Olağan Devre 22. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Sirak 3,17-18.20.28-29 Mezmur 672.Okuma İbr. 12,18-19.22-24 İncil Luka 14,1.7-14

İbranilere mektup Eski Ahdin halkı ile Yeni Ahdin halkı arasındaki fark üzerine dikkatimizi çeker. İlk halk Allah’ın huzurunda bulunmaktan korkardı. O’nu tanıdıkları kadarıyla O’ndan çok korkarlardı. Biz ise, elbette İsa vasıtasıyla, Allah’a yaklaşmaktan seviniyoruz: O’nunla meleklerin ve doğru kişilerin, azizlerin ruhlarını bulmamızı, her şeyden önemlisi Ahdin Aracısı, yani Rab’bimiz Mesih İsa ile karşılaşmamızı bilmekteyiz. O bize Allah’ı Baba olarak tanıttı, bize sevgisini anlattı, hatta tatlılığını tattırdı, merhametini, küçük ve büyük, iyi ve kötü, herkese olan sevgisini gösterdi.

Bugün anlatılan olayda da İsa’nın çevresindekilere karşı duyduğu ilgiyi görüyoruz. Gözleri daima açık, sade bakışı ile etrafındaki olayların anlamını görebiliyor. O, yemeye davetli olduğu kişilere de bilgeliğini vermek istiyor, çünkü orada da görgü kurallarının eksiklerinin altında insanın egoizmi ve gururu saklı. Hatta O, herkesi, müjdelemeye geldiği Allah’ın hükümranlığına doğru yöneltmek istiyor. Şöyle derken: “Düğüne davetli olduğunuzda…” O, Allah’ın herkesi sevincine katılmaya davetini düşünmektedir. İsa’nın düşündüğü düğün, kesinlikle yeni halka olan Allah’ın sevgisinin doluluğunun bayramıdır.

Allah seni sofrasına davet ettiğinde, bir şeyler hak ettiğini sanma, başkalarından iyi olduğunu zannetme: Eğer daha iyi isen, O elbette bunu biliyor, bu sebepten en gerideki yere oturmakla hiçbir şey kaybetmezsin! Bu sözler özellikle Ferisililere söylendi, onlar ki Allah’ın önünde birinci sırada olduklarını düşünüp emirler uymaya kendilerini çok hazır görüyorlardı. Bu sebepten kendilerini başkalarından üstün görüyor, diğerlerini hor görüyorlardı. Allah için doğru kişi tüm emirlere uyabilen kişi değildir, ama bizi sevmeye, affetmeye, kurtarmaya yollanan Oğlu’yu sevendir.

O halde İsa’yı seven, kurtuluşunun ve büyüklüğünün sebebinin İsa olduğunu bilmektedir. İsa’yı seven, kendini insanların önünde büyük gösterme ihtiyacını hissetmez, çünkü onun için herkes küçük ve muhtaç. İnsanın gerçek büyüklüğü, daha zayıf, acı çeken, muhtaç kişileri severek Allah ile işbirliği yapmaktır. Bu sebepten sen de bir davet yaptığında, Allah gibi yapacaksın, kimsenin davet etmediklerini çağıracaksın, sana karşılık verecek durumda olmayan kişileri çağıracaksın! Bizzat Allah’ın eli sana karşılık verecek.

İsa’nın sözü Sirak Kitabındaki bilgeliği yansıtıyor ve geliştiriyor, alçakgönüllülüğe bir çağrıdır! Alçakgönüllülük Allah’ın hoşuna gider, çünkü Allah’ın Kendisi alçakgönüllüdür! İsa da bizleri, kendisinden öğrenmeye çağırırken özellikle O’nun alçakgönüllülüğünü öğrenmeye çağırır. Annesi Meryem de Allah tarafından alçakgönüllülüğü için sevildiğini bilir. Alçakgönüllülük kendi saygınlığını hor görerek alçalmak değildir, elimizdeki tüm iyiliklerin Allah’tan geldiğini tanımaktır. Her şeyi O’ndan aldığını bilen bu alçakgönüllülük, minnettarlık ve O’nun gibi davranma arzusuna dönüşür. Biz, bize karşı cömert olan gibi olmak istiyoruz, bu sebepten karşılığını almayacağımızı bildiğimiz kişilere cömertlikle sevgi işaretleri vermeye çalışacağız. Bedava vereceğimiz sevgi eylemleri, karşılıksız vereceğimiz zaman ve enerjiden derin ve huzurlu bir sevinç kazanacağız, çünkü bedava vermek bizlere Allah’ın karşılıksız sevgisine katılmaya mümkün kılar!

P. Vigilio Covi

Olağan Devre – 21. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Yeş. 66,18-21 Mezmur 116 2.Okuma İbr. 12,5-7.11-13 İncil Luka 13,22-30

İsa Kudüs’e doğru kararlı yürüyüşüne devam etmektedir. Bu yürüyüşünün öğrencileri için bir ruhani eğitim okulu olduğunu biliyor. Onlar da, Kudüs mabedindeki sunak masası üzerinde yakılan ve sunulan kurbanlar yerine, İsa ile beraber yaşamlarını Allah’a gerçek kurbanlar olarak, sunmayı öğrenmeliler. İsa öğrencilerini eğitmek için onların sordukları sorulara ve şüphelere cevap veriyor. Bu defa kaç kişinin kurtulacağını soran meraklıya verilen cevabı dinliyorlar. Bu kişi kısacası kaç kişinin cennete gideceğini merak ediyordu. Öğrenciler, cenneti, insanın mutlu olduğu ve kendi iyi eylemleri ve nitelikleriyle elde ettikleri bir durum olarak düşünüyorlardı. Onlar zamanın düşünce tarzını yansıtıyorlar, Ferisiler ve yazıcılar gibi düşünüyorlardı. İsa’nın bu sorularına cevap vermesi kolay değildi: Gerçeğe bakma şekillerini düzeltmek lazımdı.

Öğrenciler, Öğretmenlerinin kendilerine kaç kişinin emirlere uyabildiğini söylemesini bekliyorlardı, çünkü onlara göre sadece bu tür insanlar kurtulacaktı. Halbuki O’nun, ölümüyle ve dirilişiyle kaç kişinin kurtulacağını söylemesi gerekecektir. Hiç kimse tek başına kurtulmayacaktır, mükemmel eylemlerine rağmen: Kendisini hayatlarının Rab’bi ve Öğretmeni olarak kabul eden herkes kurtulacaktır. 

İsa onlara “dar kapıdan geçmeye çalışınız” diyor. Bu dar kapı nedir? İsa’nın haçıdır. Bu kapı vasıtasıyla Rab’bimizi tanıyabiliriz. O’nun birçok kişiye, “sizi tanımıyorum” demesi gerekecektir. Çünkü birçok kişi Allah’ın seçtiği halka ait olmasına rağmen ve iyi işler yapmış olmalarına rağmen İsa ile hiçbir zaman karşılaşmak istemedi ve hayatına, yani O’nun merhametli sevgisine katılmayı reddetti!

İsa hakkında konuşulduğunu duymuş olmak veya özel bir gruba dahil olmak, O’nun birkaç mesajını duymuş olmak, O’nu tanımak değildir. O’nun arzularını paylaşan, hayatını kabul eden, O’nun kupasından içen, O’nu gerçekten tanımaktadır! O’nun bazı olaylarına katılmış olmakla böbürlenenler, O’na ait olduklarını göstermezler: İsa onları Kendisine düşman olan dünyanın yargısında bırakmak zorunda kalacaktır. Yaşamında iş veya hastalık sebebiyle çok yorulanlar veya insanlığa hizmet etmiş olanlar bile, bu gayretleri sayesinde değil, başka bir sebepten kurtulacaklar: Sadece Allah’ın Oğlu’nu kabul edenler yeni yaşama, yani Allah’ın yaşamına kavuşacaktır! Kim O’nu kabul etmiyorsa O’ndan, bunun için gerçek Allah’tan da uzak kalır.

İsa Kendisini dinleyenleri hayal kırıklığına uğratmakta! Kurtulanların çoğu İbrani olmayacaktır, bunu daha önce peygamberler de söylemişti. Çoğu pagan halklardan gelecek!

Biz de İsa’nın bu sözlerine dikkat etmeliyiz. Hristiyan bir halk arasında büyümek, doğuştan beri Hristiyan olmak hiçbir güvence vermemekte: Her birimiz, kişisel olarak, yaşamımızda İsa’yı kabul etmelidir. Bunu yapabilmemiz ve O’nu kabulümüz, O’nun kutsallığına layık olmamız ve birçok kurtuluş meyvesi getirmemiz için yardıma muhtacız, davranışlarımızda yanlışlıklarımızın düzeltilmesi gerekir. 

Hatalarının düzeltilmesini kabul eden, iyi bir Hristiyan’dır! Hatta iyi öğrenci hatalarının düzeltilmesini ister: O mükemmel olmadığını, Allah’ın Oğlu’na uygun olabilmek için yardıma muhtaç olduğunu bilir. Bu sebepten Rab’bin iyi öğrencisi imanda olgun diğer bir kişiye kendini açar ve tavsiyeler alır, zorlukları ve seçimleri için danışır, öyle ki kendi hayatını planlama aşamasında düzeltebilir.

İsa ile birlikte Kudüs’e doğru yürümekteyiz: “Dar kapı”dan geçeceğiz: Kendimizi Baba’ya sunma yolunda, bizden önce sevgi ile yürüyen birinin bize uzattığı yardım elini tutalım!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan Devre – 20. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Yer. 38,4-6.8-10 Mezmur 39 2.Okuma İbr. 12,1-4 İncil Lk. 12,49-57

Gözümüzü, imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya dikelimBugün bize yöneltilen tavsiye budur. Yürüyüşümüze devam ederken bakışlarımızı İsa’ya çevrili tutalım; yürüyüşümüz yorucu, çünkü bizim, kardeşlerimizin ve tüm dünyanın günahları tarafından ağırlaştı. Her gün işimizle, başkalarıyla olan ilişkilerimizle, sağlık sorunlarımızla, değişik sorunlarla meşgulüz ve bütün bunlar dikkatimizi dağıtır. Sakin zamanlarda aklımıza gelen sorulara açıklıkla cevap vermekte zorlanıyoruz: Niçin buradayım? Koşuşumun anlamı nedir? Nereye varacağım? “Gözümüzü, imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya dikelim”! Bu bakış sayesinde sabitliği ve tüm sorularımızın cevaplarını bulacağız. İsa, “imanımızın kaynağı ve tamamlayıcısıdır”: Hayatımız tam olması için gereken armağan imandır ve imanımızın daima İsa’ya ihtiyacı vardır. Bakışımızı O’na yönelik tutarsak, özellikle O’nun, şikayet etmeden hatta arzulayarak, yaşadığı acılar dikkatimizi çeker. İsa acıları bir iyilikmiş gibi arzulamadı, fakat Baba’ya itaatin bu yoldan geçmesi gerektiğini biliyordu. O, Kendisinin tüm peygamberlikleri gerçekleştirmesi gerektiğini biliyordu.

Biz özellikle Yeşaya peygamberin, günahlarımız için ölen Allah’ın Hizmetkarı’nın acılarını bildirdiğini biliyoruz. Yeremya ise değişik zamanlarda kendi yaşadığı acılarla peygamberlik yaptı. İlk okuma onun zulüm edildiği anlardan birini anlatır. Onun bildirmesi gereken Allah’ın Sözü, Kudüs şehrinin büyüklerinin, ekonomik ve diplomatik inanışlarına ters düşüyordu. Bu sebepten hapse düştü ve kralın bir hizmetkarı aracı olmasaydı, orada açlık ve yokluktan ölecekti.

İsa bu peygamberlikleri tanıyor ve Kendisinin onları gerçekleştirmesi gerektiğinin bilincindedir. Bu sebepten şöyle diyor: “Katlanmam gereken bir vaftiz var. Bu vaftiz gerçekleşinceye kadar nasıl bir sıkıntı çekiyorum”. İsa vaftizi, ret edilmenin ve şiddetli bir ölümün korkunç acısından geçmek olarak düşünüyor. O, bunun olması gerektiğini biliyor ve beklemek onu neredeyse sabırsızlandırıyor. O an, zor bir zaman olacak, arındırıcı bir ateş gibi. Dünyanın yargısı O’nun ölümü olacak: Ateşe benzetilen bir yargı. O’nunla birlikte olan, ışığı, sevinci ve barışı görecek, aynen iyi haydut gibi; O’ndan utanan veya O’nu hor gören, İsa’nın bir benzetmede anlattığı zengin adam ile birlikte alevler arasında bulunacak. 

İsa’yı kurtarıcı olarak kabullenen kurtulacak, kim ise kendi kendini dini uygulamalar veya varsayılan kendi şahsi iyiliği ile kurtarmak istiyorsa, kurtulmamış halde, dünyanınki ile aynı halde kalacak. Herkes İsa’nın karşısında durumunu belirlemeli: Bu hiçbir zaman kolay olmayacak, çünkü kendi evinde bile anlayışsızlık ve düşmanlık olacak.

Böylece Hristiyan kişi, İsa’nın acı çekmesi ve ölmesiyle dünyayı kurtarma misyonuna katılır ve İsa’nın yeryüzünde yaktığı ateşten geçer. İsa bizi uyanık olmaya, yaşadığımız zamanları ayırt etmeye çağırır. Bizim zamanımız da O’nun ateşi ve vaftizi zamanlarıdır. İmanımız açıkça hor görülmekte ve imanlıların kendilerini İsa’nın öğrencisi olarak göstermeleri, engellenmektedir. Eğer yaparlarsa Yeremya’nın ve Rab’bin durumunu hemen anlıyorlar.

İmanımız için acı çekmeye hazırlanmaktayız, bunu kardeşlerimizle birliği yaşayarak, duayı ve Allah’ın Sözünü paylaşarak, bakışlarımızı daima İsa’ya çevrili tutarak yapacağız!

P.Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Meryem’in Göğe Alınması

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Vahiy 11,19; 12,1-10 Mezmur 44 (45) 2.Oku 1Kor. 15,20-26 İncil Lk. 1,39-56

Bugün kutladığımız gizem sevinçli, güzel, ümit doludur, çünkü gözlerimizin göklere sabit bakmasını sağlar. Göklerde de Allah’ın insanlara verdiği vaatlerin gerçekleştiğini görürüz. O zaman niçin bugünkü ilk okuma ejderhanın kadına ve karnındaki bebeğe daha doğurmadan zulüm etmesi gibi dramatik bir görünüm üzerinde takılır? Evet, bizler aydınlık ve şanlı bir varış noktasına doğru yürüyüşteyiz, ama bu yolculukta zorluk ve tehlikelerle karşılaşırız, ulaşmak istediğimiz yere gitmemizi tüm gücüyle engellemek isteyen engellere rastlarız. Kendimizi aldatmayalım, gerçekçi olalım, aynen İsa’nın dediği gibi: Güvercinler gibi sade olunuz, ama yılanlar gibi tedbirli olun! Yolculuğumuzda bize öncülük eden var ve tüm duraklarımız işaretlenmiştir.

İsa’nın annesi Meryem, Kilise’nin onunla birlikte ve halen kat ettiği yolu önceden yürüdü. Meryem’in Allah’ın Sözü’ne sadakati ve Baba’nın planlarına sevgiyle itaat etmesi, Oğlu İsa’nın haçının varlığıyla güçlendi. Doğuran kadının önüne korkunç ve tehlikeli kafalarıyla, insanlığa sadece ölüm ve zarar getiren kuyruğuyla kırmızı bir ejderha çıkmaktadır. Meryem’in Allah’a itaat ederek Oğlunu doğurması sebebiyle düşman karşısına çıkmaktadır. Aynen Kilise dünyaya İsa’nın mevcudiyetini her tattırdığında Şeytan’ın şiddetine maruz kalmaktadır. 

Bugün bu anlardan birini yaşamaktayız. Kadın korkuya kapılmıyor ve Allah’a itaatte kalıyor ve çöle kaçıyor: Orada kimse onu bulamaz ve anne olmasını kimse engelleyemez. Kilise de, Allah’tan kendisine verilen birçok azizler ile birlikte, zulüm zamanlarında korkmayıp Rab’bine daha da içsel ve kararlı bir şekilde bakmaya devam etmektedir!

Meryem Kilise’dedir bunun için ikisi aynı kaderi paylaşmakta! Meryem, Kilise’nin özel bir üyesi, figürüdür. Kilise bu kadar emin, alçakgönüllü ve kutsal, zulümde bile sadakatli bir anneye sahip olmaktan çok mutludur.

Bugünkü İncil’de okuduğumuz Allah’a övgü duasında Meryem Allah’ın yanında yaşamanın dünya ile ters düşme anlamında olduğunun bilincindedir. Dünyada güçlüler, kibirliler, hırslı zenginler vardır: Meryem bunu biliyor, ama davranışlarından etkilenmiyor. Meryem bunların üzerinde, alçakgönüllü, fakir ve ezilenin yardımına gelen Allah’ın sevgisinin var olduğunu görüyor. O, Allah’ın merhametine ve sadakatine emanet edilmiş olan bu kişilerle yaşamını paylaşmaktan memnundur. O, Kendisini tüm insanlar için Baba ve dost olarak dünyaya gösteren Allah’ın hizmetinde olmaktan mutludur. İlahisinde bizlere Allah’a, Kurtarıcı bir Allah’a ait olmasının sevincini haykırmaktadır. Meryem’in yüreğinde Allah’a sevgiden başka bir şeye yer yoktur, bu sevgiyi de Allah’ın büyüklüğünü överek ve O’ndan mutlu olmakla belirtmektedir. Meryem, Allah’ın varlığından ve O’nun böyle olmasından mutlu! Meryem Allah’ın acı çeken insanlara karşı olan sevgisini – genel bir sevgiyi değil, şahsi bir sevgiyi – görüyor. Meryem’in kendisi, Allah tarafından sevildiğini ve önemsendiğini bilmektedir: Büyük ve meşhur olduğu için değil, alçakgönüllü ve sessiz, saklı bir hizmet verdiği için sevilmektedir.

Meryem ilahisiyle, imanımızın ve Rab’be sadakatimizin karşılaştığı zorluklarda yanımızdadır. Meryem’in imanından destek alarak İsa’ya hizmet etmeye, O’nu sevmeye, izlemeye devam etmekteyiz, kırmızı ejderhanın uğraşılarını görsek ve bazı pençeleri bizi acıtsa da. Meryem’in ilahisini kardeşlerimizin, ailelerinde, iş yerlerinde veya eğlencelerinde karşılaştıkları engeller için imanlarını ve İsa’ya sevgilerini kaybetmemeleri için söyleyeceğiz. Eğer imanları ve İsa’ya sevgileri zedelenirse, kardeşlik birliği de zarar görür ve onların ve bizlerin sevinci azalır. Meryem’e bakacağız: O tüm Azizlerin üzerinde bir şana şimdiden sahiptir ve vaftizle başladığımız yürüyüşe sebatla devam etmeye bizi çağırmaktadır!

Meryem, sen artık bizleri yaşadığın zulümleri atlatmış olarak beklemektesin, Oğluna dua et ki bizleri affetsin ve bizlere alçakgönüllülük Ruh’unu versin. Bizlerin yüreğimizin sevinci ve ruhumuzun mutluluğu ile O’nun tanıkları olmamız için şefaatte bulun. Seninle birlikte O’na her şan ve şeref vereceğiz!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan Devre – 19.Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Bilg. 18,6-9 Mezmur 32 2.Okuma İbr. 11,1-2.8-19 İncil Lk. 12,32-48

İbrani halkı, Allah’larına ve Rab’lerine tapınmak üzere hürriyete doğru yürüyüşlerinde onları aydınlatan ateş sütununu unutamamaktadır. O halk tanımadığı tehlikelerle dolu çölü aşması gerektiğinde Allah’ın elini, onları karanlıklarda yönelten, ateş sütununda tanıdılar. O zamandan beri halk, Allah’ın yardımını hem düşmanlardan korunmak hem de hayatı neşelendirmek için değişik şekillerde tanıdı. Sevgi ile dolu, devamlılıkla yanımızda olan bu ilahi varlık, hayat kaynağıdır! Kim onu tecrübe ettiyse, artık şüphe edemez, onu inkar edemez, yoksa bizzat hayatı hor görmüş olacaktı. İman, Allah’ın var olduğuna tam, devamlı ve samimiyetle dolu bir bağ olarak gösterilmektedir: Bize yakın, bizimle birlikte yürüyen, gecelerimizi aydınlatan, zorluklarda bize yardımcı olan, varış noktasında bizi bekleyen bir Allah’a güvenmektir. İbrahim gerçek imanlının en klasik örneğidir. İbraniler’e Mektup bize onu şöyle tanıtır: Her adımı bir iman adımıdır. İman için itaat etti…acı çekti… oturdu…tek oğlu İshak’ı sundu. İbrahim’in tüm yaşamı ve tüm seçimleri iman doludur ve imanla kaplıdır. İbrahim’i bir an bile Allah’tan ayrı düşünemeyiz. İbrahim’e bakıyorsun ve Allah’ın planlarının gerçekleştiğini görüyorsun. İman, İbrahim’in yaşadığı ortamdır, o kadar ki onunla birlikte yaşayanlar da bundan etkilenmektedirler. Başlangıçta zorluklar geçtiği rağmen Sara da imanını paylaşıyor. Ve Allah’ın somut, gizli, devamlı ve her şey ile önceden ilgilenen varlığının hissedildiği bu iman ortamında oğlu doğdu. 

İsa öğrencileri için de, yani, Sözü’nden ve Ruhu’ndan doğacak yeni halkı olan Kilise için de aynı şeyin gerçekleşmesini isterdi. O, Kilise’sine sevgi ile her ihtiyaçları ile ilgilenen Baba’yı gösterecek şekilde yaşamayı öğütlüyor, hatta emrediyor. İsa’nın öğrencisi bu dünyanın zenginliklerini biriktirerek geleceğini garanti altına almaya çalışmayacaktır: Yapmayacaktır çünkü bugünkü ve yarınki tüm tarihi elinde tutan bir Baba’ya sahip olduğunu bilmektedir! Onun dikkati, Allah’ın yüreğinde hazineler biriktirmek olacaktır. Allah’ın yüreğindeki hazinelerimiz, fakirlere yaptığımız cömertliklerdir: Bunlar İbrahim’in olduğu yere vardıklarında acılarında onlara yardım etmiş olanlar için şefaatte bulunacaklardır. 

İsa’nın öğrencileri dünya insanlarından farklıdırlar, çünkü hep gelecek olan Birini beklemektedirler ve tüm yaptıkları bu gelecek Olanın iyi karşılanması ve sevilmesi içindir. Onlar birbirlerine hizmet etmeyi emreden bir “sahibin” hizmetkarlarıdır. O gelince sadece şunu soracak: Hayatlarını birlik bayramına çeviren bu görevlerine sadık kaldılar mı? O’nun Kendisi onların hizmetkarı olacaktır: Önlüğü takıp onlara hizmet edecektir!

İsa’nın öğrencisinin, her insanın da gerçek büyüklüğü, hiç bırakılmayan o önlükten gelir. Bizler sadece hizmetkar olursak ve hiç emretmeyi düşünmezsek, bu dünyanın insanları gibi büyük olmak istemiyorsak, Allah’ın evlatları ve gerçek dini insanlar olacağız. Biz dünyaya şu yeniliği getirmekle yükümlüyüz: Hizmet eden büyüktür, daima hizmet eden daha büyüktür, hizmet etmekten vazgeçmeyen, Allah’a yakındır. Hizmette sadık olan daha da ağır görevler alacaktır, daha çok sorumluluk, daha çok yorgunluk gerektiren görevler alacaktır! Bunu İsa, insanlar arasında büyüklük gösterecek bir görev hayal eden Petrus’a söylemektedir. İnsanlar, İsa’nın öğrencilerinin hizmet eden sevgilerinde Allah’ın mevcudiyetini bulacaklar. Bu yaşanılan sevgi sayesinde Allah insanları kurtuluşa yönlendirmeye devam edecek: İsa’nın öğrencileri hizmet ederek herkese imanın ışığını, yani Allah’ın onları sevdiğine, onların yanında olduğuna ve onları beklediğine dair emin olmalarını sağlayacaktır.

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it