, ama onlarla yola çıkmıyorlar! Uzaktan gelenler, insanlığın hazinesini buluyorlar, bilgeler ise korku içinde, yaşamlarını sarsabilecek olası bir değişiklikten korkarak uzakta kalmaktadırlar. Daima oluşan tekrar gerçekleşiyor: Yakındakiler uzaklaşıyor, uzaktakiler yakınlaşıyorlar. İsa bunu sık sık tekrarlayacaktır. Havarilerin de tecrübeleri bu olacaktır: İncil’i paganlara bildireceklerdir, çünkü İsrailliler onu ret edeceklerdir.

Kutsal Yazıları dinledikten sonra daha ışıklı olmuş yıldızın onlara gösterdiği evde gelişen olay, herkes için bir örnektir: Bilginler Annenin kollarında olan Bebeğin önünde hazinelerini açarlar: İçlerinden sembolizmle yüklü armağanlar çıkar. Altın, İsa’nın krallığını, buhur ilahiliğini, mür ise ölümsüzlüğünü belirtir. İnsanlar sembolleriyle İsa’nın Allah’ın hükümranlığının kralı ve Allah’ın Kendisi olduğunu, Kendisinin insanın düşmanı olan ölümü yendiğini belirtirler. Bu semboller Çocuğa sunulmaktadırlar, bunun için daha da açıkça konuşurlar: Sadece O; hükmetmeye, insanların saygısını almaya ve ebediyen yaşamaya layıktır. İsa’ya yaklaşan, hazinelerini O’nun ellerine boşaltan hikmetli bilginler, O’nun adına seçilmiş fakirliğin güzelliğini keşfederler, çünkü zenginlik sadece O’nun ellerinde ise değerlidir; itaat etmenin ve alçakgönüllülüğün güzelliğini öğreniyorlar, çünkü sadece İsa insanı hürriyetinden mahrum etmeden “emredebilir”; uysallığın ve bekaretin değerini anlıyorlar, çünkü dünyanın geleceği için sadece İsa’nın varlığı gereklidir.

Bilginler İsa’ya varabilmek için Herodes’e ihtiyaç duydular, fakat şimdi ülkelerine dönmek için kimsenin yardımına gerek duymuyorlar. Şimdi İsa’nın Kendisi onların rehberidir. Artık yıldızlara ihtiyaçları yok, artık gece karanlığında göğe bakmıyorlar. Şimdi Güneş yollarını hep aydınlatmaktadır!

Şimdi tüm çocuklara dikkatle bakacaklardır. Çünkü her çocukta o Çocuğun yansıması var. Şimdi her insanın çehresine de dikkatle bakacaklar, çünkü her insan Allah için Beytlehem’de tapınılan o Çocuğun görüntüsünü taşımaktadır!

İsa ile karşılaşarak ne kadar çok değişiklik meydana geliyor! İsa konuşmasa da O’nun varlığı Söz’dür!

İsa’nın varlığı bizim için devamlıdır ve bize birçok yolla sunulur: Özellikle de litürjik yılın yani Kilise takviminin kutlanmasıyla. Bugün Kilise, bu takviminin anlamını ve en önemli duraklarını bildirmektedir:

Sevgili kardeşlerim, Rabbin şanı kendini gösterdi ve dönüşüne kadar hep aramızda olacaktır. Zamanın olaylarında ve duraklarında kurtuluşun gizemlerini hatırlamakta ve yaşamaktayız:

Tüm litürjik takvimin merkezi; ıstırap çeken, haça gerilen ve dirilen Rab’bin üç günüdür, bu günler, Paskalya Bayramı pazarı ile (9 Nisan) en önemli noktasına ulaşacaktır.

Haftalık Paskalya olan her pazar gününde Kilise günahı ve ölümü yenen Mesih’i kutlayıp lütfunu canlı kılmaktadır.

İsa’nın Dirilişi tarafından tüm diğer kutsal günler anlam kazanmaktadır. Paskalya Bayramının tarihi diğer bayramların tarihlerini kararlaştırmaktadır.

Paskalya’ya Hazırlık Devresinin başlangıcı olan Kül Çarşambası 22 Şubat günüdür.

Rab’bin Göğe Çıkışı 21Mayıs günüdür.

Pentekost Bayramı 28 Mayıs günüdür.

Noel Bayramına hazırlanış devresinin ilk pazarı 3 Aralık’tır.

Allah’ın Annesi Meryem’in, Havarilerin ve Azizlerin bayramlarında, Ölüleri Anma gününde de, dünyada hacı olan Kilise, Rab’binin Paskalyasını bildirmektedir.

Ebediyen var olmuş, var olan ve gelecek olan, tarihin ve zamanın Rab’bine Mesih’e, yüzyıllar boyunca sonsuz övgüler olsun. AMİN”.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Papa Emeritus Benedikt XVI vefat etti

Papa Emeritus Benedikt XVI, bu sabah dokuz buçukta, gençliğinden bu yana özveri ve sadakale hizmet ettiği Kutsal Pederimizin evine döndü. Teolojik bilgisi ve güçlü duruşuyla tüm kiliseye örnek oldu ve sekiz yıl boyunca Aziz Petrus’un makamına, nice çalkantıların ve zorlukların ortasında, ileri yaşına rağmen dirayet ve cesaretle vekâlet etti. Bugün dualarımızda hatırladığımız “Babamız,” Yüce Allah’ın huzurunda bizler için dua etsin.

Allah’ın Annesi Olan Meryem’in Bayramı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

01/01/2023 – Meryem, Allah’ın Annesi

1. Okuma Say. 6,22-27 Mezmur 66 2. Okuma Gal. 4,4-7 İncil Luka 2,16-21

Bugün, mesaj dolu bir gündür! Bugün birbirimize yeni yıl için dileklerimizi sunuyoruz, daha da iyisi yeni yılın her birimiz için sevinç ve huzur devresi olması için kutsama istiyoruz. Bu sebepten tam da bugünde Dünya Barış Günü kutlanır: Bugün konuşma yapan devlet başkanları veya din adamları hep bu konu hakkında konuşurlar, tüm dünyaya da savaş sebeplerinden uzaklaşmak ve anlaşmazlıkları önlemek için tavsiyelerde bulunurlar. Çünkü maalesef savaşlar ailelere, ülkelere, halklara ve kıtalara acı vermeye devam etmektedirler.

Ayrıca bugün Kilise Ayininde, bu devrede yaşadığı gizemin sonucu ve tamamlanması açısından bir bayram daha kutlar. Allah’ın Oğlu insan oldu ve aramızda yaşamaktadır. O’nu bize bir Anne göstermektedir! Bizi kurtaran Anne değildir, ama bize Kurtarıcıyı sunan odur. Allah, bize İsa’yı bağışlamak için onu kullandı ve halen kullanmaktadır! O bir raftan mal alıp bize satan bir satıcı değildir, o bir Annedir! Allah onun bunu yapmaya hazır olduğunu sormak için alçaldı ve onun içine bizim için Yaşam, Yol ve Gerçek olan yeni yaşamı koydu. O, Yaşam, Yol ve Gerçeğin Annesidir: Niçin ona Allah’ın Annesi demeyelim? Ondan doğana “En Yücenin Oğlu” deniyor ve O Kendine Allah’ın adı olan “Ben’im” diyecektir, bu sebepten Meryem doğru olarak Allah’ın Annesi diye çağrılmaktadır! Bu unvanı onun için böbürlenme sebebi değildir, çünkü kendisine Oğlunun tam ve gerçek olarak tanınmasının uğruna verilmektedir!

Meryem anneliğini sessizlikte yaşamaktadır. İncil bize onu böyle göstermektedir. Onun sessizliği, kollarında taşıdığını ve meleğin onu ziyaret ettiğinde yaşamında gerçekleşen, yaşamını dolduran, değiştiren ve tüm dünya için değerli kılan Sözü sevinçle dinlemektir. “Meryem ise, bu olaylar üzerinde derin derin düşünerek, onları kalbinde saklıyordu”: Meryem’in sessizliği zengin ve tamdır, gizemdir.

Meryem’in tüm dinledikleri ve gördükleri Oğlu ile ilgiliydi, O’nun Allah’ın Oğlu olduğunu biliyordu! Meryem için her şey dua etme ve Allah’ı övme sebebiydi!

Bizler de Meryem’in duasında vardık: o, bizleri düşündüğü için değil – çünkü o anda kafası tamamıyla onun gözlerine, ellerine ve kulaklarına ihtiyacı olan Oğlundaydı – ama anneliğinin şimdi de bizim üzerimizde etkisi olduğu için.

Biz onun anneliğinden mutluyuz, onun bizi sardığını ve zenginleştirdiğini hissediyoruz. Tüm yalnızlıklarımızı şefkatiyle o teselli etmekte, aynen İsa’nın yalnızlığı gibi! Her kuşkumuz tatlılığı ile huzura dönüşür, aynen Yusuf’un kuşkuları gibi! Her sorumuz emin bakışlarıyla cevap bulur, aynen çobanların soruları gibi.

Meryem’in dudakları İsa adını telaffuz eder, çünkü melek ona şöyle demişti: “O’na İsa adını vereceksin!”. Elbette de kimse onun İsa’yı bu isimle çağırmasını dinlemekten yorulmazdı, ne çobanlar, ne Yusuf, ne de çocuğa dikkat eden melekler, çünkü gök yeryüzüne tamamıyla inmişti!

Yeni yıla başlarken Meryem’in ağzından bebeğin adını dinleyerek girelim ve bugün birçok kere onun sesine bizimkini de ekleyelim. İsa, İsa, İsa! Yaşamımızın bu bölümüne başlamak için güçlü ve güzel bir yöntemdir: İsa adını söyleyerek, överek, severek, taparak ve dinleyerek. Bu adı söyledikten sonra eskisi gibi olamayız çünkü bu ad, Allah’ın gücünü, Allah’ın sevgisinin o gücünü kapsar.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Türkiye Ermeni Katolik Başepiskoposluğu 2022 Noel Takvimi

24 ARALIK 2022 CUMARTESİ

Taksim Surp Hovhan Vosgeperan Ermeni Katolik Kilisesi

Saat 16.45 Kutsal Okumalar

Saat 18.00 Pek Muhterem Başepiskopos Levon Zekiyan tarafından sunulacak olan Kutsal Ayin

Pangaltı Anarad Hığutyun Ermeni Katolik Kilisesi

Saat 18.00 Kutsal Ayin

Kadıköy Surp Levon Ermeni Katolik Kilisesi

Saat 19.00 Kutsal Ayin

25 ARALIK 2022 PAZAR

Beyoğlu Surp Asdvadzazin Ermeni Katolik Kilisesi

Saat 10.30 Pek Muhterem Başepiskopos Levon Zekiyan tarafından sunulacak olan Kutsal Ayin

Pangaltı Anarad Hığutyun Ermeni Katolik Kilisesi

Saat 11.00 Kutsal Ayin

Kadıköy Surp Levon Ermeni Katolik Kilisesi

Saat 11.30 Kutsal Ayin

İzmir Metropolitliği Noel Ayin Programı

İzmir Kiliselerinde Noel Ayin Programı aşağıdaki gibidir:

Cathédrale St-Jean/Aziz Yuhanna Katedrali : 21h30

Eglise St-Antoine/Aziz Antuan Kilisesi, Bayraklı : 17h00

Eglise du Saint Nom de Marie/Meriem’in Kutsal Adı Kilisesi, Bornova : 17h00

Eglise Sainte-Hélène/Azize Helena, Karşıyaka : 20h00

Eglise Sainte-Marie/Santa Maria Kilisesi, Konak : concert 23h15, sainte messe : 23h45

Eglise Notre-Dame de Lourdes/Notre-Dame de Lourdes Kilisesi, Göztepe : 22h00

Eglise St-Jean Baptiste/Aziz Vaftizci Yuhanna Kilisesi, Buca : 21h30

Eglise Notre-Dame du Rosaire/Rosario Kilisesi, Alsancak : 19h00

CARITAS TÜRKİYE’DEN NOEL MESAJI

Dear Partners and friends,
in gratitude to continue our service together, we send you in attached our Christmas greetings.
Best wishes

Nadir Nadhim 
Caritas Turkey National Director

İnönü, Harbiyeçayırı Sok.66
Tel: +90 212 23 44 564     

Noel Bayramı – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

Noel günü aydınlık bir gündür, ama, kim bilir niye, bu günde konuşmaya başlamaktan çekiniyorum. Bir çok düşünceler var, Kutsal Kitap metinleri güzel ve zengin, etraf Bebek İsa’nın mevcudiyetinin verdiği hislerle tatlı ve duygulu! Ne diyebilirim? Konuşma dinlemek isteyen birileri var mı, yoksa herkes sessizlik mi arzuluyor?

Caravaggio, Natività con i santi Lorenzo e Francesco d’Assisi (Oratorio di San Lorenzo, Palermo, 1600)
Caravaggio, Natività con i santi Lorenzo e Francesco d’Assisi (Oratorio di San Lorenzo, Palermo, 1600)

Bugün Allah’ın Sözü somut, görülür, tutulabilir oluyor. Onu kabul etmek için kulaklar yetmiyor, eller yetmiyor, gözler yetmiyor, yürek bile yetmiyor. Bu Sözü kabul etmek ve dolayısıyla Allah’ı dinlemek için bunların hepsi gerekli ama yine de yeterli değil! Bu sebepten benim sözlerim belki engel olabilir, Sözün yerini işgal edebilir! Eğer sessizliğini yaşamaya başladıysan, bu satırları bırak ve sessizlikte dinlemeyi, tapınmanı sürdür!

Söz, beden oldu ve aramıza çadırını kurdu: Eğer Sözü, yani Allah’ın Sözünü arıyorsam uzağa gitmemeliyim, çünkü O aramızdadır! Allah burada, yeryüzünde arzularını gösteriyor, isteklerini ve tesellilerini veriyor. Etrafıma bakıyorum, birçok insanın çehresini görüyorum. Allah bana ne diyor? Şöyle diyor: Ben onlarla birlikte ve onlar için buradayım, onları sevmek için. İnsanların sadece sevgiye ihtiyaçları olan kişiler olduğunu görmüyor musun? Sadece eve, kıyafete veya ekmeğe ihtiyaçları yok. Etrafında, yüreklerinde kimsecikleri olmayanlar var: Bunu soğuk ve boş bakışlarından, gürültülü ortam arayışlarından, boş konuşmalarından, sadece bir sigaraya veya kahveye sarılmaya alışmış ellerinden, hareket ve değişiklik arayışlarından görürsün. Etrafında ne kadar çok susuz ve aç kişi var! Onlar İsa’ya aç ve susuz: Bunu bilmiyorlar, bu sebepten bugün Noel ismini de kullanarak kendilerini biraz daha aldatıyorlar. Sen Noel deme, İsa’nın Noel’i veya İsa’nın Doğumu de! Dudaklarında ve bakışlarında O canlanmalıdır, böylece bugün seninle karşılaşan bir kişi İsa’yı düşünebilir! Bebek İsa’yı Annesinin ellerinden al: Anne sana O’nu yürekten verecektir. Sen O’nu tutmaya layık değilsin, biliyoruz, ama Anne sana O’nu yine de veriyor. Seni korkutmayan o Bebeğe bak, günahkar olmana rağmen O sana yine de değer veriyor, Bebek senden bir şey istemiyor, O’na sadece bak. Şimdi O’nu sevmen kolay, çünkü senden bir şey istemiyor. O’na bir şeyler verirsen, mesela biraz dikkat, biraz sessizlik… bunlar da, ta baştan sana Allah’ın armağan ettiği ve halen içinde olan bir parça iyiliktendir. Bebeği sev, O’na şefkat ver. Şimdi bebek olarak O’nu sevmek için biraz gayret ediyorsan, konuşmaya başlayacağı zaman, kulaklarının dinlemeye alışık olmadığı şeyleri söylediğinde, O’nu dinlemen daha kolay olacaktır. O’nu şimdi sev, sana “Ne mutlu ruhta fakir olanlara” dediğinde O’nu yemlikte iken hatırlayacaksın, annesinin fakirliğini, babasının huzurunu ve O’na fakirlikten; besinin, oyuncakların, elbiselerin fakirliğinden başka verecekleri bir şeyleri olmadığını anımsayacaksın. O, kabul edildiği fakirlikten utanmıyor, çünkü o fakirlikte sevgi buluyor ve sevmeyi öğreniyor. O’nu şimdi sev, yanağına yaklaş ve öp, böylece O’nu, “Ne mutlu acı çekenlere” dediğinde de, sevebileceksin: Haçını huzurla ve cesaretle taşıyabileceksin.

O’nu şimdi sev, böylece sana “Ne mutlu yürekleri saf olanlara” dediğinde O’nu ciddiye alabileceksin: O zamanlarda içgüdülerine hakim olmaktan mutlu olacaksın, kendi sevgi arzularını takip etmemekten, herhangi bir kişi tarafından okşanma isteğini izlememekten mutlu olacaksın.

O’nu şimdi, çocukken sev, böylece sana “öteki yanağını da uzat” dediğinde bu sözü acayibine gitmeyecektir; aynen sana “yorulmadan dua et” dediğinde sözünü dinleyeceksin ve “fakirleri, körleri, topal ve sakatları davet et, çünkü onlar bu davetini iade edemeyecekler” diyerek herkesi şaşırttığında sen söylenenleri anlayacaksın! Şimdi O’nu kucağına al, böylece O’nu dikenli tacı ile haçta gördüğünde kaçmayacaksın! Annesi Meryem’e de şefkatle bak. Genç çehresi Ondan gelen ışıkla aydınlanıyor, bu aynı ışık dünyaya ümit vermek için senin gözlerinde de parlayacaktır. Karanlıklarının açılmasına izin ver: Utancını ve korkunu yenerek O’nun adını söyleyeceksin. Bu Bebeğin adı, korkuları yönelten ve yüreklerin kapanıp yaşamlarını kaybetmelerini ve ölmelerini sağlayan ölümü, yenecektir! Benimle birlikte Bebeğin adını tekrarla: İsa! Hoş geldin, İsa! İşte, ben senin için buradayım!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Samsun (Türkiye) Mater Dolorosa Kilisesi Başrahibi Fra. Marcelo Antonio Cisneros OFM, 14 Aralık 2022 tarihinde vefat etti.

Samsun (Türkiye) Mater Dolorosa Kilisesi Başrahibi, Kardeşimiz Fra. Marcelo Antonio Cisneros OFM, 14 Aralık 2022tarihinde abdominal aort anevrizması yüzünden 64 yaşında vefat etti.

Cenaze Merasimi için ayin, 20 Aralık Salı günü saat 18.00’de İstanbul St. Maria Draperis Kilisesi’nde yapılacaktır.

Noel’e Hazırlık Devresi 4. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

18/12/2022 – NOEL BAYRAMINA HAZIRLIK DEVRESİ – 4.Pazar – A

1. Okuma Yeş. 7,10-14 Mezmur 23 2. Okuma Rom. 1,1-7 İncil Mat. 1,18-24

Bugün İsa’ya bakmamız için bize Meryem ve Yusuf yardım ediyor. İkisi, tamda oğulları olarak çağrılacak Olanın doğumu için büyük sıkıntılar yaşadılar.

Angel Appears to Joseph (Oak woodcarving in the choirstall area of the Cathedral of Amiens, 1508-1519)
Angel Appears to Joseph (Oak woodcarving in the choirstall area of the Cathedral of Amiens, 1508-1519)

Meryem, Allah’a “evet” dedi, Yusuf da Meryem’e söylendiği gibi aynı peygamberin sözünü hatırlatan rüya hakkında derin düşündükten sonra “evet”ini verdi. Allah’a “evet” cevabını vermek kolay değildi, çünkü herkes tarafından anlayışsızlıklarla karşılaşacaklardı. Ama Yusuf ve Meryem insanların davranışlarına ve yargılarına önem vermeden, bakışlarını Allah’a sabitlikle çevrili tuttular.

Bu yönden de onlar bizim için harikulade öğretmenlerdir. Ben her gün insanların ne düşüneceğinden etkilenmemek için savaşmak zorundayım. Tamamen Baba’nın arzusuna yönelmiş olsam, insanlar tarafından hor görülebilirdim, ama Rab tam olarak güvencem olurdu. Meryem ve Yusuf İsa’nın doğumunu büyük bir sevinçle beklemektedirler, ama çevrelerindeki ortam sevinçlerini tasvip etmediğinden acı, merak, belirsizlik de yaşıyorlardı. İsa daha doğmadan önce O’nun Kendisi onlar için çelişki işareti idi.

Onlar için Allah’ın Sözü; yürüyüşleri, saflıkları, gelecekleri için garanti ve emniyetti: Bu aynı Sözü peygamber kendine çok güvenen ve Allah’ın işaretlerini göremeyen bir krala söylemişti. Hakikaten Yeşaya’nın zamanında kral Akab, ilahi söze güvenmeyip barışta yaşamak için savaş planlarından vazgeçmek istemiyordu. Bu sebepten yukarıdan bir işaret almak istemedi. Fakat işaret ona değil, tüm halka verilecek: Peygamberin “barış prensi” diye adlandırdığı, çocuk doğacak; parsla oğlak, inekle ayı, kurtla kuzunun birlikte olmasını sağlayacaktı.

Meryem ile Yusuf, Allah’ın planlarının gerçekleşmesine yardım etmek için acı çekmeye hazırlar. Acı çekiyorlar ama şüphenin ve insanların yaşamlarını dolduran çekingenliğin kendilerini yenmesine izin vermiyorlar. Allah’a cevapları; bir iman eylemidir, sevinçten önce zorluğu tecrübe eden bir itaattir.

Aziz Pavlus da yaşamına İsa’yı kabul ederek Allah’a itaat etmeye çağrıldığını bilmektedir. Bunu yaparak da böyle bir itaatin lütuf olduğunu, büyük armağan, yeni ve gerçek yaşam olduğunu tecrübe etti. İncil içimizde gerçek insanlığı, sevinç ve barış tamlığını büyütür. İnsanların arasındaki birliği kurar ve başka türlü tanımayacakları bir güç ve bir sevinç tecrübe ettirir. Bu sebepten aziz Pavlus, herkese İsa’ya imanı, hatta imana itaati bildirmeye kararlılıkla kendini adıyor: Bunu kabul edenlerin kendisine şükran duyacaklarından, Allah’ın da kendisini mükafatlandıracağından emindir! Çünkü her kim Rab İsa’yı kabul ederse Baba’nın şanı olur! Gerçekten de kim İsa’yı kabul ediyorsa, Kutsal Ruh’un aracılığıyla Allah’ın mabedi, barış ve af kaynağı, insanların karşılaşacağı yer olur!

Kim İsa’yı kabul ediyorsa, Meryem ve Yusuf gibi insanlığın yeni nesli olur. O, her şeyin kolay olacağının sözünü almaz, tersine ret edilmenin acısını, psikolojik ve ahlaki sıkıntısını, ekonomik zorluğunu çekecektir, ama tüm bunları ebedi yaşam ve karşılıksız sevgi kaynağı olan İsa’ya tanıklık olarak yaşayacaktır. Sevincini kimse yok edemeyecektir!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Noel’e Hazırlık Devresi 3. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

11/12/2022 – NOEL BAYRAMINA HAZIRLIK DEVRESİ -3. Pazar Günü – A

1. Okuma Yeşaya 35,1-6.8.10 Mezmur 145 2. Okuma Yakup 5,7-10 İncil Mt 11,2-11

İsa’nın kendisinden önce gelen için, Yahya için, söylediği söz, dikkatimizi çekiyor: “Kadından doğanlar arasında, Vaftizci Yahya’dan üstün olanı ortaya çıkmamıştır, ama bununla birlikte Göklerin Ülkesinde en küçük olan, ondan üstündür”. Yahya’ya yöneltilen övgü, bir insan için söylenebilecek en üstün övgüdür: Kimse ondan büyük olamaz, insanların “Büyük” diye hitap ettikleri kişiler bile. Fakat normal gördüklerimizle karşılaştıramayacağımız değerler vardır: Bunlar, Göklerin Ülkesindeki büyüklüklerdir! İsa acaba neyi düşünüyordu?

Giovanni di Paolo (1403–1482), Saint John the Baptist in Prison Visited by Two Disciples
Giovanni di Paolo (1403–1482), Saint John the Baptist in Prison Visited by Two Disciples

Vaftiz olan, ilahi yaşama bürünür, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adına batırılır. Vaftiz olan, İsa’nın Kendisinin ölümünün ve dirilişinin gizemine daldırılmıştır: Bu, yeni ve bu dünyanın insanları için tanınmayan bir büyüklüktür, Allah’ın büyüklüğüdür! Yahya, İsa’nın kral olduğu göklerin hükümranlığına insanları hazırlamak için bir tövbe vaftizi ediyordu. Fakat o, bu hükümranlığa giremedi, İsa’nın öğrencileri tarafından Paskalya gizemine katılmak için vaftiz edilemedi, Mesih’in Bedeni ve Kanı ile beslenemedi. Bu sözlerle İsa, kesinlikle Yahya’yı küçük düşürmek istemedi, o mutlaka göklerdeki azizlerin arasındadır; sadece öğrencileri olma arzusunu bizde uyandırmak istedi.

Yahya hapistedir; bunun sebebi, herkese, güçlüler dahil, Allah’ın Sözünü hatırlatmak istemesiydi. O, Mesih’i müjdelediğini biliyordu, ama O’nda Kendisinden beklenen işaretleri göremiyordu. Bu sebepten emin olmak isteyerek öğrencilerini İsa’ya yolladı.

İsa’nın cevabı çok güzeldir. O ne evet ne de hayır diyor: Gözlerinle bak ve göreceksin; yaptıklarıma bak ve peygamberlerin müjdeledikleriyle karşılaştır. O zaman kendin benim kim olduğumu söyleyebileceksin. Yahya peygamberlerin sözlerini biliyordu, Allah’ın Hizmetkarının körlerin gözlerini açacağını, dilsizleri konuşturacağını biliyordu; onun günlerinde topalın koşacağını ve felçlinin ayağa kalkacağını da biliyordu. Peygamberler bu hayret edici şeyleri bildirmişlerdi ve işte, şimdi bunlar İsa vasıtasıyla gerçekleşiyor. O’nun kimliğini tanımak zor değil!

Yazılar ve eylemler çakışıyorlar; bu, tüm olayları ve zamanları doğru bir şekilde anlamak için yardımcı olur. Bununla İsa’nın Kutsal Yazıları tanımaya verdiği önemi anlıyoruz. Onlara karşı büyük bir sevgi beslersek, Allah’a ve O’nun Oğlu’na beslenen aynı sevgiyi, gerçekleşen olayları daha kolaylıkla anlayabileceğiz ve dünyadaki hizmetimiz daha verimli olacak!

Aziz Yakup mektubunda bize seçmeyi bilme örneğini vermektedir: Allah’ın Sözlerinin gerçekleşmesi gecikmektedir, insan Oğlu’nun gelmesi gecikmektedir. Ne yapalım? Peygamberlere bakalım: Onlar, “sabır ve dayanma örneğidirler”, bu sebepten biz de sabrımızı canlandıralım. Doğada gerçekleşenlerden bile örnek alabiliriz: Çiftçi, ektiği andan ekin zamanına kadar uzun zaman için sabrediyor. Sözünü ekip yaşamımızı dualarla donatan bizler de, aynen sabırlı olalım, birbirimizden şikayet ederek Rab’bin hükmünden önce gelmeyelim! Sevinci uyanık tutalım, çünkü Allah’ın Sözleri gerçekleşecektir: “Cesaret! Korkmayın, işte Allah’ınız… O sizi kurtarmaya gelmektedir”.

Vaftizci Yahya’nın yorgunluğu ödüllendirilecektir, şüphesi artık çözüldü: İsa, Gelmesi Gereken, Gelen ve Gelecek Olan’dır! Artık beklemek gerekmiyor: Başka kimsenin gelmesi gerekmiyor. O’nun Hükümranlığını inşa etmek, bununla dünyayı cennete değiştirmek üzere O’na katılalım!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

S. e. Mons. Massimiliano PALINURO’NUN episkoposluk takdisinin I. yıldönümü 7 Aralık 2022, saat 18.00’de St. Esprit Katedrali’nde Şükran Ayini ile kutlanacak.

Geçen yıl, Meryem’in Lekesiz Var Oluşu Yortusu’nun arifesi olan 7 Aralık 2021 akşamı, Episkoposumuz, İstanbul Havarisel Vekili Mgr. Massimiliano PALINURO’nun episkoposluk takdisi gerçekleşti.
Episkopos PALINURO, bu akşam, 7 Aralık 2022, saat 18:00’de, episkoposluk takdisinin birinci yıldönümü vesilesiyle Saint-Esprit Katedrali’nde düzenlenecek olan Kutsal Şükran Ayinine riyaset edecektir. Şükran duasında ona katılmaya davet ediliyoruz. Rab, Lekesiz Meryem Ana’nın şefaati aracılığıyla ona lütuf ve sağlık versin ve kendisine emanet edilen imanlılara rehberlik ederek hizmetinde uzun süre kalmasını sağlasın.

Noel’e Hazırlık Devresi 2. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

04/12/2022 – NOEL BAYRAMINA HAZIRLIK DEVRESİ –

2. Pazar Günü – A

1. Okuma Yeşaya 11,1-10 Mezmur 72 (71) 2. Okuma Rom. 15,4-9 İncil Mt. 3,1-12

Yahya’nın sözleri, peygamber Yeşaya’nın en güzel ve ümit dolu sayfalarından birinin bugün okuduğumuz sözleriyle aydınlanıp tamamlanıyorlar. O, Rab’bin Ruh’uyla yaşayacak ve o Ruhu dünyaya getirerek verimli olması ve yenilenmesini sağlayacak Olanın gelişini müjdeliyor.

Pieter Brueghel the Younger (1564–1638), Saint John the Baptist Preaching to the Masses in the Wilderness
Pieter Brueghel the Younger (1564–1638), Saint John the Baptist Preaching to the Masses in the Wilderness

Biz öğrenmek, tavsiye ve yaşam örneği almak için O’na bakacağız. O’nun hükümleri güvenli ve sabittir, bu sebepten O’ndan iyiyi ve kötüyü ayırmayı öğreneceğiz. Sözü, emindir. Onu saklayanları koruyor. O, dinlenip itaat edildiğinde tüm insanların rüyalarını gerçekleşecektir, barış, birlik, paylaşma rüyalarını!

Peygamber bunu çok anlamlı tasvirlerle söylemekte: Vahşi hayvanlar artık kimseyi korkutmayacak, aralarında anlaşacaklardır: Kurt ve kuzu, inek ve ayı, yılan ve bebek, panter ve keçi tehlike ve düşmanlık, korku ve ölüm anlamına gelmeyecektir. Müjdelenen, bizimle birlikte olunca her şey değişecektir. Şimdi şiddetli, kavgacı olanlar, kandıranlar, yalancılar acı çektiriyorlar ve insanın uyanık olmasına, şüphe etmesine, huzursuz ve korkulu olmasına sebep olmaktadırlar, ama O, Rab, gelince, tüm bu durumlar değişecektir. O zaman düşmanlıktan işgal edilen yüreklere barış ve antlaşma arzusu gelecektir, bu da herkes için sevinç ve teselli sebebi olacaktır.

Yapılan peygamberlik doğrudur; o halde Rab’bin Ruh’unu getireni karşılamaya hazırlanmak gerekiyor! Vaftizci Yahya bu hazırlığı başlatmakta. O bir peygamber gibi giyinip sadece ihtiyaç için besleniyor ve bununla insanların dikkatini çekiyor. Yolculuk edenler çölden geçiyorlar ve onlarla karşılaşmak için Yahya çöle gidiyor, bu şekilde sözlerinin ve çağrılarının çok yere ve şehre ulaşmasını sağlıyor. Onun yorgunluğu Allah’a itaat olduğu için karşılığını alıyor: Büyük bir kalabalık mesajını kabul etmek ve yüreklerinde tövbe etmek için geliyor. Tövbe günahlarını itiraf ettiklerinde gerçekleşiyor: Kendi egoizmlerimizi ve itaatsizliklerimizi doğrulamaya devam ederek Allah tarafından Gönderilmiş Olan’ı kabul edemeyiz. Yüreğimiz ve aklımız hür, bedenimiz ölçülülük ve ılımlılık ile hazır olmalıdırlar. Gelecek Olan haçımızı taşımamızı bizden dileyecektir: Acı çekmeye de hazır olmamız gerekecektir.

Kendisine sadece merak için gelenlere, düşüncelerini değiştirme, Allah’ın antlaşmasına karşı yaptıkları sadakatsizlikleri tanıma arzusu olmayanlara, Yahya şöyle diyor: “Engerek soyu!”.

Kim tövbeye, Allah’ın Göndermiş olduğu Kişi’ye ihtiyaç duymuyorsa; kim başkalarını yargılayabileceğini düşünüyorsa, tehlikeli kişidir. Bu insanlardan kaçınmak gerekmektedir, çünkü onlara yılanlara güvenemediğin gibi güvenemezsin.

Bu davranışları başkalarında aramayacağız, sadece onların içimizde olmamalarına dikkat edeceğiz! Rab İsa’dan O’nun duygularını, iyilik, hoşgörü, sadakat, merhamet ve Allah’a övgü olan o duygularını öğrenmeye çalışacağız.

Havari Pavlus da, Romalılara yazarak bize bunu tavsiye ediyor. Ayrıca o, Allah’ın büyük armağanları olan Kutsal Yazıların değerini anlamamıza yardımcı oluyor. Kutsal Yazıları okuyarak Rab’bimizi tanıyoruz, bilgelikte büyüyoruz, teselli edilerek imanda güçleniyoruz. Kutsal Yazılarla beslenerek ümidimizi ve sevgimizi besleriz, çünkü bunlarsız yaşam tadını kaybediyor, arzu yok oluyor, irade zayıflıyor. Kutsal Yazıları sevelim, devamlılıkla onları arayalım!

Kutsal Yazılar sayesinde ”aynı düşüncede” olmamız için ve Mesih’in bizi kabul ettiği gibi, Allah’ın yüceliği için bizim de birbirimizi kabul edebilmemiz için güç bulacağız. Çünkü diyorum ki Mesih, Allah’ın güvenilir olduğunu göstermek için Yahudilerin hizmetkarı oldu. Öyleyse İsa şanınıyla gelince, hazır olacağız! O, Kendisine ait kişiler olarak bizi tanıyacaktır. Fakat İsa’nın gelişini çok uzakta olacakmış gibi beklemeyelim! Bu seneki Noel, şimdiden İsa’nın tekrar gelmesinin işareti ve gizemidir. Hemen Yahya’ya itaat etmeye, yeni duyguları, bu dünyadan değil, sadece Kurtarıcımıza olan samimiyetten gelen o duyguları beslemeye başlayalım!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

OLAĞAN DEVRE XXXIV. CUMARTESİ

İncil: Luka 21,34-36

“Kendinize dikkat edin! Yürekleriniz sefahat, sarhoşluk ve bu yaşamın kaygılarıyla ağırlaşmasın. O gün, üzerinize bir tuzak gibi aniden inmesin. Çünkü o gün bütün yeryüzünde yaşayan herkesin üzerine gelecektir. Her an uyanık kalın, gerçekleşmek üzere olan bütün bu olaylardan kurtulabilmek ve İnsanoğlu’nun önünde durabilmek için dua edin.”

Noel’e Hazırlık Devresi 1. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

27/11/2022-NOEL BAYRAMINA HAZIRLIK DEVRESİ 1. Pazar Günü – A –

1.Okuma: Yeşaya 2,1-5 Mezmur 121/122 2.Okuma: Romalılara 13,11-14 İncil: Matta 24,37-44

Gelin, Rabbin dağına çıkalım, Yakup’un Allah’ının mabedine gidelim, çünkü izinde yürümemiz için bize yollarını gösterecektir”. Yeni bir litürjik yıla, yani Kilise yılına başlamak, Rab’bin dağına çıkmaya başlamak gibidir: İnsanların yaşamında daha önce gösterilmiş olan Allah ile karşılaşılabilecek o dağa. Gerçekten de O, Yakup’la yaptığı gibi, Kendini insanlara, Baba ve dost, koruyucu ve eğitmen olarak tanıtmak için antlaşmalar yaptı. Biz O’nunla karşılaşmak ve öğretilerini kabullenmek için yola çıkıyoruz.

Evgeniy Viktorovich Vuchetich (1908-1974), Let Us Beat Our Swords into Plowshares
Evgeniy Viktorovich Vuchetich (1908-1974), Let Us Beat Our Swords into Plowshares

O’nu bulacağımızdan emin olduğumuz o yollara çıkıyoruz, yani Kendisinin peygamberler aracılığıyla, özellikle de İsa aracılığıyla gösterdiği o yollara çıkıyoruz. Eminiz ki Allah’ın yolları güvenlidir ve en iyileridir, orada insanlığımız şahsen ve ulusça tam olarak gerçekleşir. Her sene baştan başladığımız bu yolda, bekleyişin, dinlemenin, O’nu tanımanın ve sevgisine dalarak O’nu kabul etmenin ve O’nu sunmanın değişik duraklarını yaşayacağız! Bunlar, Noel Bayramına Hazırlık, Noel, Paskalya’ya Hazırlık, Paskalya ve Pentekost durakları ve misyonumuzu gerçekleştirmek için armağan olarak aldığımız kalan zamanlardır. Bu durakları yeni bir şekilde, yaşamımızı etkileyen yeni tecrübelerle zenginleşmiş olarak yaşayacağız.

Allah bizi dünyaya, onu değiştirmek için yolladı. Dünyayı daima savaşlar ve çatışmalarla dolu görüyoruz, bunlar onu korkutucu, acılı ve ölümlü bir şekle sokuyorlar. Allah onu yaratırken amacı bu değildi, bu sebepten işte görevimiz budur: “kılıçlarından sabanlar, mızraklarından oraklar” yapmaktır öyle ki yeryüzü barış ile kaplansın.

Rab’bin yolunu kat etme arzusundayız, ama bu kendi huzurumuzu bulmak için değil, dünyayı Baba’nın sevgisine ve Oğlu’nun itaatine daldırmak için olsun. Biz dünyayı kısa veya uzun zamanda değiştirebileceğimize dair kendimizi kandırmayalım. Bizzat bizler, bize kılıçla davrananlar için gücenmeleri iyi düşüncelere, kutsama arzularına ve duaya değiştirmek için çokça zorlanıyoruz. Allah’a olan sevgimiz ve imanlı itaatimizle birkaç kişinin aynı ışığa ve sevgiye kapılmasına yardım edebiliyoruz.

İnsanların dikkatleri kendi işleri ve maddi ihtiyaçlarından bozuluyor, onlar bir gün bu dünyayı bırakacaklarını düşünmüyorlar. Bu unutkanlıkları onları yüzeysel ve zayıf, daha da kötüsü zamanları ayırt edemez kılıyor. Aynen dün, bana bir metre toprağını aldıkları için hissettiği kini anlatan doksan yaşındaki adam gibi. O kişi hissettiği kinin elinde kalan arsadan zevk almasını önlediğini görmüyor ve her şeyini bırakıp öldüğünde Allah’ın hizmetkarlarının mutluluğuna erişmesini engellediğini anlamıyor!

Aziz Pavlus bunun için uykudan uyanmamızı tavsiye ediyor: Bu uyku, güzel ve acı olayları ve şeyleri, Allah’ın ışığında görmemizi önleyen, O’na giden yolda yürümemizi engellen bir uykudur. Bu sebepten havari, “Çılgınca eğlencelere ve sarhoşluğa, ahlaksızlığa ve sefahate, çekişmeye ve kıskançlığa kapılmamamızı” tavsiye ediyor! İsa, tüm hayatımızı emanet etmemiz gereken kıyafettir: O’nun sözü ve sevgisi, dünyanın bize güzel ve geçerli gösterdiği tüm eğlencelerden daha güvenli hayattır. Dünyevi arzular kıskançlık ve anlaşmazlık yaratıyorlar, Rab’bin Sözü ise ahenk, düzen ve kardeşlik birliği sağlar.

Vaftizci Yahya güçlü ve emin şekilde herkese yeni bir hayat yönelmesini teklif ediyor. Bunu özellikle kendi vicdan ve Allah’ın önünde dürüst sayan kişilere teklif ediyor. Fakat Allah’ın önünde kim dürüst çıkabilir? Düşündüğümüz değil, İsa’nın gösterdiği, Sevgi olan o Allah’ın önünde hiç bir zaman dürüst çıkamıyoruz. Acı çeken insanlara ulaşmak için, zayıflıkları ve yoksullukları kaldırmak için, sevgi daima gerçekleştirmek gereken yeni adımları bulmaktadır. Ve de Aziz Yuhanna şöyle diyor: ”Göklerin hükümranlığı yakındır”. Buçekici bir haberdir: Bu Hükümranlığı gerçekleştirmek için, gökten gelen Kral’ı izlemek için, yeni bir yaşama şeklini sahipleneceğiz. Bu Kralı karşılamak isteyip yüreğimizi hazırlıyoruz!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

OLAĞAN DEVRE XXXIV. CUMA

İncil: Luka 21, 29-33

İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: “İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın. Bunların yapraklandığını gördüğünüz zaman yaz mevsiminin yakın olduğunu kendiliğinizden anlarsınız. Aynı şekilde, bu olayların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, Allah’ın Egemenliği yakındır. Size doğrusunu söyleyeyim, bütün bunlar olmadan, bu kuşak ortadan kalkmayacak. Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.

OLAĞAN DEVRE XXXIV. PERŞEMBE

İncil: Luka 21,  20-28

“Yeruşalim’in ordular tarafından kuşatıldığını görünce bilin ki, kentin yıkılacağı zaman yaklaşmıştır. O zaman Yahudiye’de bulunanlar dağlara kaçsın, kentte olanlar dışarı çıksın, kırdakiler kente dönmesin. Çünkü o günler, yazılmış olanların tümünün gerçekleşeceği ceza günleridir. O günlerde gebe olan, çocuk emziren kadınların vay haline! Çünkü ülke büyük sıkıntıya düşecek ve bu halk gazaba uğrayacaktır. Kılıçtan geçirilecek, tutsak olarak bütün uluslar arasına sürülecekler. Yeruşalim, öteki ulusların dönemleri tamamlanıncaya dek onların ayakları altında çiğnenecektir.

“Güneşte, ayda ve yıldızlarda belirtiler görülecek. Yeryüzünde uluslar denizin ve dalgaların uğultusundan şaşkına dönecek, dehşete düşecekler. Dünyanın üzerine gelecek felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göksel güçler sarsılacak. O zaman İnsanoğlu’nun bulut içinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler. Bu olaylar gerçekleşmeye başlayınca doğrulun ve başlarınızı kaldırın. Çünkü kurtuluşunuz yakın demektir.”

OLAĞAN DEVRE XXXIV. ÇARŞAMBA

İncil: Luka, 21, 12-19

“Ama bütün bu olaylardan önce sizi yakalayıp zulmedecekler. Sizi havralara teslim edecek, zindanlara atacaklar. Benim adımdan ötürü kralların, valilerin önüne çıkarılacaksınız. Buna göre kendinizi nasıl savunacağınızı önceden düşünmemekte kararlı olun. Çünkü ben size öyle bir konuşma yeteneği, öyle bir bilgelik vereceğim ki, size karşı çıkanların hiçbiri buna karşı direnemeyecek, bir şey diyemeyecek. Anne babanız, kardeşleriniz, akraba ve dostlarınız bile sizi ele verecek ve bazılarınızı öldürtecekler. Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek. Ne var ki, başınızdaki saçlardan bir tel bile yok olmayacaktır Dayanmakla canlarınızı kazanacaksınız.

OLAĞAN DEVRE XXXIV. SALI

İncil: Luka 21, 5-11

Bazı kişiler tapınağın nasıl güzel taşlar ve adaklarla süslenmiş olduğundan söz edince İsa, “Burada gördüklerinize gelince, öyle günler gelecek ki, taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!” dedi. Onlar da, “Peki, öğretmenimiz, bu dediklerin ne zaman olacak? Bunların

gerçekleşmek üzere olduğunu gösteren belirti ne olacak?” diye sordular.

İsa, “Sakın sizi saptırmasınlar” dedi. “Birçokları, ‘Ben O’yum’ ve ‘Zaman yaklaştı’ diyerek benim adımla gelecekler. Onların ardından gitmeyin. Savaş ve isyan haberleri duyunca telaşlanmayın. Önce bunların olması gerek, ama son hemen gelmeyecek.”

Sonra onlara şöyle dedi: “Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak. Şiddetli depremler, yer yer kıtlıklar ve salgın hastalıklar, korkunç olaylar ve gökte olağanüstü belirtiler olacak.”

OLAĞAN DEVRE XXXIV. PAZARTESİ

İncil: Luka 21, 1-4

İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü. Yoksul bir dul kadının oraya iki bakır para attığını görünce, “Size gerçeği söyleyeyim” dedi, “Bu yoksul dul kadın herkesten daha çok verdi. Çünkü bunların hepsi kutuya, zenginliklerinden artanı attılar. Bu kadın ise yoksulluğuna karşın, geçinmek için elinde ne varsa hepsini verdi.”

KRAL OLAN MESİH’İN BAYRAMI OLAĞAN DEVRE XXXIV. PAZAR

C Yılı: Luka 23, 35-43

Halk orada durmuş, olanları seyrediyordu. Yöneticiler İsa’yla alay ederek, “Başkalarını kurtardı; eğer Allah’ın Mesihi, Allah’ın seçtiği O ise, kendini de kurtarsın” diyorlardı.

Askerler de yaklaşıp İsa’yla eğlendiler. O’na ekşi şarap sunarak, “Sen Yahudiler’in Kralı’ysan, kurtar kendini!” dediler. Başının üzerinde şu yafta vardı:

YAHUDİLER’İN KRALI BUDUR

Çarmıha asılan suçlulardan biri, “Sen Mesih değil misin? Haydi, kendini de bizi de kurtar!” diye küfür etti. Ne var ki, öbür suçlu onu azarladı. “Sende Allah korkusu da mı yok?” diye karşılık verdi. “Sen de aynı cezayı çekiyorsun. Nitekim biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Oysa bu adam hiçbir kötülük yapmadı.”

Sonra, “Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an” dedi.

İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.

OLAĞAN DEVRE XXXIII. CUMARTESİ

İncil: Luka 20, 27-40

Ölümden sonra dirilişi yadsıyan Sadukiler’den bazıları İsa’ya gelip şunu sordular: “Öğretmenimiz, Musa yazılarında bize şöyle buyurmuştur: ‘Eğer bir adamın evli kardeşi çocuksuz ölürse, adam ölenin karısını alıp soyunu sürdürsün.’ Yedi kardeş vardı. Birincisi kendine bir eş aldı, ama çocuksuz öldü. İkincisi de, üçüncüsü de kadını aldı; böylece kardeşlerin yedisi de çocuk bırakmadan öldü. Son olarak kadın da öldü.

Buna göre, diriliş günü kadın bunlardan hangisinin karısı olacak? Çünkü yedisi de onunla evlendi.”

İsa onlara şöyle dedi: “Bu çağın insanları evlenip evlendirilirler. Ama gelecek çağa ve ölülerin dirilişine erişmeye layık görülenler ne evlenir, ne evlendirilir. Bir daha ölmeleri de söz konusu değildir. Çünkü meleklere benzerler ve dirilişin çocukları olarak Allah’ın çocuklarıdırlar.

Musa bile alevlenen çalıyla ilgili bölümde Rab için, ‘İbrahim’in Allah’ı, İshak’ın Allah’ı ve Yakup’un Allah’ı’ deyimini kullanarak ölülerin dirileceğine işaret etmişti. Allah ölülerin değil, dirilerin Allah’ı’dır. Çünkü O’na göre bütün insanlar yaşamaktadır.” Artık O’na başka soru sormaya cesaret edemeyen din bilginlerinden bazıları, “Öğretmenimiz, güzel konuştun” dediler.

Olağan devre – 34. Pazar Günü, Mesih İsa Evrenin Kralı Bayramı – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

20/11/2022 – Mesih İsa Evrenin Kralı Bayramı – C

1. Okuma 2 Sam. 5,1-3 Mezmur 121 2.Okuma Kol. 1,12-20 İncil Luka 23, 35-43

Bugünkü okumalar, “hükümranlık” sözcüğünü öne çıkartmaktadır. Davut’un hükümranlığını incelemeye başlıyoruz, sonradan da Mesih’in ve Allah’ın hükümranlığına dikkatimiz çekiliyor. Davut, “Rab’bin önünde” kral olarak meshediliyor. Kral olarak halk için Allah’ın hizmetinde olduğunu hiç unutmamalı: O halde ne kendi faydası ne de zenginleri ve günahkarları sevindirmek için kanunlar yapamayacaktır.

Tiziano (1490–1576), Christ and the Good Thief
Tiziano (1490–1576), Christ and the Good Thief

Allah’ın hizmetinde olan kral, daima O’nun emirlerini gözünün önünde tutacak, aksi halde halkı karışıklığa, düzensizliğe, bozguna uğratacaktır. İnsanın hükümranlığı, Allah’ın hükümranlığının yansıması olmalıdır: İnsanların itaat etmesi gereken sadece O’dur. Zaten Davut ve onu meshedenler bu iyi niyetle başlıyorlar. Ama Davut bir insandır ve insan ayartılabilir: Bu denenmeyi atlatabilecek mi? Maalesef, ‘hayır’ dememiz gerekiyor.

Bütün ayartmaların üstesinden ancak ve ancak ilahi sözü gerçekleştiren, ebediyen kalacak hükümranlığa sahip, Oğul olarak çağrılacak Olan’dır. Evet, İsa denenmeleri yenecek, ilk önce çöldeki ıssızlıkta ve çeşitli zor dorumlarda, sonra da kesin bir şekilde haçta denenmeyi yenecektir!

O’nunla alay eden askerler şöyle diyorlardı: “Sen Yahudilerin kralı isen, kendini kurtar!” “Kendini kurtar!”; bunu O’na herkes söylüyor: Başkanlar, askerler, diğer mahkumlar… Bu egoizmlerini gösteren tüm insanların davranışıdır: Kendilerini kurtarmak! İnsanlar kendilerini kurtarmak için başkalarına acı çektirmeye, hatta şeytana itaat etmeye bile hazır olabilirler. Bu, insanların kral hakkındaki düşünceleridir: Kral, kendini kurtaran biridir. Gerçekten biz de hükmedenlerin ve güçlü pozisyonda olanların her şeyden önce kendilerini düşündüğünü görürüz.

Haçta acı çeken İsa, gelen teklifleri küfür gibi duymakta. O, başkalarını kurtarmak için, bizleri egoizmden ve meyvelerinden kurtarmak için haça gerildi. Bu sebepten biz O’nu Kral olarak çağırmaktan mutluyuz, O’na sevinçle ve sevgiyle itaat ederiz.

Bizler haça İsa ile gerilen iyi hayduda katılıyoruz. O, İsa’nın mucizelerini görmemiş olmasına rağmen, İsa’nın sessizlikte kendini kurtarma denemesini reddetmekte olan İsa’yı sevmeye başladı.

Bizler de haydut gibi İsa’ya şöyle diyoruz: “İsa, hükümranlığına kavuşunca beni hatırla!”. Biz O’nun krallığından şüphe etmiyoruz: O, aramızda, Allah’ın otoritesini temsil ediyor, çünkü Allah’ın sevgisiyle hepimize ulaşıyor. Haç üzerinde insani ve geçici bir hükümranlığın şanını görmüyoruz, fakat çehresinde hiçbir zaman görmediğimiz ama hep hayal ettiğimiz sevgiyi görebiliyoruz.

O, haydut gibi ayartmalar tarafından yenilmiş bizleri hatırlamaktadır. O haydut İsa’ya şöyle diyemezdi: Beni hatırla, çünkü seni takip ettim, çünkü seni dinledim ve itaat ettim. İsa’ya sadece şöyle diyebilirdi: Beni hatırla, çünkü muhtacım, gerçekten sevmeyi hiçbir zaman becermedim, başkalarına acı çektirme pahasına daima istediklerimi elde etmeye ve kendimi kurtarmaya çalıştım. Beni kimsenin beklemediği ebediyete yanımda getirecek hiçbir şeyim yok, ama sen beni hatırla. Ellerim boş, yüreğimde sadece kötü hatıraları saklayan beni hatırla.

Peki ya İsa? İsa gerçek bir kral gibi dinliyor. Bir kral gibi en güzel şeyleri vereceğine söz veriyor. İsa bu vaat sayesinde güzel olmaktadır: “Gerçekten sana söylüyorum, bugün benimle birlikte cennette olacaksın!”.

İsa kendini kurtarmıyor, düşüncemizden öte bir ümit vererek bizleri kurtarıyor. Ve çehresi en güzel çehre oluyor. Bu anda İsa’dan daha sevimli, daha ‘kral’ biri olamaz. Tacı kanlı ve dikenli olsa da! Bu anda İsa, göğün kapısıdır; en güzel ve en sürekli hükümranlığı bize açıyor: Allah’ımızın ve Baba’mızın hükümranlığını! Teşekkürler, Rab’bimiz İsa!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
konya@cinquepani.it

Olağan devre – 34. Pazar Günü, Mesih İsa Evrenin Kralı Bayramı – C


Tiziano (1490–1576), Christ and the Good Thief
Tiziano (1490–1576), Christ and the Good Thief

34th Sunday of Ordinary Time, Solemnity of our Lord Jesus Christ King of the Universe – C

34ème Dimanche du Temps Ordinaire, Notre Seigneur Jésus Christ Roi de l’Univers – C

34ª Domenica del Tempo Ordinario, Nostro Signore Gesù Cristo Rica ederim dell’Universo – C


Meditasyon


CET BAŞKANI S.E. MONS. MARTIN KMETEC OFMConv. 13 KASIM TERÖR SALDIRISI NEDENİYLE TAZİYE DİLEDİ

Mons. Kmetec, taziye mesajında “13 Kasım 2022 Pazar günü İstanbul İstiklal Caddesi’nde meydana gelen ve en az altı kişinin hayatını kaybettiği, 81 kişinin de yaralandığı bombalı saldırının dehşet verici haberi tüm halkımızı derinden üzdü. Tüm Türkiye Episkoposları ve Hıristiyan Cemaati adına değerli canların kaybından dolayı kederli ailelere en derinden başsağlığı diliyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz” dedi.

Monsenyör Kmetec, “Allah, yolundan sapmış, başkalarına acı ve ıstırap veren herkesin kalplerini değiştirsin, barış için yaşamalarını ve çalışmalarını sağlasın” dileklerini ifade etti.