
30ª Domenica del Tempo Ordinario – A
30ème Semaine du Temps Ordinaire – A
30th Sunday of Ordinary Time – A
CET - Katolik Ruhani Reisler Kurulu
Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu -|- Թուրքիոյ Կաթողիկէ Եպիսկոպոսներու Համաժողով -|- Conférence Episcopale de Turquie -|- Conference of Catholic Bishops in Turkey -|- Conferenza Episcopale Turchia -|- مؤتمر الأساقفة الكاثوليك في تركيا

30ª Domenica del Tempo Ordinario – A
30ème Semaine du Temps Ordinaire – A
30th Sunday of Ordinary Time – A
Kutsal Kitab’ın Okunması
1. Okuma: Çıkış 2,20-26; Mezmur 17; 2. Okuma: 1.Selanikliler 1,5-10; İncil: Matta 22,34-40
Bugünkü Allah sözünde bizim için yeni bir şey yok. “En büyük” emri ezbere biliyoruz ve onu nasıl yaşamamız gerektiğini biliyoruz. Nasıl yaşamamız gerektiğini: Neden böyle söylüyorum? Çünkü böyle bir emri aslında tam olarak asla yerine getiremeyiz. Allah’ın emirlerini yerine getirmek için İsa geldi ve bunları haçta yerine getirdi. Sevgi emrinin bizi nereye götürdüğünü görmek istiyorsak, Golgota’ya gitmeliyiz; onu yaşamak istiyorsak haçı göz önünde bulunduracağız. Bunu yapabiliriz, hatta bazen bunu yapmak da isteriz; çünkü Baba’nın cevabını biliyoruz: Oğul’un, evlatların da dirilişi ve sonsuz yüceliği. “Tüm yüreğinle, tüm ruhunla ve tüm aklınla” sözleri ulaşılamazdır. Üç kez tekrarlanan o “tüm” kelimesi bizi şaşırtır ve her zaman yetersiz
olduğumuzun farkına varmamıza götürür. Ve bizi alçakgönüllü kılar; tıpkı Allahımız ve Babamızın alçakgönüllü olduğu gibi, tıpkı İsa’nın insanlığında ve ilahiliğinde alçakgönüllü olduğu gibi. Nasıl tüm
yüreğimle sevebilirim? Bu imkansızdır. Bunu yapabilmek için Allah’ın Kendisiyle bir bütün olmam gerekirdi.

İsa, yorulmadan her zaman dua etmemiz gerektiğini söylediğinde içimize koyduğu arzu budur. Aslında
“dua etmek” kelimesi, Allah ile, O’nun sevgisiyle ve dolayısıyla O’nun isteği ile bir bütün olmayı güçle arzulamak anlamına gelir. İsa, bir Kutsal Yasa bilgini olan bir Ferisi’ye cevap vermekte idi. Bu
kişi soruyu sorarken iyi niyetli değilmiş; bu, İncil yazarı tarafından açıkça belirtilmiştir. Fakat İsa bu sefer niyetlere aldırış etmez. Soru, gerçek, derin ve ciddi bir cevabı hak etmektedir. Ferisinin atıfta bulunduğu emirler, onlara göre altı yüz on üçtü; dolayısıyla soruyu soranın ne beklediğini tahmin etmek gerçekten zor olurdu. Fakat İsa her zaman Peder’e, O’nun isteğini, yani O’nun kusursuz sevgisini bilmeye yöneliktir. Baba’yı sürekli gören kişi, soru tuzağı olsa bile soruya cevap vermekte zorlanmaz. En büyük emir, kutsal kitaplarda On Söz’ün başında belirtildiği gibi, Allah’ı her şeyin üstünde tutan emirdir: “Ben, senin Allahın Rab’bim” ve
“Dinle, ey İsrail: Rab bizim Allahımızdır, Rab tektir. Rab’bi, Allah’ı, bütün yüreğinle, bütün ruhunla ve bütün gücünle seveceksin”. İsa bunu sevinçle duyurur; sadece Kutsal Yasa Bilgini’ne cevap vermek için değil,
aynı zamanda öğrencilerinin de duyması için. Birinci emrin doğrulanması için gerekli olan ikinci emirle devam eder. Çünkü “dul ve yetimi” severek O’na itaat etmezsen, Allah’ı bütün yüreğinle sevmiyorsun demektir. Allah’ın, yoksulu dinlediğini ve “benden yardım dilediğinde, onun feryadını işiteceğim” diye uyaran Sözünü yerine getirmezsen, Allah’ı hiç sevmiyorsun demektir. Ve İsa, bilmeyenler ya da bilmek istemeyenler için şunu ekler: Yaşam sevgisi, evlilikte sadakat, doğru sözler söyleme, servet ve derin arzularla olan ilişki, ebeveynlere gösterilmesi gereken saygı gibi diğer tüm emirler de, tekrarlanan şu sözle bağlantılıdır: “Seveceksin”. Sevmeyi nasıl öğreniriz? İsa bugün bunu söylemiyor, ama kendi öğrencilerine şöyle diyecek: “Benim sizi sevdiğim gibi”. O, sadece bilen değil, aynı zamanda örnek vererek öğreten Öğretmen’dir. Aziz Pavlus da Selaniklilere yazdığı mektupta, tam da bu örneğin herkesi cezbettiğini ve sevgiyi görmelerine yardımcı olduğunu bize anlatır. Ayrıca, onların sevgiyle meyve veren imanlarının putperestler tarafından da bilindiğini ekler. Artık onlar şunu biliyorlar: “Putlardan Allah’a döndünüz, yaşayan ve gerçek Allah’a hizmet etmek ve göklerden O’nun Oğlu’nu beklemek için”. Hatta şunu da söyleyebilir: “Allah’a olan imanınız her yere
yayıldı, öyle ki bundan bahsetmemize gerek kalmadı”. Müjde’yi duyurmanın en iyi ve en etkili yolu budur.
Bugün, yakın çevremizde de yeniden müjdeye ihtiyaç duyan bir dünyada yaşadığımızdan dolayı, bundan ders alabiliriz. Allah’ın bizden beklediği sevgi budur: Oğlu’nu henüz O’nunla karşılaşmamış olan herkese tanıtmak. Bizim için Allah’ı tüm yüreğimizle sevmek ve komşumuzu kendimiz gibi sevmek, sadece yetimlerin, dulların ve yabancıların maddi ihtiyaçlarına özen göstermekle kalmayacak, her şeyden önce çocukların ve
yetişkinlerin, günahtan kurtaran tek ve gerçek Kurtarıcı olan İsa ile karşılaşma, O’nun Sözünü tanıma ve O’nun izinden gitme gibi manevi ihtiyaçlarını karşılamak anlamına gelecektir. İsa Mesih’in İncil’ini taşıyın; yararlı olan, Aziz Françesko’nun Kardeşlerine söylediği gibi, bazen sözleri de kullanmak gerekir. Bugünün Mezmur’undaki sözlerle sevinçle dua edeceğiz: “Seni seviyorum, Rab, benim gücüm, Rab, benim kayam, benim kalem, benim kurtarıcım”.
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it