Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu -|- Թուրքիոյ Կաթողիկէ Եպիսկոպոսներու Համաժողով -|- Conférence Episcopale de Turquie -|- Conference of Catholic Bishops in Turkey -|- Conferenza Episcopale Turchia -|- مؤتمر الأساقفة الكاثوليك في تركيا
¥ Sadece insanların değil, Allah’ın da gözünde iyi olanı yapalım, kimseye tökez sebebi olmayalım.
* görevimiz kimse tarafından kötülenmesin.
¶ Allah’a umut bağladım.Bu nedenle ben gerek Allah, gerek insanlar önünde vicdanımı temiz tutmaya her zaman özen gösteriyorum,* görevimiz kimse tarafından kötülenmesin.
Okuma Hab. 1,2-3; 2,2-4 Mezmur 94 2.Okuma 2 Tim. 1,6-8.13-14 İncil Luka 17,5-10
Az önce İsa öğrencilerine affı arzulayan kardeşlere bunu hemen vermelerini tavsiye etmişti. Onlar bunu becerebilmeleri için çok büyük ve derin, kendilerinde hala olmayan bir imana ihtiyaçları olduğunun farkındalar. Bunun için İsa’dan şunu diliyorlar: “İmanımızı çoğalt!”.
Gerçekten de birçok kez günah işleyenleri affedebilmek için imana gerek vardır: Eğer Allah’a doğru dönüksen ve O’nun seni yönlendirmesine izin verirsen, affedebilirsin ve bunu tekrar tekrar yapabilirsin, çünkü o zaman gözlerin günahkar kardeşini görmeyip merhametli Allah’ı görmektesin! Sana karşı ve herkese karşı Allah’ın merhametli bakışlarını görürsün! Acayip gibi gözükebilir, ama İsa imanımızı arttıracağını söylememekte: Şimdiden yeterince imanımızın var olduğunu söylemekte! İmanın yeterli ölçüsü; hardal tanesidir, bilinen en ufak tohumdur. Fakat meyve veren fidan olacak tohumdur. Herkeste bu kadarcık iman vardır. İsa’yı kabuk ettiğimizde bize verilen iman yeterlidir, hatta tamdır. Başka bir şey eklemeye gerek yok, daha iyi bir iman mümkün değil!
Gerekli olan gururu uzak tutmamızdır yoksa iman bozulur ve ilişkilerimiz, Allah ile ve insanlar ile ilişkilerimiz de bozulur. Bunun için İsa, öğrencilerinin huzurlu ve samimi bir alçakgönüllülük beslemelerine yardımcı olmak istiyor. Bu sebepten onlara sonucu bizi hayrete düşüren şu hikayeyi anlatıyor: “Size emredilen her şeyi yaptıktan sonra, şöyle deyiniz ‘Bizler işe yaramaz hizmetkarlarız!’”.
İtaat ettikten sonra, bunu yaptığımız için gururlanamayız. Yine alçakgönüllü olup tekrar hizmete hazır olmalıyız. Gururlanabileceğimiz tek şey hizmetkar olmamızdır. Sevgiyle hizmet etmekte olan kişi, Allah’ın Oğlu’nun hayatını yaşamaktadır! O, Baba’ya hizmet etmek için geldi ve insanlara hizmet ederek Baba’nın sevgisine hizmet etti. O şöyle demedi mi: “İnsan Oğlu hizmet edilmek için değil, tersine hizmet etmek için geldi”? Ben kardeşlerime hizmet ederek İsa’ya bağlı ve benzer oluyorum. Bu sebepten bir hizmeti tamamladığımda hemen başka birine başlamaya hazırım, çünkü daima hizmet etmek üzere gelmiş olanAllah’ın Oğlu İsa’ya bağlı olmadan yaşayamam!
Böylece imanımız yaşamımız oluyor, aynen peygamber Habakkuk’un dediği gibi: “Doğru insan, imanı sayesinde yaşayacaktır”. İman sayesinde affederiz ve af dileriz, bu da Baba’nın hoşuna giden hayata doğru, evlat hayatına, kendi sevgini olgunlaştırmak için hizmet eden evlat hayatına doğru ilerlemenin başlangıcıdır. Bu, Rab’bimiz Mesih İsa için yapabileceğimiz en güzel tanıklıktır! O’nun mevcudiyetini ve sevgisinin zenginliğini göstermemizi, hak ediyor. Bunu sevinçli, karşılıksız ve hür bir hizmet ile yapıyoruz.
Aziz Pavlus Timoteus’a söylediği sözlerle bize yardımcı olmaktadır: “Allah bize korkaklık ruhu değil, ama güç, sevgi ve sağduyu ruhu vermiştir. Rab’bimize tanıklık etmekten çekinme”.
İsa’nın tanıkları olduğumuzu düşünmek, sevgi dolu hizmetimizle O’nun Kurtarıcı olduğunu ve hepimiz için geldiğini gösterebilmek, güzeldir. Alçakgönüllü ve sessiz hizmetimin – onu kimse görmese, kimse övmese de – İsa’ya şan verdiğinden, Ruh’un mevcutini canlı ve faal kıldığından emin olmak, bana birçok kez cesaret verdi. Ayrıca İsa’ya şan vermeye harcadığımız dikkat, birçok değişik durumda doğru yolu seçmemize çok yardımcı oluyor.
İlk Okuma Amos 6,1.4-7 Mezmur 145 İkinci Okuma 1Tim. 6,11-16 İncil Luka 16,19-31
İsa öğrencileri ile birlikte zenginliğin insan kalbinde yapabileceği etki üzerinde düşünmeye devam etmektedir. O’nun düşünceleri bugün de peygamber Amos’un düşüncesiyle paralel gittiği gözlenmektedir: Sadece kendisini düşünen, güzel kokular sürmeye özen gösteren, müzik dinleyen, yemek yiyip içen ama halkını biraz olsun hiç düşünmeyen insanlar var! Günümüzün durumunun gerçek bir fotoğrafıdır bu.
Yarını kim düşünüyor? Tek çocuk isteyen ebeveynler, gelecekte çocuklarının yalnız, akrabasız kalacağını düşünüyorlar mı?İlerideki toplum, günümüz toplumundan daha bencil olacak, bunun için zengin insanların etkisi altında kalacaktır.
Amos şöyle diyor: “Bu yüzden şimdi bunlar sürgüne gideceklerin başını çekecekler; sona erecek sedire serilenlerin cümbüşü”. İsa’nın söyledikleri faydalı uyarılardır. O bir hikaye anlatarak birçok konuda eğitmektedir.
Allah’ın armağanı olmalarına rağmen eğer onlara kalpten bağlanırsak zenginlikler aldatıcı olabilirler. Kim zenginliği hırs ile ararsa, ne fakirlerin farkına varır ne de onların kardeşi olduğunun farkına varır. Her şeyden önce Allah’ın sözlerine dikkat etmeyenler, zenginlikleri, büyük adaletsizlik yaparak, sadece kendileri için kullanırlar. Gerçekten Allah bize armağanlarını, Kendi çocukları gibi, etrafımızdakileri sevmemiz için vermektedir. Eğer bunu yapmıyorsak, kendimize çok kötü ve ümitsiz bir gelecek hazırlamaktayız.
Cehennemin çıkışı yoktur, orada birlik ve paylaşma olmadığı için korkunç acı vardır. Modern düşünürler ne derlerse desinler, cehennem bir gerçektir. İbrahim ve Lazar mutluluk ve barış içindeler ve de bu, imanları ve Allah’a olan itaatleri sayesindedir.İbrahim’in Allah’a olan imanını ve merhametini paylaşmayı reddeden, nerede bulunmaktadır ve nerede bulunacaktır?
Biz bu dünyada geleceğimizi hazırlamaktayız: Belirleyici olan faktör bizim Allah’a olan itaatimizdir. Bu itaat, diğerlerini fark etmek ve acılarını hafifletmektir. Maalesef sadece köpekler zavallı Lazar’a yakınlaşmaktadırlar. Biliyoruz ki İsa’nın zamanında köpek sözcüğü sadece hayvanları değil, ayrıca paganları, Allah’a inanmayanları da kapsıyordu. Merhametli olmadan sırf Allah’ın halkından olduğu için kurtulacağını zannedenleri putperestler geçecektir!
Bencil zenginlerin, mahveden kendi durumları karşısında gözlerini açmaları için ne yapılabilir? Onları sarsacak mucizeler gerekli der sağduyumuz! İsa der ki, mucizeler insanı şaşırtır ama tövbe ettirmez. “Ölüler arasından biri dirilse bile ikna olmazlar”. Yahudi başkanlarının, İsa’nın hayret edici dirilişi karşısında nasıl olur da inanmadıklarını merak eden Havarilere, İsa işte böyle cevap vermektedir. Söze inanmayan, mucizelere de inanmaz. Vaazlarla tövbe etmeyenler, mucize de görseler tövbe etmezler.
Mucize arama, onları yaptığını söyleyenleri bile arama, onun yerine Allah’ın Sözünü ara ve ona itaat etmeye çalış. İşte, aziz Pavlus’un, öğrencisi Timoteus’a yaptığı acil uyarı budur. Allah’ın Söz’üne itaat yorucu olabilir ve beraberinde zorluk ve zulümler getirebilir, ama bizi, Pilatus ve tüm halk önünde, görünmez Allah’ın ışığının tanığı olan İsa’ya şimdi ve gelecekte bağlayan tek şey budur.
İlk Okuma Amos 8,4-7 Mezmur 112 İkinci okuma 2Tim. 2,1-8 İncil Luka 16,1-13
Aziz Pavlus sadık öğrencisi Timoteus’a mektubunda Hristiyanların dua etmesinin çok gerekli olduğunu ısrarla yazmaktadır. Onlar “nerede olurlarsa olsunlar” onların “her çeşit dua, yakarış ve şükran dualarıyla” dua etmeleri gerekmekte olduğunu söylemektedir. Onlar özellikle “krallar ve gücü elinde olanlar için” dua etmeliler, çünkü halkların huzuru ve barışı onlardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu, imanlıların dünyadaki İncil’i yayma görevlerini devam ettirebilmeleri için de önemlidir. Dünyanın buna ihtiyacı vardır: Çünkü İncil geldiği zaman insanlar gerçek bir barış, destek, birlik, paylaşma yürüyüşüne başlarlar ve de bu herkesin gelişiminde önemlidir. Dua her iyi ve faydalı işin temelidir: Gerçekten de varlığımızı ve işimizi faydalı kılacak alçakgönüllülük, uysallık ve bilgelik Ruh’unu sadece Rab’bimizden alabiliriz.
Dünyevi şeylere bağlı olmamak, hatta onları Göklerin Hükümranlığı yararına kullanmak için gereken ışığı ve bilgeliği de Rab’bin Ruh’undan alırız. Bunu İsa bize hikayesi ile anlatır. O daha önce öğrencileri ve kalabalıkla zenginliklerin imana engel olabileceği ve ayartma olabilecek tehlikeleri ve dolayısıyla insanın yaşam ciddiyeti ve sevincini engelleyebileceği üzerinde konuşmuştu. Bu anlaşılması güç olan bir konudur, özellikle zenginlikleri arttırmayı Allah’ın bir lütfu olarak gören çevrelerin düşünce tarzı için! O zamanlarda Yahudiler’in düşünce tarzı, günümüzünkinden çok farklı değildir! İsa bunu bilmekte, bu sebepten birçok defa bu konuya değinmektedir.
Bazıları İsa’nın dürüst olmayan kahya hikayesiyle kurnazlığı ve dürüst olmamayı övdüğünü zanneder. Fakat hikayenin sonucuna dikkat edersek İsa’nın öğrencilerinden dünyevi zenginlikleri ruhani bir kurnazlıkla kullanmalarını istediğini anlıyoruz. Gereken kurnazlık, bitecek bir rahatlık için zenginlik toplamak değildir, ölümden sonraki yaşamı garantilemektir. Bizim maddi rahatımız için zenginlikleri kullandığımızda bu zenginlikleri haksız, dürüst olmayan şekilde kullanmış oluruz. Bu zenginlikler aldatıcıdır, çünkü yaşamımızdan sonra yanımızda olmayacaklardır. Bu sebepten zenginlikleri öyle bir şekilde kullanmalıyız ki daha sonra işimize yarasınlar. Eğer fakirlere, muhtaç olanlara yardım edersek ve zenginliklerden faydalanmalarını sağlarsak Göklerin Hükümranlığında onlar bizim tanıklığımızı yapacaklardır. Bizden yardım gören fakirler ebedi konutlarımızda bizlere eşlik edecek gerçek zenginliklerdir! Ayrıca, dünyevi zenginlikleri kullanmakta Allah’a sadıksak yani onları zayıflara sevgisinin bir işareti olarak kullanırsak, o zaman Allah bize hükümranlığı için önemli hizmetler verebilecektir. Biz de Kilise’de fakirliği seçmiş olan kişilere değer veriyoruz, onların söylediklerini dikkatle dinliyoruz. Peygamber Amos’un duyarlılığı gerçekten de bizim ki gibidir.
Azizleri düşündüğümüz zamanlar ilk aklımıza gelenler her şeylerini fakirlere dağıtan ve bu şekilde kendilerini somutça Baba’nın ellerine emanet eden olanlardır! Bu şekilde onlar Allah’ın babalığının, İsa’nın öneminin ve güvenilirliğinin, Kutsal Ruh’un derinliğinin tanıklığını yaparlar.
“Krallar ve gücü elinde olanlar için” dua ederken Peder’e hayatımızı ve yorgunluklarımızı sunacağız öyle ki O, onların da hem kendi hem de topluluğun zenginliklerini bilgelikle kullanmalarını sağlasın.
Birinci okuma Sayılar 21,4-9 Mezmur 78 İkinci okuma Filip. 2,6-11 İncil Yh. 3,13-17
Bugünkü bayram İmparator Konstantin tarafından, Yeruşalem’de Golgota’da ve İsa’nın Kutsal Mezarı üzerinde inşaa edilmiş büyük kiliselerin, yani bazilikaların takdis edilişinden kaynaklanmaktadır. Bu kiliseler imanımızın en kutsal ve en anlamlı yerlerini onurlandırmak ve korumak için yapılmışlardı. Mesih İsa Golgota’da öldü ve yanındaki bahçede, yeni bir mezara konulmuştur; bu mezardan üçüncü günde dirilmiştir.
Bugün, İsa’nın orada yaşadığı olayları derin derin düşünmek için, onları daha dolu bir şekilde anlamak için, onlardan gelen kurtuluşu tatmak için ve onları yaşayan İsa açısından öğrenmiş olmak için, ruhumuzla oraya gidelim. Birinci okuma bizi Sina çölüne götürmektedir: orada İsrail halkının, Mısır’dan çıkış sırasında yaşadığı her olay, İnsanoğlu Rab İsa ile ilgili gerçeklerin sembolüdür! Orada halk, yorgunluktan, açlıktan ve susuzluktan dolayı, Allah’a ve O’nun hizmetkarı olan Musa’ya karşı homurdanıyor. Bu şekilde halkın kavuştuğu özgürlüğü değerlendirmemesini, kendine eşlik eden ve kendisini koruyan Allah’a güvenmemesini gösteriyor. Bu şekilde halk; Allah’ı, kendisini seven ve kurtuluşa götüren bir peder olarak değil, tersine kendi rahatlığına ve maddi gelişmesine hizmet eden biri olarak görmesini gösteriyor. Bunun için onlar, yılanların zehrinden gelen ölümü, güvensizliğin ve homurdanmanın günahının sonucu olarak görüyorlar. Kendilerinin günahkar olduğunu bilen halk, kurtuluş için yalvarmaya kendini layık hissetmeyip, Musa’nın bunu yapmasını rica ediyor. Allah, dostu olan Musa’nın duasını dineyip onu yerine getiriyor.
Kurtuluş geliyor, fakat büyülü bir tarzda değil: Allah, kurtulmayı isteyene, itaat ve kolay olsa da bir iman eylemini teklif ediyor. Yılan tarafından ısırılmış kimse, sırık üzerine kaldırılmış tunç yılana bakarsa, yaşayacaktır! İncil’de İsa bu olayın peygamberliğini açıklamaktadır. Hangimiz yılan, Adem’i kandıran o yılan tarafından ısırılmadı? Bütün insanlar günahkarlar, hepimiz imansızlık, Allah’a olan güvensizlik, O’ndan gizleme ve O’na itaat etmeme eğilimlerini, Adem’den, miras olarak, aldık. Bu güvensizliğin sonuçları herkes için acı çekme kaynağıdır ve günlük ilişkilerimizi bozuyorlar. Bunun için hepimizin kurtuluşa ihtiyacımız var. Hepimiz içimizde, şeytan olan eski yılandan gelen ölüm izlerini taşımaktayız. Kim kurtulabilir? Dönüşsüz bir ceza altında mıyız? Ne yapabiliriz?
İşte Allah bize bize çareyi sunmaktadır. O bize, bizi kurtarabilen kolay ve sevinçli bir itaati öneriyor. Kendisinin yukarıya kaldırılmasına izin vermiş Olan’a, İsa’ya bakalım, İnsanoğlunun asıldığı haça doğru gözlerimizi çevirelim ve böylece kurtulmuş olacağız! Kaldırılmış olan İsa, kurtuluşumuzdur. O, haçtan bakışımızı Kendine çekiyor: O’nu seveceğiz, bize verdiği örneği izlersek, Sözünü dinleyeceğiz, O’nun arzularına itaat edeceğiz, bize verdiği örneği izleyeceğiz ve mutlu olacağız, hizmet etmeyi ve başkalarına kardeş olarak bakmayı bileceğiz! Tunç yılan gibi kaldırılmış Olan, kurtulalım diye bir şeyi yapabilmemiz için, Allah’ın bize verdiği armağandır! Sevgiyle O’na bakabiliriz ve O’na sevgi ile baktığımızda Ruh’unu içimize kabul edebileceğiz. Bu, bizi kurtaran itaattir! Aziz Pavlus da İsa’nın ölümünde, günahkarlar için O’nun büyük sevgisini görmemize yardımcı oluyor: O, bizim için “Allah’ın özdeşliğinden olmakla birlikte, Allah’a eşit olmayı elde edilmiş bir hak saymadı”, tersine insanın güçsüzlüğünü ve acılarını yaşadı ve ölüm aşağılanmasını bile kabul etti! O’nun o kadar büyük sevgisinden dolayı, Allah O’nu yüceltti, O’na tapmamız, O’nu övüp sevmemiz için, O’nu gözlerimizin önüne koydu. Allah O’nu yüceltti ve bizler de O’nu hayatımızın Allah’ı ve Rabbi olarak kabul ediyoruz!
Bugün Mesih İsa’nın kanı sayesinde kurtulduğumuz için, O’na özel bir minnetle teşekkür edelim! İsa’nın kendini feda eden sevgisi, Peder Allah’ın bizi sevdiğinin en büyük ve en güzel ispatıdır! Peder’in Kendisi bize, İsa’yı, emin kurtuluş olarak, gönderdi: O’na sıkıca tutunuyorsak, affedilip ilahi hayatta kabul edileceğiz!
Her haç imgesi, ister kolyede taşıdığımız, ister evimizde astığımız olsun, bize Allah’ın, İsa’nın ölümünün aşağılanma pahasına olan sevgisini hatırlamaktadır! Bu hatıra acılarımızı, İsa’nın Peder’e olan sunuşunun devamı olarak taşımamıza, insanlığın kurtuluşu için O’nunla beraber işbirliği yapmamıza yardımcı oluyor. Ve O’nun dirilişinin hatırası, bizi sevinçle dolduruyor ve ebedi şanlı hayatı alma ümidimizi güçlendiriyor!