Paskalya Devresi – 5. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

15/05/2022 Paskalya Devresi 5. Pazar Günü – C

1.Oku. Hav. İşl. 14, 21-27 Mezmur 144 2. Oku. Vahiy 21, 1-5 İncil Yh. 13, 31-33. 34-35

Allah’ın hükümranlığına girmek için birçok sıkıntılardan geçmek gerekiyor”. Bu sözlerle Pavlus ve Barnabas toplandıkları cemaatleri eğitiyorlardı. Onlar yeni Hristiyanlara güzel ve rahat bir yaşam sözü vermiyorlardı, zaten İsa da hiçbir zaman böyle bir söz vermedi. Hatta İsa açıkça şöyle dedi: “benden nefret ettilerse sizden de edecekler”, “sizi de kovacaklar, zülüm edecekler, yargıç ve hakimlere teslim edecekler”. Ama şunu da ekledi: “Size benim yüzümden hakaret ettiklerinde sevinin ve coşun!”. Sıkıntılar Hristiyanların yaşamının bir parçasıdır. Biz de imanımızı biraz ciddiyetle yaşamak istediğimizde bunu keşfediyoruz. Her gün, ciddi haberler ve eğitici eğlenceler görmek için ödediğimiz televizyon, imanımız için zararlı ne varsa yüzümüze çarpmakta: Bize ve çobanlarımıza karşı incitici sözler ve hakaret dolu konuşmaları sunuyor. Evlerimize taşıdığımız ve çocuklarımızın eline de geçen gazete ve dergiler için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. “Allah’ın hükümranlığına girmek için birçok sıkıntılardan geçmek gerekiyor”. Aziz Pavlus bunu söylerken bazı şehirlerden kovulmuştu bile, Şam’dan kaçmak için duvarlardan bir sepet içinde indirildi ve Listra’da (Hatunsaray) taşlandı, hatta öldürüldüğü zannedildi. Daha sonra da zülüm ve hapislerden acı çekti: Fakat bütün bunları sevinçle yaşadı, çünkü bunun Rab’bi İsa’ya sadakatinden dolayı olduğunu bilmekte idi.

Matthias Gerung, John's Vision of Heaven, Ottheinrich-Bibel, Bayerische Staatsbibliothek.
Matthias Gerung, John’s Vision of Heaven, Ottheinrich-Bibel, Bayerische Staatsbibliothek.

Bugünkü İncil metni İsa’nın acı çektiği özel bir anı hatırlatır: Yahuda Paskalya yemeğinden çıkar. Oradan çıkarak diğer havarilerle birlikten, özellikle de İsa ile birlikten çıkar. Yahuda ne yapacak şimdi? Ne olacak ona? İsa, Yahuda için ve Kendisi için acı çeker. Bununla birlikte onu özgür bırakır, onu ikna etmek ya da onu geri çağırmak için hiç kimseyi göndermiyor. Kendisi için ıstırap ve ölüm anının yaklaştığını sezer. Onun için bu an, en büyük sevgiyi gösterebilmesinin saatidir, dolayısıyla Baba’yı yücelteceği andır! Bu sevgisiyle, kendi ilahi büyüklüğü, kendi şanı belirecektir. İsa ölüme girecektir: Bu an O’na ait olanların O’nu izledikleri an değildir, fakat her an O’nun yaptığını yapmak için, yani Baba’nın sevgisini göstermek için uygun andır. İsa’nın öğrencileri bunu İsa’nınki ile aynı yoğunlukla birbirlerini severek gerçekleştireceklerdir.

Birbirlerini sevmek ne demektir? Sadece başkalarını sevmek değildir: Bu sevgi kendimizi iyi, hak eden, daha iyi gibi hissetmemizi sağlayan gururumuza yönelik bir dürtü olabilirdi. Birbirimizi sevmek kardeşin sevgisini kabul etmektir, ona değer vermektir, bana karşı davranışlarını sevgi olarak algılamaktır. Kardeşlerimin bana yaptıkları Allah’ın bana sevgisidir, hoşuma gitmiyorsa da, bana acı veriyorsa da: Rab bana neyin iyi geldiğini bilmektedir. Birbirini sevmek her şeyden önce kardeşlerin dikkatine ihtiyacımızın olduğunu alçakgönüllülükle kabul etmeyi ve onları kendimizden üstün, Baba’nın bir armağanı olarak görmeyi gerektirir. Ve de mademki İsa daima herkesi sevdi, biz de O’na bakarak herkesi seveceğiz.

“Niçin seviyorsun?” sorusuna daima şu cevabı vereceğiz: “Çünkü İsa bizi sevdi”, “Çünkü İsa seni ve beni sevdi”. Oysa esas sevilmeye layık O’dur! Birbirimizi böylece severek İsa’nın şanını göstereceğiz, bizler de O’nun öğrencileri sayılacağız. Rab’bin öğrencilerinin özelliği, sözler ya da dualar değiller, birbirimize olan bağlılıktır, duada, konuşma şeklinde, özellikle de birbirimizi dinlemeye, katlanmaya ve yardıma hazır olmaya dikkatte gösterilen birliktir. Birbirimizi sevmek elbette çok güzeldir, ama pahalıdır! Eğer bunu denemişsen, bunun pahalı olduğunu bilmektesin! Bu, bizi hükümranlığına kabul edebilmesi için Rab’be sunduğumuz ilk sıkıntıdır.

Karşılıklı sevginin getirdiği sıkıntıları bizi sevince boğacaktır, bu sevinç diğer bütün sıkıntılardan gelen gözyaşlarını silecektir, bize ve imanımıza karşı işlenen haksızlıkların sıkıntılarını da silecektir. Bu şekilde kendimizin gökten inen, Patmos adasında kendisine zulmedilen Yuhanna’ya bir görümde İsa’nın söz ettiği yeni bir gökle yeni bir yeryüzünü gerçekleştiren o şehrin sakinleri olduğumuzu fark edeceğiz.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya Devresi – 4. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

08/05/2022 – Paskalya Devresi – 4. Pazar Günü – C

Çağrı için dua günü

1. Oku. Hav.İş. 13, 14. 43-52 Mez 99 2. Oku Vahiy 7,9.14-17 İncil Yh. 10, 27-30

“Allah’ın sözünü ilk önce size bildirmek gerekiyordu. Mademki siz onu reddediyorsunuz ve kendinizi ebedi hayata layık görmüyorsunuz, biz şimdi putperest milletlere gidiyoruz”. Bu sözlerle Pavlus ve Barnabas Antakya’daki (Yalvaç) Yahudileri azarlıyorlar. Bunlar, ağır sözlerdir, ama Allah’ın Sözünü dinlememenin, Mesih İsa’nın ve İncil’inin bildirimini ciddiye almamanın da ne kadar kötü olduğunu göstermektedirler. Bu ilgisizlik veya ret, ebedi yaşamdan, Allah ile birliktelikten vazgeçme, O’nun şimdiden verilen armağanlarından yararlanmama anlamını taşır; bugünkü İncil metnini okuduktan sonra, İyi Çoban’ın yönlendirmesinden veya otlatmasından vaz geçmek, O’ndan gelen yaşamı ve kurtuluşu kabul etmemek olduğunu söyleyebiliriz.

The Good Shepherd, Mosaic in the Mausoleum of Galla Placidia, Ravenna, Italy, c. 425
The Good Shepherd, Mosaic in the Mausoleum of Galla Placidia, Ravenna, Italy, c. 425

Biz elbette Vahiy Kitabının bahsettiği iyiliklerden mahrum olmak istemiyoruz: “Artık onlar acıkmayacak, artık onlar susamayacaklar. Ne güneş, ne de kavurucu bir sıcaklık onları çarpacak. Tahtın ortasında bulunan Kuzu, onları güdecek ve yaşam sularının kaynaklarına götürecektir. Allah onların gözlerinden bütün gözyaşlarını silecektir”. Ebedi teselliden faydalananlar, sadakatleri için acı çeken kişilerdir: “Bunlar büyük sınavdan geçip gelmişler” ama İsa’nın kanına yani O’nun kurbanına ve Baba’ya itaatine tamamen güvendiler. İsa’ya güvenmeleri onları güçlü, O’na sadık kalmak için acı çekmeye kabiliyetli kıldı. Bu dünyada şimdiden büyük bir huzur ve güç ile mükafatlandırıldılar ve öteki dünyada tahta oturan kuzu olan Allah’ın Oğlu’nun şanını tatmaktadırlar.

Kuzu ve çoban Rabbimiz İsa’dır. O, hayatını sunmuş kuzudur ve Allah, O’nu iyiliğini tüm insanlara gösteren ve ileten çoban kıldı.

Peygamberler Allah’ı çoban gibi tarif ettiler: Mezmur şöyle der: “Rab çobanımdır” ve Peygamber Hezekyel: “Kuzularımı ben otlatacağım ve ben dinlendireceğim. Kaybolan kuzuyu arayacağım ve ağıla geri getireceğim; yaralı olanı saracağım, hasta olanını tedavi edeceğim; şişman ve güçlü olanı yönelteceğim, adaletle onları güdeceğim”. İşte İsa’nın görevi şudur: Baba’nın bize olan sevgisini ve şefkatini somutlaştırarak Baba’ya hizmet etmek! O, Baba’yı severek bizi sevmektedir. Bu aynı göreve İsa’nın adı ile vaftiz olan tüm Hristiyanlar da çağrılmaktadırlar.

Bunun için ‘çağrılar’dan bahsetmekteyiz: Çoban İsa’nın cemaat içerisinde vekilliğini yapmaya, O’nun kuzulara ve koyunlara olan sevgisinin tüm yüzlerini somut kılmaya olan çağrılar. Bunlar, rahipliğe ve Adanmış Yaşama yani rahibeliğe, keşişliğe ve tarikat kardeşliğine olan çağrılardır: Kutsayan ve dua eden, İncil’i duyuran, acı çekenleri, hastaları ve küçükleri kabul eden İsa’nın sevgisini canlı göstermek için; Allah’a adanmış bir hayata olan çağrılardır: Tek ve bölünmemiş, insani hayatın bütün ihtiyaçlarını tatmin eden Allah’ın sevgisini göstermek için; tam ve devamlı bir birliği gerçekleştirerek, sadakatsiz olmaya hiç bir zaman, öteki eş sadakatsiz olduğunda dahil izin verilmediği – çünkü kendisinin Allah’ı gösteren bir sevgi olduğunu bilmektedir-, sevginin hayat verdiği, Hristiyan bir aileyi kurmaya olan çağrılar.

Bugün Kilise içindeki bütün çağrılar için dua etmekteyiz: Allah’ın sevgisinin değişik yüzlerini, ailede, dünyada veya cemaatte göstermek için daima kendini Allah’a sunan kişilerin olması için dua etmekteyiz. Ve dua ederek kendimizi sunmaktayız: Her birimiz her zaman Peder, Oğul ve Kutsal Ruh’un arasındaki birliği göstermek için çağrıldığımızı bilmekteyiz. O halde önümüzde sadık ve emin bir çoban gibi yürüyen İsa’dan bakışlarımızı ayırmayacağız.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya Devresi – 2. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

Merhametli İsa Pazarı

1.Okuma Hav. Kit. 5, 12-16 Mez. 117 2.Oku. Vahiy 1, 9-11.12-13.17.19 İncil Yh. 19-31

Bugün İsa’nın dirilişinin sekizinci günüdür! O, Kendisini havarilerine ikinci bir defa göstermek için bu günü bekledi. Böylece havariler Pazar toplanma ritmine başladılar. Ve bizler halen her pazar günü toplanarak buna devam etmekteyiz.

The Incredulity of Saint Thomas by Caravaggio
Michelangelo Merisi da Caravaggio (1571-1610)

Dirilmiş İsa’nın korkulu ve zayıf imanlı havarileriyle ilk karşılaşması, “Esenlik sizinle olsun” selamı ile simgelendi. Bu selam ile İsa, Kendisinin Babasından aldığı armağanı bizimle paylaşmak istemekte: Bu armağan, şanlı hayattır ve bundan önce dünyaya gelip onu kurtarmak ve değiştirmek görevidir. Gerçekten de İsa, “Baba’nın beni gönderdiği gibi, ben de sizleri gönderiyorum” diyerek ikinci selamını tamamlamaktadır. Baba, İsa’yı Allah’ın iyiliğini ve merhametini her insana göstermesi için yolladı, böylece her birimiz çok büyük, mükemmel, şefkatli, eşsiz, sadık bir sevgi ile sevildiğimizi bilelim. Bunu bilen gerçek sevinci tadacak ve herkes için birlik ve barış aracı olabilecektir. Sonra İsa havarilerinin üzerine Kutsal Ruh’u üfledi. Bunu yapmakla onların aynı gücüne ve aynı yaşamına katılmalarını sağladı. Böylece de dediklerinin bir rüya olarak kalmayıp her gün gerçekleşmesini sağladı.

Sekizinci gün İsa “Esenlik sizinle olsun” selamını yenilemekte. Sanki bize dirilişinin hatırasını kutladığımız her defa aynı sözleri ve aynı hareketleri kullanabileceğimizi göstermek istiyor. Ama bu sefer İsa özellikle Tomas’ın varlığını fark ediyor. Fark etmesinin sebebi de, bu havarinin üzüntülü, yüzünün koyu olmasıdır, bu da diğer havarilere inanmamaya karar verdiği içindir. Her şeyden önce İsa onu iman ve birliğe kazandırmak istiyor. Bizler de fark etmekteyiz ki, eğer Efkaristiya cemaatinde biri iman etmiyorsa veya birlik içinde değilse, İsa’nın varlığından faydalanamaz ve O’nu sevinçle dinleyemez. Belki de bunun için cemaatlerimiz hevessiz, sevinçsiz, imanımızın güzelliğini göstermek için güçsüz… Acaba bunun için mi birçok kişi Pazar Ayini’nde saatine bakmakta ve İsa’nın varlığını tatmamakta? Belki de bunun için vaaz veren birçok rahip kendilerini frenlenmiş gibi hissediyorlar ve Allah’ın gizemlerinin güzelliğinden açıkça konuşamayacak durumdalar?

Tüm Hristiyanlara sık sık günahlarını itiraf etmeleri tavsiye etmek iyidir, böylece cemaatin Pazar kutlamasından büyük bir yük kalkabilir ve onların kutlamaları etkili olabilir! İsa dirilmiş olarak havarilerine gözükünce tam bunu yaptı: Havarilerine kardeşleri affedebilme yetkisini verdi. Bu sebepten bellidir ki, İsa’nın arzusu ve ümidi Hristiyanların bundan faydalanmalarıdır!

Dirilmiş İsa’ya iman, imanlıların yaşamını değiştirmekte. Onlar artık sadece birçok problem ve dünyevi sorunların içerisinde gömülü değil, daha üstün, yeni, güzel ve kutsal bir boyutta yaşamaktadırlar. İlk Okuma bize Petrus’u tanıtmakta: Petrus’un tek sorunu ve ilgisi İncil’i bildirmek ve İsa’yı tanıtmaktı, çünkü insan için İsa’dan başka hayat yoktur. Tıpkı İsa’nın huzurunda olduğu gibi, Petrus’un huzurunda da mucizeler gerçekleşmektedirler: Hatta, Rab’bin vaat ettiği gibi, daha fazlaca! İlk havarinin gölgesi bile olağanüstü şeyler ve iyileştirmeler yapmaktadır. Tabii ki bu, gölgenin yeteneği değil de, insanların imanı Baba’nın yüreğini duygulandırmak ve el atması üzerine O’nu ikna etmek için gölgeden de faydalanmaktadır.

Vahiy Kitabından alınan ikinci okuma ise bize Yuhanna’nın görümlerini anlatır. Yuhanna zindanda olmasının verdiği acıya rağmen Rab İsa’ya tapmaya, itaat etmeye devam etmekte ve bundan mutlu olmakta. Ve tam da bir pazar gününde, o zamandan beri “Rabbin günü” olarak adlandırılan bir pazar gününde İsa, Yuhanna’yı ziyaret etti. Biz de bu değerli günü, pazar gününü, Rab’bimizi sevmeye, O’na hizmet etmeye, O’nu dinlemeye adamak istiyoruz, tıpkı havarinin çevresinde toplanmış ilk cemaatin olduğu gibi. Böylece sevinçle dolu kılan işaretleri ve mucizeleri görme lütfu bize de verilecektir.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya Bayramı – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

17/04/2022 – Paskalya Bayramı – C

İlk okuma Hav. İş. 10,34. 37-43 Mezmur 117 İkinci okuma Kol 3, 1-4 İncil Yh. 20, 1-9

Bugün her okumada sevinçten konuşulur. Öyle bir sevinç ki sadece birkaç tatmini değil, tüm dünyanın dahil olduğu ve yaşamı etkileyen, beklenmeyen bir yeniliği ifade etmektedir. Gerçekten de bugün her gerçeğe anlam ve değer veren o olayı kutlamaktayız. İsa dirilmemiş olsa dünya ne olurdu? Sadece kocaman bir mezarlık olmaz mıydı? Güçlü insanların bencilliklerinin karşılaştığı ve herkesin kötü güçlerin etkisinde olduğu, merhametsizce gelen ölüm korkusunun tehdit ettiği bir yer olmaz mıydı? Her insanın yaşamı değersiz ve ümitsiz bir karınca gibi olmaz mıydı? Acılarımız ve sıkıntılarımız ne anlam taşırdı? Bizlerin barış ve birlik arzuları dinlenmezdi, düşünecek cesaretimiz olmayacak ütopyalar olurdu.

Icon of Women at the grave (Anonymous - 17th century)
Icon of Women at the grave (Anonymous – 17th century)

Bugün sevinç ilahisini, sonsuz Alleluya’yı söylemekteyiz: Güçlülerin ölmesini istedikleri kişi dirildi, anlamsız bir köyden gelen O kişi dirildi, sadece basit marangozluk işini yapmayı bilen O dirildi. Ölüm O’nu durduramadı; O’nu yutan ölüm, O’nu tutamadı, O’nu tekrar dünyaya iade etmek zorunda idi. Ve de O, dünyaya döndü, ama artık dünya O’nu etkileyemeyecek durumdadır! Ağır mezar taşı yana atıldı, insanların koyduğu damgalar, O’nun için düşünülmüş tedbirler boşuna. Artık kokular gereksiz, mezar gereksiz… Artık mezar sadece ölümün yenildiğinin, yeni bir dönemin başlangıcının tanığı olarak kalabilmektedir. Şimdi insan düşleyebilir, en güzel şeyleri arzulayabilir, korkuyu kendinden uzaklaştırabilir. Allah hakkında; Baba, sevgi dolu olan o Allah hakkında konuşmayı tek beceren İsa, daima canlıdır. Sözü yankılanmaya, çehresi ümit vermeye, elleri bizim hasta, boş ve okşamayı bilmeyen ellerimize dokunmaya devam edecektir.

Bizler “yukarıdaki şeyleri” düşünmeye başlamaktayız. Çünkü bunlar, tek gerçek, tek insana layık şeylerdir. Kendimizi yeni, Allah’ın sevgisi ile başlayıp son olarak şanına kavuşan yeni bir yaşama sahip olarak hissediyoruz. Bu yaşam Allah’ın sevgisi ile başlar ve son olarak şanına kavuşur. Şimdi artık yaşamımız bir karıncanınki gibi değildir, çünkü içimizde Allah’ın Oğlu’nun yaşamını taşımaktayız: O; bizim için gıda oluyor, böylece değerimizi gösteriyor, yaşamımızın her saatine anlam kazandırıyor.

Şimdiye kadar işlediğimiz günahlar ne olacak? Seyirci olarak kalmadığımız, ortak olduğumuz tüm kötülükler, Allah’ın ve insanların düşmanı şeytana uyarak ektiğimiz kötülük ne olacak? İşte, havari Petrus bizi emin kılıyor: Dirilen, canlıların ve ölülerin yargıcıdır! O, Kendisine iman eden herkese günahların affını bağışlıyor. Mademki O bugün diriliyor, biz de “O’na” iman edebiliriz!

Bugün Allah’a olan imanımızı, severek ölen ve sonsuzca sevmeye devam etmek üzere dirilen İsa’yı göz önünde tutarak belirtiyoruz. Bugün Allah’a imanımız yeni bir temele kavuşuyor: Artık bizden üstün ve her şeye kadir, korkutucu bir dünyanın yaratıcısı olan bir Allah’a inanmıyoruz, sevildiğimize, istenildiğimize, çok değerli olduğumuza bizi bilinçli kılmak için dünyaya Oğlu’nu yollayan bir Allah’a inanıyoruz.

Bugün Petrus ile Yuhanna’nın İsa’yı saran bantları gördüklerinde, yüreklerinde doğan köklü değişikliğe katılıyoruz. Hayal kırıklığı ve acıyla, üzüntülü ve korku içinde önce sessiz ve düşünceli kaldılar, sonra sevinç dolu ve hiçbir şeyden korkmayan, bu nur gününde dünyada göründüğü yeni yaşamın cesaretli tanıkları oldular! Alleluya!

İlahimiz, tüm insanların ve tüm yaratılışın ilahisidir. Nihayet bugün dünyamız Allah’ın dünyası, ölüm korkusunun hükmetmediği, günahın artık insanın yüreğini tek yöneten olmadığı yeni bir dünya oluyor. Yeni bir ümit; kendini güvenli ellerden ve şefkatli bir yürekten sevildiğini bilen bir çocuğun sevinci ve huzuru ile hayatı yaşamamızı sağlamaktadır.

Alleluya!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Zeytin Dalı Pazarı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

10/04/2022 – Zeytin Dalı Pazarı -C –

(Lk. 19,28-40) 

1.Okuma Yeş. 50,4-7 Mez. 21/22  II. Okuma Fil. 2,6-11 İncil Lk. 22,14 – 23,56

Pietro Lorenzetti (c. 1280 – 1348), Jesus enters Jerusalem and the crowds welcome him, (Assisi, Lower Basilica, San Francesco, southern transept)
Pietro Lorenzetti (c. 1280 – 1348), Jesus enters Jerusalem and the crowds welcome him, (Assisi, Lower Basilica, San Francesco, southern transept)

Bugün İsa’nın öğrencileriyle birlikte, Küdüs’e beklenen Mesih Kral gibi girdiğini hatırlıyoruz: öğrenciler İsa’yı bir kral gibi bildiriyor, sevinçlerini haykırıyorlar, çünkü nihayet Allah’ın Hükümralığını başlatacağından eminler. Fakat Allah’ın Hükümranlığının nasıl olduğunu bilmemektedirler: Onu hala dünyevi egemenliklere benzer olarak hayal etmektedirler!

Bugün elimizde taşıdığımız zeytin veya başka ağaç dalları bizim de onların haykırışına katıldığımızı belirtmekte. Bugün hepimiz kardeşler olacağımız Hükümranlığına girmemiz için Baba’nın yolladığı Rab Mesih’e imanımızı belirtiyoruz. Yahudiler’in O’na buz gibi davranmaları bizi kederli olayları ve ölümünün metnini dinlemeye hazırlar. Peygamber Yeşaya ve 22. Mezmur da buna yardım etmekte: Böylece İsa’nın yargılanmasının devrelerini, işkence edilişini, bir düşüşün sonucu olarak değil de, Baba’nın tüm insanlık için planladığı kurtuluşun, kötülerin eli ile gizemli bir şekilde gerçekleşmesi olarak görürüz.

Havari Pavlus, İsa’nın haçta ölümünü bir alçaltma olarak görmeyip büyük alçakgönüllülük gerektiren olsa da, istenilen bir sevgi eylemi olarak görmemize yardım etmekte. Mükemmel bir sevgi olduğu için bize sevginin Allah’ının güzelliğini ve büyüklüğünü göstermekte. İsa’nın haçta ölümünden itibaren O’nun yüceltilmesi başlıyor; bizler de buna adını saygıyla telaffuz etmekle, özellikle de O’na taparak ve O’nu dinleyip itaat etme arzusuyla katılırız. Bu şekilde zeytin dalları evimizde İsa’nın büyüklüğünün işaretleri olarak kalacaklar. Ayrıca O’nu kabul etme arzumuzu da hatırlatacaklar. Bütün yaşamımızla O’nu Rab olarak ilan etmeye devam edeceğiz!

Aziz Luka’nın kederli olayları anlatışı Son Akşam Yemeği ile başlıyor: Rab’bin mayasız ekmek ve kupa üzerine söylediği sözler dikkatimizi çekmektedirler. İsa Baba’ya o ekmek ve o şarap için şükrederken onlar için “benim bedenim” ve “benim kanım” diyor. Böylece İsa Babası’na ölüm aracılığıyla gerçekleşen hayatını sunuşu için şükretmektedir: Bu sunuş sayesinde Kendisi imanlıların besini ve desteği, aralarında birliğin kurulması, en büyük kötülük olan günahtan kurtulmaları oluyor. Bizler İsa’nın tüm öğretilerine, yanındaki iki haydut dahil, herkesi kapsayan duasına ve sevgisine, gücenmeye, gurura, düşmanlığa yer vermeyen ölümüne dikkat edeceğiz.  Özellikle Mesih’in Bedenini daha dikkatli bir yürekle, Allah’ın planlarını her gün gerçekleştirmek üzere kendisini sunan biri olarak alacağız. 

Becerirsek, önümüzdeki haftayı özel bir Hafta olması için programlayalım öyle ki bu haftanın her gününde hem şahsi bir dua veya bir meditasyon için hem de cemaatçe yapılan bir dua veya bir tören için yer bulabilelim. Tüm Kilise İsa’nın ıstıraplarında yaşadığı sevgiye katılarak kutsallaşır. Buna tüm Kilise’nin ihtiyacı vardır: Böylece, benden başlayarak, tüm Kilise Mesih’in Bedeni oluşunu gerçekleştirmektedir. 

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya’ya Hazırlık Devresi – 5. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

03/04/2022–PASKALYA’YA HAZIRLIK DEVRESİ–5. Pazar C

1.Okuma Yeşaya 43, 16-21 Mez. 125 2. Okuma Filip. 3, 8-14 İncil Yh 8, 1-11

Paskalya’ya hazırlık devresinin bu Pazar gününde çok narin ve teselli edici bir mesajla kuvvetleniyoruz. Biz günahkarız, gerçekten öyleyiz, ama Allah sadece günahı görmez, O başka şeye de bakar ve dikkat eder. O, günahtan nefret eder, ama günahkar insanı kurtarmak ister. O, bizim geleceğimizi göz önünde tutmamızı ister öyle ki geçmiş bizi, Allah’a itaatsizlik yapmaya itip iyilik yapmamızı engelleyerek bizi etkilemesin. Birinci okumada peygamber aracılığıyla Allah’ın Kendisi bize şöyle diyor: Düşünmeyin eski olayları. Bakın, yeni bir şey yapıyorum! Olmaya başladı bile, fark etmiyor musunuz?”.

JESUS MAFA. The unfaithful wife, from Art in the Christian Tradition.
JESUS MAFA. The unfaithful wife, from Art in the Christian Tradition.

İncil’de anlatılan olayı okurken Muhammed’in yaşamındaki benzer bir olay aklıma geldi. Bu olayı Muhammed’in takipçileri peygamberlerinin merhametini örnek göstermek için anlatırlar. Ona zina işlemiş bir kadın getirmişler ve onu öldürmeleri gerekiyor mu diye sormuşlar. “Hayır, bebek doğunca dönün” demiş. Dokuz ay sonra, bebek doğduktan sonra dönmüşler, Muhammed yine şöyle demiş: “Bebek anne sütünden kesilince iki yıl sonra dönün” demiş. Böyle büyük bir merhamet daha önce görülmemiş! İki yıl sonra tekrar döndüklerinde, peygamber : “Evet, şimdi öldürün” demiş. Muhammed bebeğe karşı merhametli olmuş, ama günahkar kadına karşı merhametli olmamış. İsa ise günahkar kadına doğru merhametlidir, çünkü O, tam gerçeğe bakar: İnsanların hepsi günahkardır ve dolayısıyla ölümü hak ederler. Onlardan hiç kimsenin başka bir günahkarı yargılama hakkı yoktur: Günahı yargılayabilir, günahkarı değil. Gerçekten de bir günahkar, sevgiyi tecrübe edebilecekse, büyük bir aziz olabilecektir. Allah ölümden zevk almaz, insanın günahkar da olsa yaşamasını ister, bunun için de onu tövbe etmeye, yani hayatını değiştirmeye ve Kendisine dönmeye çağırır.

İsa günahkar kadının önünde iken diğerlerin günahlarını unutmuyor. O herkes için geldi, hatta o kadını yargılayanların da O’na ihtiyaçları var: İsa herkes için geldi. Ama maalesef onlar, günahkar olduklarını kabul etmek mecburiyetinde kalmalarına rağmen, İsa’nın yanında durmuyorlar, Allah’ın af sözünü dinlemeyi de beklemiyorlar. Sadece kadın İsa’nın vereceği doğrulayıcı yargıyı dinlemek için O’nun yanında kalıyor.

Biz de onunla beraber orada durmak istiyoruz. Sadece günahkar olduğumuzu kabullenmekle yetinmiyoruz, ama İsa’nın günahımızı affedebileceğine inanıyoruz, bunun için de yanından uzaklaşmıyoruz. Sadece O’nun ağzından bizi kurtarabilecek Allah’ın merhametli yargısı çıkabilir. Sadece İsa sayesinde tekrar ayağa kalkabilir ve daha önce sözünü dinleyerek kalkmış ve “bir daha günah işlemeyeceklerine söz vermiş” insanlarla birliği tekrar kurabiliriz.

Bunun için İsa tek gerçek hazinemizdir: İkinci okumada yazıldığı gibi, O’nun karşısında, bizim değer kazanmayı umut edeceğimiz her iyi niteliği de, “bir kayıp ve süprüntü” sayabiliriz. O’nu tanımak yaşamımızın gerçek zenginliğidir. İlk önce O’nu “O’nun acılarını paylaşarak” tanıyabiliriz: Paskalya’ya Hazırlık Devresinde yaptığımız fedakarlıkların amacı budur; sonra onlar bizleri “dirilişinin gücünü” tanımaya götürürler.

Aziz Pavlus’un mektubunda bize gösterdiği örnek gibi İsa’yı tanımamız daima alçakgönüllülüğün rengi olacaktır. Kimseyi yargılamayarak, mahkum etmeyerek, O’na doğru koşalım; hatta elimizden geldiği kadar İsa’ya doğru koşumuzun sevincine herkesi katmaya çalışalım. O, Baba’nın merhametli gözleriyle bize bakan tek olandır, bizleri Baba’ya Kendi kurbanı ile zenginleştirmiş olarak götüren de O’dur. Hayatımızla yeni bir şey yapan O’dur: Geçmişe bakmak için durmayalım, bunun yerine O’nunla birlikte ileriye bakalım.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya’ya Hazırlık Devresi 4. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

27/03/2022 – PASKALYA’YA HAZIRLIK DEVR. 4. Pazar G. C

1.Okuma Yeşu 5, 9. 10-12 Mezmur 33 2.Okuma 2 Kor. 5, 17-21 İncil Luk. 15, 1-3. 11-32

Bir kimse Mesih’te ise, yepyeni bir yaratıktır. Eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur”. Mesih’te yaşayan bizler, dünyaya yenilik getiririz. Yeni yaratıklarız.

JESUS MAFA, Prodigal Son, from Art in the Christian Tradition
JESUS MAFA, Prodigal Son, from Art in the Christian Tradition

Yenilik nerede? Biz kendimizi diğerleri gibi hissediyoruz, ama imanımızdan gelen bir ümidimiz var, bu da görme, dinleme, başkalarına karşı ve diğer şeylere karşı değişik davranmamıza nedendir. Bu var olma ve davranma şekli kendini sevgide gösterir. Sevgi ne kendiliğinden ne de insan arzusundandır, “yukarıdan” gelir, karşılıksızdır, hatta bize karşı düşmanlık besleyenleri de kucaklar. Bizler yeni yaratıklarız, Adem’in mirasını yaşamıyor, Allah’tan doğuyor ve O’nun babalığını gösteriyoruz. Bu bizim tövbe etmemizle başlar, yani geriye dönüp kıskançlıkları ve ‘ilahi’ bir gücü elde etme arzusunu bırakarak alçakgönüllülük ve sadelikle kendimizi sevilmeye bırakmamızla, Baba Allah’ın sevgisini yaşamımızla başlar. Bu tövbe; barışma ile yani içimizde günaha yer verdiğimizi kabul edip af dilemekle başlar. Kilise arzumuzu kabul ediyor ve bize cevaplanmak için otoritesi var: Aziz Pavlus’un bizi emin kıldığı gibi rahiplerin Allah ile birliğimizi yeniden kurmak için yetkileri var çünkü Rab İsa tarafından bu görev onlara verilmiştir.

İsa’nın anlattığı ve Aziz Luka’nın bize aktardığı mesel bizim durumumuzu çok iyi anlatır. Gerçekten bizler gerçek Baba olan Allah’tan uzaklaşarak “eski yaratıklar” olduk, ama O’na dönerek tekrar “yeni yaratıklar” olma imkanımız var. Bu dönüş sadece Allah’tan fiziksel olarak ayrılanlar değil, aynı zamanda O’nun düşüncelerini ve insanlara olan merhametini benimsemeyenler için de gereklidir. Tövbe etmeye ve Baba ile barışmaya ihtiyacı olmadığını hiç kimse düşünemez! Meselde anlatılan ve hepimizi temsil eden oğulların ikisi Baba’dan uzaktadır.

Ona açıkça isyan eden ve mirasını hemen isteyen oğul, ne babaya saygı ne de abisine ilgi gösteriyor. Bu yüzden kendini dayanılmaz bir yalnızlıkta bulacaktır. Bu yalnızlık ona aile ile birlik içinde yaşarken bulunduğu ahengi özlemle hatırlatacaktır. Acı onu alçakgönüllü kılacaktır, alçakgönüllü oluşu da onu uysal bir evlat olmaktan gelen sevinci değerlendirmeye götürecektir.

İnsan tek başına mutluluğunu inşa edemez. İnsan kendi egoizmi ve iddiaları ile yüreğindeki acı yükünü artırmaktan başka bir şey yapamaz: Bunu her gün, çocuk yaştan beri herkese her istediğini yapma hakkını vermek isteyen yaşadığımız ortamda tecrübe ediyoruz. Meseldeki diğer kardeş ise diğer bir durumu göstermekte: Onun durumu geçmişe, geleneklere, aileye bağlı ve itaatkar olduğu için kendisini hep haklı görenin durumudur. İkinci evlat da gerçek evlat değildir. Çünkü dürüstlük ve itaat onun için bir gurur, iddia etme, kardeşi yargılama ve suçlu görme, ona merhamet göstermeme sebebi olmaktadır.

İnsanların bize öğreteceği yeni hiçbir şey yoktur. Sağlıklı ve yeni öğreti bize sadece meseldeki babadan gelmekte, çünkü o gerçek Allah’ın davranışlarını örnek almaktadır. Biz de O’na bakmalıyız, İsa’nın yardımıyla bakışlarımızı, herkesin kurtulmasını isteyen Baba’ya çevirmeliyiz: Herkesin eski insandan, sevgi Allah’ının yaşamını paylaşan yeni yaratığa dönüşmeye ihtiyacı var!

Allah, insanlarla ilgilenendir. O, ona kurtuluş ve özgürlüğe götürülme tecrübesini yaşatmak için, bu şekilde de Kendisini Merhametli Olan olarak, sevgide güçlü olarak tanıtmak için küçük ve köle olan bir halkı seçti.

O tecrübeyi, tek tek herkes, İsa ile karşılaşma sayesinde yapacaktır.

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya’ya Hazırlık Devresi 3. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

20/03/2022 – PASKALYA’YA HAZIRLIK DEVRESİ– 3. Pazar G. – C

1. Okuma Çık 3, 1-8. 13-15 Mezmur 102 2.Okuma 1Kor. 10, 1-6. 10-12 İncil Lk. 13, 1-9

Kötü haberler İsa’yı korkutmaz. O; dünyada acı çektiren, bizi de korkutan ve yüreğimizde soruların doğmasına sebep olan birçok olayın meydana geldiğini bilmektedir. Birçok kere ölüm korkusu ve günahımız, içimizde öyle sorular doğuruyor ki, bunlara insanları, hatta Allah’ın kendisini bile yargılayarak cevap veriyoruz. Niçin bu afetler? Bunlar ceza mı? Kim bunları hak etti? Allah nasıl bu kadar adaletsiz ki, suçsuz çocukların acı çekmesine izin veriyor? Allah niçin kötüleri ve şiddet kullananları durdurmuyor?

Burning Bush Theotokos and Moses (Icon 16th Century)
Burning Bush Theotokos and Moses (Icon 16th Century)

Bu sorular ve cevaplar; insana huzur vermeyen, başka sorulara sebep olan sorular ve cevaplardır. Pilatus kurban sunan bazı insanları öldürttü: Allah böyle ölmelerine izin vermesi için kim bilir onları hangi suçları için cezalandırdı! Onlar Celileli idi, Yahudilere göre sapkın idiler! İsa’ya başka bir haber ulaşıyor: Bir kulenin altında on sekiz kişi kalıp öldü. Onlar, sapkın değil, Yahudilerdi.

Bu sorular geçmişe bakmaya alışık olduğumuz için aklımıza gelmektedirler: Geçmiş, bildiğimizi zannettiğimiz tek gerçektir! Ama Allah bize saklı olanı da bilmekte, geleceği bile bilmektedir. İsa bunu biliyor ve başımıza gelecek olanı göz önünde tutarak bize cevap vermektedir. Biz başkalarını yargılamamalıyız, sadece onlara karşı vermek istediğimiz yargıyı kendimiz hak etmemeye dikkat etmeliyiz.

Tövbe etmezseniz, hepiniz aynı şekilde öleceksiniz”. Biz, alışık olduğumuz şekilde, yani arzularımıza ve içgüdülerimize göre yaşamaya devam edersek, yaşamımızın sonunu bir felaket, bir ceza olacaktır. Öldürülenlerin ölümü veya yıkıntıların altında kalanların ölümü bizim için bir uyarıdır. Onların yaşamını yargılamayalım, bizimkine dikkat edelim. “Tövbe etmezseniz…”: Bizim yaşam değiştirme şansımız var, İsa’yı kabul edip her şeyimiz değişebilir: Yaşam, ölüm anımız dahil yeni bir anlam, yeni bir hedef kazanacak. İsa’yı kabul etmekle yaşamımız meyve verecekti, Allah’a sevinç verecekti, acı çeken ve acı çektiren insanların kurtuluşu için O’nunla işbirliği yapacaktı. İsa, vaazının başlangıcında söylediği aynı şeyi tekrarlamaktadır: “Hayatımızı değiştirin ve Müjde’ye iman edin!”.

Bugünkü ilk okuma Musa’nın yanan çalıdan ses aracılığıyla olan çağrısını anlatmaktadır. Bu, İsa’nın gelişinin amacını göstermektedir: Musa halkı kölelik acısından nasıl kurtarması gerekiyor idiyse, İsa’nın da aynen hepimizi, insanlığı ezen günahın köleliğinden ve acısından kurtarması gerekiyor.

Musa’nın yardımcılara ihtiyacı olduğu gibi, aynen İsa da işbirlikçiler istemektedir.

Bunun için bizler sadece kurtuluşu, sevinci, yeni yaşamı kabul etmekle kalmayıp kendimizi Rab’bin hizmetine sunmaktayız. O’nun bizim iyiliğimizi bildiğini ve istediğini, bizi sevgisine katılmaya çağırarak, yaşam doluluğuna erişmemizi sağladığını hatırlayarak, çağrılarına cevap vermeye hazırlanmaktayız. İsa bizi Krallığını gerçekleştirmeye çağırmaktadır: Kendisinin kralı olduğu bu yeni Krallığın ilkelerini yaşamaya hazır mıyız?

Allah halkının tarihinde tüm yaptıklarının amacı, bize İsa’nın kim olduğunu göstermektir. Bu şekilde geçmişin olaylarını okumalıyız: Bulut, deniz, man, içinden su çıkan kaya sadece ölen ve dirilen İsa’nın ışığında anlaşılır olmaktadır. Biz daima zayıfız ve O’na ihtiyacımız vardır: Bunun için O’na daima bağlı kalalım yoksa boşluğa düşeriz. Havari şöyle diyor: “Ayakta kalabileceğini zanneden, düşmemeye çalışsın”. Eğer ayakta kalırsak, yani eğer imanda canlı olursak imanımız çok kişi için yaşam ve sevincin kaynağı olacak. Bize yardımcı olmak için İsa bir meseli da ekledi. Üç senedir bir incir ağacı sadece yaprak üretiyor. Onu kesmek gerekirdi fakat hizmetkar bir imkan buluyor. “Çapalamaya ve gübrelemeye çalışabilirim, kim bilir, belki…” diyor. Anlamak kolaydır: Allah’ın Oğlu’nun var olduğu gerçeği birçokları için yeterli olmadı! Kim bilir, belki Kilise’nin yorucu işi ve tanıklığı, yani başka bir zorlayıcı zaman eklenirse, dünya değişip Allah’a dönecektir! İncir yapraklarının simgeledikleri birçok boş şeyin arasında kendi mutluluğunu arayanlar, gıdayı bulacak, bizim İsa’ya dönüp yaşamımızı değiştirmemizin doğurduğu tatlı meyveyi bulacaklardır!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya’ya Hazırlık Devresi 2. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

13/03/2022 – PASKALYA’YA HAZIRLIK DEVRESİ – 2. Pazar Günü – C

1.Okuma Yar. 15, 5-12. 17-18; Mezmur 26; 2.Okuma Filip. 3,17-4,1; İncil Lk. 9, 28-36

Bugünkü okumalar, İbrahim’in tecrübesiyle İsa’nın üç havarisinin dağdaki tecrübesini birlikte bize verir. İbrahim Allah’ın nezdinde bulunmanın tecrübesini yaşayıp O’ndan çok kalabalık bir nesle sahip olacağı müjdesini alıyor, bazı hayvanları kurban ederek O’nunla bir antlaşma yapıyor. Üç havari de İsa’nın duası esnasında Allah’ın varlığını tecrübe ediyorlar: Onlar ilahi vaatleri değil, ama öğretmenleri İsa’da Baba’nın insanlık için kurtuluş ve sevgi planının tam gerçekleştiğinden emin olmayı alıyorlar. Bu plan, Rab’bin yaşamını sunarak kurban olmasıyla gerçekleşecek. Bu; İsa’nın, Musa ve İlyas ile konuşmasının konusudur!

Alexander Andreyevich Ivanov (1806–1858), Transfiguration
Alexander Andreyevich Ivanov (1806–1858), Transfiguration

İsa dağa çıktı, Musa’nın Sina dağına, İlyas’ın Horev dağına çıktığı gibi. Hem Musa hem de İlyas halkın ihaneti ve kendilerinden sevilen birçoklarının isyanları yüzünden acı çektiler. Onlar İsa için peygamberlerdir: O’na daha şiddetli bir şekilde davranılacaktır. Onlar dağda Allah’ın sevgi gücü, hikmetli ve şefkatle dolu Allah’ın gücü ile karşılaştılar. İsa da dua etmek için dağa çıktı. Duası gerçek, yani Baba’nın sevgisine ve isteğine gerçek bir dalma oluyor ve bunun için gerçek, sevinç ve güzellik göstergesi olarak yüzü ve kıyafetleri bile aydınlanıyor. Allah’ın isteğine giren O’nunla tek bir bütün olmaktadır. Sadece Oğul, Baba’nın isteğini tam olarak aynı sevgisiyle kabul edebilir: Bu şekilde O, tam olarak bu sevginin gerçekleşmesi oluyor.

Buluttan çıkan ve uykulu üç havariye ulaşan ses bu anlayışı onaylamaktadır. İsa, Allah tarafından Oğlu olarak ilan ediliyor ve dolayısıyla tüm halklar için kraldır, aynen ikinci Mezmur’un bize tekrar ettirdiği gibi. Krallık kimliği; Mesih’e, dünyaya Baba’nın ilahiliğini görünür ve somut şekilde getirene özgüdür! O aynı zamanda babasıyla dağa çıkan ve kendisinin kurban edilmesi için odununu taşıyan İbrahim’in oğlu gibi “en sevgili Oğuldur”. İbrahim’in oğlunun yerine bir koç kurban edilebildi, çünkü o Allah’ın Oğlu’nun sadece görüntüsü idi; İsa’nın yerini ise hiçbir şey ve hiç kimse alamaz: O kendi bedenini ve kendi kanını vermek için kendini sunuyor; bu, Allah’ın yaratıklarını sevmek için gerçekleştireceği kurtuluşun tek kurbanıdır.

İsa’nın yanına üç havarisini almış olması bizlerin O’nun duasına ve şanına, ayrıca sunuluşuna ve haçına da katılmamızı istediğini göstermektedir. Yanına sadece üç havari almış olması da, Kilise’de herkese ayrı vazifeler ve roller düşündüğünü belirtmektedir. Baba’nın sevgisinden faydalanan ve İsa’nın sunuşunu paylaşan tüm Kilise’dir ve Kilise’de her birey kendi çağrısına göre görevini yürütmektedir. Kilise’de her birey kendi kişiliğiyle İsa’nın giysilerini ve çehresini parlak gösteren ışığı yansıtmaktadır.

Bunun içindir ki havari Pavlus imanlılara yazarken kendisini ve diğer Hristiyanların davranışlarını örnek olarak gösterdi: “Kardeşlerim, hep birlikte beni örnek alın ve size bıraktığımız örneğe göre yaşayanlara dikkatle bakın”. Keşke hepimiz aynı şeyi söyleyebilsek! Böyle diyebilmemiz gerekirdi!

Yüreğimizde daima İsa’nın duasıyla yaşamak gerekirdi: O zaman O’nun ışığı da parlayacaktı! Yüreğimizde İsa’nın duasına katılmak, Baba’dan kurban olarak kabul edilebilmemiz için devamlı olarak kendimizi O’na sunmamızı istemektir.

Duada yaşadığımız zamanlar İsa’nın ışığı yüzümüzü aydınlatmakta ve onu kardeşlerimize sevimli kılmakta. Dua bizim için Allah ile karşılaştığımız dağdır: Biz kendimizi sunuyoruz ve O etkilemektedir: Bizi değiştirerek, bizi dünya için bir armağana çeviriyor: Ve de Gerçekten dünyanın O’nun varlığını daima tanımaya ve tatmaya ihtiyacı var. Baba bizden sevgili Oğlu İsa’yı daima dinlememizi istiyor: İsa’nın sözleri; duada olduğumuz, Baba’ya ait olmak istediğimiz zamanlarda bize ulaşır!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya’ya Hazırlık Devresi 1. Pazar Günü – C

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

06/03/2022 – PASKALYA’YA HAZIRLIK DEVRESİ – 1. Pazar Günü – C

Iª Okuma: Yasa’nın Tekrarı 26, 4-10 Mezmur: 90 IIª Okuma: Rom 10, 8-13 İncil Lk 4, 1-13

“Her kim Rab’bin adını yardıma çağırsa, kurtulacaktır””: Bu sözlerle havari Pavlus ümidimizi canlı tutup huzurumuzu koruyor. “Rab’bin adını yardıma çağırmak” ne demek? Bu; bekleyişimizi insanlara, önemli kişilere veya dünyevi şeylere, kendi becerilerimize bağlamamaktır. Rab’bin adını yardıma çağırmak, geleceğimizin garantörü olarak, en derin arzularımızın amacı olarak sadece O’nu aramaktır. Bundan önce aziz Pavlus şöyle yazıyordu: “İnsan yürekten iman etmekle aklanır, imanını ağzıyla açıklamakla da kurtulur” .

JESUS MAFA, Jesus is Tempted (Cameroon 1973)
JESUS MAFA, Jesus is Tempted (Cameroon 1973)

Kurtuluş armağan ve lütuftur: Armağan olması otomatik olarak gerçekleştiği anlamına gelmez. Kurtuluş herkes için değil, ama inanan ve imanını belirten herkes içindir. İman etmek, İsa vasıtasıyla tanıdığımız Baba’ya güvenme yeri olan yürekte gerçekleşir. İman eden, yaşamını Baba’ya teslim etmek için İsa’ya güven veren “aklanır”, yani doğru yerde, Baba Allah için evladın yerinde bulunur. Yüreğinde imanı saklı tutan kişi evet aklanır, fakat dünyevi ayartmalardan uzak ve kendi insani zayıflıklarından, düşmanın etkilerinden muaf değildir. Bunun için havari bize bir adım daha önermekte. Kurtuluşu tatmak için bulunduğumuz durumu çekinmeden belirtmemiz de gerekiyor: “imanını ağzıyla açıklamakla kurtulur”. İmanımızı başkalarının önünde belirttiğimizde kendimizi güçlü hissederiz, ayartmalardan korunmuş oluruz ve ayrıca İsa’nın bizden utanmamasını, Baba’nın önünde bizim için tanıklık yapmasını sağlarız. İsa şöyle dedi: “Kim insanların önünde beni tanırsa, ben de onu Göklerdeki Baba’mın önünde tanıyacağım”! Kurtuluşun gerçekten çifte bir gelişmesi vardır: Göklerde ve yeryüzünde!

Bugünkü İncil denenmelerden kurtulmaktan bahsediyor: İsa açıklıkla Allah’ın Sözünü hatırlatıyor ve böylece ayartıcı O’ndan uzaklaşıyor. Ayartıcı, İsa’nın Söze uyma ve Baba’ya itaat kararlılığı karşısında gösterdiği alçakgönüllülüğe dayanamıyor. Elbette bu Sözler Allah’ın Oğlu olan kendisinden çok daha önemsiz kişiler tarafından yazıldı, ama O, yine de kıskançlık veya üstünlük hissetmeden o sözleri kabul ediyor. Denenmeler anlatımında şu göze çarpar: İsa alçakgönüllüdür! Tersine ayartıcının sözleri, Şeytandan gelen her şeyin öz kibrini, ‘kendin yap’ deyiminde ve davranışında saklayan, asiliğe iten o kibrin sızmasına izin vermektedirler. “Allah’ın Oğlu isen” kendin karar ver!”. İsa ise şöyle cevap veriyor gibidir: Oğul isem, Babamın karar vermesini istiyorum, O’na güveniyorum. O konuşuyor ve ben O’nun Sözü sayesinde yaşamaktayım: Bu Söz, benim için ekmektir ve kesindir. Çöldeki ‘man’ gibi her zaman bol ve hazır besindir.

İsa; bu dünyada hacı olan, kendini verdiği sözü tutan, hayal kırıklığına uğratmayan Allah’a emanet ederek İbrahim’in kat ettiği yola devam ediyor ve mükemmelleştiriyor.

Bizler Rab’bimiz İsa’yı yardıma çağıracağız, ve ayartıcı bizden uzaklaşacaktır. İsa’ya olan imanımızı belirteceğiz ve kurtuluşu, tüm açılarıyla, tatmaya başlayacağız!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it