Mesih İsa’nın Göğe Çıkışı – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1. Okuma Hav.İşl. 1,1-11 Mezmur 46 2.Okuma İbr. 9,24-28; 10,19-23 İncil Lk. 24,46-53

Aziz Luka İsa’nın Göğe Çıkışı ile İncil’ini tamamlamakta ve aynı olayla “Havarilerin İşleri” Kitabına başlamakta. Bu gizem İsa’nın Dirilişi ile Pentekost arasında gerçekleşmekte. Yani Rabbin ölümü yenmesi ve Kutsal Ruh armağanının gelmesi arasında İsa’nın Baba’nın sağına kabul edilmesinin gizemi gerçekleşmekte. İşte bu sebepten dolayı bize Ruh’unu yollayabilmekte! İsa böylece biz zavallı günahkarların kutsallaşmasını ve ilahlaşmasını gerçekleştirmekte. Bu Gizem, o zamanki Havarilerin ve halen günümüzde tüm Hristiyanların sorularına cevap veren bir gizemdir: “Rabbimiz, Öğretmenimiz şimdi nerede? İsa nerede? O mademki ölüler arasında değil, dirildi, niçin O’nu hiç görmüyoruz?” İşte cevap: O şimdi, Allah’ın olduğu yerde! O, Baba’nın dünyanın yaratılmadan önce olduğu şanda, O’nunla birlik içinde, çünkü O da Allah! Bu güvence bizler için sevinç ve huzur kaynağıdır. İsa’ya inanmış olmak ve iman etmek bir illüzyon değildir, yaşamımızı kutsal ve güvenli kılmaya devam etmekte, İncil gerçeğini sabitlemekte, yürüyüşümüzü haçla devamlı gölgelense de güçlü kılmakta. Hatta haç, günümüzü aydınlatan, yönlendiren, değerlendiren ışık olmaktadır.

The Ascension. From Illuminated Armenian Gospels with Eusebian canons
The Ascension. From Illuminated Armenian Gospels with Eusebian canons

İsa göğe çıkarken Havarileri kutsuyor. Onları kutsarken de onlara önemli bir görev veriyor, hatta tüm dünyaya gitmelerini emrediyor. Artık onlar İsa’yla hep birlikte tek bir yerde kalmamalılar. Her yere gidip O’nun Allah’ın yanında olduğunu bildirmeliler. Bu sebepten de herkese Baba’nın sevgisinin İsa’da gösterildiğini söyleyecekler. Böylece kin ve kötülük dolu bu dünyada yeni bir çağ başlatacaklar: Sevgi çağını ve sembolü haç olacaktır. İnsanlar Allah’ın onları sevdiklerini bildiklerinde yaşamlarının sadece severek değer kazandığını anlayacaklar, yaşamın anlamının sevgide saklı olduğunu anlayacaklar ve yaşamlarını sunmaya başlayacaklar. İsa’nın göğe çıkışı Kilisenin misyonunun başlangıcıdır, dünyanın değişmeye başlamasının başlangıcıdır. İsa’nın Sözünün vardığı yerlerde ve O’nun ilahiliğinin tapınıldığı yerlerde dünya ne kadar çok değişti. Rabbe itaat eden öğrencilerinin vardıkları yerlerde ne kadar çok acı giderildi! Göğe çıkmış İsa’nın müjdelendiği yerlerde ne kadar çok sevgi ve barış etkinlikleri gerçekleşti! 

İsa Baba’nın sağında iken de O’nu sevenleri, kendi çıkarlarından uzaklara gidip İsa’ya olan imandan gelen yeni ve ebedi yaşamı vermek için yola çıkanları, “görmeye” devam etmekte. Kilise huzursuz ve acı çeken dünyaya, hatta kötü ve başkalarının acılarından zevk alabilen dünyaya ışık, yaşam ve her küçük adımın ebedi anlamını görme kapasitesini vermekte. Kilisenin misyonu halklara zarar vermiyor, tersine mahvolmaktan kurtarıyor, üyelerinin hapsolmalarını engelliyor, onların birlik, sevinç, gelişme ve huzur cemaati olmaları için yardım ediyor.

Bugünkü gizemden mutlu olalım ve Kilise’nin sadece tamamı olarak değil İsa’yı seven her bir üyesinin görevi için sevinelim: görev, O’nu başkalarına tanıtarak yaşamalarını sağlamak ve dünyaya barışı yaymaktır! 

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya Devresi 6. Pazar Günü C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Hav.İşl. 15,1-2. 22-29 Mezmur 65 2.Okuma Vahiy 21,10-14.22-23 İncil Yh. 14,23-29

Biraz önceki okumada Allah’ın insanlara armağanı olan gökten inen, kutsal Yerulaşim’in tasvir edilmeye çalışıldığını dinledik. O, yüksek ve güçlü duvarlarla çevrili ama kapalı değil. Her tarafından içeri girilebilir, ama kapılardan geçme şartıyla. Bu kapılar meleklerce korunmakta ve İsrail halkının on iki atasına bağlıdırlar, tüm şehir ise on iki havariyi hatırlatan on iki temele dayanmakta. Bu şehrin şimdiki ve gelecekteki sakinleri, ataların Allah’a ve havarilerin Rableri İsa’ya itaatinden faydalanmaktalar. 

Bu şehre girip yaşayanlar, İsrail halkının ve Kilise’nin yaşam meyvesini alırlar. Bunun için onlar Kilise’nin açtığı kapılardan geçmeyi kabul ederler, yani, Kilise’nin, onlara barış ve sevinçli bir yaşamı, koruma ve sabitliği sağlamak için verdiği kuralları kabul ederler. Şehrin kurallarına havariler yaşamlarıyla tanıklık ettiler: İsa’ya şartsız sevgi, Baba’nın armağanı Kutsal Ruh ile birlik, karşılıklı hizmet, tüm insanlık için en gerçek ve derin sevgi göstergesi olan İncil’i devamlılıkla yaymak için çalışma. 

Bu şehrin kendi ışığı vardır, güneşe, ateşe benzer bir ışık: Kuzu, herkes yönünü bulup kendisinin ve diğerlerinin kimliğinden faydalanabilsinler diye devamlılıkla aydınlatan ışıktır.

Kuzunun ışığı; zor, ama kardeşlerin birliği için değerli seçimleri yapmakta havarilere rehberlik etmiş ışık idi. Havarilerin İşleri Kitabı bize bunun örneğini gösterir. İmana varan İbraniler ve putperestler arasında birlik içinde yaşamakla bazı sorunlar çıkmıştı. İbraniler, putperestlerin vaftizi almadan önce Musa’nın kanunlarını da kabullenmelerini istiyorlardı. Havariler Kutsal Ruh’un onları aydınlatmasıyla karar verdiler. Onlar; İsa’nın Musa’nın kanunlarını tamamladığını kabullendiklerinden dolayı, Kilise’nin birliğinin içinde yaşanan Allah’ın Oğluna imanın, kurtuluşumuzu gerçekleştirmesi için yeterli olduğuna ve başka hiçbir şeye gerek olmadığına karar verdiler. İsa tek kurtarıcımızdır: bizi ölümü ve dirilişi ile kurtarmış olan O’dur. 

Kutsal Ruh havarilerin hikmetli ve cesaretli kararlar almalarını sağladı. İsa, acı çekmeden önce Ruh armağanını göndereceğine söz verip tam da Teselli Edicinin onları gerçeğin doluluğuna, yani her zaman karşılaşacakları hep yeni durumlarda Baba’nın sevgisini tanıyabilmelerini sağlacağını söylemişti. 

Günümüzde de dünyamızın yaşamamıza zorladığı yeni ve zor durumlarda Ruh, çobanlarımızı, episkoposlarımızı gerçeği, yani Allah’ın sevgisinin gereksinimlerini söylemek için aydınlatır ve yöneltir. Kutsal Ruh’un bizlerin ve Kilise’nin içerisinde daima kalması için İsa’ya karşı devamlılıkla sade ve kararlı bir sevgiyi beslemeliyiz. Bunu bize O’nun Kendisi tembihledi: “Beni seven sözüme uyar, Babam da onu sever. Biz ona geleceğiz ve onunla birlikte yaşayacağız”. 

İsa’yı sevdiğimizde içimizde O’nun ve Baba’nın varlığını tadabileceğiz! Onlar; ışık, gerçek ve yaşamlarının tüm zenginliği ile, sevgilerinin kuvveti ile, Ruhlarının hikmeti ve gücü ile içimizde olacaklardır.

İsa’yı sevmek barışımızın ve gücümüzün sırrıdır. İsa’yı sevmek birlikte yaşamayı başarmamızın sırrıdır. İsa’yı sevmek ailelerimizin sabitliğinin garantisidir. O bize ısrarla kendisini sevmemiz gerektiğini söylemekte, çünkü bunun yaşamımızın güzelliği olduğunu bilmekte. İsa’yı sevdiğimizde Allah’ın sevgisinin gücü içimizde hareket eder ve tüm dünyanın değişmesi ve yeniden yaratılması için içimizden taşar.

Rabbim İsa, seni seviyorum! Sen benim yaşamımsın, sen insanların şehrinin temeli ve ışığısın! Benim de içine girebilmemi ve tüm imanlılarla barışı ve birliği tadabilmemi sağla!

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Paskalya Devresi 5. Pazar Günü – C Yılı

Litürji

Kutsal Kitab’ın Okunması

1.Okuma Hav.İşl. 14, 21-27 Mezm 1442. Okuma Vahiy 21, 1-5 İncil Yh. 13, 31-33. 34-35

Allah’ın hükümranlığına girmek için birçok sıkıntılardan geçmek gerekiyor”. Bu sözlerle Pavlus ve Barnaba kendileri tarafından oluşturup toplanan cemaatleri eğitiyorlardı. Onlar yeni Hristiyanlara güzel ve rahat bir yaşam sözü vermiyorlardı, zaten İsa da hiçbir zaman böyle bir söz vermedi. Tam da İsa açıkça şöyle dedi: “Benden nefret ettilerse sizden de edecekler” ve“sizi de kovacaklar, zülüm edecekler, yargıç ve hakimlere teslim edecekler”. Ama şunu da ekledi: “Size benim yüzümden hakaret ettiklerinde sevinin ve coşun!”. 

Sıkıntılar Hristiyanların yaşamının bir parçasıdır. Biz de imanımızı biraz ciddiyetle yaşamak istediğimizde bunu keşfediyoruz. Her gün, ciddi haberler ve eğitici eğlenceler görmek için ödediğimiz televizyon, imanımız için zararlı ne varsa yüzümüze çarpmakta, bize ve çobanlarımıza karşı incitici sözler ve hakaret duyurmakta. Evlerimize taşıdığımız ve çocuklarımızın eline de geçen gazete ve dergiler için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. 

Allah’ın hükümranlığına girmek için birçok sıkıntılardan geçmek gerekiyor”. Aziz Pavlus bunu söylerken bazı şehirlerden kovulmuştu bile, Şam’dan da kaçmak için duvarlardan bir sepet içinde indirildi ve Listra’da (Hatunsaray) taşlandı, hatta öldürüldüğü zannedildi. Daha sonra da zulüm görecekti ve hapislerde acı çekecekti ama bunu daima Rabbi Mesih İsa’ya sadık olduğundan sevinçle karşılayacaktı.

Bugünkü İncil metni İsa’nın acı çektiği özel bir anı hatırlatır: Yahuda, Paskalya yemeğinden ayrılır. Oradan çıkarak diğer havarilerle birliği, özellikle de İsa ile birliğini bozar. 

Yahuda ne yapacak şimdi? Ne olacak ona? İsa Yahuda için ve kendisi için acı çeker. Acı ve ölüm anının artık yaklaştığını hisseder. Onun için bu an en büyük sevgiyi göstermenin zamanıdır ve dolayısıyla Baba’yı ”yüceltebileceği” andır! Bu sevgisiyle kendi ilahi büyüklüğü belirecektir. 

O, ölüme girecektir: bu an ona ait olanların onu takip edecekleri an değildir, ancak her an O’nun yaptıklarını yapmak için geçerli andır, yani Baba’nın sevgisini göstermek için zaman daima uygundur. Bunu İsa’nın öğrencileri, birbirlerini İsa’nınki ile aynı sevgi yoğunluğu ile severek gerçekleştireceklerdir. 

Birbirlerini sevmek ne demektir? Sadece başkalarını sevmek değildir: bu sevgi, kendimizi iyi, hak eden, daha iyi gibi hissetmemizi sağlayan gururumuza yönelik bir dürtü olabilir. 

Birbirimizi sevmek kardeşin sevgisini kabul etmektir, ona değer vermektir, bana karşı davranışlarını sevgi olarak saymaktır. Kardeşlerimin bana yaptıkları Allah’ın bana sevgisidir, hoşuma gitmiyorsa da, bana acı veriyorsa da bu böyledir, çünkü Rab bana neyin iyi geldiğini bilmekte. Birbirini sevmek her şeyden önce kardeşlerin dikkatine ihtiyacımızın olduğunu alçakgönüllülükle kabul etmek ve onları kendimden üstün görmektir. Onları bana olan Allah’ın armağanı olarak sayıyorum. 

Mademki İsa daima herkesi sevdi, biz de O’na bakarak herkesi seviyoruz. “Niçin seviyorsun?” sorusuna da daima şöyle cevap vereceğiz: “Çünkü İsa bizi sevdi”, “Çünkü İsa seni de beni de sevdi”. Sevilmeye layık olan O’dur. 

Birbirimizi severek İsa’nın şanını göstereceğiz, bizler de onun öğrencileri sayılacağız. Bizi Rab’bin öğrencileri olarak gösteren ve başkalarından ayırt eden, sözlerimiz ve dualarımız değil, konuşma şeklinde bile, duada, özellikle de birbirimizi dinlemeye ve yardıma hazır olmamızda açıklanan birbirimize olan o bağlılıktır.

Birbirimizi sevmek elbette çok güzeldir, ama pahalıdır! Eğer denediysen bunun pahalı olduğunu bilmektesin. Bu, bizi hükümranlığına kabul etmesi için Rab’be sunduğumuz ilk sıkıntıdır. Karşılıklı sevginin getirdiği sıkıntı, bizi sevince boğacaktır, bir sevinç ki diğer bütün sıkıntılardan gelen gözyaşlarını, bize karşı kütü konuşanlardan ve imanımıza karşı haksızlıklar yapanlardan gelen gözyaşlarını da silecektir.

P. Vigilio Covi

Sorelle Fraternità Gesù Risorto – Konya
miriam@cinquepani.it

Kutsal Papa XIV. Leon Hazretlerinin Biyografisi

Robert Francis Prevost, 8 Mayıs 2025 tarihinde Katolik Kilisesi’nin 267. Papası olarak seçildi. Papa olarak kendisine XIV.  Leon  XIV adını seçmiştir.

14 Eylül 1955 tarihinde Chicago’da doğdu. Çocukluk ve gençlik yıllarını Amerika Birleşik Devletleri’nde geçirmiş, önce Augustinian Pederler’in küçükler için rahip okulunda, ardından da Pennsylvania’daki Villanova Üniversitesi’nde eğitim görmüştür. 1977 yılında Matematik bölümünden mezun oldu ve Felsefe okudu. Aynı yılın 1 Eylül’ünde St Louis’de, Chicago’daki Nostra Signora del Buon Consiglio bölgesinde St Augustine Tarikatı’na (OSA) girdive 2 Eylül 1978’de ilk yeminini vermiştir. 29 Ağustos 1981’de nihai yeminini verdi.

Eğitimini Chicago’daki Katolik Teoloji Birliği’nde aldı ve Teoloji bölümünden mezun oldu. Ve 27 yaşındayken üstleri tarafından Aziz Thomas Aquinas Papalık Üniversitesi’nde (Angelicum)
Kanonik Hukuk okumak üzere Roma’ya gönderildi. Urbe’de 19 Haziran 1982’de rahip olarak atandı.

1984 yılında lisansını aldı ve ertesi yıl Chulucanas, Piura, Peru’daki Augustinian topluluğuna gönderildi (1985-1986).

1988 yılında, Chulucanas, Iquitos ve Apurímac papazlık bölgelerinden Augustinian adayları için ortak formasyon projesinin yöneticisi olarak yine Peru’da bulunan Trujillo’daki göreve katıldı. On bir yıl boyunca cemaatin Başrahipliği (1988-1992), Formasyon Direktörlüğü (1988-1998) ve papaz adaylarının öğretmenliği (1992-1998) ve Trujillo Başepiskoposluğu’nda Adli Vekillik (1989-1998) ve “San Carlos ve San Marcelo” Büyük Ruhban Okulu’nda Kanonik Hukuk, Patristik ve Ahlak Profesörlüğü görevlerinde bulundu. Aynı zamanda, daha sonra St Rita (1988-1999) adıyla şehrin yoksul kenar mahallelerinde bir cemaat olan Nostra Signora Madre della Chiesa’nın pastoral sorumluluğu ile görevlendirildi ve 1992’den 1999’a kadar Nostra Signora di Monserrat’ın cemaatlerden sorumlu başrahibi oldu.

1999 yılında Chicago’daki Augustinian Madre del Buon Consiglio” Episkoposluk Bölgesi  Yardımcı başrahip görevine getirildi. İki buçuk yıl sonra Aziz Augustinus Tarikatı Olağan Genel Bölümünde kardeşleri onu başrahip olarak seçtiler ve 2007 yılında ikinci bir dönem için görevini onayladılar.

Ekim 2013’te Chicago’daki Augustinian Bölgesi cemaatine geri döndü ve St Augustine manastırında Formasyon Direktörü, birinci meclis üyesi ve bölge temsilcisi olarak görev yaptı; Papa Franciskus 3 Kasım 2014’te kendisini Sufar unvanıyla episkopos ve Peru’nun Chiclayo episkoposluğunun Havarisel Vekili olarak atayana kadar bu görevlerini sürdürdü. 26 Eylül 2015’te Arjantinli Papa tarafından Chiclayo Episkoposu olarak atandı.

30 Ocak 2023’te Papa onu Latin Amerika Papalık Komisyonu Başkanı ve Episkoposlar için Bakanlığın prefettosu olarak  Roma’ya çağırdı ve başepiskoposluğa terfi ettirdi. Ve aynı yılın 30 Eylül tarihli Konsili’nde onu kardinal yaparak Santa Monica diyakonluğuna atadı.

Aynı yılın 30 Eylül tarihli Konsili’nde onu kardinal yaptı ve Azize Monica diyakonluğuna atadı.