Papa Emeritus Bendiktus için 7 Ocak 2023’te Dinî Merasim yapıldı

St. Esprit Katedrali’nde yapılan ayine Türkiye’deki dinî cemaat temsilcileri katıldı. (Photo Credit: Alfonso Zamuner)

Türkiye Vatikan Büyükelçisi S.E. Mons. Mareck Solcyzinski’nin Başkanlık ettiği ayine Ekümenik Patrik Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patriği Kadasetli Sahak Maşalyan, Süryani Ortodoks Cemaati Başepiskoposu Mor Filüksinos Yusuf Çetin, Trükiye Ermeni Katolikleri Başepiskoposu S. E. Mons. Levon Boghos Zekiyan, Süryani Katolik Cemaati Patrik Vekili Mons. Orhan Çanlı, Keldani Cemaati Patriği Ramzi Garmou ve İstanbul Havarisel Temsilcisi S.E. Mons. Massimiliano Palinuro katıldılar.

İstanbul Katolik cemaatinin kalabalık bir şekilde iştirak ettiği ayinin başlangıcında kısa bir konuşma yapan İstanbul Havarisel Temsilcisi Mons. Massiimiliano Palinuro şunları söyledi:

(Photo Credit: Alfonso Zamuner)

“Büyük Papa XVI. Benediktus’un iman tanıklığı ve Kilise’ye sunduğu cömert hizmeti için, Türkiye’deki Katolik Cemaati’nin Rab’be şükranlarını göstermek üzere bu Efkaristiya kutlamasında toplanmış bulunuyoruz.

“Rab, kendi kutsal isteğine uygun olarak son yüzyılların büyük teoloğu Joseph Ratzinger’i Katolik Kilisesi’ne Havari Petrus’un 265. Halefi olmak üzere çağırdı. Kendisi Zor bir dönemde Aziz II. Jean Paul’ün büyük mirasını üstlendi.  Güçlü rehberliği ve açık doktrini ile temel bir referans noktası oldu ve olmaya devam edecektir.

“Öğretileri ve yazdıkları gelecek nesillere bıraktığı büyük bir hazinedir. O, İncil’in yolundan giderek uzaklaşan bir dünyada, Hristiyan imanının güzelliğini tanıtmayı biliyordu.  Hristiyanlığın etkisinin azalmasına bağlı olarak, Batı dünyasını özellikle etkileyen manevi kuraklıkla yüzleşti ve Kilise’yi İncil’in ana kaynaklarına; bizzat yaşayan İsa’ya yönelmesi için cesaretlendirdi. 

“Papalığın programlı Genelgesi Deus Caritas est’te “Hristiyan olmanın başlangıcı bir etik karar ya da yüce bir fikir değildir, bu bir karşılaşma durumudur: Hristiyan olmanın başlangıcı, bir Kişi ile  – yaşama yeni bir ufuk veren İsa’nın şahsı ile karşılaşmaktır.” (Enciclica Deus caritas est, §1).

“Gerçekten de onun hayatı Rab İsa’ya ve O’nun kilisesine bir sevgi ilahisi oldu. Görevden ayrılması bile Kilise’nin yararına olan her şeyi, kendi hayatından daha önemli tuttuğunu bize gösteriyor: “Kilise, Rab’bin kilisesidir, başka kimseye ait değildir.” Papa’nın öğrettiği son şey budur.

“Ne yazık ki o yanlış anlaşıldı ve pek çok kişi tarafından kullanıldı. Küçük ideolojik hedeflerle hareket eden muhafazakâr kesimler onu kullandı ve ilericiler de onu bir düşman olarak gördü. Muazzam etkisini ve otoritesini sarsmak için saçma sapan iftiralar yayıldı. Şeytani bir mantığa uyan, Kilisenin iç ve dış düşmanları Papa Benediktus’un Papa Franciskus’a karşı olduğunu ilan ederken, Papa Emeritus daima alçakgönüllülükle tek Papa’ya mutlak itaat gösterdi. Sessizliği ve alçakgönüllülüğü ile bu iftiraların saçmalığını gösterdi ve Kilise birliğini korudu.

“Uzun ve acı dolu bir hastalık döneminden sonra burada, yeryüzünde söylediği son sözler: “Rab, seni seviyorum” oldu. Bu sözler gerçekten de doktrin ve öğretisinin derin kaynağını, yani Rab İsa ile sevgi ilişkisini bize gösteriyor.

“Bizlere bıraktığı ve bu kitapçığın son sayfasında bulunan Manevi Vasiyeti, bize bir kez daha Papa XVI. Benediktus’un yüreğine bakma imkânı veriyor. O’nun vasiyeti asla unutulmamalı, hatırası takdis edilmelidir.  “

(Photo Credit: Alfonso Zamuner)

Vatikan’ın Türkiye Büyükelçisi s. Mons. Mareck Solcyzinski, vaazında Papa Emeritus XVI. Benediktus’un Manevi Vasiyetine değindi :

Pek Kutsal Patrik Hazretleri,

Kadasetli Patrik Hazretleri,

Sevgili Epsikopos Kardeşlerim,

Ekselansları ve Saygıdeğer Diplomatik Kurum Temsilcileri,

Sevgili Kardeşlerim,

            Papa Emeritus XVI. Benediktus Hazretlerinin ebedi istirahati için kutladığımız bu Ayin’de ona hürmetlerimizi sunuyor ve Kilise’nin bu büyük Çobanı ve iman hocasını anıyoruz.

1.        Gerçekten de Papa Franciskus’un dediği gibi, : O’nun keskin ve ince düşüncesi kendisine atıf vermiyordu, fakat kiliseye aitti, çünkü daima İsa ile karşılaşmamızda bize eşlik etmeyi istedi. Papa Benediktus’un bizi elimizden tutup götürdüğü kişi, Çarmıha Gerilmiş, Dirilmiş, Yaşayan ve Rab Olan İsa idi.

            Papa Benediktus’un en son kendi Manevi Vasiyeti’nde de belirttiği gibi Kilise’yi ve her erkek ve her kadını İsa ile karşılaşmaya götürmek, onun arzusu idi. Bu Vasiyet’te bizden imanda sağlam durmamızı istiyor: Kilise’de benim hizmetime emanet edilen herkese şimdi diyorum ki: Kafanız karışmasın… Hakikaten Mesih İsa Yol, Gerçek ve Yaşam’dır – ve Kilise de tüm kusurlarıyla birlikte gerçekten O’nun bedenidir. Bu sözler, ikinci okumada Aziz Petrus’un bize verdiği teminat ile ne kadar da örtüşüyor! Zaman sona ererken açığa çıkarılmaya hazır olan kurtuluşa kavuşasınız diye iman sayesinde Allah’ın gücü ile korunuyorsunuz.

2.         Gerçekten de Papa Benediktus, Haça Gerilen ve Dirilen, Yaşayan Rab Olan Mesih İsa’ya tamamen inandığı gibi, O’nun Bedeni olan Kilise’ye de inanıyordu. Bu imanını, rahip, episkopos ve Papa olarak kendi hayatı ile kanıtlamıştır. Yine bir teolog olarak Kilise’nin gerçek öğretisini açıklayıp savunarak, Katolik imanına aykırı hiç bir şeyi onaylamadı. Manevi Vasiyeti’nde şöyle yazıyor: 60 yıl boyunca teolojinin özellikle Kutsal Kitap araştırmalarının yolunu takip ettim. Sarsılmaz görülen tezlerin, değişen nesillerle çöktüğünü gördüm – ki bunların sadece hipotez olduğu ortaya çıktı… Tüm bu karmakarışık hipotezler arasından imanın makullüğünün nasıl ortaya çıkmış olduğunu ve çıkmaya devam ettiğini gördüm ve görüyorum.

3.         Fakat Papa Benediktus, sarsılmaz imanının en büyük kanıtını son sözlerini söylerken verdi: İsa, seni seviyorum. İmanını bu şekilde açıklarken, aynı zamanda Allah’ın hizmetkârı olarak yaşadığı hayatını da özetlemiş oldu:

                        Tamamen karşılıksız bir armağan için duyulan şükrandan doğan, Rab’be ve O’nun halkına hizmet için minnettar bir bağlılık;  

                        Rab’be hizmet eden herkesin Rab’bin ‘kuzularımı otlat’ diyerek verdiği buyruğa güvenli bir itaat demek olan dayanıklılık ve zorluklar ortasında sessizce şekillenip arınmış, dua dolu bir bağlılık;

                        Müjde’nin güzelliği ve sevincini iletmek için tutkulu çabasında, Allah’ın hizmetkârı olarak görevinde her zaman Kutsal Ruh’un tesellisi ile desteklenen bir bağlılık;

        Meryem gibi Haç’ın altında, çeşitli şekillerde yer alan herkesin verimli tanıklığında; ne saldıran ne de zorlayan, acı veren ama kararlı bir dinginlikte; Rab’bin atalarımıza ve onların torunlarına verdiği söze sonsuza dek sadık kalacağına dair inatçı ama sabırlı bir umut.  (cf. Papa Francesko’ Vaaz, Cenaze Ayini).

4.         Manevi Vasiyeti’nin sonunda Papa Benediktus tevazu ile: “benim için dua etmenizi istiyorum. Tüm günahlarıma ve kusurlarıma rağmen Rab beni ebedi konutuna kabul etsin” diyor.          

İstanbul Havarisel Temsilciliğinin Katedral Kilisesinde Papa Benediktus’un ebedi istirahati için dua etmek üzere bir araya gelen bizler de bir kilise topluluğu olarak bugünkü İncil okumasının bize hatırlattığı Rab’bin son sözlerine sımsıkı sarılıyor ve  Kardeşimizi Rab’bin ellerine emanet ediyoruz. O merhametli eller hayatı boyunca yaydığı ve tanıklık ettiği İncil’in yağıyla kandilini yaksın (bk. Vaaz, Cenaze Ayini).

            Bugün İkinci Okuma’da Aziz Petrus bizi Rab’bin kurtuluşumuza ilişkin vaadine sımsıkı sarılmamız için teşvik ediyor: Mesih’i görmemiş olsanız da O’nu seviyorsunuz. Şu anda O’nu görmediğiniz halde O’na iman ediyor, sözle anlatılmaz yüce bir sevinçle coşuyorsunuz. Çünkü imanınızın sonucu olarak canlarınızın kurtuluşuna seviniyorsunuz.

            Bu sözlerden cesaret alarak, Kardeşimiz Papa Benediktus’un şimdiden üç büyük Aziz Selefi XXII. Yuhanna, VI. Pavlus ve II. Jean Paul ile buluşmuş olduğunu ve tarif edilemez bir sevinç ile dolduğunu ümit ettiğimizi ifade etmek isteriz. Tüm dünyada Allah’a iman edenler gibi bizler de Katedral Kilisesine, asla ölmeyen sevgiyi göstermek üzere şükran kokusu ve umut merhemi ile geldik. Bunu O’nun bize yıllar boyunca bahşettiği aynı bilgelik, şefkat ve özveri ile yapmak istiyoruz. Ve Papa Franciskus’un izinden giderek şu sözlerle dua ediyoruz Güvey’in sadık dostu Benediktus, şimdi ve sonsuza dek O’nun sesini işittiğin için, sevincin de tam olsun! (bk. Vaaz, Cenaze Ayini).

5.         Son olarak, Papa Beneditus’un Manevi Vasiyeti’ndeki son sözleri hatırlatmak istiyorum: Bana emanet ettiklerinin hepsi için gün be gün en içten dualarımı sunuyorum.

            Dediğin gibi olsun!  Teşekkür ederiz, Kutsal Baba! Âmin.

Ekümenik Patrik Bartholomeos Hazretleri de anma konuşmasında Papa Emeritus XVI. Bendiktus ile uzun yıllar öncesine dayanan tanışıklığından söz etti:

(Photo Credit: Alfonso Zamuner)

Merhum Papa XVI. Benediktus için saygı, minnet ve sevginin kardeşçe ve alçakgönüllü takdirini göstermek bizim için ayrı bir şeref vesilesidir.

Papa XVI. Benediktus ile ilk yakın tanışmam ve kişisel görüşmem; merhum Papa II. John Paul’un başlattığı Dünya Dua Günü’nde, 2002 yılında oldu. Merhum Papa II. John Paul, dinî önderlerin hep birlikte Assisi’ye trenle yolculuk yapmasını teklif etmişti. Böylece dinî anlayışın yanı sıra hac yolculuğuyla birlikte manevî farkındalığın içsel yolculuğunu da tecrübe edeceklerdi. O sırada Kardinal Joseph Ratzinger’i tren yolculuğunda aynı kompartımanda yanıma oturması için davet etme fırsatı buldum. Bu vesileyle yirmi yıl sürecek olan karşılıklı bir sevgi ve pastoral ittifakın tohumları atılmış oldu. 

Assisi’ye giden yolculukta gerçekleşen bu buluşma benim için tesadüfî ya da gayri resmi bir birlik ve dayanışma ifadesinden çok daha fazlasıydı. Aslında ikimizin de birbirine yakınlaşması için çok fazla bir çaba gerekmiyordu. Her ikimiz de aynı düzlemde olduğumuzu, aynı diyalog ilkelerine değer verdiğimizi ve bu nedenle de Mesih İsa’da birlik ve birliktelik için aynı ortak hedefi paylaştığımızı, kısa sürede fark ettik.  Bu derin ve kişisel buluşma anı, nihayetinde Papa Benediktus’un görev süresi boyunca ilişkimizi şekillendirdi. Bu yolculuk, sekülerleşmiş bir dünyada imanı savunmak ve aynı zamanda bölünmüş Hristiyanlar arasında birliği geliştirmek için hem bir çağrı hem de bir yükümlülük olan sorumluluğumuz hakkında paylaştığımız güven ve kanaati mühürlemiş oldu.

O dönem Kardinal Ratzinger, zaten çok tanınmış bir teoloji alimiydi. Bana söylediğine göre, kitaplardan çok kendisini etkileyen bazı Ortodoks öğrencilerden Doğu teolojisi ve geleneğini öğrenmiş ve sevmişti.  Bu öğrenciler arasında İsviçre Metropolitanı Damaskinos ve Avustralya Başepiskoposu Stylianos da bulunuyordu. Bunlardan Metropolitan Damaskinos 2016’da Girit’te toplanan Ortodoks Kilisesinin Kutsal ve Büyük Konsili’nin hazırlanmasında ve dinler arası diyalogun desteklenmesinde çok önemli bir görev üstlenmiştir.  Avustralya Stylianos Başepiskoposu da ikili ve çok taraflı ekümenik diyaloglarda kritik görevler üstlendi, hatta 1980’de başlayan Katolik – Ortodoks Teolojik Diyalog’un kurucu eş başkanı olarak görev yaptı. 

Böylece 19 Nisan 2005’te seçilmesi vesilesiyle, selefimiz Patrik Demetrios’un 16 Ekim 1978’de Papa John Paul’un papa olarak seçilmesini takiben Ekümenik Patrikhane Makamına yaptığı ziyareti hatırlamak amacıyla sembolik bir jestle, hemen Papa Benediktus’u Fener’e davet ettim. Papa II. John Paul, papalık görevine başladıktan sonra Roma Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi arasında Teolojik Diyalog için Karma Komisyon’un resmen açıklandığı 30 Kasım 1979’da,  Konstantinopolis Kilisesi Tahtının Bayramına bizzat katılmıştı.

Papa XVI. Benediktus da seçildikten on sekiz ay sonra 20 Kasım 2006’da Ekümenik Patrikhane Festivali’ne bizzat katıldı, ki bu da kiliselerimiz arasındaki resmi teolojik diyalogun yeniden başladığını ve yenilendiğini işaret etmektedir. 30 Kasım 2006’da ortak bir deklarasyonda “çeşitli zorluklar yüzünden birkaç yıl kesintiye uğrayan fakat artık  taze bir dostluk ve iş birliği ruhu içinde tekrar çalışabilecek Komisyon’un ve teolojik diyalogun yeniden başlamasından duyduğumuz derin sevinci ifade ettik.” Aramizdaki kişisel dostluk tohumları ve Papa Benediktus’un ısrarlı çabalarının sonucunda 2006’da kiliselerimiz arasındaki diyalog nihayet Sırbistan’ın Belgrad şehrinde tekrar başladı. Ortak komisyonun teolojik gündemine geri dönerek yeni ilerlemeler kat etmesinde Papa Benediktus’un ve bizim Pergamon Metropolitimiz John’un teolojik hünerleri büyük paya sahiptir.

Kasım 2006’daki aynı belgede “dünya karşısında iş birliğimizi ve ortak tanıklığımızı güçlendirmeliyiz” diyerek ortak düşüncemizi de belirtmiştik. Üstelik kendimizi insanlığa hizmet, insan yaşamını, her insanın yaşamını savunmaya adayarak; Hristiyanlar arasında yakın ilişki kurulmasını ve her tür şiddet ve ayrımcılıkla mücadele amacıyla gerçek ve dürüst bir dinler arası diyalog kurulmasını teşvik etmeliyiz.”  Nihayet “dinî önderler olarak Allah’ın yarattıklarını korumak ve gelecek nesillere içinde yaşayabilecekleri bir dünya bırakmak için yapılan tüm çabaları teşvik etmeyi ve desteklemeyi görevlerimizden biri olarak görüyoruz” diyerek bitirdik.

İki yıldan kısa bir süre sonra, 2008 yılı Ekim ayında Papa Benediktus bizi Roma Katolik Kilisesi Episkoposlar Sinodu Olağan 1. Genel Kurul Toplantısında 400’den fazla kardinal ve episkopos huzurunda “Kilise Yaşamı ve Görevinde Allah’ın Kelamı” hakkında resmi ve merkezi bir tanıtım için davet etti. Bu tarihi olay, muhteşem Sistine Şapeli’nde görkemli bir akşam ayininden sonra gerçekleşti. Olayı tarihi kılan ise bir Roma’da bir Papa’nın bir Ortodoks Patriğinden küresel episkoposlar sinodunda açılış konuşması yapmasını istiyor olmasıydı. Bu, kalbimin derinliklerinde ve Kilise tarihinde değerini koruyacak muazzam bir armağan ve paha biçilemez bir şereftir.

Patrik olarak görev yaptığım otuz bir yıl boyunca Roma’da görev yapan üç Papa ile çalışma ayrıcalığına sahip oldum. 29 Haziran 2008’de Vatikan’ın koruyucu azizleri Aziz Petrus ve Pavlus Bayramı’na katıldığım üç seferden birinde Papa Benediktus’a: “Papa Hazretlerinin On sekiz  ay önce İlk Çağrılan Havari ve Aziz Petrus’un ağabeyi, Yeni Roma’nın Kadim Makamının Kurucusu ve Koruyucusu Aziz Andreas’ın Tahtının Bayramı’nda bizzat hazır bulunmasına samimi şükran duygularımızın saygılı bir ifadesi” olarak mevcudiyetimin işaret ettiği kesinliği belirttim.

Aziz Petrus Bazilikasındaki Görkemli ayinden sonra öğle yemeğinde şunları da söyledim:  “Bu tür ziyaretler tarihsel bağlamda teolojik diyalog yoluyla daha büyük iletişimin somut ifadesi ve Mesih’in bedeninde kutsal sırların tam bir birlikteliği için dua beklentisi ile iki Kilise arasında önemli alış verişleri içermektedir.” Bu toplantı, Havari Pavlus’un iki bin yıl önceki doğuşundan beri Pauline Yılı’nın resmi açılışını göstermektedir ve her ikimiz de birbirimizin bayramlarını destekleme sözü verdik.

Papa Benediktus ile mütevazı ama tarihi önem taşıyan istifasından çok sonra bile yazışmaya ve iletişim kurmaya devam ettik. Onunla sık sık yıllar boyunca kişisel görüşlerimizi paylaştık,  hatta onu nisan aylarında üç yıldönümü için – Papa  seçilmesi, Papalık makamına çıkması ve doğum günü için tebrik ederdim. Onu mütevazı manastırında ziyaret edişimi her zaman anlamlı buldu, orada toplantılarımızı hatırladı ve ona vermiş olduğum çeşitli hediyeleri gururla gösterdi.

Bir keresinde şöyle yazmıştı: “Bu nesneler sadece kişisel dostluğumuzun değerli işaretleri değil, aynı zamanda Konstantinopolis ve Roma arasındaki birliğe giden işaret levhaları, birliğe doğru ilerlediğimize dair umut işaretleridir.”

Sevgili kardeşim Papa 16. Benedict’in incelikli ruhu, ebediyen huzur içinde yatsın. Hayatının ve işlerinin çok önemli katkısı ebedi hatıradaki yerini korusun.  

Türkiye Ermenileri Patriği Kadasetli Patrik Sahak Maşalyan da Papa Emeritus XVI. Benediktus’un vefatı ve gıyabi cenaze merasimi münaseetiyle bir konuşma yaptı:

PAPA XVI. BENEDICTUS ANISINA

Mesih’in Kilisesi’ne hizmet edenler hakkında konuşurken Davut Peygamber’in Mezmurlar Kitabındaki ayeti hatırlıyoruz: “Kahinlerin doğruluğu kuşansın. Sadık kulların sevinç çığlıkları atsın” (132.9). Bugün kardeş kilise önderleri olarak bu kutsal çatı altında bu ayeti kendine şiar edinmiş, “Rabbin hizmetkarlarının bir hizmetkarini” anıyor, ruhunun esenligi için dua ediyoruz. Emeritus Papa XVI. Benedictus’un vefatıyla Rab Isa Mesih’in evrensel Kilisesi önemli bir değerini kaybetmiştir. Ruhanilik andina sadık kalarak Kiliseye hizmet ettiği her konumda, üstlenmiş olduğu her görevde doğrulukla ve sadakatle gerçekleştirdiği çalışmaları kilisenin sadık evlatları için hep bir övünç vesilesi olmuştur.

Bugün ebediyete uğurlanan Emeritus Papa Benedictus’un kaybı, özellikle Katolik dünyasında gerçekten bir üzüntüye neden olmuştur. Ancak bu üzüntü içinde teselli bulmak için O’nun yaşamına bakmak yeterli olacaktır. Kendisini tanıyanlar onun geride bırakmış olduğu değerli eserlerin ve hizmetlerin bilinciyle, örnek bir ruhani önder bahsettiği için Tanrı’ya şükretmektedirler. İşte bu şükran duygusu ölüm acısını anlamlı kılmakta ve hatta acıyı kutsal bir sevince dönüştürmektedir. Papa Benedictus’u tanıyanlar Kilisenin önemli bir önderini yitirmenin acısının yanı sıra, böylesi yüksek vasıflarla donanmış bir ruhani babaya sahip olmanın tesellisini yaşıyorlar. Katolik kardeşlerimizin O’nun aziz hatırasıyla övünmeye fazlasıyla hakları var. Kuşaktan kuşağa taşınacak bu hakli övünç Papa Benedictus’un anısını yaşatacaktır.

Hepimizce bilinen bir gerçek var: Pek Muhterem Emeritus Papa’nın vefatı sadece Roma Katolik Kilisesi için değil, aynı zamanda Mesih’in Bedeni olan Kutsal Kilise ailesi ve insanlık için bir kayıptır. O’nun şahsında kilise büyük bir teoloğu, derin bir ruhaniyata sahip örnek bir önderi kaybetmiştir. Sadece Kilise için değil, Rahmetli Emeritus Papa insanlık hafızasında da bir düşünür olarak çok önemli bir yer edinmiştir. Hatırası, Rabbin görkemine adanmış hizmetlerinde ve kaleme aldığı kalıcı eserlerde yaşayacaktır. Şahsen ben, rahiplik öğrenim yıllarında onun kitaplarından yararlandığımı ve teoloji bilgimi zenginleştirdiğimi söyleyebilirim.

Emeritus Papa Benedictus’un Patrikliğimizle olan hatırasını burada paylaşmak isteriz. Kendisinin tahta çıkış törenine Rahmetli selefimiz Patrik Mesrob II Hazretleri PatriklikMakamını temsilen katılmıştı. 2006 yılında ise Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret esnasında Patriklik Katedralimiz’de Rahmetli Patrik Hazretleri tarafindan karşılanmıştı. Bizler için çok önemli ve büyük değer taşıyan bu hatıralar Patrikliğimiz tarihinde yaşayacaktır. Patriklik Katedraline yaptığı bu tarihi ziyaret katedralin girişindeki bir kitabede, kendisinden önce katedralimize yapılmış Papal ziyaretler arasındaki yerini almıştır.

Dünya barışına, kardeşliğe ve kiliseler arası ilişkilerin geliştirilmesine hizmet etmiş bir ruhani lideri kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bu vesileyle Patriklik Makami, Ruhani Meclisimiz, ruhanilerimiz, cemaat kurumlarımız ve cemaatimiz adına taziyelerimizi sunuyor, ruhunun esenliği için dua ediyoruz. Tanrı dualarımızı kabul etsin. Amen.

Ayin sonunda, cemaate anı olarak Papa Emeritus XVI. Benediktus’un fotoğrafının bulunduğu kartlar dağıtıldı.

(Photo Credit: Alfonso Zamuner)

Katedral Korosu, Don Nicola MASEDU (SDB) şefliğinde ilahilerle ayine eşlik etti.