Kutsal Kitab’ın Okunması
1.Okuma Çıkş. 19,2-6 Mezmur 99 2.Okuma Rom. 5,6-11 İncil Mt 9,36-10,8
Allah’ın endişesi nedir? Bugün bunu anlama fırsatımız var. Bu, dünyadaki insanların barış içinde, uyum içinde, hatta kardeşler gibi bir birlik içinde yaşayabilmelerini sağlamaktır. Allah böylesine güzel bir hayali nasıl gerçekleştirebilir? O, zorlayamaz, insanları kukla gibi yaratamaz: onların özgürlüğün tadını çıkarmalarına izin vermelidir, aksi takdirde hayatları bir hapishaneye dönüşür. Bu nedenle işine başlayabileceği insanlar bulmalıdır. Azimli bir sevgiyle, gönüllülerden oluşan küçük bir halk oluşturmaya başlar; bu halk, küçüklüğü sayesinde kendisinin yönlendirilmesine, eğitilmesine ve düzeltilmesine izin verebilir. Bu, Yakup’un on iki oğlundan doğan on iki kabile tarafından oluşturulan, İsrail olarak adlandırılacak halktır. Musa, bu halk için şefkatli ve sadık bir baba gibi davranan Allah’ın sözcüsü olur. Allah, herkesin istediği gibi anlaması riskini almamak için herkese konuşmaya cesaret edemez: bu, gerginliklere ve uyuşmazlıklara yol açabilirdi. O, tek bir kişiye, Musa’ya konuşur; Musa’nın inandırıcılığını sağlamak için, ona Kızıldeniz’i geçmeden önce ve sonra o olağanüstü olay sırasında güven verici olağanüstü yetkiler vermiştir. Musa, halkın Allah’ın önerilerine itaat etmesi halinde, «benim için tüm halklar arasında özel bir mülk olacaksınız; çünkü tüm dünya benimdir! Sizler benim için bir rahipler krallığı ve kutsal bir ulus olacaksınız» Allah’ındediğini aktarır. Onlar, Allah’ın halkı olarak adlandırılacaklar öyle ki, kendilerini ayrıcalıklı sayacak kadar: bu bir ayrıcalık değil, genel bir barış ve uyumu gerçekleştirmek için bir görevdir: Allah tüm dünyayı önemsiyor!

Musa’nın halkı, kutsal bir hayat sürmeli, Allah’ın bilgece sözlerine itaatlı bir hayat; böylece her dil ve dinden diğer tüm halklar için bir cazibe ve bir örnek haline gelecektir. İsa, o halkın Allah’ın beklentilerini boşa çıkardığını görür, bu nedenle yeni bir halk kurar. Fırsat, onu yönlendirecek ve koruyacak kimsesi olmayan, başıboş koyunlara benzeyen bir kalabalık gördüğünde gelir. O, tam da bu nedenle oradadır, fakat halklar çoktur ve hepsine ulaşamaz: nitekim O’nun saati yaklaşmaktadır. Bu nedenle, yeni yapımın temeli üzerine kuracağı, zaten tanıdığı on iki adamı çağırır. Bunlar, kendilerinin toplayacakların herkesinin birlik içinde olmalarını, özellikle de bütün diğer halklar tek bir halk olsunlar diye çalışmalarını nasıl başaracaklar? Onların Baba’nın sevgisini tanımaya, almaya ve öğrenmeye ihtiyacı vardır ki, bunu başkalarına da verebilsinler. Hasat çoktur, der onlara, ama onu toplamak için kendilerini sunanlar hala azdır. Bu nedenle On İkiye dua etmelerini önerir: Allah, kurtuluş sözünü yaymak için başka kişileri de çekebilir, fakat bunu yapabilmesi için duaya ihtiyacı vardır. Dua, arzu ve iradeyle Allah Baba’yla birleştirir: dua edenler, yeryüzünün her yerinde göklerin krallığını başlatmak için kendileri de nitelikli işçiler haline geleceklerdir. Biz de bu duaya katılıyoruz, her ne kadar, bugün Aziz Pavlus’un bize söylediği gibi, Allah’tan uzak kalmış,urtuluşa, bağışlanmaya ve aklanmaya muhtaç olsak da. Bu zayıflıklarımıza rağmen, vaftizden itibaren seçildik ve tüm dünyaya kurtaran Sözü götürmek, tüm ulusların insanlarını Allah’ın gözünde hoşnut kılmak için hazırlandık. Çünkü O’nun sevgisinde hiçbir şey imkansız değildir!
İsa, On İki havariyi isimleriyle çağırdı. Onları yanına almak istedi. Onlar da dua etme çağrısını duydular: bu, onların öncelikli görevi olacaktır. Ve şimdi İsa onları gönderiyor. Bu ilk seferde, sadece “İsrail evinin kayıp koyunlarına” ulaşmakla yetinecekler. Ne yapacaklar? Tıpkı Kendisinin yaptığı gibi: öncelikle vaaz verecekler, yani mevcut krallıklara alternatif olan başka bir krallığın resmi başlangıcını ilan edecekler. Bu riskli bir görev olacak, çünkü mevcut hükümdarların kıskançlığını ve hasetini uyandıracak. Ödül ya da karşılık beklemeden, tam da mevcut hükümdarların tebaalarının hayırseverleri olacaklar: hastaları iyileştirecek, ölüleri diriltecek, cüzamlıları temizleyecek ve ayrıca, kimsenin yapmadığı bir şey olarak, şeytanları kovacaklar. Bunlar var ve rahatsızlık veriyorlar, içlerinde barındıranları ve onlara yakın olanlara acı çektiriyorlar. Onları nasıl kovacaklar? Herkese İsa’yı kabul etmelerini önererek: O’nun olduğunda, onlar O’nun varlığına tahammül edemeyecekleri için gideceklerdir. Kalbinde ve hayatında İsa olmayanlar için imkansız olan diğer görevleri de kimse yerine getirmiyor. O’nun öğrencileri hastalarla ilgilenecekler, öyle ki Rab’bin Adına yalvarmaları sayesinde iyileşecekler. Ölmüş olanlar, yani ilişkileri olmayan, sevgisiz insanlar, kardeşlerine hizmet etmek için hayata geri dönecekler. Cüzamlılar yeniden insan olarak kabul edilecekler ve murdarolarak kovulmayacaklar: onlar da, kendilerinin Baba tarafından sevildiklerini ve dolayısıyla tüm evlatları tarafından da sevildiklerini fark edecekler.
Her çaba karşılıksız olacak, tıpkı Baba’nın sevgisi ve İsa’nın yılmaz sevgisinin karşılıksız olması gibi. Karşılıksızlık, etkinliğin garantisidir. Karşılıksız olan şey, Allah’ın armağanıdır: zira O’nun armağanları hayat verir!
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it
P. Vigilio Covi
