Olağan Devre – 27. Pazar Günü – A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma: Yeşaya 5,1-7;    Mezmur 79;    2. Okuma: Filipililer 4,6-9;    İncil: Matta 21,33-43

İsa’nın baş kahinlere ve ihtiyarlara anlattığı bu benzetme, kurnazlık ve sağduyuyla hareket etmeyi bilen sevginin bir eseridir. O, Kral Davut’u zina ve cinayet gibi ağır günahlarından tövbe etmesi üzere gönderilen 
peygamber Natan’ı taklit eder. Natan nasıl yaptı? Bir benzetme anlattı ve ardından benzetmedeki ana karakterin davranışına ilişkin Davut’tan bir görüş istedi. Görüşünü açıklarken Davut, kendisini ölüm cezasına 
çarptırılmış saydı. İsa da öyle: benzetmesindeki kahramanlar hakkında görüş isteyecek ve önderler kendilerini mahkum edecekler. Onların günahı gerçekten çok ağırdır: peygamberlerin Mesih tarafından 
gerçekleştirileceğini müjdeledikleri mucizelere tanık olmuşlardır. 

Körlerin gözlerini açmak ve sakatların sevinçten zıplamasını sağlamak gibi mucizeleri gören kimse, o peygamberlik sözlerini hatırlamadan 
edemez ve bunları gerçekleştirmek için gönderilen kişiyi, Davut’un Oğlu, Allah’ın Oğlu’nu tanımadan edemez! Onlar, tüm bu kanıtlara rağmen İsa’yı tanımak istemediler; aksine, sıradan halkın O’nu tanımasını engellemek için her şeyi yapıyorlardı. Benzetme, ev sahibinin özenle dikip koruduğu bağla ilgilidir. Bağdan 
bahsetmenin ne anlama geldiğini herkes bilir: Zaten Yeşaya, kitabının bir bölümünü şu sözlerle başlatmıştı: “Sevgilimin verimli bir tepenin üzerinde bir bağı vardı”, “üzüm vermesini bekledi; oysa bağ, olgunlaşmamış üzümler verdi”. Ve o bağın, İsrail halkının bir simgesi olduğundan başka bir şey olmadığını anlamamızı sağlayarak devam etmişti. Bağ neden olgunlaşmamış üzümler verir? Halk, kendisini Allah’ın yasası 
konusunda eğitebilecek yetkin başlara sahip değildi ve sevgi ve merhamet dolu Allah’ın bilge ve özgürleştirici emirlerine itaat etmesine yardımcı olacak bir örnek de onlara verilmedi. İsa sözlerine şöyle başlıyor “Dinleyin”. Bu, Kutsal Yazılarda sıkça geçen bir kelimedir. Allah halka “Beni dinleyin” ya da “Beni 
dinleseydiniz” diyordu, ama şimdi İsa sadece “Dinleyin” diyor. Böylece, dağda üç havarisine “O’nu dinleyin” demiş olan Baba’nın Sözünü bize verenin Kendisi olduğunu anlamamızı sağlıyor. İsa’yı dinlemek önemlidir. 
İyi bakılmış bağ, onu işleyecek çiftçilere emanet edilir. Hasat zamanı geldiğinde, sahibine ona düşen payı vereceklerdir. Oysa… Oysa sahibinin güvenini kazanmış olan o çiftçiler, sahibinin payını tahsil etmek için gönderdiği hizmetkarları öldürürler. “son olarak” tek oğlunu gönderir; onlar ona aynı şekilde davranırlar; kötü insanlara yakışır bir mantıkla: mirasçıyı öldürelim. İsa’nın bu benzetmeyi anlattığı kişiler, O’nu ortadan kaldırmaya karar vermişlerdi; dolayısıyla durumlarına yapılan ima açıktı. Natan’ın 
Davut’a yaptığı gibi, İsa da onlardan bu çiftçilerin neyi hak ettiklerini söymelerini ister. Ve onlar, hiç tereddüt etmeden, bu çiftçilerin ölümü hak ettiklerini ve bağdan tamamen çıkarılmaları gerektiğini, bağın da başkalarına devredilmesi gerektiğini söylerler. Kendi günahlarını kabul etmedikleri için, henüz kendi mahkumiyetlerini ilan ettiklerinin farkında değillerdir. Rab, tapınağa eşlik eden hacıların söylediği mezmuru kullanarak, onları başka bir düşünceye davet eder. O mezmur, sonunda, inşaat sorumluları 
tarafından reddedilmiş, fakat daha sonra Allah’ın müdahalesi sayesinde tüm binaya sağlamlık ve güvenlik kazandıran ana taş haline gelmiş köşe taşı olan bir binadan bahseder. Bina ve taşlara yapılan bu atıf, bizi 
tam da O’nun, yani halkın iyiliğinden sorumlu olanlar tarafından ölüme mahkum edilen köşe taşı İsa’nın üzerine kurulmuş Kilise’yi düşünmeye hazırlar. İsa ölümünden sonra, İsa Allah tarafından elinden tutularak 
yeniden hayata döndürülecek, hatta diriltilecektir. Ve Kilise, onu yönlendirecek ve meyve vermesi için besleyecek olan havarilerine teslim edilecektir; bu meyve, Baba’nın beklediği ve arzuladığı meyvedir: tüm 
insanları, hem Peder’den hem de Oğul’dan armağan olarak aldığı sevgiyi yaşayan tek bir halk olarak bir araya getirmek. Kilise, Allah’ın krallığı ya da göklerin krallığı olarak adlandırılan o yeni halk 
olacaktır. Bu halkı oluşturacak herkes, Baba’nın iyiliğine ve merhametine güvenecek 
ve bu nedenle, Aziz Pavlus’un öğütlediği gibi, hiçbir nedenle endişelenmeyeceklerdir. Güvenli ellerde olduklarını bilirler ve sevilen çocuklar olarak dinleneceklerine güvenerek dua etmeye devam ederler. Duaları kabul edilir, çünkü onların ilk ve en kesin duası, Baba’nın isteğini yerine getirmenin güçlü arzusu ile birlikte gelen dinleme tutumudur. Ve dualarının kabulü şu şekilde ortaya çıkar: “Her aklın ötesinde olan Allah’ın esenliği, Mesih İsa’da kalplerinizi ve zihinlerinizi koruyacaktır.” İsa, tam da Peder’in dünyayı değiştirmek, 
onu itaatsizliğin yerinden sevginin yerine, dolayısıyla da herkes için barışın yerine dönüştürmek üzere gönderdiği kişidir.                     
                                 

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it