
4th Sunday of Easter
4ª Domenica di Pasqua
4ème Dimanche de Pâques
CET - Katolik Ruhani Reisler Kurulu
Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu -|- Թուրքիոյ Կաթողիկէ Եպիսկոպոսներու Համաժողով -|- Conférence Episcopale de Turquie -|- Conference of Catholic Bishops in Turkey -|- Conferenza Episcopale Turchia -|- مؤتمر الأساقفة الكاثوليك في تركيا

4th Sunday of Easter
4ª Domenica di Pasqua
4ème Dimanche de Pâques
Çağırlar için dua günü
Kutsal Kitab’ın Okunması
1.Okuma Elçilerin İşleri 2,14.36-41; Mezmur 22 2. Okuma 1Petrus 2,20-25 İncil Yh 10,1-10
Bugünkü Aziz Petrus’un mektubundan alıntı, her birimizle ilgilenen çoban İsa’yı göz önünde bulundurmamızı öğütler: «Koyunlar gibi yolunuzu kaybetmiştiniz, ama şimdi ruhlarınızın çobanı ve koruyucusuna geri döndünüz». Havari şöyle der: «O sizin için acı çekti ve size bir örnek bıraktı, ki siz de O’nun izinden gidesiniz». O’nun izinden gitmek, bakışlarımızı bağlayan bir iştir: O’nun nasıl davrandığını, Baba’ya nasıl itaat ettiğini, karşılık vermeden, intikam almadan nasıl kötü davranışlara ve hakaretlere maruz kaldığını görmek için O’nu gözlemleyeceğiz. İsa’nın izleri, O’nun öğrettiği ve Petrus’un taklit ettiği gibi, yeni emrin her zaman yaşandığını görmemizi sağlayan izlerdir: bunlar, O’nun koruması ve rehberliği altında yaşamak için değerli talimatlardır.
Yine Aziz Petrus, Pentekost Günü Kudüs’te yankılanan ve birinci okumada kısmen dinlediğimiz konuşmasında, İsa’yı “bu sapık kuşaktan” bizi kurtaran, İsrail evinin O’nu çarmıha gerdiğine, dolayısıyla reddetmesine de rağmen, Allah’ın Kendisi tarafından tüm halk için Rab olarak atanan kişi olarak sunar. Petrus’u dinleyenler tövbe ederler ve günahlarını telafi etmek isterler. Ne yapabilirler? Havari emin olarak şöyle der: “Her biriniz, günahlarınızın bağışlanması için İsa Mesih’in adıyla vaftiz olun, böylece Kutsal Ruh’un armağanını alacaksınız”. Alay edilen ve öldürülen İsa, Kendisiyle alay eden ve O’nu öldürenlerin kurtarıcısı olur! Bu, kimsenin hayal edemeyeceği bir sevginin büyük gizemidir.
İsa’nın Kendisi, bugünkü İncil’in sayfasında, gizemini biraz olsun anlamamıza yardım eder. Bu dünyada “çalmayı, öldürmeyi ve yok etmeyi” bilen hırsızlar ve haydutlar vardır. Koyunlar, sürü ve ağıldaki imgeler, Rab’bin bize kolayca anlayabileceğimiz bir şekilde Kendini tanıtmasına olanak tanır. Hırsızlar ve haydutlar, bekçi tarafından görülmemek için ağıldaki kapıyı aramazlar. Sesleri koyunlara yabancıdır; bu yüzden koyunlar, onları duyduklarında korkar ve onlardan kaçarlar. Oysa çoban kapıdan girer. Bu sayfada İsa, Kendini çoban olarak tanıtmadan önce kapı olarak tanıtıyor. Bu, bizim ayırt etme yeteneğimize yardımcı olur.

Kime inanabiliriz? Kime güvenebiliriz? Bize gelmek için Kendini tanıtarak kapıdan geçen kişiye güveneceğiz. İsa’nın öğretileri ile beni eğitmek veya öğüt vermek için bana gelenlerin sözlerini ciddiye alacağım: bunlar kapıdan geçtiler. İsa’ya atıfta bulunmayanları dinleyemem. Bana İncil’inkinden farklı sözler ve düşüncelerle gelen, güveni hak etmez: o, hırsız ve hayduta benzetilebilir.
İsa’nın kullandığı imge basit ama etkilidir. Sık sık en farklı insanlardan tavsiye veya yardım ararız: kendilerini unvanlar veya üniversite diplomaları ile tanıtanları ararız. Nitelikli kişilerden tavsiye istemek ve görüş almak elbette bizim için gereklidir. Peki, bunları nasıl kullanacağız? Rab’bi dinlerken, insanlardan aldığımız görüşleri her zaman “koyunların kapısı” olan İsa’nın Sözü ile karşılaştırmaya özen göstereceğiz. Gerçekten insani bilgelik, bizim için temel olan Allah’ın bilgeliğine her zaman uygun değildir. Biz bu dünyanın herhangi bir krallığının değil, göklerin krallığının üyeleri olmak istiyoruz.
Peygamber Yeremya’nın şu sözleri her zaman geçerlidir: “İnsana güvenen insan lanetlidir” ve “Rab’be güvenen insan kutsanmıştır”. İsa’nınKendisini koyunların kapısı olarak tanıtmak için kullandığı imge, O’nu bilinçli bir şekilde dinleyerek yaşamamıza yardımcı olur. Koyunları otlaklara götürmek için onların önünde yürüyen her zaman O’dur.
Bugün, İsa’ya imanlıların, aldatılma korkusu olmadan dinleyebilecekleri gerçek çobanın hizmetinden yararlanabilmeleri için dua etmemiz, hem de çok ve sürekli dua etmemiz için bir davet alıyoruz. Bize bu daveti yönelten İsa’dır: «Hasatın efendisine, hasadına işçiler göndermesi için dua edin!». Bu nedenle, Kilise’de çoban olarak seçilenlerin sadece Kapı’dan geçmeleri ve Çoban’ın canlı suretleri olmaları için dua edeceğiz. Ayrıca, İsa’dan çobanlık görevini üstlenme çağrısını alanların cesaretle ve özgürce yanıt vermeleri ve kardeşlerine kutsal bir şekilde hizmet etmek için sevinçle kendilerini sunmaları için de dua edeceğiz.
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

3rd Sunday of Easter
3ª Domenica di Pasqua
3ème Dimanche de Pâques
Kutsal Kitab’ın Okunması
1. Okuma Elçilerin İşleri 2,14.22-33; Mezmur 15 2. Okuma 1Petrus 1,17-21 İncil Luka 24,13-35
Aziz Petrus, havarilerin az önce Kutsal Ruh’u aldıkları evin önünde toplanan insanlara açık sözlü bir şekilde konuşur. Büyük bir gürültü duymuşlar ve koşarak gelmişlerdir. Şimdi tam da Rab’bi üç kez inkar etmiş havarinin cesaretle duyurduğu sözleri dinliyorlar. Tam da o, onları çarmıha gererek O’nu öldürdükleri için suçluyor. Onları bundan tövbe etmeye davet edecek, ama sonra onlara, O’nu dirilten, göklerde sağ elinde karşılayan ve O’nunsayesinde, şimdi bu haberi dinlemelerini sağlayan Kutsal Ruh’u döken Allah’ın eserini duyuracaktır.
Petrus, uzun konuşmasında Kutsal Yazılara atıfta bulunur, onları geniş ve kesin bir şekilde alıntılar. Kimden öğrenmiştir? İsa’dan öğrendi, hem O’ndan doğrudan, herkese hitap ettiği konuşmalardan, hem de Emmaus’tan dönen iki öğrencinin anlattıklarından. Uzun yürüyüşleri boyunca, kimliği bilinmeyen yolcu, Kutsal Yazılar’dan sanki günlük ekmeğiymiş gibi bahsediyordu. Ve bunlar, Rab’bin ıstırıplarını ve ölümünü, ayrıca henüz anlamadıkları ve kabul etmedikleri dirilişini anlamak için tam da yerindeydi.
Bugünün İncil sayfası bizi tam da bu olaya ortak ediyor. İsa’dan hayal kırıklığına uğramış ve diğer dostları ve kardeşleri tarafından da aldatıldıklarına ikna olmuş, üzgün ve cesaretsiz iki öğrenci, on iki kilometrelik yolu kat ederek Emmaus adlı köye varıyorlar. Yol boyunca birbirlerine ne diyorlar? İncilci bunu bizim hayal etmemiz için bırakır, ta ki başka bir yolcu onlarla konuşmaya çalışana kadar. Ona, birkaç gün önce tam da orada, Kudüs’te yaşanan olayların ardından gelen hayal kırıklığını anlatırlar. Yeni ve tanımadıkları bu yol dostu her şeyi bilmektedir: yavaş yavaş bunun farkına varırlar, çünkü o, olanların olması gerektiğini, hatta hepsinin önceden belirlenmiş ve Allah’ın isteğinin bir ifadesi olduğunu bile bilmektedir. Kutsal Yazılar yalan söylemez ve peygamberlik sözleri aldatmayan Allah’a aittir.
Bu yolcunun, ikisine söylemeye cesareti var: «Sizi akılsızlar! Peygamberlerin tüm söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!» Bunlar sert ve ağır sözlerdir. Onlar; «akılsızlar!», yani ne önemli ve kati şeyleri, ne de Kutsal Yazılar ve İsa’nın onlara söylediği sözleri dikkate almazlar, ve «inanmakta ağır davranan kişiler» çünkü bildiklerinden sonuç çıkarmazlar. Sonra da onlara Mesih’in ıstıraplarına ve ölümüne dair kehanetlerden bahseder, Musa ve diğer peygamberlerin kehanetlerinden başlayarak.

İkili, her şeyi bilen bu yabancının sıradan bir kişi, bir Ferisi ya da din bilginlerinden biri olamayacağının henüz farkında değildir. Gerçekten «inanmakta ağır davranan» kişilerdir. Yine de onu dinlemekten memnunlardır, söylediklerinin doğru olduğunu hissederler: kendilerini endişelendiren ve hayal kırıklığına uğratan tüm olayların anlamını bile açıklıyor.
O, onların kalıp onlarla yemek yeme davetini kabul eden alçakgönüllü bir adamdır.
Tam da sofrada beklenmedik bir şey gerçekleşiyor. O, ekmeği eline alır ve onların Öğretmenleri ve Rablerinin, Şabat Gününden önceki gün Aramatyalı Yusuf tarafından gömülmüş olan kişinin ellerinden gördükleri hareketleri tekrarlar.
Artık kim olduğunu biliyorlar. Daha önce fark etmemiş olmalarına kendileri de şaşırıyorlar. Ama artık O’nu görmiyorlar. O idi, peki şimdi nerede?
Yüreklerinde. Gözlerinden yüreklerine: sadece biraz yer değiştirdi. Yürek alev alev yanıyor. O’nun açıkladığı Kutsal Yazılar yavaş yavaş göğüslerinde kömürler yakmış, şimdi yanıyorlar.
Gece, ama içlerindeki ateş karanlık yolu aydınlatıyor: işte karanlıkta, sessizlikte, hızlı adımlarla yokuş yukarı yürüyorlar, o kadar hızlı ki ayaklarını hareket ettirdiklerini neredeyse fark etmiyorlar. Kudüs’te doğrudan eve gidiyorlar, orada herkesi buluyorlar. Anlatmak zorundalar ve anlatmak istiyorlar, ama diğerlerinin anlatımları onlardan önce geliyor. Hikayeler kesişiyor ve O’nun, bizzat O’nun ortaya çıkmasıyla ve sesiyle sönüyor: «Esenlik sizinle olsun!».
O gün ne oldu? Dünya artık eskisi gibi değil. Karanlık yok oldu. Sevinmek mümkün, hatta sevinmek ve bu sevinci sürdürmek gerekiyor. Yüzyıllar boyunca canlı kalan bir sevinç: hala burada, evlerimizi aydınlatıyor, acılarımızı örtüyor, günahlarımızın yol açtığı acıyı siliyor. O günün sevinci dünyadan hiç kaçmadı, aksine, onu sevme kabiliyeti ile doldurdu. O sevincin meyvesi, kurtuluştur: artık kimse kaybolmuş değildir. Herkes anlamıyor, ama umut herkesin yüreğinin derinliklerindedir.
P.Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Pavlos III, Keldani Patriği
Büyük bir sevinç ve derin bir şükranla duyuruyoruz:
Kutsal Ruh’un rehberliğinde toplanan Sinod’un kararıyla, Keldani Katolik Kilisesi’nin yeni Patriği olarak Kadasetli ve Mutlu Dünya Keldanileri Patriği Pavlos III (Emil Shimoun Nona) seçilmiştir.
Bu mübarek ve tarihi anda Rabbimize hamd ediyor; yeni Patrik’imizin Kilisemizi iman, bilgelik ve sevgiyle yönetmesi için dua ediyoruz. Tüm imanlılara birleştirici bir baba ve sadık bir çoban olmasını diliyoruz. Keldani Katolik Kilisesi olarak, bağlılığımızı arz eder, dualarımızla yanında olduğumuzu bildiririz.
Rab kendisini korusun ve hizmetini bereketlendirsin.



2nd Sunday of Easter (or Sunday of Divine Mercy)
2ª Domenica di Pasqua – della Divina Misericordia
2ème Dimanche de Pâques ou de la Divine Miséricorde
Kutsal Kitab’ın Okunması
İlahi Merhamet Günü
«Sekiz gün sonra» İsa yeniden aralarında beliriyor. İsa neden sekiz gün bekliyor? Bunu tahmin edebiliriz: Bu ikinci karşılaşmadan sonra öğrenciler her sekiz günde bir, yani her hafta, bundan böyle “Rab’bin günü” = Dominika dies (bizde: Pazar günü) adlandırdıkları günde bir araya gelmeye sadık kaldılar!
Böylece İsa’nın Kendisi Rab’bin gününün ve Hristiyanların bu günde bir araya gelmesinin geleneğini başlattı. Onlar, bunun kendi seçimleri değil, Rab’lerinin açık isteği ve daveti olduğunun bilincindeydiler. Pazar günü Ayine gidenler, sadece Kilise’nin çobanlarının bir talimatını yerine getirmekle kalmayıp, Rab İsa’nın bir arzusunu yerine getirdiklerini bilirler. Yüzyıllar boyunca, İsa’ya olan bu “itaat”, müminler tarafından bir mecburiyet olarak algılandı ve bu, onların, kendileri için ölmüş ve dirilmiş Olan’a bir sevgi eylemi yaşadıklarının bilincini ve bu eylemin neşeli niteliğini ortadan kaldırdı. Bu kutsal alışkanlığın talimatının İsa’nın Kendisi tarafından verildiğini bilenler, evet, onu bir yükümlülük olarak da yaşayabilirler, fakat aynı zamanda, bizi çeken her sevgi eylemi gibi, özgür bir yükümlülük olarak. Kilise çobanları deneyimlerinden, düzenli olmayanlarda imanın ve kardeşçe birliğin, ve onların birlikte tanıklık etme yeteneğinin de zayıfladığını gördüler: bunun için, bu günün kutlanmasının Hristiyan yaşamı için gerekli olduğunu öğretmekte ısrar ettiler.

Havarilerin İşleri kitabındaki bugünkü kısa metin, İsa’nın dirilişinden ve Kutsal Ruh’u aldıktan sonra, İsa’nın öğrencilerinin hayatının nasıl değiştiğini bize gösteriyor. Yeni alışkanlıkları kendilerine kabul ettirmektedirler. «Havarilerin öğretisinde ve paydaşlıkta, ekmeği bölmede ve dualarda sebat ediyorlardı»: Vaftiz edilmişlerdi ve bu nedenle, kazanç ve iş, zevk ve eğlenceler için endişeli alışık oldukları yaşamlarına devam etmiyorlardı. Vaftiz olmuş kişinin hayatı, içlerindeki dirilmiş İsa’nın varlığından hareketle başlar. Bu sırayla sıralanan dört eylem, imanlıların arzuladığı ve gerçekleştirdiği yeni uğraşlardır. Bunları yaşamak için sık sık bir araya gelmeleri gerekiyordu!
Havarilerin öğretilerini dinlemek, imanların zihniyetini ve vicdanını şekillendirir. Ortak bir düşünce biçimi olmasaydı, “birlik” içinde yaşamak imkansız olurdu. Ve de birlik içinde yaşamak, sevinçleri ve acıları paylaşmak için bir arada bulunmak, deneyimleri ve maddi varlıkları da paylaşmak için zamanları ayırmak, kardeşler, Baba’nın çocukları olarak birbirimizi tanımak için gerekli olan bir sevinçtir. Birlik ve paylaşım, İsa’nın Sözüne itaatle tamamlanır: «Beni anmak için bunu yapın». Aralarında yaşam ekmeğini, Mesih’in Bedenini bölerler. Bu, onları sonsuzluğa hazırlayan birliklerinin en güçlü anıdır! Bu an boyunca birlikte Rab’bi övmeye, Baba’ya dua etmeye başlarlar ve sonra, diğer anlarda ve zamanlarda da, duaya devam ederler.
Sekizinci gün, dostlarına ve kardeşlerine güvenmeyen öğrenci Tomas’ın da hazır bulunduğu gündür. Ve İsa, onu görür görmez, tam da ona seslenir. İmanı olmayanlara özgü kasvetli yüzü, Rab’bin merhametini çeker; Rab, onun isteklerine boyun eğerek, parmaklarının ve elinin Kendisine dokunmasına izin verir. Bu sınırsız merhameti gören Tomas, gururunu yenerek alçakgönüllülükle İsa’yı «Rab» ve «Allah» olarak çağırır. İmana ulaşmıştır. Artık o da diğer havarilerin sekiz gün önce aldıkları armağanların tadını çıkarmaya başlayabilir. Yoluna huzur girer, diğer On Havari’nin Peder’den aldığı aynı göreve katılır ve Allah’tan af dileyenleri bağışlamaya uygun kılan kutsal Esinini alır.
Ona karşı Rab’bin hafif bir azarı kalır; Rab, onun gibi davranmayanları kutsar: «Görmeden iman edenlere ne mutlu!». Petrus bu sözleri uzun süre hatırladı ve bunlar hafızasına kazındı. Mektubunda, İsa’yı hiç görme ve işitme fırsatı bulamamış, ama yine de, kim bilir neden, O’na iman eden, O’nun Rab ve Allah olduğuna iman eden Hristiyanlar için bu sözleri tekrarlar! Petrus’un kendisi de, Tomas gibi, gördükten sonra iman etmişti. Bu nedenle, İsa’yı görmeden O’na iman etmemize şaşırmaktadır. Bu, Baba’nın büyük bir armağanıdır! İmanımızı ve bize pek çok şekilde merhamet gösteren O’na olan sevgi dolu yanıtımızı derinleştirmek için, Tomas’ın hayranlık dolu sözlerini söylemeye devam edeceğiz: “Rab’bim ve Allah’ım!”.
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it