Paskalya’ya Hazırlık Devresi 1. Pazar Günü – A Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Yaratılış 2,7-9; 3,1-7 Mezmur 50’den 2. Okuma Romalılara 5,12-19 İncil Mt 4,1-11

Birkaç gün önce Paskala’ya Hazırlık Devresine girdik. Bu dönemin liturjik rengi her şeyi anlatıyor: bu, tövbe zamanıdır, bu dönemde çeşitli şekillerde ciddi bir şekilde hayatımızın dönüşümü ile ilgileniyoruz. Sık sık duyduğumuz ‘tövbe etmek’, nedir? Basitçe şöyle diyebiliriz: tövbe etmek, Adem’den İsa’ya geçmektir! Adem, kendisine hayat verenin sözünü dinledi, ama sonra başka bir sese, Allahı’nın ve Babası’nın sevgisinden şüphelenen o sese güvenmeyi tercih etti. O sesi dinleyerek, bizim günah dediğimiz itaatsizliğe vardı. Bu kelime sadece Yahudi ve Hristiyan çevrelerinde bilinir ve kullanılır: burada Adem’den söz edilir. Diğer insanlar bu kelimeyi, yani ‘günah’ kelimesini bilmezler, bu yüzden bugün yanlış anlaşılma riskini göze almamak için onu kullanmaktan çekiniyoruz.

Bizler Adem’in çocuklarıyız. Allah’ın sözünden şüphelenmeye, hatta O’nun kıskanç olduğunu ve bizim mahvolmamızı istediğini düşünmeye alışkın olanlar tarafından bu dünyaya getirildik ve yetiştirildik. Allah’tan şüphe etmeye alıştık, hatta O’nun talimatlarını kasten değiştirdik, tıpkı ayartıcı sesin Havva ile yaptığı gibi: “Allah gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin’ dedi mi?”. Allah böyle değil de, sadece bir ağaçtan yiyemeyeceklerini söylemişti. Ama ayartıcı, Havva’yı tartışmaya kışkırtarak onu kendi düşüncelerine çekiyor. Buradan, sevgiyi bilmeyene hak vermeye geçmek çok kolaydır.

John St. Long

Tövbe etmek, Adem’den İsa’ya geçmektir. İsa da ayartıcıyla uğraşmalıydı. Bu, yani Şeytan, kimseyi esirgemez. O her zaman, İsa ile de, Allah’ın Sözü’nden hareket eder ve tartışmaya çekmeye çalışır. İsa’nın kulaklarında hala Ürdün Nehri’nde duyduğu “Bu benim sevgili Oğlumdur” sözleri olduğunu bilen şeytan, O’na bunu hatırlatarak başlıyor,ama, tabii ki, bencil bir amaçla. Allah’ın Oğlu’nun yeteneklerini kendi çıkarları için mucizeler yapmak üzere kullanmasını öneriyor: önce taşları ekmeğe dönüştürerek açlığını gidermesinin, sonra Allah’a şantaj yaparak, kendi kibrini tatmin etmek için bir mucize yapmasını ve son olarak, Allah’ın Oğlu olduğu için insanları herkesten daha başarılı bir şekilde yönetebileceğine O’nu inandırarak, dünyanın krallıklarının başına geçmesinin gerektiğini söylüyor. O’nu bu krallıkların başına kim koyacaktı? Tam da o, ayartıcıŞeytan, Allah’ın ve insanların düşmanı. Ve İsa da onun şiddetli ve baskıcı yöntemlerini kullanmak zorunda kalacaktı.

İsa tartışmanın tehlikeli olduğunu bildiği için mantık yolunu izlemiyor. Kutsal Yazılardaki peygamberlik Sözünü hatırlıyor. «Allah’ın Oğluysan…» provokasyonuna Kendi içinde şöyle cevap veriyor: ‘Evet, ben Allah’ın Oğluyum, buna inanıyorum ve bunu kanıtlamama gerek yok. Madem ki oğluyum, Allah benim Babamdır, beni sever ve bu yüzden ben O’na itaat ederim. O’nun Sözünü dinlerim, onu gerçekleştirmek, O’na itaat etmek için’.

İsa’nın Kutsal Yazıları okuduğu için işte, hafızasında kalan cevaplar: “İnsan yalnız ekmekle değil, Allah‘ın ağzından çıkan her sözle yaşar”: o Söz’den bizler de hayat alırız. Mucize talebine şöyle cevap veriyor: Allahın olan Rab’bi sınamayacaksın; bu O’na inanmamak, O’nu Allah olarak kabul etmemek, O’nun yerine geçmek anlamına gelecekti. Biz Allah’ın bizi zaten sevdiğine inanırız, bize bunu kanıtlamasına gerek yoktur. Ve insanları egemenlik altına alarak onların iyiliğini isteme önerisine karşılık, işte sır: «Allahın olan Rab’be tap, yalnız O’na kulluk et»: bu, O’na her zaman itaat ederek, tüm kalbiyle O’nu severek kendilerini Allah’ın çocukları olduklarını kabul etmeye ihtiyaç duyan insanları sevmenin emin yoludur. Silah ve şiddet kullanarak insanları sevdiğini düşünenler, sevginin ne olduğunu bilmezler. 

Adem’den İsa’ya geçmek; Allah’ın güçlü olduğunu düşünmekten, her zaman seven bir Allah’ın sevgisini hatırlamaya geçmek demektir. Dolayısıyla tövbe etmek, bu bakış açısının değişmesidir: kendimi, sağlığımı, insanlar arasında şöhretimi aramıyorum, onların üzerinde güç sahibi olmaya çalışmıyorum, bunun yerine Allah’ımın hayatını yaşamaya çalışacağım; nasıl? Seveceğim, hizmet edeceğim, alçakgönüllü ve uysal olacağım, sevinç ve şükranla.

Aziz Pavlus, sürekli ve sebatkar olacak bu dönüşümümüzün, bu tövbe etmemizin üzerinde düşünmemize yardımcı olur. O bize, Çünkü eğer ölüm bir tek adamın suçu yüzünden o tek adam aracılığıyla egemenlik sürdüyse, Allah’ın bol lütfunu ve aklanma bağışını alanların bir tek adam, yani İsa Mesih sayesinde yaşamda egemenlik sürecekleri çok daha kesindir diyor. Adem ve Havva, kendi mantıklarıyla hepimizi itaatsizlik yoluna sokarak bizleri mahvettiler, İsa ise dinleyişi ve itaatkar sevgisiyle, hepimizi Allah Baba’nın gözünde hoş kılar, O’na benzer kılar, böylece bizler dünyayı, ezici bir krallıktan, göklerin krallığına, şenlik, birlik, barış ve özgürlük krallığına dönüştürebiliriz!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it