Kutsal Kitab’ın Okunması
İlahi Merhamet Günü
«Sekiz gün sonra» İsa yeniden aralarında beliriyor. İsa neden sekiz gün bekliyor? Bunu tahmin edebiliriz: Bu ikinci karşılaşmadan sonra öğrenciler her sekiz günde bir, yani her hafta, bundan böyle “Rab’bin günü” = Dominika dies (bizde: Pazar günü) adlandırdıkları günde bir araya gelmeye sadık kaldılar!
Böylece İsa’nın Kendisi Rab’bin gününün ve Hristiyanların bu günde bir araya gelmesinin geleneğini başlattı. Onlar, bunun kendi seçimleri değil, Rab’lerinin açık isteği ve daveti olduğunun bilincindeydiler. Pazar günü Ayine gidenler, sadece Kilise’nin çobanlarının bir talimatını yerine getirmekle kalmayıp, Rab İsa’nın bir arzusunu yerine getirdiklerini bilirler. Yüzyıllar boyunca, İsa’ya olan bu “itaat”, müminler tarafından bir mecburiyet olarak algılandı ve bu, onların, kendileri için ölmüş ve dirilmiş Olan’a bir sevgi eylemi yaşadıklarının bilincini ve bu eylemin neşeli niteliğini ortadan kaldırdı. Bu kutsal alışkanlığın talimatının İsa’nın Kendisi tarafından verildiğini bilenler, evet, onu bir yükümlülük olarak da yaşayabilirler, fakat aynı zamanda, bizi çeken her sevgi eylemi gibi, özgür bir yükümlülük olarak. Kilise çobanları deneyimlerinden, düzenli olmayanlarda imanın ve kardeşçe birliğin, ve onların birlikte tanıklık etme yeteneğinin de zayıfladığını gördüler: bunun için, bu günün kutlanmasının Hristiyan yaşamı için gerekli olduğunu öğretmekte ısrar ettiler.

Havarilerin İşleri kitabındaki bugünkü kısa metin, İsa’nın dirilişinden ve Kutsal Ruh’u aldıktan sonra, İsa’nın öğrencilerinin hayatının nasıl değiştiğini bize gösteriyor. Yeni alışkanlıkları kendilerine kabul ettirmektedirler. «Havarilerin öğretisinde ve paydaşlıkta, ekmeği bölmede ve dualarda sebat ediyorlardı»: Vaftiz edilmişlerdi ve bu nedenle, kazanç ve iş, zevk ve eğlenceler için endişeli alışık oldukları yaşamlarına devam etmiyorlardı. Vaftiz olmuş kişinin hayatı, içlerindeki dirilmiş İsa’nın varlığından hareketle başlar. Bu sırayla sıralanan dört eylem, imanlıların arzuladığı ve gerçekleştirdiği yeni uğraşlardır. Bunları yaşamak için sık sık bir araya gelmeleri gerekiyordu!
Havarilerin öğretilerini dinlemek, imanların zihniyetini ve vicdanını şekillendirir. Ortak bir düşünce biçimi olmasaydı, “birlik” içinde yaşamak imkansız olurdu. Ve de birlik içinde yaşamak, sevinçleri ve acıları paylaşmak için bir arada bulunmak, deneyimleri ve maddi varlıkları da paylaşmak için zamanları ayırmak, kardeşler, Baba’nın çocukları olarak birbirimizi tanımak için gerekli olan bir sevinçtir. Birlik ve paylaşım, İsa’nın Sözüne itaatle tamamlanır: «Beni anmak için bunu yapın». Aralarında yaşam ekmeğini, Mesih’in Bedenini bölerler. Bu, onları sonsuzluğa hazırlayan birliklerinin en güçlü anıdır! Bu an boyunca birlikte Rab’bi övmeye, Baba’ya dua etmeye başlarlar ve sonra, diğer anlarda ve zamanlarda da, duaya devam ederler.
Sekizinci gün, dostlarına ve kardeşlerine güvenmeyen öğrenci Tomas’ın da hazır bulunduğu gündür. Ve İsa, onu görür görmez, tam da ona seslenir. İmanı olmayanlara özgü kasvetli yüzü, Rab’bin merhametini çeker; Rab, onun isteklerine boyun eğerek, parmaklarının ve elinin Kendisine dokunmasına izin verir. Bu sınırsız merhameti gören Tomas, gururunu yenerek alçakgönüllülükle İsa’yı «Rab» ve «Allah» olarak çağırır. İmana ulaşmıştır. Artık o da diğer havarilerin sekiz gün önce aldıkları armağanların tadını çıkarmaya başlayabilir. Yoluna huzur girer, diğer On Havari’nin Peder’den aldığı aynı göreve katılır ve Allah’tan af dileyenleri bağışlamaya uygun kılan kutsal Esinini alır.
Ona karşı Rab’bin hafif bir azarı kalır; Rab, onun gibi davranmayanları kutsar: «Görmeden iman edenlere ne mutlu!». Petrus bu sözleri uzun süre hatırladı ve bunlar hafızasına kazındı. Mektubunda, İsa’yı hiç görme ve işitme fırsatı bulamamış, ama yine de, kim bilir neden, O’na iman eden, O’nun Rab ve Allah olduğuna iman eden Hristiyanlar için bu sözleri tekrarlar! Petrus’un kendisi de, Tomas gibi, gördükten sonra iman etmişti. Bu nedenle, İsa’yı görmeden O’na iman etmemize şaşırmaktadır. Bu, Baba’nın büyük bir armağanıdır! İmanımızı ve bize pek çok şekilde merhamet gösteren O’na olan sevgi dolu yanıtımızı derinleştirmek için, Tomas’ın hayranlık dolu sözlerini söylemeye devam edeceğiz: “Rab’bim ve Allah’ım!”.
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it









