Kutsal Kitab’ın Okunması
1.Okuma Sirak 24,1-4.8-12 Mezmur 147 2. Okuma Ef 1,3-6.15-18 İncil Yh 1,1-18
Rab’bin Noel’ini, O’nun doğuş’unu kutlamaya devam etmekteyiz. Okumalar, hiç bir zaman tamamen anlanamayan bu gizem hakkında konuşmaktadırlar: onu tamamen anlayamamamıza rağmen onu kutlamaya devem etmek istiyoruz, Allah’ın sevgisinin hikmetini övüp kutsamak için.
Sirak Kitabı tam da onun hakkında konuşmaktadır.
Hikmet’e Allah diyor: ‘Çadırını Yakup’ta kur, İsrail senin mirasçın olsun.’. Söz, En Yüce Allah’ın Söz’ü, İsrail’in halkında beden almaktadır. Allah tarihmizde yaşamaktadır: insanlar tarafından keşfedilen ya da icat edilen dinlerin tasarladıkları bir fikir değildir.
Allah’ın tarihimize bu gelişi hakkında Aziz Yuhanna İncil’inin başlangıcında konuşmaktadır.
Başlangıçta olan, yani her şeyin temeli olan Söz, Allah idi. Dilimizin sözleri, İncilci’nin bize söylemek istediğinin bütününü söylemeyi beceremezler. ”Söz” terimi ile İncilci, Allah’ın insanlara, onları Kendi hayatına, yani Kendi sevgisine katılmak için, iletmek istediği Söz’ün içeriği hakkında konuşmak istiyor. Allah bize konuşmakla yetinmiyor, sözü ile bize Kendi hayatını, yani Kendi sevme yeteneğini iletmek istiyor.

Ve ‘vardı’ her tekrar edildiğinde geçmiş bir olayı değil de, şimdi gerçekleşen ve gelecekte olacak bir olayı anlatmak istenir. Şu şekilde tercüme etmemiz gerekirdi: ”vardı” ve var olmaya devam edecektir. O, Allah’ın yanında vardı ve var olmaya devam edecektir, ”vardı” ve hala var, ve de daima ışık ve hayat olacaktır. O, ”insan olup aramızda yaşadı” ve de bizimle kalmakta ve daima kalacaktır.
İncilci’nin İncil’in ilk satırlarında bizim için özetlemek istediği gizemin gerçeği, Yahya adındaki bir insan tarafından, Vaftizci tarafından tanıklık edilmektedir. O; ‘ışıktan”, karanlıklarda parlayan ve bütün insanların dikkatini çeken o ışıktan önce geldi. İnsanlar, Sözü’nü kabul ederek ”Allah’ın evlatları” oluyorlar ve karanlığın parçası olan hayatlarını birçoklarının faydalanabilecekleri ışığın bir ışınına dönüştürüyorlar.
İncilci Yuhanna, Matta ve Markos’tan farklı olarak, İsa’yı çocuk olarak bize göstermemektedir. Gerçekten de bizler bir Çocuk ile değil, ölmüş ve dirilmiş Olan ile yaşamaktayız. Bir Çocuğu seviyoruz, çünkü O şimdi dirilmiş olarak bizimle yaşıyor. Bizleri duyarlı ve her iyiliği yaşayabilir halde kılan bayram, Epifanya ile bitmemekte, bütün yıl boyunca devam etmektedir: Meryem’in Oğlu daima bizimledir.
Bunu Aziz Pavlus ta bize hatırlamaktadır: o, Hristiyanların İsa’ya iman etmelerinden mutludur. Onları birbirleri ile ve Mesih İsa ile birlik içinde kılan bu imandır: bu iman sayesinde kendi hayatlarının ilahi anlamını tanımayanlara özgü olan karanlığa, umutsuzluğa veya hüzne hiçbir zaman düşmeyecekler.
Allah’ın Oğlu’nun beden alması için teşekkür edelim: Allah bizimle, bizlerden biri olarak, daima bizimle. Mutlu olup teşekkür edelim: O; öğretmenlerin arasında bizi hikmetli, kibirli olanların arasında emin, etrafımızdaki karışıklarda huzurlu, üzgün ve morali bozuk kalabalıkların arasında sevinçli kılan bilgeliktir.
Teşekkür edelim ve mutlu olmamızın, sikayet etmememizin, kutsal bir geleceğe ümidimizin, kendileri büyük sayanlardan tedirgin olmamamızın nedeni bize soranlara cevap vermeye kendimizi hazır tutalım.
Şöyle cevap vereceğiz: İsa; Allah bizimle olandır, hayatı geçmişteki bir hatıra değil, güncel bir gerçektir geleceğe korkmadan bakmak için O’na dayanabiliriz!
P. Vigilio Covi
Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it
