Olağan Devre – 18. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Vaiz 1,2; 2,21-23 Mezmur 94 2.Okuma Kol. 3,1-5. 9-11 İncil Lk. 12,13-21

Aziz Pavlus imanlılarla büyük sevgi ve hikmetle ilgilenir. İsa’nın adına vaftiz olanların hepsinin iman yaşamının sonuçlarını iyi anlamış olmaları gerekiyor, fakat bazıları anlamamışlar. Bazıları yalan, hırsızlık, ahlaksızlık, pis konuşma, dedikodu ve Rab’bin sevgisine eşlik edemeyen başka kötü alışkanlıklarla devam edebileceklerini zannetmektedirler. Ama Havari, “hayır” demekte: Şimdi Mesih İsa’yla yaşamaya niyetlendiysen, yaşamınla O’nun tanıklığını yapmaya çalış. O seni afetti, O senin için öldü, sen ise putperestken yaptığın gibi, hiçbir şey değişmemiş gibi yaşamaya mı devam edeceksin? Bu seni onurlandırmıyor, hatta Rab’binin hor görülmesine sebep oluyor! 

Konuşma şeklinizden, cinsel yaşamınızdan, dünyevi şeyleri ve zenginlikleri görme şeklinizden, arzularınızdan bu dünyaya ait olmadığınız, İsa’nın olduğunuz ve O’nun egemenliğine, göklerin egemenliğine ait olduğunuz anlaşılmalı. Bütün davranışınızdan herkes, O’nu tanımadıklarından dolayı O’nu reddedenler de, Babası olan Allah’ın güzelliğini sezmelidirler. 

Hristiyan saf bir hayatı, içerde fakir, başkalarını suçlamadan veya yargılamadan hür bir hayatı yaşamaktadır- bu acı çekecek malı olsa da-, çünkü o, daima tanık olmak ister: Hristiyan; Allah’ın insanları sevdiğinin, İsa’nın onlar için öldüğünün ve herkesi dirilişinde beklediğinin tanıklığını yapar. Hristiyan Allah’ın kutsallığının tanıklığını yapar; insanlara, kardeşlerine, Allah’ı tanımayanlara ya da O’nun hakkında yanlış bilgilere sahip olanlara Allah’ın gerçek yüzünü gösterendir. Yaşamımızı böyle görmeye alışacağız, aksi şekilde her şeyi bir zorlama olarak yapacağız ve yorgunluğumuz çok, bazen de dayanılmaz olacaktır. Birçok kişi niçin iffetli, dürüst olmamız gerektiğini anlayamaz. Hristiyan oluşumuzu dinlerden birine mensupmuşuz gibi veya sadece emirlere uymak için bir sebep olarak görüyorsak İncil’den hiçbir şey anlamadık demektir. Böyle ise, “kendisi için mal biriktiren, ama Allah’ın katında zengin olmayana” benzemekteyiz.

Biraz İncil’i anlayabilmek ve Allah’ın hikmetine göre yaşamaya başlayabilmek için bugünkü ‘zengin adamın hikayesi’nde anlatılan İsa’nın düşüncesini tamamıyla benimseyeceğiz. Bu adam geçmişte yaşamış bir adam değil, o her birimizi belirtebilen biridir. 

O adam gibi, bizler de daima daha fazla imkan, daha fazla iş, ekonomik şartlar, eğlence, geziler, isteyenleriz. O kadar kolayca şikayet ederiz: o zaman daima fakir olduğumuzu fark edeceğiz. Hikayedeki adam ambarlarının yeterli olmadıklarını fark etti… Kendisinin fakir olduğunu fark etti! Fakat İsa, o adamın akılsız olduğunu söylüyor. 

Allah’ın Babamız olduğunu ve var olduğunu hesaplamadığımızda bizler de akılsızız. Dünyevi malların bizi hiçbir zaman mutlu etmeyeceklerini ve son yargılamada bize tanıklık yapmayacaklarını unuttuğumuzda akılsızız. 

Zenginliklerin bize dünyaya cömert sevgiyi göstermek, fakirlerin acılarını azaltmak, ellerinde hiçbir şeyleri olmayanlara Allah’ın sevgi olduğunu göstermek için verildiğini unuttuğumuzda akılsızız. Ellerimizden geçenlere sahip olduğumuzu zannettiğimizde akılsızız: yarın halen burada olup olmayacağımızı dahi bilmiyoruz. 

Vaiz Kitabının yazarı, her şeyin boş, her şeyin geçici, hayal, aldatma olduğunu söylediğinde haklı. Tek gerçek Allah’tır, bunun için yaşamımızın tek amacı O’nun sevginin yaşamına katılmamızdır! Aziz Pavlus’un özendirmesine daha çok dikkat edelim: bakışlarımızı daima yukarı doğru çevirelim, dünyevi şeylerden etkilenmeyelim. Yukarıdaki şeyler, göklerin egemenliğininkilerdir, o şeyleri ki özellikle İsa’nın haçında görürüz: sonuna kadar sevgi, ölümden dirilen sevgi. Tüm yaşamımız aydınlık olacaktır!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan Devre – 17. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Yar. 18,20-21.23-32 Mezmur 137 2.Okuma Kol. 2,12-14 İncil Lk. 11,1-13

İbrahim’in Allah ile diyaloğunu anlatan Yaratılış Kitabının sayfası, Kutsal Kitabın en güzellerinden biridir! İbrahim Allah ile konuşarak samimiyet ve cesaret gösterir, O’na merhametli teklifler de yapar: o bize çok benziyor, bizler de Allah’a tavsiyeler verebileceğimizi düşünürüz! Açıkça söylemesek de kendimizi O’ndan daha iyi ve hikmetli sanırız! 

İbrahim Allah’a sevgisinin ve sabrının nereye kadar ulaşması gerektiğini söylemesi gerektiğini sanmakta idi. Allah tavsiyeleri dinliyor, insani tavsiyeleri kabul ediyor, ancak İbrahim’in cömertliğini çok aşıyor. Hayret edici! İnsan bir noktada duruyor, kendisinden daha büyük bir sabır ve merhametin olabileceğini düşünemiyor! Ama Allah insanı gerçek ve cömert seven olarak kendini gösteriyor. Allah on kişinin sadakati sayesinde tüm bir halkı affetmeye hazırdır, fakat kesinlikle bundan daha büyük bir planı var. Bu planı İbrahim o anda henüz anlayamıyordu, bizler ise bunu biliyoruz: Allah sadece bir insanı, günahsız tek bir insanı yollayacak ve bu insan yaşamını sadece bir şehir için değil, tüm dünya için sunacak. Bu İsa’dır: bugün Aziz Pavlus O’nun hakkında konuşmakta. 

Dünyada doğru kimse yoktur, hepimiz günahkarız. O bizim tüm günahlarımızı affetti: O’nu kabul eden herkes Allah’ın gözünde doğru olur. Bu yüzden O’nun sayesinde dünyada birçok doğru insan var, her şehirde ve her ülkede! Bunun için O’nun sayesinde Allah dünyanın mahvolmasına izin vermemektedir. 

Biz açıkça dünyanın ne kadar günahkar, Allah’a karşı ne kadar itaatsiz olduğunu, günahları ne kadar büyük ve ülkelerimizin sapık cinselliklerle ne kadar Sodom’a benzemekte oldularını görmekteyiz. Buna üzülüp cesaretimizi kaybetmeyelim: Allah’ın sevgisi daima hazır, İsa’da ve Kilise’sinde daima somuttur. Kilise de, günahla etkilenmiş her kişinin kurtuluşunu garanti etmek için haçını İsa’yla birlikte taşımaya devam etmektedir.

Elbette insanın İbrahim gibi Allah’a duasını sunması gerekecek. Ancak insanın şimdi sunduğu dua birçok kere çıkarı ile hareket eden kendi aklı ve arzularıyla sunduğu dua değildir. Biz Baba’ya İsa’nın duasını sunarız, yüreğimize ve dudaklarımıza O’nun koyduğu duayı. Bu dua ile Baba’nın yüreğini değiştirmeye çalışmıyoruz, tersine kendi yüreğimizi değiştirmeye çalışıyoruz! 

İsa’nın öğrencileri bütün Yahudiler gibi dua ediyorlardı. Fakat İsa’nın dua etme şeklini görerek O’nun duasının değişik olduğunu anladılar ve O’ndan dua etmeyi öğrenmek istediler. O zaman İsa onlara kendini Allah’ın önüne nasıl koyduğunu gösterdi. 

O, kendini bir evlat, babasının büyüklüğünden ve hikmetinden sevinen itaatkar bir çocuk sayarak dua ediyor. İsa; Baba’nın arzuları ve istekleriyle, O’nun için önemli olan ile ilgileniyor ve Baba’nın her insanın ve tüm dünyanın sevinci ve hayatı için olan projesini benimsiyor. O Baba’dan ekmek istiyor, bizi tek bir yürek ve tek bir ruh kılan ekmeği, içimize Kutsal Ruh’u getiren Efkaristiya ekmeğini istiyor. 

İsa aynı zamanda bizim için af da istiyor, çünkü bizim iyileştirilmemize ihtiyacımız olduğunu biliyor. Ayrıca bizi saran ve altüst eden ayartmaları reddedebilmemiz için güç diliyor. En büyük denenmeler kendi köşemize çekilmemiz, cemaatten uzaklaşmamız, Allah’a itaatsizlik yapmamız ve vekillerine itaati aramamamızdır: o zamanlarda insanın ve Allah’ın düşmanı için uygun zemin oluşuyor. 

Allah bir Baba’dır, bizi sever ve yaşamımız için gerekli olanı, biz evlatlarına derin sevinç ve barış veren, yaşam ve birlik kaynağı Kutsal Ruh’unu vermekten sakınmaz! Bu Ruh’u ısrarla dilememizi öğretiyor, tıpkı bir dost ısrarla bir dosta üçüncü bir dost için ekmek dilediği gibi. Dostluk bir ekmekten geçer: gerçek değil mi? Allah’ın dostluğu da ekmekten geçer, bizi birleşmek, kurtarmak, kutsallaştırmak için İsa’nın Kendisinin olduğu o ekmekten.

Gerçekten, Siz suçlarınız ve benliğinizin sünnetsizliği yüzünden ölüyken, Allah sizi Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu. Bütün suçlarımızı O bağışladı. Ekmek olan İsa, aralıksız ve inatçı duamız sayesinde içimizde oturmaktadır; O’nun sayesinde günah ve Kötü Olan bizden uzaklaşmaktadırlar. 

P. Vigilıo Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan Devre – 16. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Yar. 18, 1-10 Mezmur 14 2.Okuma Kol. 1,24-28 İncil Lk. 10,38-42

İlk okuma bizlere İbrahim’in hayatının en ilginç ve en önemli anlarından birini anlatır. O Tek ve her şeye kadir Allah ile daha önce karşılaşmış, bir antlaşma yapmıştı. O karşılaşmasında Allah, İbrahim’in, başka halkların putlarının etkisi altında olmadan, tamamen O’na iman etmesi için, İbrahim’den sosyal ve ekonomik güvencelerinden uzaklaşmasını istemişti, karşılığında da ona kalabalık ve kutsanmış bir soy verecekti.

Şimdi, bu aynı Allah, hiç bir çocuk sahibi olmadığından dolayı derin bir şekilde imanının denendiği çok seneler sonra İbrahim’in karşısına bir hacı gibi çıkar. İlk bakışta acayip gibi gelen bir özellik: İbrahim, çadırının yanında duran üç kişi görür ve sonra onlarla tek bir kişiymiş gibi konuşur ve onlara “Efendim!” der. Cömert bir misafirperverlik gösterir, karısını ve hizmetkarlarını onlara iyi bir şekilde ağırlamak için çalıştırır. Herkes hacı olarak gelen Rabbi ağırlamak için çalışır! O bu dikkati hoş karşılar, kabul eder. 

O’nun en çok istediği kendisinin verdiği vaatleri tutan sadık Allah olarak göstermektir. Özellikle insanlara imkansız olarak göründüğü anda verdiği vaatleri gerçekleştirmek ister. Hatta, İbrahim’in eşi Sara, Allah’ın verdiği sözü – nihayet – gerçekleştirme kararını vermesine, güler. Sara’nın gülmesi; bizim Rabbe – sanki O sadece bizlerin gücümüzle ve zekamızla yapabileceğimiz şeyleri gerçekleştirebilme durumundaymış gibi – yönelttiğimiz tüm azar ve şüphelerimizi çok iyi tasvir eder, İbrahim’in ve Sara’nın misafirperverliğinin değişikliği, İncil metninde de görünür. İki kız kardeş olan Marta ve Meryem insanları Baba ile barıştırma vaadini gerçekleştirmek için yürüyüşte olan İsa’yı kabul ederler. Marta daha yüzeysel, Meryem ise daha içsel bir karşılamayı gösterir. İsa her ikisini de beğenir, ama birinin ötekini yargılamasını beğenmez. 

Marta, Meryem’den şikayet edince ve Rab’bin Kendisini eleştirince O karışır. Marta’nın şikayeti Sara’nın gülmesine benzer: ona göre kendi işi ve kabiliyeti gereklidir, halbuki kardeşinin İsa’ya gösterdiği tam güveni eleştirir. İsa iki kız kardeşin davranışlarını anlatmakla yetinir: ‘sen, Marta, çok şey için kaygılanıyorsun ve huzursuzsun, Meryem ise en önemli şeyi yapmaktadır, ebedi yaşama hazırlayan ve onu tattıranı yapmaktadır. Bu şekilde ondan istediğim her ödevi gerçekleştirmeye hazırdır’.

Aziz Pavlus dersi öğrendi, hem Sara’ya verileni, hem de Marta’ya verileni! O, hem sözlerle hem de yaşamının tanıklığı ile İncil’i bildirmek için ve Allah’ın Sözünü gerçekleştirmek için kendini sunmakta! Tanıklığının sadakatli ve Kilise’ye faydalı olması için o “Mesih’in, kendi bedeni olan Kilise uğruna çektiği sıkıntılardan, eksik kalanları kendi bedeninde tamamlamakla” mutlu ve ümütlidir. 

Havari acı çekmekten çekinmiyor, hatta Rab için çektiği acılarla gururlanıyor. Onun insanlara sunabildiği en büyük sevgi, kendisine emanet edilen Sözü bildirmektir. Pavlus bu Sözü sevdi, dikkatle dinledi ve yaşamı ile ona tanıklığı yaptı. 

Allah, yemek için değil, İbrahim’in kendisini dinlemesi için ziyaretine gitmişti. Aynen İsa Marta’nın evine, beslenmek için değil, dinlenmek için girdi. Yemek ikram etmek daima hoş gelir, ve de önemlidir: gerçek bir kabul etmenin işaretidir. Fakat Sözü kabul etmek daha önemlidir: konuşan, kendisinin dolu bir şekilde kabul edimesini hisseder ve herhangi bir yardımı, zor olsun ağır olsun – bir haçı taşımak gibi – dilemeye özgür hisseder.

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Olağan Devre – 15. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Yas. 30,10-14 Mezmur 18 2.Okuma Kol. 1,15-20 İncil Lk 10,25-37

Mesih İsa, görünmez Allah’ın görüntüsüdür”: Aziz Pavlus Rabbimizi ve Öğretmenimizi bize böyle tanıtmakta! Gerçekten İsa da kendisi hakkında şöyle demişti: “Beni gören Baba’yı görmüş olur!”. Baba’yı tanımak bizim için yaşamdır. Çünkü Baba’yı tanıyarak bizim kim olduğumuzu, hangi ruhani imkanlara sahip olduğumuzu, nereye varacağımızı anlarız. İsa boşuna şöyle demedi: “Seni tanımak Baba, … ve senin yolladığın Mesih İsa’yı tanımak, ebedi yaşamdır”. İsa’ya bakarak ve O’nu dinleyerek Baba’yı tanıyabiliriz: O insanı aynı sevgiyle, aynı kurtarma arzusuyla, aynı hikmetle sever. 

Havari ikinci okumada Baba’yı ve Oğul’u tanımaya yardımcıdır. Söyle diyor: Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratılmıştır”. Eğer Her şey O’nun aracılığıyla yaratılmış ise, her yaratılmış gerçek için minnettar olacağım, özellikle etrafımda gördüğüm her insan için: o, Oğul aracılığıyla yaratılmıştır!

Ve de Her şey O’nun için yaratılmıştır: o zaman her şeye, ilk önce her insana Allah’ın Oğlu olan İsa’yı tanıma ve tanıtma amacı ile bakacağım.

Baba’nın Sözünü bize yalansız, boş tanımlamalar olmadan açıklayan İsa’dır. Aynı şekilde bize Allah’a ve insanlara sevgimizin nasıl olması gerektiğini de somut bir şekilde gösteren O’dur. O’ndan öğrenebiliriz ve O’ndan örnek almamız için O’ndan güç alabiliriz. O’nun bize ilettiği sözler ve hayat, ilahidir: buna O’nun ölümü ve O’nun dirilişi garanti vermektedir.

(C)Stuart Whatling

Sevgi imkanlarımızı yönlendirmek için önemli sözleri O’nun ağzından alıyoruz. Her şeyden önce sevgimiz Allah’a yönelik olmalıdır. Bugün bunu söylemek; dünyanın dışında, çok uzak zamanlarda olduğunu düşündürür. Gerçekten günümüzde teneffüs ettiğimiz hava bizlere sadece kendimizi sevmeye ve düşünmeye iter. Kendi hislerimizi ve duygularımızı her şeyin üzerinde tutmaya iten, dış görünüşe, kendi fiziksel refahımıza önem veren felsefeler moda oldu. Başkalarınınsevgisini düşündüren sözler de kullanılmaktadır, ama sadece eğer bu kendi duygularımızı engellemiyorsa. Bu tür felsefeleri; kendini iyi hissetmeye, eğitimli gözükmeye, belki kendimizi başkalarından iyi hissetmeye dikkatimizi iter ve bütün bunlar Allah’a ihtiyaç hissetmeden: Allah kendi önemimizi ve iyliğimizi alırdı.

İsa’nın öğretisi Kutsal Kitap’la uyumlu olarak, Allah’ın sevgisini ilk sıraya koyar. Başkalarını da sevmek; Allah’ı sevmenin mantıklı sonucu, birinci sevginin doğruluğunu kanıtlayan iyi bir meyvedir. Kim başkalarını Allah sevgisi için seviyorsa insanların beklenmedik reaksiyonlarından hürdür, çünkü başkaları senin sevgini yersiz görebilir ve sana ilgisizlikle veya kötülükle cevap verebilir. Sen Allah’ı her şeyden çok seviyorsan sevmeye devam edeceksin! İsa iyi Samiriyeli hikayesini anlatarak gerçek sevgiyi görmemizi sağladı. Samiriyeli, yaralı İbrani’yi sevdi: Samiriyeli tarafından kendisinin tutulması belki İbrani’nin hoşuna gitmiyordu… Buna rağmen, bunu belki bilerek de Samiriyeli kendi iyi eylemini yaptı. Ayrıca yaralıya bakması ve sevmesi için hancıya iki para da verdi. Bu iki parada, daha sonra bir Kilise Babası, Allah’a sevginin ve kardeşlere sevginin sembolünü gördü. Biri ile ilgileniyorsan onu bu çift sevgiyle sevmelisin. Kim sadece Allah’ı sevmek istiyorsa hikayesindeki rahip ve tapınaktaki hizmetçi gibi yaparak yaralı adamı görmezlikten gelecekti.

Kim insanı sadece kendi sevgisiyle, Allah sevgisi olmadan sevmeye çalışırsa, sadece dışsal bir iyilik vererek insanı yarı ölü, ruhuna gerçek bir iyileşme vermeden bırakabilir. Şöyle diyen İsa’ya itaat etmek istiyoruz: “Git ve sen de aynısını yap!”. İnsanlara Allah’ın bakışı ile bakacağım, onları O’nun yüreğiyle seveceğim: bunu yapabilmek için daima Baba’nın çehresini görmeye ve Oğlu’nun Sözü’nü dinlemeye çalışacağım!

İlk okumada Musa, Allah’ın sevgisinin Söz, yani bize kendisini ileten sevgi olduğundan bize güven vermektedir. Ve bunu da söylüyor: Allah’ın sözü size çok yakındır; uymanız için ağzınızda ve yüreğinizdedir”. Bahanelerimiz yoktur, çünkü içimizde Allah’ın kendi sevgisi var olmaktadır. Onu kullanacağız!

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

P. Vigilio Covi