Olağan Dönem – 2. Pazar Günü – A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

Hristiyanların Birliği için Sekiz Günlük dua: ilk gün

1. Okuma Yeşaya 49,3.5-6 * Mezmur 39 * 2. Okuma 1 Korintliler 1,1-3 * İncil Yuhanna 1,29-34

Yakup’un oymaklarını canlandırmak, sağ kalan İsrailliler’i geri getirmek için kulum olman yeterli değil.

Seni uluslar için ışık da yapacağım.” Peygamber Yeşaya halka böyle sesleniyor. O, halkın Allah’ın sevdiği tek halk olmadığını, küçük ve zayıf olmasına rağmen, diğer tüm halklar için ilahi bir görev aldığını anlamasına yardımcı olmak istiyor. Bunun en bariz sonucu, İsrail halkının üyeleri, başta liderleri olmak üzere, Allah’tan aldıkları tüm Sözlere itaat etmeleri ve büyük bir alçakgönüllülükle diğer halklara karşı sevgi beslemeleri olacaktır: çünkü Allah, merhametini herkese ulaştırmak istemektedir. Aksi takdirde, bu halk kendisine verilen görevi yerine getiremeyecektir. Bu nedenle, tüm üyelerinin gerçekten kendi yüreğinin ve eylemlerinin dönüşmesi arzusunu beslemeleri gerekmektedir: dönüşmek, yani Allah’ın arzularını, planlarını, isteğini, nihayetinde merhametini içlerinde kabul etmek.

Maalesef halkın ve tapınağın kahinlerinin liderleri tarafından reddedilen İsa, kendilerine verilen görevin başkalarına verilmesi gerektiğini söylemek zorunda kalacaktır. Bildiğimiz gibi, bu başkaları, O’nun Kilisesi, O’nunla yakınlık içinde yaşayan öğrencileridir. O zamandan bu yana geçen yirmi yüzyıl boyunca, bu sözler sık sık tekrarlanmıştır: Hristiyanlarda, özellikle de Kiliselerin sorumlu üyelerinde, sürekli bir değişme arzusu, yaygın bir kutsallık arzusu uyandırmalıydılar, ancak bu her zaman gerçekleşmedi. 

Tam da bugün, dünyanın dört bir yanındaki birçok Kilise ve Hristiyan toplulukla birlikte, Baba’dan tövbe etme lütfunu elde etmek için sekiz günlük bir dua dönemine başlıyoruz. Hepimizin, İsa’nın sözleriyle bize gösterdiği isteğinden hareket ederek yeniden başlamaya sürekli ihtiyacımız var. Hepimizin herkesi sevme görevi var. Hiç kimse ayrıcalıklı değildir, ama hepimiz tüm halklara, tüm dinlerin mensuplarına, Hristiyanları bölen bütün mezheplere ve hatta Allah’ın varlığını inkar edenlere, Baba’nın İsa’nın kurbanı aracılığıyla üzerimize dökmeye devam ettiği sadakat, merhamet zenginliğini ve kutsallığı gösterme ve verme görevinle üstlenmiş oluruz.

The First Two Disciples – John 1:35-42

Bugün öncü Yahya bize İsa’dan bahsediyor: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Allah Kuzusu!” O, kurban sunağında Allah’a sunulan kuzu gibi kendi hayatını, kendi kanını sunuyor. Ve bu sevgi sayesinde, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını kazanıyor. Dünyada başka hiç kimse insanların kalplerindeki ve yaşamlarındaki günahları ortadan kaldıramaz. Günah var olduğu için, sadece başkalarınınkinde, sadece hala inanmayanların yaşamında değil de, bizim irademizde, uzuvlarımızda, düşüncelerimizde günah var olduğu için her zaman pişmanlık duyacağız.

İnanmayanlar, birliğimizin mucizesini gördüklerinde imana gelecekler. Bize egemen olan ve bizi yok eden kusurlarımıza ve günahlarımıza rağmen birbirimizi sevdiğimizi gördüklerinde, Babamız olan Allah’a iman edeceklerdir. Herkese, tüm dünyaya karşı Hristiyan olan bizlerin büyük bir misyonumuz var.

Yahya, kendisine şöyle söylendiğini aktarıyor: “Ruh’un üzerine indiğini ve üzerinde kaldığını gördüğün kişi, Kutsal Ruh’la vaftiz eden O’dur.” İsa; sadece bizim arınmamız için değil, bizim kutsallaştırılmamız için de Kendini feda Edendir. Bizi Kutsal Ruh’a, yani tek ve üçlü Allahımızın birliktelik yaşamına daldıran, O’dur. O’nun yaşamına dalmış olarak, O’nu özümseriz, O’nunla dolup taşarız, öyle ki, yaşayacağımız dünyayı değiştiririz. Baba’nın Oğul’a ve Oğul’un Baba’ya olan sevgisiyle doyduğumuzda, farkında olmadan da, bulunduğumuz her yerde onu yayacağız. Karşılaştığımız tüm insanlara, Allah’ımızın iyiliğinin, güzelliğinin, sadakatinin, bilgeliğinin ve sabrının tadını tattıracağız.

Bu görev sadece birkaç kişiye mahsus değildir. Aziz Pavlus, Korintoslu Hristiyanlara yazdığı mektupta, onlara şöyle belirtiyor: “Mesih İsa’da kutsal kılınmış ve kutsal olmaya çağrılmış… Rabbi İsa Mesih’in adını her yerde çağıran. “Kutsal olmaya çağrılmış ”, işte bizim kimliğimiz budur. Bunu unuttuğumuzda, sadece iman kardeşlerimiz için değil, tüm dünya için de skandal oluruz. Öyleyse, bugün mektubu yazan havari ve sekreteri Sostene’nin yaptığı gibi, bunu birbirimize tekrar edeceğiz. Sen kutsalsın! Sen Rabbimiz İsa Mesih’in adını çağırıyorsun: biz de Babamızın kutsallığını ortaya koymak için birbirimize yardım edeceğiz! 

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

EPİFANYA BAYRAMI 

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

I. Okuma Yeşaya 60,1-6 Mezmur 71 II. Okuma Efesliler 3,2-3.5-6 İncil Matta 2,1-12

Bugün gözümüz bir yıldıza çevrilmiş durumda, aranan, gözlemlenen, bulunan o yıldıza. Ama Yıldızbilimcilere bir yıldızın Yahudilerin Kralı’nı ortaya çıkarabileceğini kim söyledi? Ve Yahudilerin Kralı, Yahudi olmayan onlar için neden önemli? Biliyoruz: Onlar, Nuh’a gökyüzüne bakıp bulutlardaki gökkuşağını görmeyi öğreten aynı öğretmenden ders almışlardı. Nuh, gökyüzünde Allah’ın itaatine verdiği ödülü gördü, her ne kadar o, tek itaatkar olan ve herkes tarafından alay edilen kişi olsa da: “Sadece sen,” diyorlardı ona, “diğerleri gibi davran”. O diğerleri artık yok; şimdi Nuh tek yaşayan kişidir, ve hala itaatkar bir hayat sürüyor. İsrail’i lanetlemek para alan, Doğu’nun diğer bir halkından başka bir büyücü, Allah tarafından ilham edilerek kutsamaya zorlandı ve şöyle peygamberlikte bulundu: “Yakup’tan bir yıldız doğacak, İsrail’den bir asa yükselecek” (Sayılar 24,17). Allah tüm insanların Allah’ıdır, onları sever ve hepsini bir araya getirmek ister, İbrahim’in kabul ettiği vahiyi almamış olanları dahil. Tüm halklar Allah tarafından sevilir ve Allah kimseye bağlı olmadan tüm halkları kendi armağanlarıyla zenginleştirir. İbrahim’in halkına, Allah’ın onları yönlendirmek istediği ışığa diğer halkları da yaklaştırma görevini yerine getirmek ve onları barış içinde yaşayan tek bir halk olarak birleştirmek için vahiy verildi. Onlar da, diğerleri gibi, ancak asayı elinde tutan kişiyi takip ettiklerinde barışın tadını çıkarabilecekler. Bu kişi, sadece İsrail halkı tarafından değil, herkes tarafından beklenmektedir. Onlar, yıldızbilimciler, bizzat İsrail halkının asayı elinde Tutanın varlığının zamanını fark etmesine yardım edecekler, İsrail’in bilgeleri ise Kutsal Yazılar sayesinde Yıldızbilimcilere O’nun doğduğu yeri, yani O’nu nerede arayacaklarını ve bulacaklarını gösterecekler. 

Onlar gökyüzüne bakıyorlardı, ama O, yeryüzüne geliyor. O’na tüm yeryüzü ihtiyaç duyuyor. Yeryüzü, elinde asayı tutan adamlar tarafından yönetiliyor, ama onlar bu asayı kimden aldılar? Onlar bu asayı baskı yapmak, şiddet uygulamak, bencillik yapmak ve zengin olmak için kullanıyorlar: bu asayı katilden, Kabil’in elini silahlandıran kişiden aldılar. Gelmesi Gerekenin asası ise kötülükten arındırmak için kullanılacak: yeryüzünden Kayin’in ruhunu ortadan kaldıracak, herkesi kardeşler olarak birleştirecek, herkesi sevgi ve barışın Allah’ının çocukları yapacak, böylece hayatları bir şenlik haline gelecektir.

Yıldızbilimcilerin, İsrail’in Kutsal Yazılarına- bunları açıklayanların hiç ilgi göstermemelerine rağmen- itaat etmeye başladıklarında, yıldız onlara kendi itaatlerini tamamen gerçekleştirmelerine yardım ediyor. Ve böylece, büyücü Balaam’ın kehanetinde önceden görülen yıldız Olan ile gerçekten karşılaşıyorlar. 

Fakat O’nu buldukları halde bulmayı beklemiyorlardı. Hirodes’in huzuruna çıktıklarında, O’nu insanların inşa ettiği ve yaşadığı bir sarayda hayal ediyorlardı. Oysa O’nun sarayı yoksulluktur ve O, hizmetkarlar ve saraylılarla çevrili değildir, hizmet edilmesini sağlayacak bir otoritesi de yoktur ve bunu aramaz da. 

Yıldızbilimciler, bir sarayda bir krala sunulabilecek hediyeleri yanlarında getirmişlerdi. Onları yine de sunuyorlar ve onları Meryem Ana’nın elleri alıyor. Meryem Ana bu hediyeler ile ne yapacak, Yusuf ne yapacak? Onları Allah’a şükranlarını sunmak üzere Kudüs’teki tapınağa götürecekler mi? İsa’nın tapınakta göreceği, küçük birikimlerini sadaka kutusuna boşaltan fakir dul kadının yaptığını mı yapacaklar?

Ve Yıldızbilimciler için, Çocuğa altın hediye etmek ne anlama geliyor? Ve de tütsü? Ve de mür? Mür, düğün gününde gelin ve damadın odasında kullanılır: o, İsa’nın en büyük sevgisine, gelini için hayatını armağan edeceği o sevgisine eşlik edecek: mezarındaki keten bezleri kokulandıracak. Yıldızbilimciler de sevmeye hazırlıyorlar: gizlice, alçakgönüllülükle, haçı taşımaya hazır olarak ayrılmak onlara pahalıya mal olacak. 

Tütsü, dağda ve tenha yerlerde geçirdiği dua ve uyanık gecelerine eşlik edecek. Onlar O’nu taklit edecek ve duaları Allah’ın huzurunda koku gibi yükselecek!

Altın, İsa’da insanlara yardım etme arzusunu ve isteğini canlı tutacak: Onsuz insanlar insanlıklarını tamamlayamaz, doluluk hissedemezler. İsa, kimse altını hizmet edecek bir efendiye dönüştürmesin diye insanlara altınlarla iyilik yapmayacaktır. Onlara sözleriyle, elleriyle ve bakışlarıyla iyilik yapacak, Yoksul sarayında saklı olan altın ise, insanların yoksulluğu sevmelerine yardımcı olacak. Onları O’nun sözlerini sevinçle dinlemeye hazırlar: “Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Çünkü Göklerin Hükmümranlığıonlarındır”. Geri döndükleri vatanlarına Yahudilerin Krallığı gelmez, ama Göklerin Krallığının Kralı her zaman, her yerde onlarla birlikte olacaktır: yıldızlara ve Kutsal Yazılara itaat ettikleri gibi Yıldızbilimcilere sadece O’na itaat edeceklerdir. 

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Noel Bayramı Devresi-2. Pazar Günü – A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Sirak 24,1-4.8-12 Mezmur 147 2. Okuma Ef 1,3-6.15-18 İncil Yh 1,1-18

Rab’bin Noel’ini, O’nun doğuş’unu kutlamaya devam etmekteyiz. Okumalar, hiç bir zaman tamamen anlanamayan bu gizem hakkında konuşmaktadırlar: onu tamamen anlayamamamıza rağmen onu kutlamaya devem etmek istiyoruz, Allah’ın sevgisinin hikmetini övüp kutsamak için. 

Sirak Kitabı tam da onun hakkında konuşmaktadır.

Hikmet’e Allah diyor: ‘Çadırını Yakup’ta kur, İsrail senin mirasçın olsun.’. Söz, En Yüce Allah’ın Söz’ü, İsrail’in halkında beden almaktadır. Allah tarihmizde yaşamaktadır: insanlar tarafından keşfedilen ya da icat edilen dinlerin tasarladıkları bir fikir değildir. 

Allah’ın tarihimize bu gelişi hakkında Aziz Yuhanna İncil’inin başlangıcında konuşmaktadır.

Başlangıçta olan, yani her şeyin temeli olan Söz, Allah idi. Dilimizin sözleri, İncilci’nin bize söylemek istediğinin bütününü söylemeyi beceremezler. ”Söz” terimi ile İncilci, Allah’ın insanlara, onları Kendi hayatına, yani Kendi sevgisine katılmak için, iletmek istediği Söz’ün içeriği hakkında konuşmak istiyor. Allah bize konuşmakla yetinmiyor, sözü ile bize Kendi hayatını, yani Kendi sevme yeteneğini iletmek istiyor. 

Ve vardı’ her tekrar edildiğinde geçmiş bir olayı değil de, şimdi gerçekleşen ve gelecekte olacak bir olayı anlatmak istenir. Şu şekilde tercüme etmemiz gerekirdi: ”vardı” ve var olmaya devam edecektir. O, Allah’ın yanında vardı ve var olmaya devam edecektir, ”vardı” ve hala var, ve de daima ışık ve hayat olacaktır. O, insan olup aramızda yaşadı” ve de bizimle kalmakta ve daima kalacaktır.

İncilci’nin İncil’in ilk satırlarında bizim için özetlemek istediği gizemin gerçeği, Yahya adındaki bir insan tarafından, Vaftizci tarafından tanıklık edilmektedir. O; ‘ışıktan”, karanlıklarda parlayan ve bütün insanların dikkatini çeken o ışıktan önce geldi. İnsanlar, Sözü’nü kabul ederek ”Allah’ın evlatları” oluyorlar ve karanlığın parçası olan hayatlarını birçoklarının faydalanabilecekleri ışığın bir ışınına dönüştürüyorlar.

İncilci Yuhanna, Matta ve Markos’tan farklı olarak, İsa’yı çocuk olarak bize göstermemektedir. Gerçekten de bizler bir Çocuk ile değil, ölmüş ve dirilmiş Olan ile yaşamaktayız. Bir Çocuğu seviyoruz, çünkü O şimdi dirilmiş olarak bizimle yaşıyor. Bizleri duyarlı ve her iyiliği yaşayabilir halde kılan bayram, Epifanya ile bitmemekte, bütün yıl boyunca devam etmektedir: Meryem’in Oğlu daima bizimledir.

Bunu Aziz Pavlus ta bize hatırlamaktadır: o, Hristiyanların İsa’ya iman etmelerinden mutludur. Onları birbirleri ile ve Mesih İsa ile birlik içinde kılan bu imandır: bu iman sayesinde kendi hayatlarının ilahi anlamını tanımayanlara özgü olan karanlığa, umutsuzluğa veya hüzne hiçbir zaman düşmeyecekler.

Allah’ın Oğlu’nun beden alması için teşekkür edelim: Allah bizimle, bizlerden biri olarak, daima bizimle. Mutlu olup teşekkür edelim: O; öğretmenlerin arasında bizi hikmetli, kibirli olanların arasında emin, etrafımızdaki karışıklarda huzurlu, üzgün ve morali bozuk kalabalıkların arasında sevinçli kılan bilgeliktir.

Teşekkür edelim ve mutlu olmamızın, sikayet etmememizin, kutsal bir geleceğe ümidimizin, kendileri büyük sayanlardan tedirgin olmamamızın nedeni bize soranlara cevap vermeye kendimizi hazır tutalım.

Şöyle cevap vereceğiz: İsa; Allah bizimle olandır, hayatı geçmişteki bir hatıra değil, güncel bir gerçektir geleceğe korkmadan bakmak için O’na dayanabiliriz!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Meryem, Allah’ın Annesi 

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Say. 6,22-27 Mezmur 66 2. Okuma Gal. 4,4-7 İncil Luka 2,16-21

Bugün, mesaj dolu bir gündür! Bugün birbirimize yeni yıl için dileklerimizi sunuyoruz, daha da iyisi yeni yılın her birimiz için sevinç ve huzur devresi olması için kutsama istiyoruz. Bu sebepten tam da bugünde Dünya Barış Günü kutlanır: Bugün konuşma yapan devlet başkanları veya din adamları hep bu konu hakkında konuşurlar, tüm dünyaya da savaş sebeplerinden uzaklaşmak ve anlaşmazlıkları önlemek için tavsiyelerde bulunurlar. Çünkü maalesef savaşlar ailelere, ülkelere, halklara ve kıtalara acı vermeye devam etmektedirler.

Ayrıca bugün Kilise Ayininde, bu devrede yaşadığı gizemin sonucu ve tamamlanması açısından bir bayram daha kutlar. Allah’ın Oğlu insan oldu ve aramızda yaşamaktadır. O’nu bize bir Anne göstermektedir! Bizi kurtaran Anne değildir, ama bize Kurtarıcıyı sunan odur. Allah, bize İsa’yı bağışlamak için onu kullandı ve halen kullanmaktadır! O bir raftan mal alıp bize satan bir satıcı değildir, o bir Annedir! Allah onun bunu, tamamen özgürce, yapmaya hazır olup olmadığını sormak için alçaldı ve onun içine bizim için Yaşam, Yol ve Gerçek olan yeni yaşamı koydu. 

O, Yaşam, Yol ve Gerçeğin Annesidir: Niçin ona Allah’ın Annesi demeyelim? Ondan doğana “En Yücenin Oğlu” deniyor ve O Kendine Allah’ın adı olan “Ben’im” diyecektir, bu sebepten Meryem doğru olarak Allah’ın Annesi diye çağrılmaktadır! Bu unvanı onun için böbürlenme sebebi değildir, çünkü kendisine Oğlunun tam ve gerçek olarak tanınması uğruna bu sıfat verilmektedir!

Meryem anneliğini sessizlikte yaşamaktadır. İncil bize onu böyle göstermektedir. Onun sessizliği, kollarında taşıdığını ve meleğin onu ziyaret ettiğinde yaşamında gerçekleşen, yaşamını dolduran, değiştiren ve tüm dünya için değerli kılan Sözü sevinçle dinlemektir. “Meryem ise, bu olaylar üzerinde derin derin düşünerek, onları kalbinde saklıyordu”: Meryem’in sessizliği zengin ve tam bir gizemdir.

Meryem’in tüm dinledikleri ve gördükleri Oğlu ile ilgiliydi; o, O’nun Allah’ın Oğlu olduğunu biliyordu! Meryem için her şey dua etme ve Allah’a tapma sebebiydi!

Bizler de Meryem’in duasında vardık: o, bizleri düşündüğü için değil -çünkü o anda kafası tamamıyla onun gözlerine, ellerine ve kulaklarına ihtiyacı olan Oğlundaydı– ama anneliğinin şimdi de bizim üzerimizde etkisi olduğu için. Biz onun anneliğinden mutluyuz, onun bizi sardığını ve zenginleştirdiğini hissediyoruz. 

Tüm yalnızlıklarımızı şefkatiyle o teselli etmekte ve doldurmakta, aynen İsa’nın yalnızlığı gibi! Her kuşkumuz tatlılığı ile huzura dönüşür, aynen Yusuf’un kuşkuları gibi! Her sorumuz emin bakışlarıyla cevap bulur, aynen çobanların soruları gibi. 

Meryem’in dudakları İsa adını telaffuz eder, çünkü melek ona şöyle demişti: “O’na İsa adını vereceksin!”. Elbette de kimse onun İsa’yı bu isimle çağırmasını dinlemekten yorulmazdı, ne çobanlar, ne Yusuf, ne de o gece, uyanık halde, Çocuğun yanında duran melekler, çünkü gök yeryüzüne tamamıyla inmişti! 

Yeni yıla başlarken Meryem’in ağzından bebeğin adını dinleyerek girelim ve bugün birçok kere onun sesine bizimkini de ekleyelim. İsa, İsa, İsa! Yaşamımızın bu bölümüne başlamak için güçlü ve güzel bir yöntemdir: İsa adını söyleyerek, överek, severek, taparak ve dinleyerek. Bu adı söyledikten sonra eskisi gibi olamayız çünkü bu ad, Allah’ın gücünü, Allah’ın sevgisinin o gücünü kapsar.

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

KUTSAL AİLE BAYRAMI-A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

İncil; İsa’nın ailesinin, üç zor andaki çok gerçekçi imgelerini sunmaktadır: o, Herodes’in kötülüğünden kaçıp yurtdışına, Mısır’a gitmek zorundadır; orada başka bir dil konuşulur, başka bir din yaşanır. En kısa zamanda Mısır’dan geri dönüyor, fakat istediği yerde oturmamaktadır: o yer fazla tehlikeli idi. Bunun için kendisinin daha önce tanındığı ve kendini yargılamaya ve hor görmeye hazır köyde oturmak zorunda idi. 

Çok etkileyen ve bizi derin derin düşündürmesi gereken bir şey: Yusuf kararlarını kendi akıl yürütmelerine ve duyularına dayanarak hiçbir zaman karar vermemektedir; o bekliyor, ve daima onaylamayı yukardan, Allah’ın işaretinde arıyor. Ve de bu, rüyada, açık bir söz aracılığıyla geliyor.

Derin derin düşünmemizin başka bir konus, Meryem’de ve Yusuf’ta yaşanan birliktir; bu birlik içerisinde Çocuk İsa yaşayıp büyümektedir. Ayrıca Meryem’in ve Yusuf’un terslikleri, zorlukları, sıkıntıları yaşamaları gerektiği barışı ve huzuru görmekteyiz. Onlar için bütün bunlar, Allah’a itaat etmek için, O’na sadakatlerini göstermek için fırsattır. Kutsallıkla kaplanan bu aile, kesinlikle maddi refaha önem vermemektedir: o, günden güne fakirliğe ve Allah’ın sadakatine alışması gereken bir ailedir. O, başka ailelerle karşılaşmayacaktır, çünkü onun çağrısı ve onun ödevi, farklı, yeni, günden güne keşfedilmesi gereken bir ödevdir.

Ailelerimiz; Meryem’in, Yusuf’un ve Çocuğun Allah’a ve birbirlerine olan itaatlere, dayanıklılıklarına ve hazır olmalarına hayret içinde bakmaktan büyük yardım bulmaktadırlar. Ve İncil’in, kutsal yazının söylemediğini, yüreğimizin derinliğinde Kutsal Ruh söylemektedir. Bu ışıkla Meryem’in ve Yusuf’un birbirlerine sundukları inceliği ve saygıyı, onların daima sürdürdüğü ve uyanıklıkla eşlik edilen Çocuğa tapmalarını bu ışıkla görmekteyiz. Her durumda Allah Kendi isteğini gösterebilmekte ve de birçoklarının iyiliklerini sağlayan Kendi planlarını gerçekleştirebilmektedir; bunu bilerek Kutsal Aile hiçbir zaman şikayet etmemeye dikkat etmektedir. 

Kutsal Ruh, bugün Sirak Kitabındaki okuma aracılığıyla da bize Kutsal Aile hakkında konuşmaktadır. Kesinlikle Meryem, Yusuf ve İsa birbirleriyle olan ilişkilerini yazıldığına uygun yaşamaktadırlar, yani Allah’a olan sevgiyi, kolay olsun zor olsun akrabalara olan sevgiyle birleştirebilen o hikmet ile yaşamaktadırlar.

Havari Pavlus da, Hristiyanlara kendi ailelerini Allah’ın Egemenliğini gösteren bir yer kılmaya teşvik ederek Allah’ın Söz’ünü önermektedir: ”Mesih’in sözü tüm zenginliğiyle içinizde yaşasın. Tüm bilgelikle birbirinize öğretin, öğüt verin”Yüreklerinde Söz’ü saklayarak karılar, kocaları ile olan ilişkide İsa’ya olan Kilise’nin itaatini yaşayan gizemli bir sevgiyi yaşamayı becerecekler. Ve de kocalar, karılarına olan bağlılık ve sadakat ile kurtuluş için Kendisini sunan İsa’nın sevgisini yeniden göstermektedirler. Ebeveynler ve evlatlar da, birlikte yaşamaları ile, Allah’ın sevgisini, O’nun iyiliğini ve iyi yürekliliğini, sabrını ve merhametini açığa getirmektedirler. Ve de onların birlikte yaşamaları – bunu Aziz Pavlus ta bilmekte – daima kolay değildir, çünkü yaşın ve kültürün, alışmış oldukları ortamlarının da değişikliği derin anlayışsızlıkları doğurabilmektedirler. Meryem’e ve Yusuf’a bakarak bizler, bütün ilişkilerimize anlayışın, Allah’ın sevgisinin, Kutsal Ruh’un yumuşak huyluluğunun şekerini dökmeyi becermekteyiz!

Bizim yaşadığımız bu zaman kuruluşların ailelerin dağılmalarını tasarlamalarını bilmekteyiz. Onlar bunu erkeklerin ve kadınların yüreklerinde birliğin ve sadakatin sevincini yok eden bir kültür ile gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. İmanlı Hristiyanlar bizler buna eğilmek istememekteyiz, bunun yerine daha bilinçli, imanımıza özgü misyonumuz olarak aile birliğinin güzelliğini yaşamaya devam edeceğiz, bunun için Nasıra’daki Aile’ye hayret içinde bakmaya devam edeceğiz!

P.Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

NOEL BAYRAMI

İsa’nın Doğuşu Bayramı kutlu olsun!

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması
Gece Ayini Yeşaya 9,1-3.5-6 Mez. 95/96 Titus 2,11-14 Luka 2,1-14
Sabah Ayini Yeşaya 62,11-12 Mez. 96/97 Titus 3,4-7 Luka 2,1520
Gündüz Ayini Yeşaya 52,7-10 Mez. 97/98 İbr. 1,1-6 Yh. 1,1-18

Noel günü aydınlık bir gündür, ama, kim bilir niye, bu günde konuşmaya başlamaktan çekiniyorum. Birçok düşünceler var, Kutsal Kitap metinleri güzel ve zengin, etraf Bebek İsa’nın mevcudiyetinin verdiği hislerle tatlı ve duygulu! Ne diyebilirim? Konuşma dinlemek isteyen birileri var mı, yoksa herkes sessizlik mi arzuluyor?

Bugün Allah’ın Sözü somut, görülür, tutulabilir oluyor. Onu kabul etmek için kulaklar yetmiyor, eller yetmiyor, gözler yetmiyor, yürek bile yetmiyor. Bu Sözü kabul etmek ve dolayısıyla Allah’ı dinlemek için bunların hepsi gerekli ama yine de yeterli değil! Bu sebepten sözler belki engel olabilir, Sözün yerini işgal edebilir! Eğer sessizliğini yaşamaya başladıysan, bu satırları bırak ve sessizlikte dinlemeyi, tapınmanı sürdür!

Söz, beden aldı ve aramıza çadırını kurdu: Eğer Sözü, yani Allah’ın Sözünü arıyorsam uzağa gitmemeliyim, çünkü O aramızdadır! Allah burada, yeryüzünde arzularını gösteriyor, isteklerini ve tesellilerini veriyor. Etrafıma bakıyorum, birçok insanın çehresini görüyorum. Allah bana ne diyor? Şöyle diyor: Ben onlarla birlikte ve onlar için buradayım, onları sevmek için. İnsanların sadece sevgiye ihtiyaçları olan kişiler olduğunu görmüyor musun? Sadece eve, kıyafete veya ekmeğe ihtiyaçları yok. Etrafında, yüreklerinde kimsecikleri olmayanlar var: Bunu soğuk ve boş bakışlarından, gürültülü ortam arayışlarından, boş konuşmalarından, sadece bir sigaraya veya kahveye sarılmaya alışmış ellerinden, hareket ve değişiklik arayışlarından görürsün.

Etrafında ne kadar çok susuzluk ve açlık var! İsa’ya açlık ve susuzluk: bunu bilmiyorlar, bu sebepten bugün ‘Noel’ ismini de kullanarak kendilerini biraz daha aldatıyorlar. Sen ‘Noel’ deme, ‘İsa’nın Noel’i’ veya ‘İsa’nın Doğumu’ de! Dudaklarında ve bakışlarında O canlanmalıdır, öyle ki bugün seninle karşılaşan kişi İsa’yı düşünebilirsin! Bebek İsa’yı Annesinin ellerinden al: Anne sana O’nu yürekten verecektir. Sen O’nu tutmaya layık değilsin, biliyoruz, ama Anne sana O’nu yine de veriyor. Seni korkutmayan o Bebeğe bak, günahkar olmana rağmen O sana yine de değer veriyor, Bebek senden hiçbir şey istemiyor, O’na sadece bak. Şimdi O’nu sevmen kolay, çünkü senden bir şey istemiyor. O’na bir şeyler verirsen, mesela biraz dikkat, biraz sessizlik… bunlar da, ta baştan sana Allah’ın armağan ettiği ve halen içinde olan bir parça iyiliktendir. Bebeği sev, O’na şefkat ver. Şimdi bebek olarak O’nu sevmek için biraz gayret ediyorsan, konuşmaya başlayacağı zaman, kulaklarının dinlemeye alışık olmadığı şeyleri söylediğinde, O’nu dinlemen daha kolay olacaktır. O’nu şimdi sev, sana “Ne mutlu ruhta fakir olanlara” dediğinde O’nu yemlikte iken hatırlayacaksın, annesinin fakirliğini, babasının huzurunu ve O’na fakirlikten; besinin, oyuncakların, elbiselerin fakirliğinden başka verecekleri bir şeyleri olmadığını anımsayacaksın.

O, kabul edildiği fakirlikten utanmıyor, çünkü o fakirlikte sevgi buluyor ve sevmeyi öğreniyor. O’nu şimdi sev, yanağına yaklaş ve öp, böylece O’nu, “Ne mutlu acı çekenlere” dediğinde de, sevebileceksin: Haçını huzurla ve cesaretle taşıyabileceksin. O’nu şimdi sev, böylece sana “Ne mutlu yürekleri saf olanlara” dediğinde O’nu ciddiye alabileceksin: O zamanlarda içgüdülerine hakim olmaktan mutlu olacaksın, kendi sevgi arzularını takip etmemekten, herhangi bir kişi tarafından okşanma isteğini izlememekten mutlu olacaksın. O’nu şimdi, çocukken sev, böylece sana “öteki yanağını da uzat” dediğinde bu sözü acayibine gitmeyecektir; aynen sana “yorulmadan dua et” dediğinde sözünü dinleyeceksin ve “fakirleri, körleri, topal ve sakatları davet et, çünkü onlar bu davetini iade edemeyecekler” diyerek herkesi şaşırttığında sen söylenenleri anlayacaksın! Şimdi O’nu kucağına al, böylece O’nu dikenli tacı ile haçta gördüğünde kaçmayacaksın! Annesi Meryem’e de şefkatle bak. Genç çehresi Ondan gelen ışıkla aydınlanıyor, bu aynı ışık dünyaya ümit vermek için senin gözlerinde de parlamalıdır. Karanlıklarının açılmasına izin ver: utancını ve korkunu yenerek O’nun adını söyle! Bu ad, korkuları yönelten ve yüreklerin kapanıp yaşamlarını kaybetmelerini ve ölmelerini sağlayan ölümü yenen Bebeğin adıdır! Benimle birlikte Bebeğin adını telaffuz et: İsa! Hoş geldin, İsa! İşte, ben senin için buradayım, İsa

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Noel Bayramına Hazırlık Dönemi – 4.Pazar – A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Yeş. 7,10-14 Mezmur 23 2. Okuma Rom. 1,1-7 İncil Mat. 1,18-24

Bugün İsa’ya bakmamız için bize Meryem ve Yusuf yardım ediyor. İkisi, tamda oğulları olarak çağrılacak Olanın doğumu için büyük sıkıntılar yaşadılar.

Meryem, Allah’ın hikmetine tamamen güvenerek O’na kendi “evetini” dedi, Yusuf da meleğin açıklamasına ve öğüdüna güvenerek: ”Ey, Davut oğlu Yusuf! Meryem’i kendi eş olarak almaktan çekinme. Çünkü onda oluşan Kutsal Ruh’tandır”. Yusuf da Meryem’e söylendiği gibi aynı peygamberin sözünü – ”İşte, erden-kız gebe alıp bir oğul doğuracak; O’nun adını İmmanuel koyacaklar” – hatırlatan rüya hakkında derin düşündükten sonra kendi akıl yürütmelerini kenara koyup kendisine açıklanmış olana teslim etti. 

Allah’a “evet” cevabını vermek, Yusuf için kolay değildi, tam da çünkü herkesin tarafından anlayışsızlıkla ve hor görmeyle karşılaşacağının sebebi olacaktı. Ama Yusuf ve Meryem insanların tepkilerine ve yargılarına önem vermeden, bakışlarını Allah’a sabitlikle çevrili tuttular. Bu yönden onlar bizim için harikulade öğretmenlerdir. 

Ben her gün insanların ne düşüneceğinden etkilenmemek için savaşmak zorundayım. Tamamen Baba’nın isteğine yönelmiş olsam, insanlar tarafından hor görülmeyi dayanabilirdim ve Rab tam olarak güvencem olurdu. 

Meryem ve Yusuf İsa’nın doğumunu büyük bir sevinçle beklemektedirler, ama çevrelerindeki ortam sevinçlerini tasvip etmediğinden acı, merak, belirsizlik de yaşıyorlardı. İsa daha doğmadan önce O’nun Kendisi onlar için çelişki işareti idi. 

Onlar için Allah’ın Sözü; yürüyüşleri, saflıkları, gelecekleri için garanti ve emniyetti. Bu aynı Sözü – ”İşte, erden-kız gebe alıp bir oğul doğuracak; O’nun adını İmmanuel koyacaklar” – peygamber, kendine çok güvenen ve Allah’ın işaretlerini kabul edemeyen bir krala söylemişti. Hakikaten Yeşaya’nın zamanında kral Akab, ilahi söze güvenmeyip barışta yaşamak için savaş planlarından vazgeçmek istemiyordu. Bu sebepten yukarıdan bir işaret almak da istemedi. Buna rağmen işaret verilecek fakat ona değil, tüm halka: aynı peygamberin “barış prensi” diye adlandırdığı, kabul edilince parsla oğlak, inekle ayı, kurtla kuzunun birlikte olmasını Sağlayan doğacaktır.

Meryem ve Yusuf, Allah’ın planlarının gerçekleşmesine işbirliği etmek için acı çekmeye hazırlar. Acı çekiyorlar ama şüphenin ve insanların yaşamlarını dolduran çekingenliğin kendilerini yenmesine izin vermiyorlar. Allah’a cevapları; sürekli bir iman eylemidir, gizlice yaşanan ve sevinçten önce zorluğu tecrübe eden bir itaattir. 

Aziz Pavlus da yaşamına İsa’yı kabul ederek Allah’a itaat etmeye çağrıldığını bilmektedir. Bunu yaparak böyle bir itaatin lütuf olduğunu, büyük armağan, yeni ve gerçek yaşam olduğunu tecrübe etti. Gerçekten İncil içimizde gerçek insanlığı, sevinç ve barış büyütür. İnsanların arasındaki birliği kurar, bir birlik ki başka türlü tanımayacakları bir güç ve bir sevinç tecrübe ettirir. Bu sebepten aziz Pavlus, herkese İsa’ya imanı, hatta imana itaati bildirmeye kararlılıkla kendini adıyor: Her ulustan insanların iman edip söz dinlemesini sağlamak için”. Bunu kabul edenlerin kendisine şükran duyacaklarından, Allah’ın da kendisini mükafatlandıracağından emindir! Çünkü her kim Rab İsa’yı kabul ederse Baba’nın şanı olur! Gerçekten de kim İsa’yı kabul ediyorsa, Kutsal Ruh’un aracılığıyla Allah’ın mabedi, barış ve af kaynağı, insanların karşılaşacağı yer olur!

Kim İsa’yı kabul ediyorsa, Meryem ve Yusuf gibi insanlığın yeni nesli olur. Aziz Pavlus, her şeyin kolay olacağının sözünü almaz, tersine ret edilmenin acısını, psikolojik ve ahlaki sıkıntısını, ekonomik zorluğunu, tehlikeleri ve zulümleri çekecektir, ama tüm bunları ebedi yaşam ve karşılıksız sevgi kaynağı olan İsa’ya tanıklık olarak yaşayacaktır. İsa için yaşanmış acısı sayesinde, birçokları O’na iman edecekler! Sevincini kimse yok edemeyecektir!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Noel Bayramına Hazırlık Dönemi-3. Pazar Günü – A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Yeşaya 35,1-6.8.10 Mezmur 145 2. Okuma Yakup 5,7-10 İncil Mt 11,2-11 

İsa’nın Kendisinden önce gelen, gelişine yol hazırlayan için, Yahya için, söylediği söz, dikkatimizi çekiyor: “Kadından doğanlar arasında, Vaftizci Yahya’dan üstün olanı ortaya çıkmamıştır, ama bununla birlikte Göklerin Ülkesinde en küçük olan, ondan üstündür”. Yahya’ya yöneltilen övgü, bir insan için söylenebilecek en üstün övgüdür: kimse ondan büyük olamaz, insanların “Büyük” diye hitap ettikleri kişiler bile. Fakat normal gördüklerimizle karşılaştıramayacağımız bir değer vardır: bu, Göklerin Ülkesindeki büyüklüktür! İsa acaba neyi düşünüyordu?

Vaftiz olan, ilahi yaşama bürünür, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adına batırılır. Vaftiz olan, İsa’nın Kendisinin ölümünün ve dirilişinin gizemine daldırılmıştır: bu, yeni ve bu dünyanın insanları için tanınmayan bir büyüklüktür, Allah’ın büyüklüğüdür! Yahya, İsa’nın kral olduğu göklerin hükümranlığına insanları hazırlamak için bir tövbe vaftizi ediyordu. Fakat o, bu hükümranlığa giremedi, İsa’nın öğrencileri tarafından Paskalya gizemine katılmak için vaftiz edilemedi, Mesih’in Bedeni ve Kanı ile beslenemedi. Bu sözlerle İsa, kesinlikle Yahya’yı küçük düşürmek istemedi, o mutlaka göklerdeki azizlerin arasındadır; sadece öğrencileri olma arzusunu bizde uyandırmak istedi.

Yahya hapistedir; bunun sebebi, herkese, güçlüler dahil, Allah’ın Sözünü hatırlatmak istemesiydi. O, Mesih’i müjdelediğini biliyordu, ama O’nda kendisinden beklenen işaretleri göremiyordu. Bu sebepten hata etmediğinden emin olmak isteyerek öğrencilerini İsa’ya yolladı.

İsa’nın cevabı çok güzeldir. O, ne evet ne de hayır diyor: Gözlerinle bak ve göreceksin; yaptıklarıma bak ve peygamberlerin müjdeledikleriyle karşılaştır. O zaman kendin benim kim olduğumu söyleyebileceksin. 

Yahya peygamberlerin sözlerini biliyordu, Allah’ın Hizmetkarının körlerin gözlerini açacağını, dilsizleri konuşturacağını biliyordu; onun günlerinde topalın koşacağını ve felçlinin ayağa kalkacağını da biliyordu. Peygamberler bu hayret edici şeyleri bildirmişlerdi ve işte, şimdi bunlar, acı çekenlere yaklaştığında İsa vasıtasıyla gerçekleşiyor. O’nun kimliğini tanımak zor değil!

Yazılar ve eylemler çakışıyorlar; bu, tüm olayları ve zamanları doğru bir şekilde anlamak için yardımcı olur. Bundan İsa’nın Kutsal Yazıları tanımaya verdiği önemi anlıyoruz. Onlara karşı büyük bir sevgi besleseydik, Allah’a ve O’nun Oğlu’na beslenen aynı sevgiyi, gerçekleşen olayları daha kolaylıkla anlayabilecektik ve dünyadaki hizmetimiz daha verimli olacaktı!

Aziz Yakup mektubunda bize seçmeyi bilme örneğini vermektedir: Allah’ın Sözlerinin gerçekleşmesi gecikmektedir, insan Oğlu’nun gelmesi gecikmektedir. Ne yapalım? 

Peygamberlere bakalım: Onlar, “sabır ve dayanma örneğidirler”, bu sebepten biz de sabrımızı canlandıralım. Doğada gerçekleşenlerden bile örnek alabiliriz: Çiftçi, ektiği andan ekin zamanına kadar uzun zaman için sabrediyor. Sözünü ekip yaşamımızı dualarla donatan bizler de, aynen sabırlı olalım, birbirimizden şikayet ederek Rab’bin hükmünden önce gelmeyelim! Sevinci uyanık tutalım, çünkü Allah’ın Sözleri gerçekleşecektir: “Cesaret! Korkmayın, işte Allah’ınız… O sizi kurtarmaya gelmektedir”. 

Vaftizci Yahya’nın yorgunluğu ödüllendirilecektir, şüphesi artık çözüldü: İsa, Gelmesi Gereken, Gelen ve Gelecek Olan’dır! Artık beklemek gerekmiyor: Başka kimsenin gelmesi gerekmiyor. O’nun Hükümranlığını inşa etmek, bununla dünyayı cennete değiştirmek üzere O’na katılalım!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

NOEL BAYRAMINA HAZIRLIK DEVRESİ – 2 Pazar – A Yılı

Yeşaya 11,1-10 Mezm 72 (71) 2. Okuma Rom. 15,4-9 İncil Mt. 3,1-12

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

Yahya’nın sözleri, peygamber Yeşaya’nın en güzel ve ümit dolu sayfalarından birinin bugün okuduğumuz sözleriyle aydınlanıp tamamlanıyorlar. O, Rab’bin Ruh’uyla yaşayacak ve o Ruhu dünyaya getirerek verimli olması ve yenilenmesini sağlayacak Olan’ın gelişini müjdeliyor.

Biz öğrenmek, tavsiye ve yaşam örneği almak için O’na bakacağız. O’nun hükümleri güvenli ve sabittir, bu sebepten O’ndan iyiyi ve kötüyü ayırmayı öğreneceğiz. Sözü, emindir, onu saklayanları koruyor. O, dinlenip itaat edildiğinde tüm insanların rüyalarını gerçekleşecektir, barış, birlik, paylaşma rüyalarını!

Peygamber bunu çok anlamlı tasvirlerle söylemekte: Vahşi hayvanlar artık kimseyi korkutmayacak, aralarında anlaşacaklardır: Kurt ve kuzu, inek ve ayı, yılan ve bebek, panter ve keçi tehlike ve düşmanlık, korku ve ölüm anlamına gelmeyecektir. Müjdelenen, bizimle birlikte olunca her şey değişecektir. Şimdi şiddetli, kavgacı olanlar, kandıranlar, yalancılar acı çektiriyorlar ve insanın uyanık olmasına, şüphe etmesine, huzursuz ve korkulu olmasına sebep olmaktadırlar, ama O, Rab, gelince, tüm bu durumlar değişecektir. O zaman düşmanlıktan işgal edilen yüreklere barış ve antlaşma arzusu gelecektir, bu da herkes için sevinç ve teselli sebebi olacaktır.

Yapılan peygamberlik doğrudur; o halde Rab’bin Ruh’unu getireni karşılamaya hazırlanmak gerekiyor! Vaftizci Yahya bu hazırlığı başlatmakta. O bir peygamber gibi giyinip sadece ihtiyaç için besleniyor ve bununla insanların dikkatini çekiyor. Yolculuk edenler çölden geçiyorlar ve onlarla karşılaşmak için Yahya çöle gidiyor, bu şekilde sözlerinin ve çağrılarının çok yere ve şehre ulaşmasını sağlıyor. Onun yorgunluğu Allah’a itaat olduğu için karşılığını alıyor: Büyük bir kalabalık mesajını kabul etmek ve yüreklerinde tövbe etmek için geliyor. Tövbe günahlarını itiraf ettiklerinde gerçekleşiyor: kendi egoizmlerimizi ve itaatsizliklerimizi doğrulamaya devam ederek Allah tarafından Gönderilmiş Olan’ı kabul edemeyiz. Yüreğimiz ve aklımız hür, bedenimiz ölçülülük ve ılımlılık ile hazır olmalıdırlar. Gelecek Olan haçımızı taşımamızı bizden dileyecektir: Acı çekmeye de hazır olmamız gerekecektir.

Kendisine sadece merak için gelenlere, düşüncelerini değiştirme, Allah’ın antlaşmasına karşı yaptıkları sadakatsizlikleri tanıma arzusu olmayanlara, Yahya emin bir şekilde şöyle bağırıyor: “Engerek soyu!”.

Kim tövbeye, Allah’ın Göndermiş olduğu Kişi’ye ihtiyaç duymuyorsa; kim, kendisini Allah’ın yerine koyarak başkalarını yargılayabileceğini düşünüyorsa, tehlikeli kişidir. Bu insanlardan kaçınmak gerekmektedir, çünkü onlara yılanlara güvenemediğin gibi güvenemezsin.

Bu davranışları başkalarında aramayacağız, sadece onların içimizde olmamalarına dikkat edeceğiz! Rab İsa’dan öğreneceğiz ve O’nun duygularını, iyilik, hoşgörü, sadakat, merhamet ve Allah’a övgü olan o duygularını öğrenmeye çalışacağız.

Havari Pavlus da, Romalılara yazarak bize bunu tavsiye ediyor. Ayrıca o, Allah’ın büyük armağanları olan Kutsal Yazıların değerini anlamamıza yardımcı oluyor. Kutsal Yazıları okuyarak Rab’bimizi tanıyoruz, bilgelikte büyüyoruz, teselli edilerek imanda güçleniyoruz. Kutsal Yazılarla beslenerek ümidimizi ve sevgimizi besleriz, çünkü bunlarsız yaşam tadını kaybediyor, arzu yok oluyor, irade zayıflıyor. Kutsal Yazıları sevelim, devamlılıkla onları arayalım!

Kutsal Yazılar sayesinde ”aynı düşüncede” olmamız için ve Mesih’in bizi kabul ettiği gibi, Allah’ın yüceliği için bizim de birbirimizi kabul edebilmemiz için güç bulacağız. Öyleyse İsa şanıyla gelince, hazır olacağız! O, Kendisine ait kişiler olarak bizi tanıyacaktır. Fakat İsa’nın gelişini çok uzakta olacakmış gibi beklemeyelim! Bu seneki Noel, şimdiden İsa’nın tekrar gelmesinin işareti ve gizemidir. Hemen Yahya’ya itaat etmeye, yeni duyguları, bu dünyadan değil, sadece Kurtarıcımıza olan samimiyetten gelen o duyguları beslemeye başlayalım

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Mesih İsa Evrenin Kralı Bayramı Olağan devre – 34. Pazar Günü – A

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

26/11/2023 – OLAĞAN DEVRE – 34.Pazar Günü – A

MESİH İSA EVRENİN KRALI BAYRAMI

1.Okuma Hez 34,11-12.15-17 Mezmur 22 2.Okuma 1Kor 15,20-26.28 İncil Mt 25,31-46

Bugün Kilise takvimini Rab’bimiz İsa’nın krallığı bayramı ile tamamlıyoruz. Matta İncil’inin metinsel hikayesinde İsa kendisi için “kral” unvanını kullanmaktadır. O, “İnsan Oğlu”; “görkemli tahtına oturacaktır”. Gerçekten de yargısını bildirmek için ağzını açtığında adı “kral” olacak!

Christ divides the sheep from the kids / Cristo divide le pecore dai capretti (Unknown, 6th century mosiac in Basilica of Saint Apollinare Nuovo, Italy)
Christ divides the sheep from the kids / Cristo divide le pecore dai capretti (Unknown, 6th century mosaic in Basilica of Saint Apollinare Nuovo, Italy)

O, tüm milletlerin O’nun önünde toplanmaları gerekecek olan kraldır ve O, kral olarak, herkes için yargısını bildirecektir. Kim beraat ettirilecektir? Kim mahkum olacaktır? Bu noktada kral bir çobana benzetilmektedir, kuzuları keçilerden ayırarak sürüsünü toplayan bir çoban! Çoban figürü, Eski Ahit’teki peygamberlerden alınmadır, özellikle de bugün metnini okuduğumuz Hezekyel peygamberden. Bu metinde çobanın dağılan kuzuları topladığını ve onlara baktığını, gıdasız kalmamaları için onları beslediğini ve hasta olanların tedavi edilmesini sağladığını okuyoruz. Bu metin, çobanın kendisinin “Koyunla koyun arasında yargıyı ben vereceğim” garantilemesiyle sona eriyor.

Bu söz güven verir, çünkü çoban koyunlarını seviyor, bu sebepten yargılaması elbette onların faydasına olacaktır. İsa, hikayeyi iyiliğinin ve adaletinin bir örneğini vererek devam ediyor. Milletlerin arasında O’nu sevmiş olan herkes, bilmeden de olsa, kutsanmış olarak çağrılır ve kraliyet mirasını alacaktır! Onlar, insanlara acıyıp durumları ve ihtiyaçları ile ilgilenen insanlardır. “En küçük kardeşlerimden biri için ne yapmamışsanız, onu benim için de yapmamış oldunuz”: İsa Kendini en küçük, en muhtaç kardeşleriyle bir tutmakta.

En küçük kardeşlerim” kimlerdir? Bu cümle geniş veya dar anlamda anlaşılabilir: İsa O’na iman edenleri düşünebilir, yani imanları yüzünden zülüm gördükleri için acı çeken Hristiyanları, ama her hangi bir sebep için acı çeken insanları da düşünüyor olabilir. Bu metni okuyan azizler genelde bu son anlamı çıkartılar; böyle anlamak bizlere de kolay gelir, hele İsa’nın diğer öğretilerini de göz önünde tutarsak, yani İsa’nın, tüm insanları, günahkar, putperest, düşman, tanıdığı veya tanımadığı herkesi sevdiğini düşünürsek.

Rab’bin bu hikayesi iman ve sevgi arasında ahenk kurar ve onları birleştirir: O’na iman etmek daima aktif ve faydalı bir sevgiyi doğurur, aynı biçimde her insana gösterilen sevgi, gösteren kişi İsa’yı tanımasa bile, imanın hakkını eşitler.

Bu hikaye aynı zamanda ufkumuzu geleceğe, ölümden sonrasına açar. Ölüm boşluk yaratmaz: Ölümden sonra yargı vardır, bunu bilmeyen ve bilmezlikten gelmek isteyen için de öyledir. Yargı, Baba’nın herkes için ölmeye ve dirilmeye yolladığı Oğul’a, yani ancak ve ancak İsa’ya aittir.

Aziz Pavlus bunu bugün de tekrar ediyor:“Herkes Mesih’te yaşama kavuşacak”ve de “Bütün düşmanlarını O’nun ayakları altına serinceye dek O’nun egemenlik sürmesi gerekir”. O halde bakışlarımız daima Rab’be, dikkatimiz Sözü’ne, arzularımız yüreğine çevrilecektir öyle ki İsa gerçekten kral olacaktır, evrenin kralı olmaktan önce, irademizin, eylemlerimizin, Allah’ın evlatları ile her ilişkimizin kralı olacaktır!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it