Paskalya Devresi – 6. Pazar Günü – A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Elçilerin İşleri 8,5-8.14-17; Mezmur 65 2. Okuma 1Petrus 3,15-18 İncil Yuhanna 14,15-21

Filipus, ister havari ister diyakon olsun, İsa’nın verdiği emre itaat eder: «Tüm dünyaya gidin ve her yaratığa Müjde’yi duyurun». İşte o, Samiriye’ye kadar gitmiştir. Bir zamanlar Samiriyeliler İsa’yı kabul etmemişlerdi, öyle ki Yakup ve Yuhanna üzerlerine ateş yağdırmak istemişlerdi. Oysa bir başka sefer, Yakup’un kuyusunda tanıştığı kadın sayesinde, İsa onlarla iki gün kalabilmişti. Filipus’un müjdesi kabul gördü: sözleri, İsa’nın kutsal adına yakarılmasıyla gerçekleşen cinlerden kurtarılmalar ve mucizevi şifalarla eşlik ediyordu. Yahudi halkı dışında İncil’in bu şekilde kabul edildiği haberi, Kudüs’te bulunan havarileri şaşırttı. Hemen, sık sık birlikte gördüğümüz Petrus ve Yuhanna’yı o bölgeye gönderdiler ki, neler olup bittiğini anlasınlar. Gerçekten de Samiriyelilerin İsa’ya iman ettiklerini ve Filipus tarafından vaftiz edildiklerini gördüler, fakatKutsal Ruh’u almamışlardı.

Bu nedenle, Allah’tan onlara da Kutsal Ruh’u bahşetmesi için dua ettiler; ellerini üzerlerine koydular ve işte, onlar da, Samiriyeli olmalarına rağmen, Kutsal Ruh’u aldılar! Herkes bunu fark etti, o kadar ki bir büyücü olan Simun, kendisi de Kutsal Ruh’u verme yeteneğini elde etmek için havarilere para ödemek istiyordu! Bunu nasıl fark ediyorlardı? Bugün bu bize söylenmiyor, ama biz bunu biliyoruz: dillerde konuşmaya başladılar, yani hangi sosyal veya kültürel kökenden olurlarsa olsunlar, herkes tarafından anlaşılabilir hale geldiler. Ayrıca peygamberlik ettiler, yani her an ve her olayda İsa’nın varlığına ve lütfuna sevgi ile bakarak, İsa hakkında ikna edici bir şekilde konuşmaya başladılar!

Ve işte İsa, Son Akşam Yemeği sırasında söylediği sözleri aktaran İncil’in kısa bölümünde tam da Kutsal Ruh’tan bahsediyor. Bizim için dua edeceğini vaat ediyor: «Ben de Baba’dan dileyeceğim ve O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Paraklitus’u (Yardımcıyı, Teselliciyi), Gerçeğin Ruhunu verecek ».

Eğer İsa, Baba’nın bize Paraklitus’u vermesi için bizim için dua ediyorsa, bu, O’nun hayatımız ve göklerin krallığındaki varlığımız için gerekli olduğu anlamına gelir. Paraklitus kimdir? Eğer O’nun sonsuza dek bizimle kalması gerekli olursa, bu, Rab’bin Kendisinin O’nu çok önemli gördüğünün işaretidir. İsa’nın kullandığı terim, “yardımcı” anlamına gelir; O, her durumda bize yardım eden kişidir: şeytan ve yandaşlarının suçlamalarından korunmamız gerektiğinde avukat olarak; bizi üzen ve kederlendiren bir şey olduğunda teselli edici olarak; sözlerini ve emirlerini unuttuğumuzda hatırlatıcı olarak cesaretimiz kırıldığında teşvik edici olarak ve benzeri. 

İsa O’nu “Gerçeğin Ruhu” olarak da adlandırır; bununla, O’nun Babamızın sevgisinin doluluğunu kalbimize ve zihnimize getirdiğini kasteder. Allah’nın sevgisi dışında başka bir gerçek yoktur: her şeyi ve her olayı, Allah’ın Kendisi olan sevginin ışığında görecek ve anlayacağız. İsa bizim için bir uyarıda bulunur: dünya Kutsal Ruh’u tanımaz. Böylece bizi, O’nu dünyanın bizden bekledikleriyle ya da felsefeleriyle dünyanın bilgeliğiyle karıştırmamamız konusunda uyarır. Dünya O’na sahip değildir ve sahip olmayacaktır; bu nedenle, Allah’ın gözünde her zaman dünyadan farklı olacağımızı biliriz. Dünya ile karışmaya ya da hayatımızı yönlendirmek için ondan bilgelik aramaya çalışmayacağız.

Bizler, İsa’nın sözlerini emir olarak kabul edeceğiz, çünkü bunlar Allah’tan gelir ve yaşam kaynağıdır: İsa, bize yine Baba ile bir olduğunu tekrarlar: «Ben Babam’ıniçindeyim, siz de benim içimdesiniz, ben de sizin içinizdeyim». Bizi Kendisinin bir parçası olarak kabul eder ve O’nun içinde bizim de Baba ile bir olduğumuzu, yani ilahileştirildiğimizi, O’nun kutsal ve güçlü sevgisinin taşıyıcıları olduğumuzu bilmenin sevincini bize verir!

Bu çok güzel gerçeğe, ikinci okumada Aziz Petrus’un bize söylediği sözler de eklenir. Aziz Petrus bizi teşvik eder ya da bize emreder: “Rab’be, Mesih’e, kalplerinizde tapın”. Bunu seve seve yapacağız, böylece İsa’nın vahyine cevap vereceğiz: Eğer O, Baba’nın içindeyse, bu Allah’ın O’nunla birlikte olduğu anlamına gelir ve bu nedenle bizler O’nuher şeyin üstünde tutmaktan mutluluk duyarız. O’na tapınacağız, yani O’nu arzularımızın en üstüne koyacağız, ve O’na itaat edeceğiz. Kalplerimiz O’nunla dolu olacak ve bizler, Allahımız olan Babanın sevinci olacağız! 

Muhtemelen acı çekmemiz gerekse bile, bundan üzülmeyeceğiz: Kutsal Ruh tarafından desteklenecek ve teselli edileceğiz; O, yardımcımız olacaktır. Nitekim O bizim için İsa’nın vaat ettiği Kişi olmaya özen gösterecektir.

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it